10 Mart 2010 Çarşamba

Emine hanım

Gökçe'me...


Şimdi size Emine hanım'ın hikayesini anlatacağım..

Emine hanım ve Emin bey..İki insan..."İyi" iki insan..Artık zor bulunur insanlardan..

Sene 25 eylül 1923...

Emine hanım doğduğunda bir bebeğin başına gelebilecek en kötü şeyi yaşıyor...Anası vefat ediyor Emine'yi doğururken..Emine bir sene sonra da babasını kaybediyor..Hayatı boyunca tekrarlayacağı, hep içinde taşıyacağı acıyı şu şekilde dillendiriyor Emine hanım yıllar sonra da "ben hem yetim hem öksüz büyüdüm."Emine'yi İnebolu'lu varsıl bir aile evlat ediniyor..Yeni ailesi ve Emine ufak yaşlarında İstanbul Beşiktaş'a yerleşiyor..

Emine hep içine kapanık hep sessiz..Okuyor hep...O dönemlerde en sevdiği şey kitap okumak Emine'nin..Aşk kitapları okuyor..Küçükken geçirdiği köy kazası Emine'nin sırtında kalıcı bir yük bıraksa da diğer yükler genç yaşında daha ağır geliyor o'na..O da kitaplarla mutlu olmayı seçiyor..

Emin bey Bartın'lı...Kafası zehir gibi,kalbi tertemiz...Askerlik dönüşü İstanbul'a geliyor.Kafası çalışıyor ama tutunacağı kimsesi yok ki , iş arıyor yanayakıla..

Kaderde Emine hanım'la tanışmak var...Beşiktaş'da Emine hanım'ın oturduğu binaya kapıcı arıyorlar , Emin bey kabul ediyor işi... Çalışmaktan korkmayan bir adam o.

Zamanla bu iki insan hal hatır sormaya başlıyorlar birbirlerine , kitaplardan konuşmaya başlıyorlar...Ama şimdiki gibi son sürat gelişmiyor herşey tabi..-Çok şükür,ne sağlam ilerliyor o zamanlar ilişkiler..Şimdi neden diye soruyorlar ya neden olmuyor eskisi gibi? e cancağzım emek mi var şimdi zaman mı veriyorlar insanlar?

Bi de Emine hanım bir ketum bir muhafazakar sormayın..Ama Emin bey aşık olmuş bir kere...En sonunda konuşmaya karar veriyor müstakbel hanımı ile..Bir gün kapı eşiğinde soruveriyor, diyor ki;

"Emine hanım ben sizinle bir yuva kurmak , sizi eşim olarak almak isterim ne dersiniz?"

Emine hanım kabul etmiyor önce..."Bakınız diyor ,ben öyle çok iş yapamam benim sırtımda "yük" var siz çocuk istersiniz ben çocuk doğuramam.."Kafasından neler geçiyor Emine'nin kimbilir?

Emin bey dedim ya aşık pek çok.."Tamam diyor nasıl isterseniz siz , ben herşeyinizle kabul etmekteyim sizi... "

Evleniyorlar 1955 yılının Mart ayında..31 Mart 1955....

Bir sene sonra ilk kızları doğuyor...Cin gibi bir kız çocuğu..İlerde tarihe olan ilgisini ve kitaplara olan aşkını anne ve babasından alacak olan ilk kızları..Babasının öngörüsü şaşmıyor ve ilk kızları Esin hanım muhteşem bir tarih öğretmeni oluyor..Belki de babasının kızına kitaplarını koyması için aldığı kocaman tahta kitaplık onda yeni ufuklar açıyor..Kim bilir?
İkinci kızları Emel hanım annesine daha benzer bir kadın..İçinde yaşayan içinde yaşatan ama aynı zamanda..Hassasiyeti bazen kendine zarar verse de aksini yapamayan bir kadın...
Üçüncü kızları Hatice hepsinden farklı!Kendine dönük bir kız çocuğu o..Kaç yaşında olursa olsun kız çocuğu olarak kalacak bir kadın.. O kadar sıcak o kadar içten..

Emine hanım üç çocuğunu da gık demeden normal yolla doğuruyor..Belki de annesiyle aynı kaderi yaşamak bile olsa aklında anne olmak düşüncesi cesurlaştırıyor onu...

