3 Kasım 2011 Perşembe

2 Kasım 2011 Çarşamba


"neydin sen! bir rüzgâr mıydın da, şöyle bir esip geçtin? yapraklarını döküp dallarını kırdın içimdeki duygu çınarının! yüreğime ebediyyet arzusunun çekirdeğini bıraktın; bedenim alev alev tutuştu böylece. sonsuz hayat, az ötede dikilip duran müşahhas bir varlık kadar yaklaştı ruhuma.

neydin sen! bir ışık demeti miydin de rabbim bu demeti, çok güzel yarattığı nâdide bir kalıp içinde sundu bana? bir ayna mıydın ki, gözlerimi kaybettim içinde ve şimdi ne seni, ne de kendimi görebiliyorum? neden bir an, pencerelerine varana değin açtın bana gönlünü? sonra bir başka diliminde zamanın, esrarlı bir havaya bürünüp kapılarını bile kapattın yüzüme!

yoksa mevcut değil miydin? kuru bir ısırgan dalı mı sarstı beni? ebediyyete yönelik sevgi ve hasrete susamış kalbim, aslında mevcut olmayan seni, bu kuru ısırgan dalında hissedip de, aşka mı geldi? şimdiye değin yaşadıklarım, körebe oynayan bir romantizmin köpükleri miydi?

neydin sen?! gökten avuçlarıma düşen bir damla su mu? kalbimin yangını bütün hücrelerimi sarınca buharlaşıp kayboldun. sonu gelmeyen bir heyecan mıydın ki kendi ellerimle hazırladım sonunu? yoksa bu zavallı gönlümle yıkılmaz bir kule olarak mı algıladım seni ve sen bir kuş tüyü olarak uçup kayboldun gökyüzünde?

bir şiir miydin? içimi doldurdun gizemli mısralarınla, intizârınla. şimdi her mısra boşluğa asılıp kaldı, yapayalnız..

bir masal mıydın, kuşların geceleyin ruhuma anlattığı? bir efsane miydin,çağların ötesinden kopup gelen? yoksa bulutların kulağıma fısıldadığı bir nağme miydin?

seninle farkına vardım içimin ücra köşelerinin. karanlıklar içinde bırakılmış onurumuzu kurtarmak için bilendim seninle. kıskacına sıkıştığım fasit bir daireyi, sathî endişeler çemberini kırdım sayende. sayende adımlarımı yeniledim. ince bir alev gibiydin ama o alev bir yığın dinamiti ateşleyecek güçteydi..

neredesin şimdi? hangi tomurcukta? hangi iklim ve mekanda? bu günde mi, dünde misin? hayalde mi düşte misin? dağlara bakıp seni hatırlıyorum, yollara bakıp seni! dünyamı menekşe renginle bürüyüp kayıplara karışmasaydın, dağlar bana acıyarak bakmayacak, yollar gözümün yaşını silmeyecekti. sana bir yabancı gibi uzaktan seslenmek yerine, yüreğimde ağırlayacaktım seni. aaah bir kaldırabilseydim simsiyah perdeleri! yolları yumak yumak sarabilseydim avuçlarımda! dağları devirebilseydim! hepsinden daha da önemlisi, çıkarabilseydim sırtımdan hicran gömleğini? vuslatı yudumlayabilseydim!

aaah, ah!

bazen bir yağmur damlasının, bir çiçek yaprağının, bir rüzgâr perisinin bakışlarında buldum o mağrur, dimdik ve tavizsiz tavrını. sesin bazen ıssız bir köşede yankılandı defalarca, yılmadan ve dikkatle dinledim seni.

fevkalâdeydin..

anlayamadığım şu ki, benden başkaları niçin bunun farkına varamayıp, sendeki mücerred câzibeyi görmüyorlar? fakat biliyorum ki, ne her sevgili leyla'dır; ne de her yürek mecnun'a aittir.

ah bir yeterince anlayabilseydin beni! ne bir âyinden arta kalan duygu kırıntısı, ne de bir şehrâyinden sızan aldatıcı ışıktır sevgim!..."

Nurullah Genç-İntizar

1 Kasım 2011 Salı

viya!


şahane bişi buldum..Barış Demirel'i duymuştum bi zaman önce..Grubunun adı Viya -dalgalara karşı yapılan vücut sörfü tekniği demekmiş-Adamlar doğaçlama müziği seviyorlar ve geçtiğimiz yaz aylarında 'Barıştık Mı - Göstembil Project' isimli bir proje yapmışlar..ve diyorlar ki ;
Yaşamak için çalışıp, çalışırken de ölüyoruz. Müzik burada o ölmeyi geçiştiriyor bizim için."
Ne güzel demiş..
Size de Gevende'yi hatırlattı de mi?





