30 Mayıs 2011 Pazartesi

























26 Mayıs 2011 Perşembe

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Şimdi havalar ısındı ya..artık kısa kollularla çıkıyorus ya..iyot kokusu tüm yoldan çıkarıcılığıyla geliyor ya burnumuza burnumuza..

Ne zamandır aklıma düşen Üzüm Butik otel'i hayaller oldum..Tüm sevimliliği ile Bozcaada'da beni bekleyen o taş yapıyı..Ada'yı keşfim çokk eskilere dayanır..Taa üniversite yıllarına..Kaçıp kaçıp gider hiç bir yerde tadını bulamadığım şaraplardan ve ayazma'nın denizinden sarhoş olurdum..

Geçen sene yıllar sonra tekrar keşfettim Bozcaada'yı..Sevgili Uğur şahane ağırladı beni adada...Hım Uğur Üzüm otelin pek sevgili sahibi olur..Aslında ailecek (muhteşem ızgara balık yapan bir baba ve atom karınca gibi sürekli koşuşturan,şaane tatlılar yapan bir kızkardeş düşünün) ağırlıyorlar misafirlerini..Onnar sahiden otelde kalan insanları "müşteri" gibi değil beraber evlerini paylaştıkları misafirler gibi görüyorlar..yaşadım biliyorum..

Öyle ki sürekli her konuda aradığım (en son Uğur yaa en iyi midye dolmayı nerden bulurum abicim diye taciz etmiştim:) halde son derece kibardı Uğur..hehe..

Şimdik yaz geldi..Sezonu açıyoruz..E bu yaz da diğer yazlardan farklı..Esaretimden kurtuldum bu yaz her zamankinden özgürüm..O zaman napiyoruzzz hep beraber Üzüm butik otele gidiyorusssss....(cıstak cıstak müziği,her öğünde aynı şeyi yiyormuş hissi uyandıran açık büfeleri ve vıcık vıcık insan selini tercih ediyorsanız gözünüzü sevim uzak durun..Size gelmez ada)

bakınnnn;



BOZCAADA 1 tenedosbozcaada


ÜZÜM BUTİK OTEL 2 tenedosbozcaada


Uğur'cum..en kısa zamanda görüşmek üzre..

23 Mayıs 2011 Pazartesi




























18 Mayıs 2011 Çarşamba

Bu şarkıyı bi kaç gün önce keşfettim...




Bi sürü şey yaşanıyor...
insanlar düşünüyor
insanlar seviniyor
insanlar kahroluyor
insanlar hırslanıyor
insanlar sana sırt dönüyor
insanlar döndüğün sırtını sıvazlıyor ya da saplayıveriyor bıçağı...

elbette bugüne kadar yaşadıklarım yanıma kar kalmamış..görüyorum..farkediyorum ama kızamıyorum işte..özür dilerim kızmıyorum! insan diyorum o da, şu sebeplerden yapıyordur diyorum...en az kırıcı olan haliyle söyleyeyim hadi "saflığı" ben kendime yakıştırıyorsam kim ne diyebilir? Saf olmak benim seçtiğim bişi..ben her şeye rağmen,herkese rağmen yaşanan tüm kötülüklere rağmen salaklık derecesinde saf olmayı seçiyorum..Kim suçlayabilir beni? Senin başına gelmedi mi? İyi olmaya çalışmadın mı hiç?

İnsanlar kazanıyor

insanlar kaybediyor
insanlar olgunlaşıyor
insanlar çirkinleşiyor...

İnsanlar..

Sabah şirine "hayvanları çok seviyorum" dedi.."İnsanlardan daha sevimli onlar dedi"..Çocuk öğrendi ya bu yaşta bunu helal olsun bize..!! "Hangi hayvanı seçerdin" dedim.."Fare" dedi.."Neden" dedim.."seviyorum işte hayvanları" dedi..Bence büyük bi laf etti..farkında mı bilmem, zannetmem de ama içinde küçücük izini taşıyorsa ne mutlu..

Köpek olmak
tavşan olmak
civciv olmak

kolay di mi? Olabiliyorsan fare ol bakalım...İnsanların hep sevebileceği sempati duyacağı bi "yaratık" olmak zorunda değilsin..Herkes seni sevmek zorunda değil..Sen gerçekten ne olduğunun farkında mısın?? Soru bu!!Ben bi fareyim ve beni sevebilen sevsin demek...

