20 Ekim 2010 Çarşamba

Bugün şiir günü ahali...

çok sevdiklerimden ne kadar olursa olsun yazcam..

İstediğiniz kadarını , istediğiniz kadar okuyunuz diye...İç geçiriniz , özleyiniz , seviniz , dağılınız , salya sümük ağlayınız , kallavi küfürler savurunuz , tepininiz , sızım sızım sızlayınız , arayınız , bekleyiniz , acıyınız , kötüleyiniz , iyileyiniz , korkunuz , rahatlayınız , yemin ediniz , mukedderata inanınız , isyan ediniz , belki'leri keşke'leri tekrarlayınız ,yarını düşününüz , dünü unutunuz , saklanınız ,bulununuz diye...

Özdemir Asaf

"ben sensiz olanlara seni aratıyorum,
ben sensiz kalanlara seni yaratıyorum,
seni saklayacağım, seni yazıp-andıkça
kendimi çoğaltıyor, seni kuşatıyorum.

unutturmayacağım, seni yaşatacağım,
kendimi çoğalttıkça seni kuşatacağım,
her zamanda, her yerde sen bende yasadıkça
sen evreninde sana seni aratacağım. "


"gelmesen onemli degil, gelsen onemli olurdu"

noktasiz
biri gelir sorarsa
sana beni sorarsa
gitti der misin
gittiğimi söyler misin
gidiyorum ben sana
benimle gider misin.

dün sabaha karşı kendimle konuştum.
ben hep kendime çıkan bir yokuştum.
yokuşun başında bir düşman vardı.
onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.

"uyanmak, bir akşam bizi yatağımızdan kaldırdı
gözlerimiz uyanışı anlattı bize, gel gel dedi
doğrulmak bizi kucağına aldı
adımlar ayağımızı, pencere gözlerimiz kuşattı güne beraber uyandık`

**Güne beraber uyanmak....Duyduğum en romantik cümle bu sanırım...Ve onu seninle yapmak..

Ve usta ne diyor;

"Yaşamak değil beni bu telaş öldürecek..."

Size ne düşündürüyor?? Hadi bakalım burdan yak...


Yılmaz Odabaşı

"...
bitme!
bak, içtim, yürüdüm,kederlendim
denize girdim, üşüdüm, sana geldim

düş bitmeden sen bitme
bitmeden sevgi gitme bitme!

bak, koştum, savruldum, hep örselendim
cigara ziftlendim ille de seni sevdim
uzaklarda öyle çok kederlendim

günler bitmeden bitme
bitmeden hasret gitme

bu yangın geceler, bu intihar
gidersen paramparça yüregimde ağıtlar
bu dolunay gecenin göğsünü yarar
benim göğsümde de sana geniş bir yer var

düş bitmeden sen bitme
bitmeden sevgi gitme..."


"yitirdiğim herşeyde
kazandığım birşey var;
kazandığım herşeyde biraz yitirdiklerim.
bu yuzden birileri
ısınıp dururken dinmez üşümelerim..."

"sustun,sustukça çoğalan boşluğa vurdum
sonra her uçurum ıssızlığı kadar dalgın ve yorgun
ve baştan sona günahkar,
günahına ey uçurum çiçeği; günahına vurgunum!"

"kısa bir öyküdür hayat
uğruna upuzun acılar çektiğimiz
kısa bir türküdür
bir kez daha söylemek için
delirdiğimiz..."

Nazım Hikmet Ran

en guzel deniz: henuz gidilmemis olanidir.
en guzel cocuk: henuz buyumedi.
en guzel gunlerimiz: henuz yasamadiklarimiz.
ve sana soylemek istedigim en guzel soz: henuz soylememis oldugum sozdur...

öptü beni : «— bunlar, kâinat gibi gerçek dudaklardır,» — dedi.
«bu ıtır senin icâdın değil, saçlarımdan uçan bahardır,» — dedi.
«ister gökyüzünde seyret, ister gözlerimde :
«körler onları görmese de, yıldızlar vardır,» — dedi...


Mina Urgan'ın Bir Dinazorun Anıları kitabında anlatılır;

Paşa ve arkadaşları bir ortamda yiyip içiyorlardır..Aynı mekanda Nazım'da vardır...Paşa ve arkadaşları Nazım'ı da masaya buyur ederler..Nazım gelir..Paşa Nazım'a "Bize bir şiir oku" der..Nazım da "Ben deniz kızı Eftalya değilim" diyerek mekanı terk eder..Bunun üzerine Paşa şöyle der; "Aramızda bi tane adam gibi adam vardı onu da küstürdük"

bakınız farklı bir nazım şiiri;

islamın beklediği gündür bu;
rum kostantiniyyesi oldu türk istanbulu!
cihana karşı koyan bir ordunun sahibi,
türk'ün genç padişahı,
bir gök yarılır gibi girdi, "eğrikapı"dan kır atının üstünde;
feth etti istanbul'u sekiz hafta üç günde!..
o ne mutlu, mübarek bir kuluymuş allahın...
"belde-i tayyibe"yi feth eden padişahın
hak yerine getirdi en büyük niyazını:
kıldı ayasofya'da ikindi namazını!
işte o günden beri türk'ün malı istanbul,
başkasının olursa yıkılmalı istanbul!"

