17 Ocak 2011 Pazartesi
Diana Jenkins'in "Room 23" isimli kitabından bu resimler..Deborah Anderson'ın objektifinden..
büyülü bence..
100 tane güzel insanın fotografı var bu sitede bakın..
kimler kimler?
George Clooney, Lindsay Lohan, Elton John, Heidi Klum, Moby, Hayden Panettiere, Sharon Stone başka başka kimler..siz en çok hangisini sevdiniz kuzum??
Etiketler: Elton John, George Clooney, Hayden Panettiere, Heidi Klum, Lindsay Lohan, Moby, Sharon Stone
Etiketler: scorpions
16 Ocak 2011 Pazar
Kitabı okurken çıktı karşıma...bana bişey anlatmaya çalışır gibi..alıştırır gibi..
Olağanüstülüğü karşısında bi kez daha hayranlıkla bakakaldım satırlara..
bir tatlı ömür gibi gitmeye niyetlendin,
ayrılık atına eyer vurdun inadına.
ama bizi unutma, hatırla ama.
sana temiz dostlar, iyi dostlar, bağdaş dostlar
yeryüzünde de var, gökyüzünde de var.
eski dostla ettiğin yemini, hatırla ama.
sen her gece ay değirmisini
başına yastık edince yollarda,
dizime yattığın geceleri, hatırla ama.
sen ey, hüsrev'i kendine kul,
şîrin gibi bir nice güzeli esir eden,
aşkının ateşiyle tıpkı ferhat gibi benim
ayrılık dağını delmede olduğumu, hatırla ama.
bir deniz kesilen gözlerimin kıyısında
bir aşk ovasını görmüştün hani;
safran dallarıyla, ağustos gülleriyle sarmaşdolaş.
bunu unutma, hatırla ama.
ey tebrizli şems
dinim aşktır benim, senin yüzünü gördüm göreli,
benim dinim senin yüzünle övünür, ey sevgili.
bunu unutma, hatırla ama.
Hazret..
Etiketler: hazreti mevlana, Şems
12 Ocak 2011 Çarşamba
Sen bana diyorsun ki şimdi; "yaşayarak öğrenmek isteyen sensin"..biliyorum öyle düşünüyorsun..
Sen öyle istiyorsun ben sözün üzerine söz mü söyleyebilirim? Sana inanıyorum...Sen ne diyorsan o..
Saklanmaya çalışmıyorum biliyorsun ama daha çok sakınıyorum doğru..Yapabildiğim kadar..Yapabildiğim yere kadar..Her zaman başaramıyorum..Yeniliyorum kendime..Ya da içimde yarattığın o saf, iyi niyetli hatta birazcık salak (aramızda) kız ele geçiriyor kontrolü..Nasıl yapıyor bilmiyorum ben ondan daha zeki ve cinim halbuki..Nasıl yapıyor bilmiyorum..elimden kaçıveriyor...
Arada bi de o "deli" çıkıveriyor...Hadi saf'a anladım da ne diye deli'yi karıştırdın?? O da ayrı terane.."Deliyim ben yaparım bana bişi diyemezsin" deyip duruyor...Başka laf yok deliyim ben yaparım...Ne diyim? Deliyle deli'mi olayım??
Ağırbaşlı-sorumlu var bi de..Ona güveniyorum bak ama o da her zaman ortalarda görünmüyor...Şirinella varsa var o yoksa kaybolup gidiyor nerde? Bulabilene aşkolsun..
Kitapları, düşünmeyi ve derinleri sevene sözüm yok tamam..O da olmasa..Onun için teşekkür edememiştim sana..Şimdi yeri gelmişken...Yalnız biraz daha hızlı okumam için bişiler yapabilir misin? Şimdi hızlı okuma kurslarına gidecek zamanım yok..Yap bişiler işte ya..
İyiyiz iyiyiz..meraklanma..Sadece uykular kaçtı..
Artık uyumayı sevmiyorum..geceler güzel...Herkesi kandırmış da sessizliğin tadını çıkarıyorum gibi..Siz uyuyun ben yaşıyorum gibi..
Yani şimdi sen diyorsun ki yaşa ve gör...Ne diyebilirim ki senin sözünün üzerine..!