İnsanlar yalan sölüyor

insanlar dürüst olmak için hayatlarını değiştiriyor
insanlar adım atıyor
insanlar atılan adımları görmüyor hayat bitiyor...

ben gidiyorum artık..az kaldı...bakalım kimler kalacak...kimler kanayacak? Ben hep içimde iyilikle anacağım ama..iyi olanı seçme hakkım varsa..onu şimdi kullanıyor olacağım..

insanlar....

16 Mayıs 2011 Pazartesi



Bugün Dağların Dumanı Aralandı, Hoş Geldin
Ah Işıklar İçinde Kaldım, Yandım Efendim
Sen Bana Yangın Ol Efendim, Ben Sana Rüzgâr
Tutuşsun Gün, Yansın Geceler,
Zamanımız Dar
Sen Bana Geç Kaldın Efendim, Ben Sana Erken
Soyunsun Gün, Sarsın Geceler, Vaktimiz Varken
Bugün Günlerden Güzellik, Sefa Geldin, Hoş Geldin
Ah Bu Yağmur Yalnızlığımmış, Dindim Efendim


















12 Mayıs 2011 Perşembe

video




Kurabiyeler ve şirin...


11 Mayıs 2011 Çarşamba




















Voila!! Mango 2011 yaz sezonu..


Sevgilim alcak bana..siz düşünün baane...nıhahahaha!

9 Mayıs 2011 Pazartesi

tenhalaştı...ortalık bi dağıldı ,tozlar kalktı bi , gözüne kaçtı hepsi..sonra tenhalaştı işte.
küçükken de oyuncak istemezdi zaten parası yoksa alamassa üzülür diye..
tenhalaştı ya ortalık...konuşası yok..gözlerinden akan uyku değil kırmızı...
suskun herkes,hiç kimse mi göremiyor yaz güneşini? ve ne çok gürültü var..
hükmen mağlup ne acıklı laf lan..!

6 Mayıs 2011 Cuma

hehehe..daaldım ben izlerken..olum çok komik bu yaa:))))


5 Mayıs 2011 Perşembe

Bugün bu...


3 Mayıs 2011 Salı




günaydın millet!


şimdi yekten şunu söylemek lazım..şurda iki satır bişiler yazmak için ıkınıyor sıkınıyor evirip çeviriyoruz..yalan mı? doğru! Adam kitap yazmış..175 sayfa..kimbilir kaç satır kaç paragraf..baştan kutlamak lazım..çalışkanlığını ve cesaretini....kendi adıma onu çok kıskanıyorum..Son okuduğum kitaplardan "Karanfiller Ölürken" Ve yazarı Can Lafcı..Bi kere isminin Can olması gözümde ayrı bi değere sahip olmasına sebep..Can ismi..tamam yani..Can'sa yakındır bende ki can'a :) Neyse laf kalabalığı yapıyorum..


Karanfiller Ölürken etkileyici bir roman..Erkek dünyasından bakışa biz kadınlar çok mesafeli dururuz bence..Okuruz,ah deriz ne acıklı,hatta nerdeyse anlar gibi olur; kesinlikle anlar gibi yaparız ama mesafemizi hep koruruz zira duyguları ile hareket etmeyen varlıklar erkeklerdir,ilişkinin en güzel yerinde sorun sende değil bende anla beni diyen canavar erkek cinsindedir,muhteşem bi gece geçirdik artık daha da yakınız zannedersin kabusun olur unutana kadar..



Bu kitabı okuduğumda olum dedim insan len onlarda..onlar da terk edilince bunalıma giriyorlar,arkadaşlarına anlatıyorlar,neden diye soruyor yafu,inanabiliyor musun neden sorusunıu soran erkekler var! (yok valla abartmıyorum çoğu soru sormaktan aciz..)

Kahramanını tanımayı -gerçekten tanımayı-çok isteyeceğim bir roman okudum ben...Soru soran,aşık olmaktan haz duyan,tanıştığı kızın naifliği karşısında erkek güdülerinden vazgeçen bir adam..genç bi adam..kendimi yakın hissettiğim bir "erkek kahraman" pek nadirdir..öyle oldu bu romanda..


Arka kapak yazısı;


"Değerli izleyenler bugün aşk soslu karanfil salatası yapacağız.


Malzemeler;

Kendisine ilk defa çiçek alınmış bir erkek.
Beş adet karanfil ve terk edilmiş bir sevgili.


Yavaşça yapraklarından başlayarak karanfillerimizi ince ince kıyıyoruz.Avucumuzun içini derin olmayacak şekilde keserek biraz kan ilave ediyoruz.Mutfak avucumuzun kanıyla kızıla boyandıktan sonra karanfillerin saplarını da doğrayıp bir çöp tenekesine atıyoruz.