Ve benim Nazım'a platonik aşık olmamın sebebi şiir;

erkek kadına dedi ki:
-seni seviyorum, ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...

erkek kadına dedi ki: -seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...

kadın erkeğe dedi ki:
-baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
ve ben artık
biliyorum:
toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
sen yürümelisin,
beni bırakarak...
kadın sustu.
sarıldılar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrıldılar...

Ve sanırım en sevdiğim kadın şiiri;

ben senden once olmek isterim,
gidenin arkasindan gelen
gideni bulacak mi zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi, beni yaktirirsin,
odanda ocagin ustune korsun
icinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun,
seffaf, beyaz camdan olsun ki
icinde beni gorebilesin
fedakarligimi anliyorsun :
vazgectim toprak olmaktan,
vazgectim cicek olmaktan
senin yaninda kalabilmek icin.
ve toz oluyorum
yasiyorum yaninda senin..
sonra, sen de olunce
kavanozuma gelirsin.
ve orada beraber yasariz
kulumun icinde kulun
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasiz bir torun
bizi ordan atana kadar...
ama biz o zamana kadar
o kadar
karisacagiz
ki birbirimize,
atildigimiz coplukte bile zerrelerimiz
yan yana dusecek.
topraga beraber dalacagiz.
ve bir gun yabani bir cicek
bu toprak parcasindan nemlenip filizlenirse
sapinda muhakkak
iki cicek acacak :
biri sen
biri de ben.

ben
daha olumu dusunmuyorum.
ben daha bir cocuk doguracagim
hayat tasiyor icimden.
kayniyor kanim.
yasayacagim, ama cok, pek cok,
ama sen de beraber.
ama olum de korkutmuyor beni.
yalniz pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze seklini.
ben olunceye kadar da
bu duzelir herhalde.
hapisten cikmak ihtimalin var mi bugunlerde?
icimden bir sey :
belki diyor.

18 şubat 1945
Piraye Nazım Hikmet


Orhan Veli

her şey birdenbire oldu.
birdenbire vurdu gün ışığı yere;
gökyüzü birdenbire oldu;
mavi birdenbire.
her şey birdenbire oldu;
birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;
filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.
yemiş birdenbire oldu.
birdenbire,
birdenbire;
her şey birdenbire oldu.
kız birdenbire, oğlan birdenbire;
yollar, kırlar, kediler, insanlar...
aşk birdenbire oldu,
sevinç birdenbire.


aşk resmi geçiti
birincisi o incecik, o dal gibi kız,
şimdi galiba bir tüccar karısı.
ne kadar şişmanlamıştır kim bilir.
ama yine de görmeyi çok isterim,
kolay mı? ilk göz ağrısı.

ikincisi münevver abla, benden büyük
yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları
gülmekten katılırdı, okudukca.
bense bugünmüş gibi utanırım
o mektupları hatırladıkca

............. çıkar
............ dururduk mahallede
...................... halde
............ yan yana yazılırdı duvarlara
................. yangın yerlerinde.

dördüncüsü azgın bir kadın,
açık saçık şeyler anlatırdı bana.
bir gün de önümde soyunuverdi
yıllar geçti aradan, unutamadım,
kaç defa rüyama girdi.

beşinciyi geçip altıncıya geldim.
onun adı da nurinnisa.
ah güzelim
ah esmerim
ah
canımın içi nurinnisa.

yedincisi, aliye, kibar bir kadın..
ama ben pek varamadım tadına.
bütün kibar kadınlar gibi
küpe fiyatına, kürk fiyatına.

sekizinci de o bokun soyu.
elin karısında namus ara,
kendinde arandı mı küplere bin.
üstelik .....
yalanın düzenin bini bir para.

ayten'di dokuzuncunun adı.
iş başında şunun bunun esiri,
ama bardan çıktı mı,
kiminle isterse onunla yatar.

onuncusu akıllı çıktı
..... gitti........
ama haksız da değildi hani.
sevişmek zenginlerin harcıymış
işsizlerin harcıymış.
iki gönül bir olunca
samanlık seyranmış ama,
iki çıplak da, olsa olsa,
bir hamama yakışırmış.

işine bağlı bir kadındı on birinci.
hoş, olmasın da ne yapsın,bir zalimin yanında gündelikci
........leksandra
geceleri odama gelir,
sabahlara kadar kalır.
konyak içer sarhoş olur,
sabahı da işbaşı yapardı şafakla.

gelelim sonuncuya.
hiçbirine bağlanmadım
ona bağlandığım kadar.
sade kadın değil, insan.
ne kibarlik budalası,
ne malda mülkte gözü var.
hür olsak der,eşit olsak der.
insanları sevmesini bilir
yaşamayı sevdiği kadar.