Etiketler: ben
11 Ocak 2011 Salı
Sezenler Olmuş
seni yerlerde göklerde bulamazlarken
bende gizli olduğunu sezenler olmuş
dumlu dumluymuşsun yüreğimde
kımıl kımılmışsın bileklerimde
domur domur ter
ışıl ışıl fer
ellerimde gözbebeğimde
aramızda dağlar yollar yıllar var iken
beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş
sargın yaprakmışım dallarına
yangın toprakmışım yağmurlarına
türkü olmuşsun…
umudummuşsun
sevdama yarınlarıma…
Etiketler: sezenler olmuş, ümmüşen
7 Ocak 2011 Cuma
Hım bir de...
Şiir Ataol Behramoğlu..
Etiketler: ezginin günlüğü, sen giderken
sorunlu-sorumlu insan umo oturduğu yerden geh geh gerinerek bildiriyor;
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Ocak 07, 2011
**Yine Yüksek Mahkeme oy çokluğuyla "Sigaraya hayır" demiş..Ya bişi diyim mi biz taksime felan gidince içiyoruz bi sürü yerde..Daha bu sabah taksici abi sigara içiyorsanız içebilirsiniz dedi..Ben de tüttürdüm...Nasıl oluyor ki böyle..Devletle arası iyi olanların müşterileri daha şanslı (sigara içenler tabi) olmayan fıkaralar da dertlerine mi yancak?
**Cumhurbaşkanı Gül tarihi bir açıklama yapmış..Demiş ki "Anadil bir haktır ve bu hak tanınacak." Bunu neden demiş? Son MGK bildirisinde şöyle bir vurgu yapılmış ; "Tek vatan,tek dil,tek millet" Peki kim tepki göstermiş bu vurguya? Gül'ün Diyarbakır gezisi sırasında Sivil toplum kuruluşları..Demişler ki yafu niye böyle sert çıkışlar yapılıyor..Bizim kürtler olarak istediğimiz şey anadilimiz olan kürtçe eğitim..Siz böyle tek millet falan diyorsunuz sonra kürtler kendi kimliklerinin inkarı olarak görüyorlar..
Ya bi dükkanda bir tabela olsa hem türkçe hem kürtçe mesela..nolcak yani? Olum ingilizce'den geçilmiyor ya yurdumda..len bakkal bile okey diyo orrayt diyo...
**Dün biz de şirkette kızlarla geyiğini yaptık maillerle..(yanyana oturuyoruz maille geyik yapıyoruz:) yafu kuzum neler oluyor bu kuşlara?? Toplanıp toplanıp hakkın rahmetine kavuşuyor yavrucekler..Amerika'dan sonra Avrupa'lı entellektüel kuşlara da bişiler olmuş..Hayır kuşları gören yengeçler ve balıklara da olan olmuş..Sonumuz geliyor la..ben diyim size..ahanda demediler miydi 2010 marduk felan..Al sana marduk...Du bakalım...Sonumuz hayır ossunn..Dinimiz amin..
**İskoç asıllı Kanadalı romancı Jack Whyte demiş ki ; William Wallace aynı zamanda Robin Hood..Yani her ikisi de aynı şahıs...Ama olur mu ya..Bu kadarı fazla yani..Bir bedende iki efsane..Olum olurda bu kadar mı cesur olunur..Hem robin hood'um hemi de Wallace...ama yasık diil mi bize?? Girmez mi rüyaya bu??
**Ya bu yetmez tabi ama şimdi Yalıkavak'ta bulunan kenan evren caddesinin isminin değiştirilmesi için imza kampanyası başlatılmış..Ve Belediye'ye teslim edilmiş..Aslında olması gereken bu değilde..neyse....
**Diyarbakır 6.Ağır Ceza mahkemesi tarafından müebbete çarptırılan Hizbullah sanıkları ile ilgili dosya son beş yılda iki defa geri gönderilmiş..Vicdansızlar! Yahu bu adamlar 188 kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor..188 kişi!!! Adamlar serbest..Aman gözünüzü seveyim dikkat!!
**Eyvah eyvah 2 sinemada!! İlkini çok sevenler için bu da diğeri kadar komikmiş..duyurulur...
Bi de bu akşam Beyaz Show'da filmin kadrosu olacaktır..İzlemek lazım komik olur..Kanal D'de..23.15 imiş saatide...Eee taam bu kadar..Bi sizin için izleyip anlatmadığım kaldı..