Afiyet olsun."



Bence çok yaratıcı..Aşk'ın acıtan halini bir erkekten dinlemek çok keyif verdi bana..İntikam hissi mi? Sahi mi? Öyle mi düşündün hakkaten..bunu mu çıkardın yani söylediğim bunca şeyden..Yürü git!


Bakın romandaki iki erkeğin aşk hakkında fikirleri;



"...Eğilip ayağının altında duran şişelerden iki tanesini açtı.İşte şişelerden çıkan ikinci büyülü ses!Açıldıkları zamanki alkolün gelişini müjdeleyen ses!Bu sesi iki defa saygıyla dinledi.Açtığı şişeyi Özgür'e uzattı.Özgür şişeyi bacaklarının arasına koyup arabayı kullanmaya devam etti.Konuştukları konular sağa sola saptıktan sonra yeniden olması gereken yere,aşka geldi.Özgür kısa cümlelerle anlatmaya çalışıyordu aşkı.


"Aslında yaşanması gereken değil,yaşanmaması gerekene aşk denmeli.Her şey mantıklı ve yerli yerindeyken yaşanan ilişkiden aşk nasıl çıksın ki? Çile yok,ezilme yok,eziyet yok.Aşk buna denemez"


"Ulaşılamayanlar güzel olduğundan böyledir bu.Yaşanan aşk neden olmasın.Senin dediğinle ancak tek kişilik aşktan bahsedebiliriz."


"Aşk zaten iki kişilik olmaz.Tek bir insanın yaşadığına aşk diyorsak eğer,tesadüf eseri birbirlerine aşık olmuş insanların ilişkisinde de ortada iki aşk vardır.Bu aşkları birbirlerine doğrultmuşlardır belki ama ortada tek bir aşk yoktur,olamaz"


"İyi de birbirlerine aşık olmayanların ilişkileri nasıl olacak.O zaman onlar birlikte değiller.Aşık olup birinin peşinden ağlamak ve ona ulaşamamak mıdır aşk?"


Burnunu gürültülü biçimde çekip genzinde birikenleri yuttuktan sonra devam etti Özgür.


"Bazen öyle olduğu da olur.Yani aşık olunan kişinin bundan haberi dahi olmayabilir.Ama ortada bir aşk vardır ve gerçektir"


"Bence yoktur.Aşk bence yerine varması gerekli bir irade beyanıdır..Varmadı mı yok demektir.Daha oluşmamıştır.Ortaya çıkmamıştır.Hiçbir yerde de değildir."


"Ya ne ilgisi var?Mecbur mu adam aşkını açıklamaya?"


"Mecbur tabi.Öyle ona buna aşık olup aşık olduğu insanı habersiz bırakamazsın.Buna kimsenin hakkı yok"


"Ya siktirecen hakkını hukukunu şimdi.Hakla ilgisi ne bunun?Neymiş aşk önce sen onu söyle bakalım?"


"Ne lan bu mülakatta gibi."


"Uyumdur olum uyum.Dünyada yakaladığın uyuma denir."


"Hah işte tam dediğinin tersine vardın.Ben sana söyleyeyim.Aşk ortaklıklardan değil tam da iki insanın arasındaki farklardan kaynaklanır.Birbirlerinin farklarına aşık olur insanlar ve öyle dediğin gibi tek kişilik de değildir.İki kişiliktir aşk.Büyük kasaların iki anahtarı olması gibidir.İki kişi aynı anda orada olmazlarsa aşkın kilidi açılmaz"


Çok geçmeden felsefi bir tartışmaya evrilen konu yine keyifzadelerin dillerinde çürüdü ve ikinci cigaralığı yaktılar.Birkaç nefes çektikten sonra arabanın gidip gitmediğine dair ya da kaç kilometre hızla gittiğine dair sorulacak sorulara verecek cevapları kalmamıştı."


Romanı okurken arada yoklayan ve damağınızda kalan bukowski tadı da yazarın size hediyesi gibi..


Hım bu arada "Roman Kahramanları" isimli dergiyi duydunuz muydu? İstanbul merkezli bir dergi ve işte size link ; BURDAN ...Can Lafcı'nın bir yazısı olacakmış belki de son sayısında..Gördüğünüz üzre takipteyim..Bence siz de etmelisiniz...


Bu arada kitabın yayınevi;Phoenix...idefixe'den ve D&N'lardan kitaba ulaşmak mümkün...Okuyun tartışalım hadi kadını erkeği ve aşkı.. :) Heh..Var mı cesaretiniz Lafcı kadar?


Selametle..








;;