Oktay Rifat

Karısına;

sofalar seninle serin
odalar seninle ferah
gunum sevincle uzun
yataginda kalktigim sabah

elmanin yarisi sen yarisi ben
gunumuz gecemiz evimiz barkimiz bir
mutluluk bir cimendir bastigin yerde biter
yalnizlik gittigin yoldan gelir

Edip Cansever

icinden dogru sevdim seni
bakislarindan dogru sevdim de
agzindaki islakligin bugusundan
sesini yapan sozcuklerinden sevdim bir de
beni sevdigin gibi sevdim seni
kar birakilmis karanligindan.
yerlestir bu sevdayi her yerine
yuzunde ter olan su damlaciklarinin
kaynagina yerlestir
her zaman saklamadigin, acisizligin son duragina
gul tasiyan cocuguna yerlestir
ve omuzlarina, daracik omuzlarina
usumus gibisin de sanki azicik one tasirdigin
tam oraya iste, ucsuz bucaksiz bir duzlukten
bir papatya tarlasiyla ayrilmis goguslerine yerlestir
ve esmerligine bir de, eski bir yanginin izlerinin renginde
saclarinin yana dususune, onleri bolen ikilige
alnindan baslayan ve ayak bileklerinde duran
yani senin olmadan, seni bir bosluk gibi saran huzne yerlestir
yerlestir onu bir kentin parca parca alinda tutugun
kar taneleri gibi ucusan
ve her gun biraz daha hafifleyen semtlerine
yerlestir bu sevdayi her yerine.

ekledim ben tattigim her seyi denizlere
bildigim ne varsa onlar da hep denizlerden
sen de bir deniz gibi yerlestir onu istersen
sevdayi
ve kopuklendir
ve yaslandir ki iste kaderi anlamasin
ama dur, her deniz yaslidir zaten
ogrenmez ama ogretir mutlulugu
bizim sevdamiz da oyledir, iyi siirler gibi
biraz da herkes icindir.
ve gelincigin ikinci tadina benzemeli
var eden kendini birincisinden
yani bir sevdayi sevgiye donusturen.
ben simdi bir yabanci gibi gulumseyen
tanimadigin bir ulke gibi
icinde yaşamadigin bir zaman gibi
tam kendisi gibi mutlulugun
beni bekliyorsun
ve onu bekliyorsun beni beklerken

Turgut Uyar

"elele gittigimiz bu yolda
sen gitgide buyursen,
benim icimde cok beklemis
cok eski bir yer kanar..."

"belki de bir kuruntudur yaralayan kalbimi
her insan bir uyumsuzluktur ölü olmadıkça"

Can Yücel

en uzak mesafe ne afrika'dir,
ne çin,
ne hindistan,
ne seyyareler
ne de yildizlar geceleri isildayan...
en uzak mesafe iki kafa arasindaki mesafedir
birbirini anlamayan.

yerin seni çektigi kadar agirsin
kanatlarin çirpindigi kadar hafif..

kalbinin attigi kadar canlisin
gözlerinin uzagi gördügü kadar genç...

sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..

ne renk olursa olsun kasin gözün
karsindakinin gördügüdür rengin..

yasadiklarini kar sayma:
yasadigin kadar yakinsin sonuna;
ne kadar yasarsan yasa, sevdigin kadardir ömrün..

gülebildigin kadar mutlusun
üzülme bil ki agladigin kadar güleceksin

sakin bitti sanma her seyi,
sevdigin kadar sevileceksin.

günesin dogusundadir doganin sana verdigi deger
ve karsindakine deger verdigin kadar insansin

bir gün yalan söyleyeceksen eger
birak karsindaki sana güvendigi kadar inansin.

ay isigindadir sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldigin kadar ona yakinsin

unutma yagmurun yagdigi kadar islaksin
günesin seni isittigi kadar sicak.

kendini yalniz hissetigin kadar yalnizsin
ve güçlü hissettigin kadar güçlü.

kendini güzel hissettigin kadar güzelsin..
iste budur hayat!

bunu hatirladigin kadar yasarsin
bunu unuttugunda aldigin her nefes kadar üsürsün
ve karsindakini unuttugun kadar çabuk unutulursun

çiçek sulandigi kadar güzeldir
kuslar ötebildigi kadar sevimli

bebek agladigi kadar bebektir
ve herseyi ögrendigin kadar bilirsin bunu da ögren,

sevdigin
kadar
sevilirsin...


Ataol Behramoğlu

"o kadar guzel bir yuzdu ki gelip gecici olamazdi
ya da bir resimdi cizilmis yastigima "


Meral Özbek

O kadar sevdim ki resmini
Iste bugun konustu benle
Yorulmustum calismaktan
Karda uzun yuruduk senle
Geceleri resmine baktim
Olanlari anlattim
Seni bir gorsem diye diye
Uyudum yagmurun sesiyle

O kadar sevdim ki resmini

Biliyorum gorunce beni
Hep taniyordum diyeceksin
Ruyalarimda hep sen vardin
Hep taniyordum diyeceksin

Okudugum her cumlede
Konustugum her insanda
Gordugum her guzellikte
Sen de varsin.
Sen hep varsin.

Bana :)

diyorlar ki bazen gözlerimden
deliler doluşmuş bakıyor birer birer
delilerden sen anlarsın konuş onlarla
nasıl muhtacım buna

diyorsun ki bazen geceler boyu
sayıklarmışım olanları birer birer
düşlerden sen anlarsın konuş onlarla
nasıl muhtacım buna

bir gece ansızın gel yine
elinde mor çiçeklerle
tazelikle gel yine
binbir güzel hikayeyle...


Murathan Mungan

camsap: "size ihanet etmeyecegime soz veriyorum.
"sahmeran: "gelecekteki sen adina nasil soz verebilirsin? o baska biri, simdiki senin tanimadigi biri."