**Ve son olarak Fitbol...67 yaşında bie gazeteci amca Andrew Jennings demiş ki ; "FIFA,organize bir suç örgütüdür" Noluyor kuzum allasen..Futbol 11 kişiden oluşan ve eğer 3 büyük oynuyorsa (benim için hala 3 büyük) izlemesi zevkli olan bir koşma oyunu değil midir? Tamam FIFA büyük kocaman bir birlik..Ve evet tamam küçük paralar konuşmuyor adamlar..o da belli..de organize suç örgütü..pöhh..bilmediğimiz ne çok şey var..Bi de bu amca var ya 67 yaşındaki..ne cesur adammış he..
Umud devrim tuna..İstanbul...
Etiketler: eyvah eyvah 2, FIFA, Kenan Evren, MGK, sigara yasağı, toplu balık ölümleri, william wallace
6 Ocak 2011 Perşembe
peee!!...teyzemm bak ne çalıyor??? Hoş Amsterdam'da yaban gelmesin sana bu?? ehe!!
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Ocak 06, 2011Etiketler: tolga çandar
5 Ocak 2011 Çarşamba
dağ başında
beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın
senin etinden, tırnağından ayrı
senin kokundan uzak
benim güzelim
benim ceylan bakışlım
benim kafamın ateşi
yüreğimdeki
mümkün mü şu anda rüzgar olmak, kuş olmak
şu anda üç dört portakal almak, getirmek sana
sana tuzlu badem
kabakçekirdeği
şu anda hiçbir şey mümkün değil
şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzağım ben
şu anda sadece yalnızlık ve kahır
hayır, güzelim
hayır, ceylan bakışlım
hayır, kafamın ateşi, hayır
hayır, yüreğimdeki
şu anda mümkün ve güzel olan tek bir şey vardır
yanarak sevmek seni
Etiketler: A.Kadir
4 Ocak 2011 Salı
Etiketler: birsen tezer, çığlık çığlığa
ayakkabımın içindeki çakıl taşları bayılmamam için...
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Salı, Ocak 04, 2011
Dışarda rüzgar tüm hırçınlığı ile esmeye devam ediyor..Dünden beri durmadı yağmur..Ben sıcak evimde ayaklarımı altıma çekmiş bir kedi gibi gözlerimi sabitlemişken açık pencereden gelen soğuk hava kendimi tamamen teslim bırakmamam için yardımcı oluyor..
Gözlerim ağlamaktan şişmiş, gözyaşlarım üstümde yakası artık nerdeyse göğüs hizama inmiş beyaz tişörtüme damlıyordu..Sıcacık ellerini hayal etsem de beni kurtaramazdı artık..Ne hasretle beklediğim sıcaklığın ne de ince uzun parmakların..
Hüzün ve sessizlik dolu bir gece...Her yerin bu kadar sessiz olması normal miydi yoksa benim kafamın bana oynadığı bir oyun mu? Evlerden gelecek bir müzik sesi ya da ne bileyim insan bağrışı duymak istedim..En sonunda alt kattaki ufak bebek acıkmış olcak ki bağırmaya başladı canhıraş..Rahatladım..Demek biraz daha var..
odada her şey yerli yerinde..odada ki ben?..olmam gereken yerde miyim? Evimde.. peki..sonra? Sonra nerelere kaçıyor düşünceler? Ne arıyorum sahi?
Dingin olmak demek huzura yakın "gibi" hissettiriyor ama farkındayım daha çok yol var..O yol kenarlarına, içimdekileri yavaş yavaş bırakıyorum yürürken..Az önce bir giysi gibi çıkarıp attığım şey onca yıl nasıl da ben zannettiğim şeydi..Yılar sonra görmek ne tuhaf..Karşımda olduğunu sandığım ben..Yüzlerce binlerce sinir hücresi gibi yüzlerce binlerce ben var sanki şimdi odanın içinde..her biri birbirinin içinde düğüm olmuş açmaya çalıştıkça kanıyor..Ama acıtmıyor..Sanırım yine aklımın oynadığı bir oyunun içindeyim..yönetmen de benim başrol oyuncusu da..Ayakçı da benim yazar da...Hayatımı yazmaya çalışırken izleyemediğim bölümlerin tekrarı yok...Özel hissetmeye çalışırken alalade olmak gibi tıpkı...
1 Ocak 2011 Cumartesi
Arzularım muayyen bir haddi aşınca
Ve sözler kulaklarıma sağırlaşınca
Bir ihtiras duyup vahşi maceralara
Çıkıyorum bulutları aşan dağlara.