Emine hanım ve Emin bey..Evlilikleri boyunca Emine hanım "efendim" diye sesleniyor Emin bey'e...Aralarında yüksek sesli tek tartışma geçmiyor geçse de kimseler duymuyor..Emin bey kimselere muhtaç etmeden bakıyor hanımına ve üç güzel kızına..Güzel kız çocukları veriyor Emine hanım efendi'sine...Evleri hep kalabalık hep neşeli hep huzurlu..Bir sürü kadın biraraya geliyorlar bazen..E evde üç kız olunca :)
Emin bey bu küçük kadınları hep tatlı bir tebessümle izliyor..Hatta evde yapılan el yapımı kolye saatlerinde yardımı bile dokunuyor Emin bey'in gönüllü...

Emine hanım süsüne düşkün hoş bir hanımefendi..Saçlarını mutlaka her daim boyayıp kızına kestiren , sabahları Emin bey'in ocağa koyduğu çayın fokurtuları ile uyanan , uyanır uyanmaz elbiselerini giyen bir hanım..Emin bey her sabah traşını olan, evin içine yaydığı huzurun dışında traş losyonu kokularını da eksik etmeyen bir beyefendi..Sabah sekiz dedin mi kahvaltı sofrasında herkes...Sonra Emin bey'in keyif saati 9'da..İnce belli bardağı ve gazetesi mutlaka hazır..Çayını yudumlarken eski usul radyolarından sanat müziği nağmeleri yükseliyor...Mutlaka ama..Onsuz olmuyor..Aslında Emin bey'in sesi de pek güzel ama Emin bey söylemiyor öyle ulu orta şarkı türkü..Mırıldanıyor en fazla...bi de çok muhteşem resim yapıyor Emin bey..En sevdiği figür at..

Hele bi de keyfi yerinde olduğunda , mutfaktan gelen mis yemek kokuları dolduruyor evi..Emin bey mutfakta hanımına ve kızlarına pek tabi minik toruna yemekler hazırlıyor..En çok Bartın pidesinin tadı damaklarında..Hala....

Çay keyfi sonrası iş yolu Emin bey için...

Emine hanım her gün onikide öğle yemeğinde..Akşam oldu mu herkes sofrada..

Emin bey'in işi geç bitiyor geceleri..On bir gibi eve dönüş saati..Emine hanım o saate kadar uyku uyanıklık arası bekliyor efendi'sini..Geldiğinde yemeği hazır oluyor Emin bey'in..Sonra oturuyor hanımı ile yanyana..Konuşuyorlar uzun uzun..bitmiyor hiç anlatacakları birbirlerine..Öyle seviyorlar birbirlerini..Evin küçük torununun -en minik kızları yada- masanın altından dedeyle kıkırdama saati bu saatler..Emin bey torununu ayrı seviyor..Yıllar yıllar sonra bile hergün arayamasa içine dert oluyor..Telefon gelmedi mi iki gün arayla Emin bey arıyor torunu..Nasılsın yavrum diyor..İşlerin nasıl gidiyor?

Ufak kız çocuğu o evde büyüyor..Dedim ya minik evlatları..Evde hiç eksik olmayan kokular var..Hala burnuma gelir o kokular diyor arada..Sıcak fırından yeni çıkmış ev poğaçası , kakaolu kek en kabarığından..Emine hanım torununa gözü gibi bakıyor...Evladı gibi..

Emine hanım ve Emin bey mutlular..Dar zamanlarında tek göz odada yaşadıkları Çamlıca'nın o zamanlar kurt inen sokaklarında mutlular..Kimseye muhtaç değiller ya..Beraberler ya..Emin bey başında ya Emine hanım'ın..

Sene 2002...Yaz ayı...

Emin bey bir gün Bartın'a ziyarete gitmek istiyor sebepsiz..Adeti değil halbuki..Kızlarıyla helalleşiyor giderken , "annenize iyi bakın" diyor bilirmişçesine olacakları...Kızlar kızıyorlar babalarına..

Emin bey Bartın'da kalp krizi geçiriyor..En büyük kız alıp getiriyor onu İstanbul'a...
ama tüm çabalara ve dualara rağmen kurtarılamıyor Emin bey..13 Haziran 2002'de 03.02 'de vefat ediyor...

Sebebi kalp krizi olsa da Emin bey'in en büyük keyfi sigara aslında sebep oluyor bu kötü sona...Ciğerleri yetmiyor Emin bey'in devam etmeye...

Bartın'da evden çıkarken Emin bey omuzlarda , Emine hanım her zaman ki sükuneti ve derinde yaşattığı acısıyla ; Emin bey diyor beni bırakıp nereye Emin bey? Nereye gidiyorsunuz efendim?

Belki de yıllar sonra tekrar hatırlıyor yetim ve öksüzlüğünü...