"bildiğim kendimi bildim bileli aşık olduğum,
bildiğim ancak aşıkken var olduğum...
işte bu yüzden, benim için aşık olmak;
çoktandır hasretine katlandığım yokluğum.
'eğer aşktan söz edildiğini duymamış olsalar hiçbir zaman sevemeyecek olan insanlar vardır, ' demiş la rochefoucauld
benimse hep böylelerini severek başladı vurgunum... "

anlat bana her şeyini!
acılarını,sevinçlerini ve içinde kalan her şeyini!
istersen önce, acılarından bahset bana...
bahset ki; ortağın olayım bir dost gibi.
belki nasıl davranman gerektiğini söylerim sana,
belki de ağlarız birlikte sessiz ve derinden...
belki de sana sıkıca sarılırım sözcüklerin bittiği her yerde.
istersen sevinçlerinden de bahset bahset ki;
anlayayım acıların seni yıkmadığını nasıl direndiğini ve nasıl yok ettiğini...
istersen aşklarından da bahset bana...
bahset ki; birlikte analım tüm anıları.
yeter ki anlat bana her şeyini!
arzularını,hislerini ve tüm tutkularını...
birde seni anlat bana.
anlat ki...
anlayayım içindeki beni anlayayım ki...
anlatayım seni nasıl sevdiğimi...

Bi de link var;

ince saz - firar

12 Ekim 2010 Salı

8 Ekim 2010 Cuma

fırk!!

Öyle oturuyorum koltukta...Arada bi kafamı çevirip hemen arkamda duran kocaman pencereden dışarı bakıyorum..Bişi yok görülmesi gereken..Bir sürü park etmiş araba,biraz uzaklarda ağaçlar -ama yaşama sevinci vermeye yetmiyor- sonra gri yağmur yüklü bulutlar..
Hem pencerenin açılabilemez olması da ayrıca keyifsizliğe neden oluyor..Görüyorsun ama havayı koklayamıyorsun...Tatsız!

Bu yağmurlu havada ne dinlenirse onu dinliyorum;Hümeyra..."Tutsana Ellerimi"..."Sana bu karanlık bu gürültü içinde ellerimi uzatıyorum , sen bu karanlık,bu gürültü içinde görmüyorsun..Bütün köşeleri tutmuşlar,ortada meydanlar, gözler içinde..Sana anlatamıyorum bütün bu köşeler bu karanlık bu ıslak bu gürültü..Tutsana ellerimi , ellerimi,görmüyor musun?"

Ellerim kurumuş soğuktan..Krem sürmek lazım..O da yağlı yağlı yapıyor sevmiyorum..

Dünü güzel geçirdik...Bi ara deli gibi gülerken hatırlıyorum kendimi ,bi ara öyle dalmış gitmişim..Ama yanımdaki kıymetlilerim hep benimle idi..Öyle zor ki bunu yakalamak..Ulen ne söylesem söyleyeyim yargılamaz bu adamlar beni..Ne kadar gıcık olsam ne kadar ayıp olsam..Dalaşırsınız..sonra gelir koyar elini kafana omzuna yaslar...Usulca koyarsın kafanı omza..susarsın..Bişi demene gerek yoktur ki..Sonra aranızda bi koltuk vardır mesaj atar sana Ibne der..Kızmazsın..Üsüldüm lam valla dersin..Bilir işte üsüldüğünü..

Öyle yani..

Elini tutarsın arabanın arkasında gülmekten karnına ağrı girmiştir..Bakar gözüne gözüne sıcacık gülümser..Bir giz paylaşır gibi..İçindeki en saklısını anlatır gibi..Gururlanırsın eni konu..Susarsın...Seversin çok seversin..

Sonra bir seneyi hiç kötü şeyleri hatırlamadan (olmamıştır da zaten) devirirsin..İş arkadaşın olmaktan çoktan çıkmıştır..Lam biz senelerdir tanımıyoz mu birbirimizi diye şaşırırsın bi seneyi farkedince..Masada karşında otururken hem nasıl bu kadar hızlı içebildiğine şaşarsın hem de saflığına..İyi niyetine..Temizliğine..Yaşı küçük daha der seversin kardeşini sever gibi,kafası iyi çalışıyor veledin dinlesem iyi yaparım dersin bi yandan da :)

Dışarda yağmur arttı..Hava hala karanlık..Benim kulağımda hala Hümeyra...

İçim de bi tuhaf..Ben genelde mutsuz olduğumda mı yazıyorum acaba?
İyi de napiyim yağmur var hava karanlık bi de boğazım yanıyor..İçtim dün soğuk soğuk..Sabah nasıl kalkarım bu yataktan diye düşünüyordum...Şimdi de nasıl eve gidesim var nasıl koca yorganın altına giresim..:(

Bi de ağlayasım...İçimden geldi...Müdürüme ağlayasım geldi beni bırak ben evime gidip ağlayayım desem...İzin verir mi ki??


Sigara içeyim ben bi..

hastayım lam..