Tanrıların başı gibi başları diktir,
Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,
Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,
Bakıyorum aşağlarda kalan hiçliğe.
Bu dağların bir rakibi varsa rüzgârdır.
Rüzgâr burda tek başına bir hükümdardır.
Burda insan duman gibi genişler, büyür,
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.
Buralarda her düşünce sona yakındır,
Burda her şey bizden uzak, «o»na yakındır.
Burda yoktur insanların düşündükleri,
Rüzgâr siler kafalardan küçüklükleri.
Yanağıma çarpar kanatlarını,
Ve anlatır mâbutların hayatlarını.
Arasıra kulağını bana verdi mi,
Ben de ona anlatırım kendi derdimi.
«Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgâr!
Benim arık yalnız sana itimadım var.
Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyareden
Yabancıyım bu gürültü dünyasına ben.
Etrafımın sözlerine asla aklım ermedi,
Etrafımda bana asla kulak vermedi.
Senelerden beri hâlâ anlaşamadık,
Bende kestim anlaşmaktan ümidi artık.
Gözlerimde hakikati sezen bir nurla
Etrafımı süzüyorum biraz gururla.
Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya
En büyük şey, en asîl şey küçülür burda.
Burda yalan para eden biricik iştir,
Burda her şey bir yapmacık bir gösteriştir.
Kimi coşar din uğruna geberir, yalan!
Kimi gider vatan için can verir, yalan!
Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;
Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.
Şairlerin büyük aşkı fânî bir kızdır,
Bu dünyada herkes sinsi herkes cılızdır.
Ne hakikî aşktan burda bir çakan vardır,
Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır,
Her büyüklük bir cüzzam gibi dökülür burda,
En muazzam ölüm bile küçülür burda.
Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,
Her dakika insanlardan uzaklaşıyor
.Zaman zaman mağlûp olsam bile etime,
İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.
Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,
İşte rüzgâr, şimdi sana sığınıyorum!
Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,
En asîl şey seni buldum bu kâinatta,
Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,
Ne süse, gösterişe bir baktığın vardır.
Deniz gibi muamma yok derinliğinde,
Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.
Bir dev gibi küçük mızmız sesleri yersin,
Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.
Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,
Rüzgâr! Bu dağ başlarında çırpınan serin
Kanatların gökyüzünde akan bir seldir,
Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.
Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,
Senin gibi azamete âşıkım ben de.
İşte rüzgâr! Senin gibi ben de deliyim.
Islıklarım senin gibi inlemelidir,
Herkes beni ürpererek dinlemelidir.
Rüzgâr!
Sana, yalnız sana benzemeliyim.»
Etiketler: rüzgar, sabahattin ali
30 Aralık 2010 Perşembe
Etiketler: elif şakak, firarperest
bi dakka bi dakka bi de bu var..şahane bi olay..saatlerce ağzımın sağ tarafından salya akıtarak izleyebilirim..valla..yaparım...inanmassan inanma bee!
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Aralık 30, 2010Etiketler: yekpare (monolithic)
Bu fotografa bayıldım...hehe boğazda rakı :) anladın sen onu...
bi de bu şarkı..günlerdir kulağımda bu var...
ZORZAL
Etiketler: ben
28 Aralık 2010 Salı
27 Aralık 2010 Pazartesi
24 Aralık 2010 Cuma
22 Aralık 2010 Çarşamba
Hadi Lara ağlıyor,kadın haklı..Peki bana noluyor??
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Aralık 22, 2010
Tolga'cım hatırlattığın için teşekkürler..
Etiketler: JE T'AIME, LARA FABIAN
20 Aralık 2010 Pazartesi
Konya'da son gün..Ve artık bitti :(( Ama aslında herşey yeni başlıyor..
6 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Aralık 20, 2010Etiketler: hazreti mevlana, konya, şeb-i aruz
17 Aralık 2010 Cuma
İlk olarak size Hacı Şükrü'den bahsedeceğim..Muhteşemm Hacı Şükrü...Ahmet "o cennetlik bi adam" diyor..Konya'da en iyi fırın kebabını Hacı Şükrü'de yiyebiliyorsun..Kebap Merinos cinsi koyun etinden veya kuzu etinden yapılıyor (sadece ön kol ve kaburga kısmından) ve yerken kendinden geçip çok acaip sesler çıkarmaman mümkün olmuyor..Nasıl diyeyim size et değil yediğiniz şey lokum lokummmm...Yanında beyaz soğan ve sürahi ile ayran geliyor..Yahu soğanın tadı bile başka yaaa!!