Hımm Viya'nın EP albümü sitelerinden bedava indirilebiliyor..Onların deyimiyle indiragandi yapınızz..

www.viyaband.com/dinleee.htm


viya şarkıları negzel...oyuncaklar ülkesi daa da güsel..

31 Ekim 2011 Pazartesi

Pasli demir kapinin uzerinde bir tirtil..kapinin konuklugunda beyaz tek katli bir evcik..evin beyaz badanasinin uzerinde hic gormedigimiz pembe panjur..pembenin yumusacik isigi vururken yataga,yatagin icinde bir ten..omrumu bir cirpida yollarina serecegim o ten..efendimin gul kokusu...

30 Ekim 2011 Pazar

















29 Ekim 2011 Cumartesi

yazmıyordum...

artık yazcam...


neler yaptım?

Uçurtma avcısı'nı okudum Khaled Hosseini'nin..Ağladım çok pis sonunda.


Almodovar filmi izledim,Volver'i..Çok sevdim,çok güseldi..en güzeli penelope cruz'du..Hastasıyım..Esprili bir kadın filmiydi..rengarenk..


Vouge'a gittim ayıptır demesi..deniz mahsülleri spagetti yidim yine..napim?çok sefiyorum..

Şirine kreşe başladı..İlk iki gün uçarak gitti baktı sonna devamı gelcek mızmızlandı..


burası işte;

http://www.aydinkres.com.tr/

çok güzel bi okul..Bahçesi falan kovacan..Bi de okulun önünde kıpkırmızı bi vosvos var..Bahçesinde yani..Süs yapmışlar,öyle şeker ki..Şirinin en sevdiği arabadır vosvos..Tesadüf işte..

Evime internet bağlattım..Wınn vardı ama o kadar yavaş ki..İğrençç!Telefon kablosunu kesmiştim işgüzarlık yapıp ptt
den gelen abi eline sağlık ne güzel kesmişsin diye kızdı bana..hiç sesimi çıkarmadım..sessizce başımı öne eğip ağlak gözlerle baktım o'na..hızlarına hayran kalmamak mümkün diil..aynı gün sabah başvurdum akşamüstü internet açılmıştı..enteresan bittabi..tebriks..

kalecik karası üzümünden hiç şarap tatmamıştım..güzelmiş..

saçlarım uzadı azcık..çok uzatmicam ama acık daha uzatcam..

hep film aldığım dvd'ciye her üç filmden birinde saydırıyodum..len hep mi yannış çıkar filmler yafu?Artık orda kontrol ettirmeyi akıl ettim de daha az küfür ediyorum..te allam ya!!


diz üstünde gri yün çorap aldım kendime..düz çizmenin içinde kısa eteğin altında nası durcak bakalım..seviyorum o kombini..

beşiktaş-fenerbahçe maçı ne şaane maçtı ya di mi?




çok uykum var..yoruldum azcık..

anneannem için dua edeceğiz yarın..

özledim.

4 Ekim 2011 Salı

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler ,tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.

Hayyam'dan..

Berin'in muhteşem deniz canlıları spagettisi :) allam bayıldım..aldım tarifini vercem..






Fenerbahçe'de herşey güsel..







































3 Ekim 2011 Pazartesi

29 Eylül 2011 Perşembe

Sema'nın yeni albümü çıkmış..Hemen alınmalııııı!!!!!!


27 Eylül 2011 Salı

bugünün şarkısı uzun zamandır dinlemediğim şaanee müzik yapan, balkan türküleri söyleyen, her dinlediğimde bünyede kelebek kanadında uçuyormuş hissi uyandıran gruptan...



bişi dicem..çok romatik bu..Uğur Yücel hayat arkadaşı Derya Alabora'yı yazmış..Derya Alabora Uçan Süpürge Kadın Filmleri festivalinde 'Onur Ödülü'nü alacakmış ve sevgilisi Uğur Yücel Alabora için çok hoş bir yazı kaleme almış..hiç bir yoruma izin vermeyen incelikte..

"Hırçın Kız'a...