4 Ekim 2010 Pazartesi



















































2 Ekim 2010 Cumartesi

bi pisicik varmış...
İki gözü birden görmezmiş..
Ama mırıl mırıl kedicik hır hır sahibini aramış..
Çok yazıkmış o pisiye..
sağlıklı pisiler bile can savaşı verirken sokakta bu gözleri olmayan pisicik napar ki sokaklarda?..kış da geliyor..
umud'un evdeki canavarlar onu rahat bıraksalar bi dakka düşünmezmiş...
hadi birisinden bi ses..
yasık ona...

kahramanım için irtibat bilgileri;

Vet.Hekim Işıl Karatan
Yeşilköy Pet Care Veteriner Kliniği
Tel: (212) 662 73 76
Klinik GSM: 0 552 442 73 53
İstanbul

1 Ekim 2010 Cuma

Şiir




Bir rüya geçmişten kalan..
Sesinde huzursuz bir sukunet,
Kendini belli eden etmeyen ikircikli bir sevda deyişi gibi dökülmekte dudaklarından..

Tenimde bir acı,
Tenimde tüm ölümleri saklayan bir giz..

Bu ölüler incineceklerinden mi korkuyorlar inciteceklerinden mi bilemiyorum..

Trenin herhangi bir vagonunda seyahatteyim..
Kafamda ölümsüz ölülerin fısıltıları..

Vagonda yalnız...

Yalnızlaşmak için mi çıkmıştım bu yolculuğa,
Yolda mı yalnızlaştım...

Durduğumuz her istasyonda yalnızlığım artıyor ama tren giderek tıka basa...

İçimde bir daralma..
Korkularıma esirim , köleliğime değer biçemiyorum...

Umud

01.10.2010
İstanbul

29 Eylül 2010 Çarşamba

Ben bu şahaserden çok acaip bi öykü çıkartırım ama inan çok yorgunum...
Kafamda cümlerler dolanıyor...Şimdilik orda kalsınlar belki gün içinde yazmaya cesaret ederim..
Ama şu an sadece Serap Mutlu Akbulut'un iç oyan sesi ile bu Avni Anıl sözlerini dinleyin..
Şefkat dilenecekse böyle dilenmeli..Ömrümü veririm..


Dinleyiniz

Ne olur akşamları gelsen otursan yanı başıma
Dinlesen hiç bitmeyen maceramı
Ağladığımı yalnız sen görsen gözyaşlarıma sen
Dokunsan dudaklarınla üzülme desen
Her şey gecer desen sonra sevgiyle
Bakıp yüzüme yorgunsun hadi git yat desen ne olursun
Biraz unutsan kendini biraz sevsen

28 Eylül 2010 Salı


TUTSAK------YILDIZ TILBE & CEZA
Yükleyen secretboy_1987. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.



Dün bir yorum yaptım dedim ki;

"nolur bana da öğretiniz! "Hiç bir şey" nasıl yapılmaz?? Ya da en doğrusu "hiç bir şey" nasıl yapılır? Bakınız benim kafam burda bile karışmakta...Hiç bir şey yapmamak = hiç bir şey düşünmemek midir? Peki düşünsek ve yapmasak da aynı rahata erer miyiz? Yoksa yer miyiz kendimizi?? Görüyor musunuz sanıyorum bu benim yapabileceğim bişi değil :(( Çok fena! "


Aslında yazarın amacı sadece deneme yazmakmış...Ben her zaman yaptığım gibi kendi içimde,okuduğuma derin anlamlar yükledim ve debelenip durdum...Bi de sonra yanlış ifade ettim kendimi..Yazar bana "pardon ya!" dedi..Bi utandım...Sanki böyle ukala ukala...! :(


Ama bu hep böyle oluyor..Kıymetlilerimden biri arada bi laf ediyor bana -hani bişi diyorlar çok tosuruktan bişi de olabilir-haydii düşün allah düşün...

napcam ben böyle??

yoruluyorum..Bazen düşünürken bi kendime geliyorum..Ellerim dudağım ile burnum arasında olmayan bıyığımı buruyorum..Iyy ne gıcık bi harekettir üstelik!

ama kaptırmışım işte anladın mıı?


Şarkıdaki deli Yıldız gibi işte..Bu arada bağlama solosu da o deliye ait..Ne acaip çalmış di mi?

Sözleri de Ceza ve Yıldız Tilbe sanırım beraber yazmışlar..Ben kayboluyorum her seferinde..

Ey gökyüzü

Aydınlık mısın, benim kadar?

Ve karanlık...

Hasret yakarmış
Kavuşmak varmış
Güneşten sıcak..
Sudan çıplak!
Sanırım hiçbir şey yok aramızda;
Aştan başka...

Vay hayat, ey hayat


Denizde vardı oltam
Bir balık tuttum zannettim, baktım hepsi rüyaymış, mekanım yanmış bir orman
Ve tek seçimse çaresizlik, buna inanma
Göz gördüğünden korkmaz, eski bensem bir çiçek olsam da solmam...
Anlatsın bilen kimse, hep çeken bilir demişler
Çekense susmuş, hep konuşmuş çekmeyen kim varsa
Anlatsın derdi çeken, hüzün kaplı yüzlerinde kırışmakta dertler
Bir de ellerinde kürek kazma..
Ve der ki şeytan yazma, ben olursam neyle anlatırım
Neyle anlarım ben anlatmazsam hangi sazla
Mürekkebim dilimde, kağıdım aynam,
Gönlü saydam olan anlar anca işte sayfam...
Her gün intihar eşikte ve umutlar beşikte
Bu dünya kapkaranlık, ışık başka yerde,
Herkes peşimde, herkes sandığım kadar iyi olsaydı keşke
En azından ay beklerdi üstümde yalnız gecede


Başka seveceksin, başka türlü, başka şekilde, başka biçimde
Güneşten sıcak, sudan çıplak
Martıların kanadı gibi, tutsak
Hiç kimsenin kalbi yok
Bu benim kendi alın yazım seveceğim
Hiç kimsenin şansı yok
Bu benim kendi alın yazım seveceksin başka yolu yok
Seveceksin başka yolu yok...
Naklen mutluluk istiyoruz, naklen huzur istiyoruz, naklen sevgi istiyoruz
Niye varız?

