8 Şubat 2011 Salı

"Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika'nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış... Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı... "Merhaba balıkçı" diye seslenmiş, "... Bu balıkları kaç zamanda tuttun?" "Bir iki saatimi aldı" demiş balıkçı... İştahlanmış bizim işadamı; "E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?" diye sormuş. "Bu kadarı bize yetiyor da ondan" diye omuz silkmiş balıkçı. Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; "Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki" diye üstelemiş. Balıkçı, özetlemiş bir gününü: "Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içer, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor". Gerinmiş Amerikalı: "Bak" demiş "... ben sana yardımcı olabilirim.. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede tuttuğun balıkları doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun". Balıkçı merakla "Bunları yapmak kaç sene alır sinyor" demiş:"15-20 yılda halledersin" demiş Amerikalı, "Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın." "Milyonlar ha..." diye tekrarlamış balıkçı... "Eeee... sonra?" "Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla şarap içip gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl...? Mükemmel değil mi? "Balıkçı cevap vermiş,"Ben zaten şu anda o işi yapıyorum,bu kadar telaşa ne gerek var..."

Bir an olsun durup düşünseniz; "Bütün bu telaş ne için...?" Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitar çalıp şarap içemeyecek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var? Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa,bu yarışa ne gerek var?"

C.Dündar

Yazıyı okuduktan sonra "len napiyorum len ben!" diyor di mi insan?O yüzden yazmış zaten yazan.Ben niye yazıyorum peki? Okuduklarım bana ne hissettiriyor?
İçinden "siesta","balık tutmak","meksika'yı" seçiyor onların sersemletici hazzıyla asıl anlatılmak isteneni kaçırıyor olabilir miyim? Yazar burda ne anlatmak istemiş gerçek bir soru oluyor,yurdumun salak sınav sorusu kalıbından bağımsız..

Hayatı senin istediğin çizgide çizebilmek..Okuyunca ne kadar basit geliyor di mi?Oysa ne çok şey var yolumuzdan sapmamıza sebep olan.İstek ve kararlılıkla başladığın yol bir süre sonra "başkalarının" kararlarına uyduğun ve "onlar" ne derse yaptığın istemsiz reflekslere dönüşüyor..Para kazanmak,hayat standartlarını yükseltmek,sosyal bir hayat edinmek,iş hayatında saygınlık kazanmak...

Oysa ilk gençliğimizde okulu bitirip "iyi" bir meslek sahibi olmak nasılda hayati idi hatırlasanıza..Ne değişti peki? Ya da değişti mi bişiler? 30'larda olduğumuz için hayatın elimizden kaçtığını düşünüp korkaklaşmaya mı başladık?

Cesur olmayı seçmek lazım..Cesaret gerek şimdi bize..Hayattan ne çalarsan o kar..Hayattan çalmak lazım..İstemediğin hiçbir şeyi yapmamayı seçebiliyor olmak lazım..Zor mu? Bunu kendimize yapan bizleriz hadi itiraf edelim..

Hayal ettiğim şu an yaşanılması imkansız mı geliyor kulağa? Şair benden önce istemiş yazmış...



gün doğmadan,
deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
içinde bir iş görmenin saadeti,
gideceksin;
gideceksin ırıpların çalkantısında.
balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
sevineceksin.
ağları silkeledikçe
deniz gelecek eline pul pul;
ruhları sustuğu vakit martıların,
kayalıklardaki mezarlarında,
birden,
bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
denizkızları mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?
gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
heeeey!
ne duruyorsun be, at kendini denize;
geride bekliyenin varmış, aldırma;
görmüyor musun, her yanda hürriyet;
yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
git gidebildiğin yere.


;;