Ordan Emirgan diye bi yere götürdü Ahmet beni..Emirgan Küçük bir dükkan ve içerisi nargile dumanı ve kokusundan ibaret..Ama adımınızı atar atmaz içerdeki huzuru ve bilgeliği farkediyorsunuz..Büyük laf di mi? Ama emin olun öyle..Hemen elmalı-naneli nargilemiz geliyor.. (yarın güllü-naneliyi deneyeceğim)Zaten oturanlar hep ahbap..Herkes birbirini tanıyor ve ismiyle hitab ediyor birbirine..Öyle sıcak ki..Nargile içerken derin bir sohbete dalıyoruz Ahmet'le..Çalan ilahiler ve Erkan Oğur sohbetin güzelliğine güzellik katıyor..
Nargile içerken menengiç kahvesi ve yanında çörçil eşlik ediyor bize..(çörçil limonlu-tuzlu-soda) Menengiç antep fıstığının yabani hali..Kahveyi içerken zaten antep fıstığı tadı alır gibi oluyorsunuz..Çok faydalı olduğu söyleniyor..Onu bilmem ama tadı inanılmazdı..
Bundan sonraki durak Şems-i Tebrizinin türbesi...İçeri girer girmez gül kokusu ve çalan ilahi sizi zaten olduğunuz zamandan alıp çokk eskilere götürüyor..İhtişamlı bir sandukası var Şems-i Tebrizinin..Ve içerde hissettiğim şeyi anlatabilecek miyim bilmiyorum..Çok büyük bir hüzün ama aynı zamanda nasıl bir metanet..Hemen yanımda benimle dua eden kadın sessizce ağlıyordu..Diğer tarafta namaz kılan erkekler ve sadece öylece dakikalarce oturan insanlar..Yarın tekrar gideceğim zira bende saatlerce orda oturmak ve..o kadar sadece orda durmak istiyorum..
Sonraki durak Aziziye cami..Aziziye 1700 yıllarında yapılmış ve barok-rokoko-osmanlı tarzını yansıtıyor..Hakkaten değişik bir mimarisi var caminin..Çok güzeldi..Hepimiz için çok dua ettim..Herşeyin hayırlısı güzeli olsun istedim..Bir de anneannem ve Emine anneannem için fatiha okudum..
Sonra içinde tek bir kadının olmadığı "Kadınlar pazarına"gittik..Ordan size küflü peynir getireceğim..Muhteşem bir tat..Rokfor halt etmiş..Ve dönüş yolu....
Yarın Mevlana'nın dergahına gideceğiz...
Selametle..
16 Aralık 2010 Perşembe
etli ekmek çeşitleri;
-etli ekmek
-bıçak arası
-mevlana
-kekikli sade
-küflü peynirli
şimdik Ahmet'e dedim ki beni şık bi yere götürme..Salaş olsun ama en güzel etli ekmek orda olsun..
Ahmet Serenade'ye götürdü beni..Lastikçilerin içinde Serenade ama Allahım yerken gözümden bir damla yaş düştü etli ekmeğimin üzerine...:))
Hepisinden yedim..Ahmet artık insan gözüyle bakmıyor bana...
Etiketler: etli ekmek, konya
Rumi der ki;Kimin aşka meyili yoksa o kanatsız kuş gibidir,vah ona!
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Aralık 16, 2010Konya'dayım millet!!
Akşam Şeb-i Aruz törenine katılacağız..
Davetiye müthiş...Bakın hemen taze taze çektik fotografını...
Etiketler: hazreti mevlana, konya, şeb-i aruz
15 Aralık 2010 Çarşamba
kanun çalan ses..Birsen Tezer...Aşk bu değil...
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Aralık 15, 2010Bugünkü halet-i ruhiye bu...
Birsen Tezer bu aralar İndigo'da çıkıyor...Bi de bi caz kulüp var orda -hemen İndigo'nun yanında- çıkıyor ama ismini unuttum kulübün...hatırlayınca yazarım..Canlı dinlemiştim Birsen ablayı..Çok etkileyici bir performansı vardı..