Aşktan başka???



.....Saray pencerinden İstanbul....ben çekerken hayal kurdum...

23 Eylül 2010 Perşembe



E sonbahar geldi ya ne zamanııı??


Uçurtma zamanıııı!!


Şirinella'yı Pazar günü uçurtma uçurmaya götürcez :)


Ne enteresan İstanbul Uçurtmacılar Derneği varmış?? Ve ne hoş!! Uçurtma Müzesi de varmış..


Şimdi önce evde rengarenk bir uçurtma yapılacak ve pazar günü uçurtma uçurulacakkk...


Akşam olsun Şirineyi kucaklayayım ve gözlerimi kocaman açıp ona süprizi söyleyeyim..


Helecan yaptım...


**Üzüm artık koltuklara çıkabiliyor...Geçen gün farketti ilk kez koltuğa yallah yepelek atladı..Ana! baktı üstünde!! alıklaştı tabi..Ben yaptım ben yaptım diye bağırıyordu içinden muhakkak!! Höt'ledim hemencecik yok koltukların üstünde öyle..



**Pisi tam bi amazon!! Savaşçı kedim benim..Yavşak olmayan kedilerin en yavşak olmayanı o!!

Ya bazen "gelmeyin lam üstüme yırtarım" diyo..Valla diyo anlıyorum ben onu..Bi yanda üzüm belası bi yanda Şirinella...Kuşatıldığında sırtındaki tüyleri dikleştiriyor o haline bayılıyorum..Yaşasın kendini ezdirmeyen dişi varlıklar!!



**Şirinella Üzüm havladığında bi tırsıyo annatamam:))) Direkman arazi :)) e ama dinsizin hakkından...



**Haftasonu cumartesi Nazım Hikmet kültür'de Şevval Sam'ın konseri var..Akşam 21 sanırım..Ben gidemicem ama siz gidin..Valla gösüm kalmaz başınıza bişi gelmez içiniz rahat olsunss (yine de ben pisi nin annesiyim nihahah)



**Rejime başladıms...Dün tartıldım höhh dedim ya noluyoruss?? Hayatımda hiç olmadığım bir kilodayım..:( kendimi nasıl desem?? Poh gibin hissediyorum...Her sabah kafam kadar ekmek arasını götürürsen dötü göbeği salarsın tabiii...Bilemiyorum...acım büyük..

Luna tez elden yardımın lazım babacım...



**Electric blue ne güzel...



**Kiremitçi geçen gün köşesinde bucağında vermiş benim yazımın bi kısmını..yorum da yapmış ama yok bu sefer ben bişi yazmicam..Şımarık şehirli erkek kısmısını sevmiyorums zorla mı??!!



**Sevgilim beni yine dalgalı Garipçe'ye götürür müsün? Hatta azcık daha soğuyunca..










**Evinizin duvarında atraksiyon yapcaksanız sakın ortanca rengi üzerine şekilsiz süngerle gri boya hayal etmeyin..poh gibi oldu..Bi de mozaik aldım sankim rum mozaik ustası mübarek ne anlarsın sen mozaik döşemekten!!! Neyse sonna düzeltti sevgilim..Kum beji üzerine capon ağacı figürlü sticker yaptık...Güzel oldu o zaman..Bi ara resmini çekersem gösteririm..


**Ya bi de kediler ne çok seviyorlar yastıkta yatmayı yafu!! Ben alıyorum ayak ucuma indiriyorum bi saniye sonna -ve ne kadar hızlılar- yastığın üzerine yerleşmiş yuvarlacık kara göslerle hır hır hır...Allam yarebbim...Ya o alışcak ya ben...Ben dimi?? Evet evet biliyorum..


**Bugün perşembe dimi daha?? Len ben Cuma zannediyorum ya!! Hastir..Bak şimdi keyfim kaçtı..Yazmıyom işte!!

22 Eylül 2010 Çarşamba


cranberries dinliyorum..
her an çekip gidebilirim..
taksimde ufak bi masa..güneş vuruyor tepemden ama yakmıyor..rüzgar esiyor sırtıma ama üşütmüyor..

buz gibi bira..ayık bırakmıyor ama sarhoş da etmiyor..
yüksek sesle animal instinct dinliyorum..
oturduğum koltukta bi bedenim var ruhumu burda sananlar çok yanılıyorlar..
kandırılan kim ki şimdi? Bedenim mi? Ruhum mu? Ben mi? Onlar mı? Sen mi??


sabah havaya aldandım..kovboylarımı giydim ayaklarıma..içine turuncu çoraplarım..