30 yıl önce tanıdım onu. Bizim Tef Kabare Tiyatrosu'nun sahnesinde 'Hırçın Kız' çalışmışlardı. Vaktiyle bir arkadaşımla oynadığımız 'Hırçın Kız' çok sükse yapmıştı okulda. Mezuniyetimizden sonra da konuşuldu. Aynı sahneyi oynayacaklardı. Bana gelmişlerdi. Mizansenimizi gösterdim. Sahnenin duygusunu anlattım. Kimi zaman karşılıklı oynayarak prova geçtik onunla. Utangaç, güzel bir kız olarak hatırladım sonrasında onu ama deftere yazmamıştım. Demek yıllarım bu Hırçın Kız'la geçecekmiş. Bilmiyordum.

Başından fışkıran deli kızıl saçları, çilleri... Güzel sevda... Suskunluğunun altında şelaleler akan tutkulu aşık delişmen kızlar gibiydi. Anne olduktan sonra da durup oturmadı aslında. Sülalede Selanikli bir deli büyükanne olmalı ki bu kızı anlayalım. Varmış da zaten. Öte yandan yemiş bitirmiş bir olgunluk...

Lezzetli ev yemekleri pişiren, eğlenceli, anaç, düşkün dostu, adaletli, gece geç saatlerde barını kapayıp tek başına kaybolup giden kavi Slav kadınlarına benzer. Sadakatle kulis lambaları karşısında makyajını silip artist barlarında kadeh parlatan inceden kibirli yeri pek kolay dolmayacak esrarengiz karakter oyuncularında, Hanna Schygulla'nın uzun koridorlarda Lili Marleen yürüyüşünde, Cahide Sonku'nun efkarında, Liza'nın kabaresinde, Sally Bowles azgınlığında, kuzey ülkelerinden gelmiş ve aniden karlar altında yok olup gidecek Femme Fatale bir yosmada, Persona'nın çıkmaz sokağında, bir balkan çingene alayının ortasında elinde şarap şişesi dört kol çengi bir karnavalda, kış günü hayranlıkla sevdiği oğlunun boynuna atkısını sararken gözleri nemlenen her annede, belalı bir sevgilinin peşinden yıllarca şehir şehir alem alem dolanan yaralı her pavyon şarkıcısının suretinde gözükür.

Küçücük bir kız çocuğundan, elinde votkasıyla kaşarlanmış eski zaman kadınlarına kadar uzanan sessiz bir klavye. Duymadığınız içli sesiyle kederli bir şarkı... Yakınındayken özlenen kadındı. Bende benim de bilmediğim, bilip de görmediğim, savurup attığım her duyguya, yırtılmış her kağıt parçasına hayranlıkla baktı. Aşığına bakar gibi.

Gencecik çilli kırmızı

Kekik kokulu adaların rüzgarlı tepelerinde başını bağrıma yaslarken yüreğimin titrediği gencecik çilli kırmızının aşk üzerine yazdığımda koyu bir ilhamla yeri baki. Canımın ta içi oğluma her sarıldığımda ciğerime dolan bahar kokusunda da.

Bir yerlere kaybolursam ruhum dolu, oğluma ilelebet hasret, ona minnet ve şükranla giderim bu dünyadan. Hırçın Kız'a..."

***Eylül sonu-ekim ayı sanat severleri oldukça memnun edecek aylar gibi..Bi de artık havalar soğuyor..Artık zamanı geldi zira yazın sıcakta terleye terleye sanat olmaz..mış gibi geliyor..hani şapkanı takarsın fularını sararsın..hava soğuktur ve sinemadan çıkar filmi tekrar izlersin aklından..

***İstanbul'da 12.İstanbul Bienali başladı bile..17 Eylül 13 Kasım tarihleri arasında 5 karma sergi ve 50'den fazla kişisel sunum buulunuyormuş..İlgilenirseniz web adresi; http://12b.iksv.org/tr/sololar.asp?c=2

***Bayan yanı dergisi kadınlara özel bir dergi (elbette erkekler de okuyabilir) 20 kadın mizahçı hazırlıyor dergiyi...Son sayısında Hakimler ve Savcıların iş yükünün azaltılması için tecavüzcüleriyle evlendirilmesi önermesini kapağındaki karikatür ile anlatmış.Sanıyorum değerli! hakim ve savcılar biz öyle demedik biz şöyle dedik gibi saçmasapan bir açıklamada daha bulunmuş ama orada ciddi bir problem var ve nasıl çözülebileceği (bu insanların kafa yapılarını değiştirmeden) bilmiyorum..