Bi de millet bana bol şans dileyin..
birsen tezer - aşk bu değil
Etiketler: birsen tezer
14 Aralık 2010 Salı

Uploaded with ImageShack.us
Elizabeth Gilbert'in devam kitabını okuyorum..Dün gece okuduğum sayfalardan dikkatimi çeken bir bölümü yazmak istedim..Bakın okuyun ikili ilişkiler de sıklıkla yaşanılan bir konudan bahsediyor..Bilmediğimiz şeyler değil ama yine de bi kez daha....
...Ama yine de tehlikeyi en aza indirme şansımız yok mu? Sinir hastası olmadan bunu yapabilmenin yolları var mı? Emin olmamakla birlikte yapabileceğim şeylerin bir listesini çıkarıyor ve işe yarayıp yaramayacağını bilmeden Felipe'nin önüne döküyorum..Artık benimle olmanın artılarını ve eksilerini biliyor olması içimi rahatlatıyor,çünkü gecenin bir yarısında Mekong Nehri'nin kenarındaki banklardan birinin üzerinde oturmuşken,kendimce hazırladığım ve en kötü huylarımı beş maddede topladığım listeyi ona uzatıyorum..(isterseniz buna evlilik öncesi hazırlanmış uyarı listesi de diyebiliriz)İşte aşağıda belirttiğim gibi beni çileden çıkartan durumlar şunlardır;
1-Kendi fikirlerime çok önem veririm ve bir insanın mutlu olması için ne şekilde yaşaması gerektiğini bildiğimden,bu konuda herhangi bir taviz vermem.
2-Marie Antoinette'in yüzünü kızartacak denli bir miktar ilgiye ihtiyacım vardır.
3-İçimdeki enerjiden daha fazla coşkuluyum.Bu coşku içersinde,fiziksel ya da ruhsal olarak kaldırabileceğimden daha fazla çaba gösteririm ; bu da benim dramatik bir yorgunluk yaşamama neden olur.Böyle zamanlarda beni toparlamak için çok uğraşman gerekecek..Ne yazık ki durum böyle.Şimdiden özür dilerim..
4-Gururumun incinmesine asla izin vermem , bir noktaya kadar eleştiriye açığım ama söz konusu çatışma olduğunda savaşmak yerine bir korkak gibi kaçarım.Bütün bunlar bazen beni büyük bir yalancı yapıyor.
5-En kötü huyum da ,birini gözden çıkarttığımda ya da biri affedilmeyecek bir şey yaptığında onu hayatımdan sonsuza kadar silmem ve ikinci bir şans hakettiğini asla düşünmemem..
Çok hoş bir liste olmadığını ben de biliyorum.Tüm çıplaklığımı gözler önüne seriyorum ki bunu bugüne kadar hiç kimse için yapmamıştım.Fakat listeyi Felipe'ye uzattığımda sessizlik içinde okuduktan sonra beni yargılamak yerine gülümsemiş ve "Hakkında bilmediğim bir şeyleri listeye eklemek ister misin?" demişti..
"Hala beni seviyor musun?"
"Hala"diye onayladı.
"Nasıl?"
Çünkü bu çok önemli bir soru değil miydi? Bir kez ilişkinin cicim ayları geçip,kişiler eşlerinin gerçek karakterleriyle baş başa kaldığında işler değişir.İşte o zaman aşkın devamlılığını sağlamak ya da gerektiği zamanlarda affedici olmanın ne kadar büyük önem taşıdığını anlamak mümkün olur.
Felipe düşünmekle meşgul olduğundan birkaç dakika boyunca suskun kaldıktan sonra "Brezilya'ya değerli taşları almaya gittiğim her zmaan taşları tek tek almak yerine yirmi ya da yirmi beş adet değerli taşın birarada bulunduğu paketleri alırım,çünkü paket halinde almak ekonomik olarak gerçekten çok daha uygundur.Ama satıcı kurnaz olup işe yaramaz taşları işe yarayan birkaç taşın arasına sokabilir;dikkatli olmak zorundasındır.Değerli taşları satmaya başladığım ilk yıllarda taşları çok iyi tanıyamadığımdan beni aldattıkları ve değerli taşların arasına işe yaramazları sokuşturdukları da olmuştur.Ama zamanla bilgim arttı ve beni kandırmak neredeyse imkansızlaştı.Zaman bana değerli olmayan taşlara bakmayı ve "Bunlarla bir şeyler yapabilir miyim?" sorusunu sormayı öğretti.Bazıları çok emek vererek de olsa işe yararken,bazıları da çöpe atılırdı.Aynı şey ilişkiler için de geçerlidir.İnsanlar durmaksızın aşık olur ama aşık oldukları kişilerin mükemmel olduklarına inanırlar.Bir insanın karşısındakinin en güzel huylarına aşık olmadı yadırganacak birşey değildir.Doğrusu "Ben karşımdakinin olumsuz ya da hoşuma gitmeyen davranışlarıyla başa çıkabilir miyim?"sorusunu sormaktır.'Evet onun huylarıyla başa çıkabilirim ,onun bu tarz davranışları beni yaralamaz ya da mutsuz etmez çünkü hoşuma giden o kadar çok şeyi var ki görmezden gelebilirim'dediğin anda mükemmel ilişkiyi yakalamış olursun."demişti.