şimdi darlandım ya çıkarttım attım hepsini ayaklarımdan..Çıplak ayaklarımı da göstermiyorum kimseye..masanın altına sakladım..parmaklarımı oynatıp nanik yapıyorum gelen geçene..Onlar görmüyor..Kimi kandırıyorum?? Ayaklarımı mı? Onları mı?

Ya bırakın beni ben bi gideyim nolur....

17 Eylül 2010 Cuma

Kırık Aynalar

benden başka bana dost yok
hayatım yıkık şimdi
bir cana hasret baktığım
aynalar kırık şimdi
varsa nerede dostlar nerede
uzatayım elimi
gördüğüm aynalar gibi
gönlüm de kırık şimdi
nerede beni sevdiceğim
dost bilip de sevdiğim
gördüğüm aynalar gibi
gözlerim kırık şimdi
gülerken yanımda olan
ağlarken nerede şimdi
bir hayalmiş o da benim
baktığım aynalar gibi
kırdığım aynalar gibi

16 Eylül 2010 Perşembe

Önce linkteki yazıyı okursanız daha anlamlı gelecektir yazım..


http://www.hurriyet.com.tr/magazin/yazarlar/15783962.asp


Evet biz kadınlar karmaşık bir yapıyız.. Bunun aksini söyleyen taş olur! :)

Ve evet bazen biz kadınlar bile birbirimizi anlamakta zorluk çekiyoruz.. Ama emin olunuz anlamak için çaba sarfediyoruz.. Birbirimizi bile! Kafa yoruyoruz bunun için.. Kaldı ki erkekleri anlamaya çalışma çabamız emin olunuz sayın Kiremitçi bütün bu iş dünyasında varolma çabasından, sorumlu bir anne olma çabasından , evi temiz tutma! çabasından çok daha fazla vaktimizi almakta... Zira biz kadınlar sürekli "anlamaya çalışıyoruz" ve bence tüm "sen anlayabileceğin kadarını anla yeter'e" rağmen yapıyoruz bunu..

Hayatımda köşe bucak kaçtığım tek bir erkek tipi var aslında.. "Çocuk Erkek" Bir kadının başına gelebilecek en kötü ilişki şekli sanırım.. Biz zaten tanrı tarafından ödüllendirilmiş bir cinsiz ki bir varlık yaratabiliyoruz.. Bedeninden minik bir beden daha çıkarabilen bir mucize'yiz..Tam da bu sebepten evladımız dışında başka bir çocuk erkeği "yetiştirme" düşüncesi korkutucu geliyor bana!

"Şehirleşemeyen tarım toplumunda erkek olma halinin ne pis bir iş" olduğu konusunda sizinle elbette hemfikirim ve fakat bu olamamış toplumda kadın olmanın zorluklarını size nasıl anlatsam sayın Kiremitçi? İlk çağlardan bu yana avcı ve toplayıcı erkek rolünün yanında sürekli ona sunulanı kadarını alan dişi kişi zaten ilk baştan golü yemiş durumda değil de ne? Dışarda olması sırf bedenen farklılığı sebebiyle engellenmiş rolü sadece barınılan mekanda (mağara yada ev hala farketmiyor) beklemek olan kadın cinsi..

Günümüzde özgüven problemi yaşayan erkeklerin olduğu aşikar ama sizce bu hakketen neden kaynaklı?? Toplum yada "şehirleşemeyen tarım toplumu" olmamalı değil mi? Zira ilk çocukluk ve ilk gençlikten itibaren baskı gören , her şekilde hareket kabiliyeti sınırlandırılmış kız çocukları olan biz kadınlarız.. Erkek egemen toplumda özgüven eksikliği biz kadınlara dayatılan bir problem değil midir? Sırf erkek olduğunu için 6 yaşında bir çocuğun mastürbasyonu hoş görülürken (off neyse en azından bir problem yok oğlumda!!) aynı yaşta bir kız çocuğunun bu işi! yapması evde kıyametlerin kopmasına neden olabiliyor.. Bakınız bu kız çocuğu ilerde büyüyecek ve cinselliği "ayıp" olarak algılayarak yaşayacak..Gizli saklı... Şimdi hangi cinsin özgüven sorununa daha yakın olabileceğini biraz daha düşünmek gerekmez mi?

Takıldığım bir diğer nokta kadınlar ne yapıyor olabilirler ki erkeklerin büyümesine izin vermiyor olabilirler? Ben dahil bir çok kadın hayatının bir döneminde yada hala hem erkek hem kadın rolünü üstlenmiş durumda..Henüz bir oğlan çocuğuyken eline sofraya götürmek üzere bir tabak verilmemiş , kendi çorabını kirli sepetine atmasına izin verilmemiş erkeklerle çevrili dört bir yanımız.. O oğlan çocukları ilerde kadınlarından da annelik bekliyorlar elbette.. Ya da tıpkı bir oğlan çocuğunun saatlerce playstation oynaması gibi işten sonra televizyonun başına çöreklenip elmanın soyulmasını bekliyorlar.. Bir karikatür var ya hani Adem ile Havva..Havva elmayı uzatıyor Adem'e..Adem surat beş karış şöyle diyor ; Soy da ver,soyda ver!!