**Eddie Adams ünlü bir fotografçı..Çok ünlü..Ünü Vietnam savaşı sırasında çektiği -nasıl tanımlayacağımı bilemiyorum-fotograflardan geliyor..Bu fotograf bambaşka bişi ararken çıktı karşıma ve siz de mutlaka rastlamışsınızdır bi yerlerde..Hikayesini biliyor musunuz peki?
Fotograf Vietnam Halk Ordusu tarafından Güney Vietnam ve Amerikan askerlerine karşı başlatılan ve Tet Offensive olarak bilinen saldırıda çekilmiş Adams tarafından..Fotograftakiler Güney Vietnamlı general N
guyen Ngoc Loan sürüklediği Viet Conglu yüzbaşı Nguyen Van Lem..Yüzbaşı bu fotograf çekilirken yaşamını kafasına giren kurşun sebebiyle kaybediyor..Bir insan böyle bir deneyim yaşar ve sonra hayatına "sağlıklı"nasıl devam eder? Aslında biz de bu topraklarda her gün gözümüzle görmesek de cinayetlere tanıklık etmiyor muyuz? Ve siz "sağlıklı"olduğumuzu mu düşünüyorsunuz?



25 Eylül 2011 Pazar




bazen eski sözcüklere bakmaz mısın
nasıl küçük nasıl zararsızlar oysa
orda ne yalanlar ihanetler gizlidir
korkma, bir daha gelmem üstüne

çünkü ben kayboldum, geri dönmem imkansız
hem uzak hem hoyrat senin ülken
çünkü ben kayboldum, geri dönmem imkansız
yine de mutluyum

bazen eski defterleri açmaz mısın
onlar masum duran o saklı sayfalar
pistir ve temizdir sadece laf vardır orda
bir daha gelmem üstüne

her şeyi, her şeyi bıraktım
artık çok mutluyum

23 Eylül 2011 Cuma








Ortala

22 Eylül 2011 Perşembe

bu filmi mutlaka izleyiniz..RİO..biz Şirine ile sinemada üç boyutlu islemiştik..Kuşlar üzerimizden uçuyordu sanki..şimdi evde isliyoruz..çok güzell...

17 Eylül 2011 Cumartesi



şinci gidiyorsunuz fenerbahçe parkına alıyorsunuz şaraplarınızı,yiyecek bi sürü şey sonna denize karşı oturuyorsunuz banklara ya da artık çimenlere..önce güneşi batırıyorsunuz sonna yıldızlara baka baka demleniyorsunuz..bi sürü de arkadaşınız varsa etrafınızda..deli gibi ota boka da gülüyorsanız güzel bir gece geçirmişsiniz demektir..






seni seviyorum...




fenerbahçe parkında erkek muhabbeti..





yannız pis kıskanırım heee!!



Fırat'ın annattığı hikaye çok kominkti yafu..eh tabi arkadaşı zannedip kaç arabaya komik komik hareketlerle -ki isledim hakkaten abidik hareketler, otostop çekersin ki...?




artizzzlerrrr!!!


Rüzgarda benimle idi..her zaman..




Shape Of My Heart  He deals the cards as a meditation  And those he plays never suspect  He doesn't play for the money he wins  He doesn't play for the respect  He deals the cards to find the answer  The sacred geometry of chance  The hidden law of probable outcome  The numbers lead a dance   I know that the spades are the swords of a soldier  I know that the clubs are weapons of war  I know that diamonds mean money for this art  But that's not the shape of my heart   He may play the jack of diamonds  He may lay the queen of spades  He may conceal a king in his hand  While the memory of it fades   I know that the spades are the swords of a soldier  I know that the clubs are weapons of war  I know that diamonds mean money for this art  But that's not the shape of my heart  That's not the shape, the shape of my heart   And if i told you that i loved you  You'd maybe think there's something wrong  I'm not a man of too many faces  The mask i wear is one  Those who speak know nothing  And find out to their cost  Like those who curse their luck in too many places  And those who smile are lost   I know that the spades are the swords of a soldier  I know that the clubs are weapons of war  I know that diamonds mean money for this art  But that's not the shape of my heart  That's not the shape of my heart    Kağıtları bir meditasyon olarak dağıtıyor Ve onlarla oynarken hiç şüphe etmiyor Kazandığı para için oynamıyor Saygı için oynamıyor Kartları cevabı bulmak için dağıtıyor  Şansın kutsal geometrisi Muhtemel sonucun gizli kanunu Sayılar bir dansa öncülük ediyor Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları Biliyorum ki sinekler savaş silahları Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek  Ama hiçbiri kalbimin şekli değil Karo valesini oynayabilir Maça kızını serebilir Elinde bir papaz gizleyebilir Onun hatırası solarken  Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları Biliyorum ki sinekler savaş silahları Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek  Ama hiçbiri kalbimin şekli değil Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil Ve eğer sana seni sevdiğimi söyleseydim Birşeylerin ters gittiğini düşünebilirdin  Ben çok yüzü olan biri değilim Takdığım maske bir tanedir Konuşanlar hiçbir şey bilmiyor Ve hayatları pahasına öğreniyorlar Çok fazla yerde şanslarını lanetleyenler gibi Ve korkanlar kayıp şimdi  Biliyorum ki maçalar bir askerin kılıçları Biliyorum ki sinekler savaş silahları Biliyorum ki karolar bu sanat için para demek Ama hiçbiri kalbimin şekli değil  Hiçbiri kalbimin şekli, kalbimin şekli değil