Emine hanım nasıl dersiniz?? Emine hanım efendisi ile birlikte anılarını , hatırlama yeteneğini , kendini de kaybediyor..

Birkaç ay içinde Emine hanım'da alzheimer saptanıyor..Emine hanım unutmayı seçiyor...

Son sekiz senedir Emine hanım hatırlamadan yaşıyor..Belki de hatırlarsa yaşayamayacağı için unutmayı seçiyor...

İstanbul 201o

12 yorum:

biberli dedi ki...

Umud...
ne diyeceğimi bilmiyorum...

keşke bu yazı başka sonla bitseydi ve Emine Hanım ile Emin Bey de okuyabilselerdi...

ben de bu yazıyı elimde kendilerine koşarak götürseydim, kapıdan içeri girseydim burnumda poğça, sıcak çay ve sevginin kokusuyla...

keşke....

Tolga dedi ki...

Asıl yorum yazmak istediğim buydu benim... Çok güzel olmuş; eline, yüreğine sağlık canım arkadaşım :)

biberli dedi ki...

bi yazıyı en fazla kaç defa okuyabilirim üst üste, artık biliyorum :)

her okuduğumda tüylerim diken diken oluyor...

evet, Emine Hanım bilmiyor artık kim olduğunu ama çevresindeki herkes çok ama çok iyi biliyor, hatırlıyor ve insanlar bu dünyadan göçp gitseler de, hala yaşıyorlar aslında. Aynı sevgiyle...
bu çok kesin...

kalemine sağlık canım tekrar tekrar...

Umudum dedi ki...

yüreğime işlemese bi an yazmalıyım bunu deyip 15 dakkada kendimi kaybedercesine yazamazdım sanırım...

ama keşke dimi kuzum?

Keşke beraber gidebileydik o eve sıcacık karşılasalardı bizi..yatsaydım ben Emine hanım teyzemin dizlerine , okşasaydı "kızım" deseydi "bu insanlar böyle napalım,olsun deseydi bak biz varız siz varsınız"..su serpeydi yüreğime..

hayat bu dimi canımın içi?..onların saf temiz yüreği kalmış sana miras..Ondan bende faydalanıyorum işte..Şirin'de..Tolga'n da..Utku ve Cemile'de..ve Esin hoca'dan öğrencileri de...Düşünsene ne çok'uz aslında..Onlar sayesinde...

İyi insanlar herşeye rağmen çoğalarak artıyor..Emine hanım ve Emin bey aslında hala bizimle...Farkında mısın??

Umudum dedi ki...

Ben Tolga'nın canı arkadaşıyım artık :)

ehe...girdim olum artık aileye :))

biberli dedi ki...

kızı aldık olm Tolga :)))))
kız bizim, oğlan kiminse çekeceği var amma :))))

Umudum dedi ki...

kızımm bak kaçan kaçtı bi daakine sakin sakin gözünü sevimm apla..
:))

biberli dedi ki...

seni seveni, sayanı biz de severiz anne kuş :)
adam olsun da..yoksa ne derdimiz olur elin adamıyla, okkadar :))

Adsız dedi ki...

umudum,çok güzel olmuş ağlık.hayat budur ve keşke herkes için böyle olsa dedirttin bana.sıcak poğaça kokusu,kapıyı çaldığında sevinerek açan biri,
bir yere gittiğinde dönüşünü özleyen biri olsun hepimizin hayatında.benim var çok şükür çok şükür.öpüyorum pamuk şekerim,lolipopum.teyzen

Esin dedi ki...

Sevgili Umud,

Öykünü okudum çok güzel olmuş, ellerine sağlık.

Annem okusaydı, çok mutlu olurdu. Böyle bir aşk hikayesinin başrol oyuncusu olduğu için...çok romantiktir çünkü :)

Babam tam oturmuş, bazı yerlerinde gözümde canlanır gibi oldu, tekrar çok teşekkürler...

Ancak sanırım kızcağızımdan kaynaklanan bir durum :), bir kaç yeri yeniden düzenlersek hikaye daha doğru olacak.

Sevgilerimle
Esin

Umudum dedi ki...

Esin teyze'cim cesaretimi mazur gör lütfen ama içimden çok geldi yazmak.. :) Seninle oturup senden dinlemeyi çok isterim bugün...
Değişiklikler için..En kısa zamanda yapalım düzeltmeleri olmaz mı?
Hem güzel yüzünü de görmüş olurum..

Sevgiler...

Umudum dedi ki...

teyzemm,
ışığım benim :) sensiz olmaz biliyorsun dimi?