"Benim kötü huylarımla başa çıkacak kadar akıllı olduğunu mu sanıyorsun?Yani beş parasız,işe yaramaz biri olsam da benden vazgeçmeyeceğini mi söylemek istiyorsun?"
"Hayatım,tamamen yanlış anlıyorsun.Biz birbirimizi uzun bir zamandan beri tanıyor ve birçok şeyi paylaşıyoruz.Ben sadece paketin tamamını kabul ediyorum ve içindeki değerli taşların çokluğunu biliyorum"
"Teşekkür ederim" demiştim;ama bu teşekkür kalbimin derinliklerinden sunulmuştu,çünkü Felipe beni iyisiyle kötüsüyle kabul etmişti.
Felipe "Peki benim kötü huylarımı öğrenmek ister misin?"diye sormuştu.
O ana kadar sadece kendimi düşünmüş olduğumu itiraf etmek zorundayım.Aslında onun kötü huylarını üç aşağı beş yukarı biliyordum ama daha ben cevap vermeden kötü huylarını açık ve net bir anlatım şekliyle bana sıralamıştı bile.Bu kadar kısa bir zamanda bunları anlatıyor olması kendini tanıyor olduğunu ve kendiyle barışık olduğunun bir göstergesiydi.
"Para kazanmayı her zaman bilmişimdir ama söz konusu para biriktirmek olduğunda,işte onu beceremem.Şarap içmeyi severim,hatta zaman zaman abarttığım da olur.Senikorumak için bazen aşırı davranışlarda bulunduğum da olmuştur ama bu benim yetişme tarzımdan kaynaklanıyor.Etrafımda olup biten bir şeyi anlamadığım zaman Brezilyalılara has yetişme tarzımdan dolayı delirme noktasına gelir ve her zaman ters giden bir şey olduğunda en kötüsünü düşünürüm.Bu yüzden bir çok arkadaşımı kaybetmiş olsam ve bundan dolayı hayıflansam da yapacak birşey yok.Anti sosyal ,sinirli ya da aşırı hassas olduğum durumlar da vardır.Üstelik etrafımda gezinen salaklara da en ufak bir tahammülüm yoktur"dedikten sonra gülümsemiş ve gözlerimin içine bakarak "ama seni gördüğüm her an sevişmek için can atıyorum"diye ilave etmişti.
Birbirimizi iyisiyle kötüsüyle kabul ederken,aslında hoşa gitmeyen davranışlarımızı kabul etmiş oluyoruz.Birbirimize kötü tarflarımızı açacak kadar dürüst insanlar olduğumuz için kendimi ve Felipe'yi şanslı sayıyorum.Bunlar artık dalga konusu değil,gerçekten kusurlar.Acıtabilir.Bozabilir.Felipe'nin elinin açık olması benim gibi hesabını bilen narsist birini şu dakikada ilişkiyi bitirme noktasına getirebilir ama diğer taraftan Felipe zayıf noktasını açık yüreklilikle bana açtıktan sonra bununla başa çıkmanın yollarını ararken,bu kadar da zarar vermez.Ayrıca bir ekleme daha yapmalıyım:Eğer bir konuda değişemeyeceğini söylüyor,ben de değişeceğine dair hayaller kuruyorsam bu delilikten başka birşey olmazdı.Tersi de onun için geçerli.Birine kendini tamamen açtığında her şeye rağmen sevilmek mucizevi birşey.
Etiketler: elizabeth gilbert
13 Aralık 2010 Pazartesi
Yaz gelse açıkhavada Kardeş Türküler konserine gitsekkkk....Neşet babada olsa....
döne döne oynasam ben...
Haydeeeeee....
Etiketler: kardeş türküler, neşet ertaş

