16 Eylül 2011 Cuma

derdim nice bir sînede pinhân ederim ben
bir âh ile bu âlemi vîrân ederim ben

cem'iyyet-i ağyarı ger etmezse perîşân
çerh-i feleği aksine gerdan ederim ben

yâr olmayıcak zehr-i sitemdir bana bade
bilmem nice def-i gam-ı hicran ederim ben

güya ki olur dîdelerim mâden-i yakut
her gâh ki yâd-ı leb-i canan ederim ben

bu hâl ile avarelik el verse bana ger
baştan başa dünyâyı gülistan ederim ben

nef'i gibi yârana demem dahi nazire
yâ bu gazeli zirve-i divân ederim ben

Günümüz Türkçesi ile;


derdimi ne zamandır göğsümde saklı tutarım, bir ahım ile bu dünyayı viran ederim.

düşmanların meclisini perişan etmezse bu gökyüzünü ters-yüz eder, tersine döndürürüm.

sevgili olmadığı zaman şarap bana sitemin zehri gibidir. o zaman ayrılığın üzüntüsünü bilmem nasıl başımdan atarım.

ne zaman sevgilinin dudağını ansam gözlerim yakut madeni gibi olur.

bu halimle bana avarelik el verse şu dünyayı baştan başa gül bahçesine döndürürüm.

ey dostlar nef'i gibi nazire söylemem ve bu gazeli divan şiirinin zirvesine çıkarırım.



























14 Eylül 2011 Çarşamba

ünlü ingiliz gazetesi the guardian ünlü müzik bloggeri undomondo'nun hazırladığı istanbul şarkıları listesini yayınlamış..

işte o 10 istanbul şarkısı;

1 arap oyun havası (arap oyun havası mı? Nasıl ya? En son ne zaman arap oyunu dinlediğini hatırlıyor musun? Ben düşünsem bulamam! Hakkaten şu arap-türkiye olayını çözemediler gitti!)

2 Kadifeden kesesi ( Annemin dayanamadığı türkü-şarkı bunu duyar duymaz oynamaya başlıyor..ehehe.. ve evet bir İstanbul şarkısı olabilir)

3 hayat kavgası (Orhan babayı seviyorum tamam ama ı ıh istanbul şarkısı listesi?) Aslında Hayat kavgası verilmiyor mu İstanbul'da da?? e haklı adamlar..



4 anlıyorsun değil mi? (Barış Manço'nun şahane şarkısı.."bir resmin kalmış bende tamm ortadan yırtılmışş hani siyah kazaklıı biliyorsun değil miii?")

5 Köprüden geçti gelin...Hahahahaha boğğaziçi köprüsü mü acıbaa??

6 Denizaltı Rüzgarları Okay Temiz'in bestelediği TRT'nin belgesellerinin ara müziği olarak kullanılan bir şarkı imiş..ben dinleyince aaaa dedim..sizde diyeceksiniz..



7 Gnossiennes No 3 Elbette Erkan Oğur bestesi..Yazı-tura filminin soundtrack'i idi aynı zamanda..bunu hatırlıyorum..fizy'den buldum bunu


8 Foklar Nekropsi'nın denişik şarkısı o da burdan

9 Foni tou nargile bir rembetiko..ve bi sürü sanatçı seslendirdi elbette hatta yeni türkü türkçeleştirdi şarkıyı..Roza Eşkenazi versiyonu girmiş listeye..negzel olmuş..

10 Beni de allah yarattı..Yine bir Orhan Gencebay şarkısı ancak Ayyuka tarafından cover'ı yapılmış..

13 Eylül 2011 Salı

Hay bin kunduz nasıl sigara içesim geldi gitmez,nasıl geldi gitmez...!!!





hay bin kunduz nası dansedesim geldi...geldi gitmesss geldi gitmessss...!





bak örtmenim tosbaaa;




ormanda 10 kaplan gücündee,

;;