Diyorsunuz ki yazınızda ; arada takılırsa da çaktırmadan ittirmek!! Elbette sayın Kiremitçi..Hay hay :) Bu hala nedense bana ufak bir oğlan çocuğuna özgüven kazandırmak için verilen çabayı çağrıştırıyor.. Yahu o kadar çok düşünüyoruz ki kafa arada hararet yapıyor zaten biz kadınların.. Bi de tüm bu hengamede zaten olgunlaşmamış yada olgunlaşma süreci devam eden -mesela-30 yaşındaki koskocaman bir adama olgunlaşması için gerekli tüm konforu biz mi sağlamaya çalışacağız?? İyi de neden??

Benim de kendi içimde yaşadığım ego ile ilgili ya da başka bi sürü bişeyle ilgili (çok açık vermek istemiyorum ne gerek var) problem addettiğim şeyler var.. Ama bu problemler benim ve bunları sadece ben çözebilirim..Neden bi erkekten bu konuda bir destek bekleyeyim?

Kadın ve erkeğin birbirlerine ihtiyaçları var elbet.. Bu cümleyi henüz yakın bir zamanda "Ben hayatımı devam ettirmek için bir erkeğe ihtiyaç duymuyorum ,elbette ayaklarımın üzerinde durabilirim" diyen bir kadın kuruyor... Ve fakat aynı kadın geçenlerde benden çok şey yaşamış ,sözlerini dikkatle dinlediğim başka bir kadından "Kızım herşeyi de bu kadar kuvvetle karşılamana gerek yok" sözünü duyduğundan beri daha bir ılımlı bakıyor kadın-erkek ilişkisine..

İnsanoğlu kendi içinde barındırdığı problemlerini (özgüven-ego-kontrol tutkusu vs.) bildiği sürece -ki bi sürü insan henüz bunları yaşadığının farkında bile değil ve neden insanlar beni anlamıyor'a takılıp kalmış durumda- kendi çözümlemek durumunda bence..Zira çözümü başkasında aradığında aslında kendini kandırmaktan başka bişey yapmıyorsundur!!

13 Eylül 2010 Pazartesi

Bu arada az önceki yazıya cumartesi günkü Garipçe resimleri olurmuş..


















Sabah...


uzun tatil sonrası ilk iş günü..


pazartesi....


iç sıkıntısı...


kapalı hava...


ayın ortası...


armudun sapı incirin çöpü...


anksiyete...


telefon tamircisi (telefonum bozuldu)


tırnak izi...


yanık yarası ...


iç burkan insan sesi (neşet ertaş)


tutulmamış söz...


kışa hazırlık...


uykusuz gecenin sabahı...


şiş karın (yada göbek!)


nine kokusu hasreti...


vicdan sesi...


reflü...


bebek tadı...


mide bulantısı...


yapamama hali...


küfür yeme...


dalgalı deniz...


yakada su damlası...


tişörtte diş macunu izi...


ıslak çorap...


paranın geldiği gibi gitmesi hatta gelmeden gitmesi hatta hiç gelmemesi...


yalan dolan...


hazırlıksız acı biber...


tuzsuz salata...


gülsüz bülbül...


hastane kokusu...


anahtarsız kapı...


şifreli mesaj...


ağrılı diş...


kelebek etkisi...


doğum sancısı...


deli damgası...


kaygı bozukluğu...


antidepresan...


heyet raporu...


yıldızlı gökyüzü sonrası istanbul zehri...


kedinin canına okuyan köpek...


köpeğin canına okuyan kedi...


hepsinin canına okuyan çocuk...


çamaşır suyu kokusu...


bitirilemeyen kitap...


ya sabır....

6 Eylül 2010 Pazartesi



aklım uçtu gitti pencereden...
sen misin bu saatte cranberries dinleyen...
tanıdığım ikinci Dolores..İlki disney karakteri bi fildi..Ben fil olmayanı daha çok sefiyorum..Yanık sesli Dolores..






hadi siz de uçun!!!! bayramda pis içcem...!!! ve ne güzel bir bitiştir bu!






İran'da bir kadın..Recm (taşlayarak öldürme) cezası alıyor..


bu korkunçluğa engel olabilme ihtimali bile bence imza vermek için yeterli!


Sakine Aştiyani, The Times gazetesinde çıkan ve sonrasında bir yanlışlık olduğu anlaşılan başörtüsüz fotografı yüzünden 99 kırbaç cezası almış...Fakat eğer bişeyler yapılmazsa Sakine daha bilmediğimiz birçokları gibi taşlanarak öldürülecek..

Aklım böyle bir vahşeti almıyor benim!!

İslamiyetin öldür dediğini hiç zannetmiyorum!

Çok üzülmek yetersiz kalıyor km'lerce uzaktaki hemcinsim için..acısını ne kadar içimde hissedersem hissedeyim taş darbelerini hissedecek olan o!

3 Eylül 2010 Cuma

efkar...

Şimdi hani arabesk şarkıları aklı başında şarkıcılar yorumluyor biz de severek dinliyoruz ya..

-Yani sevenler işte..Sevmeyenlere bişi demiyorum..- Ben ezelden severim arabeski..Ama öyle ferhat güzel felan diill (begümm begüm uuuuu :))) bayağı felsefik arabesk olcek...

Misal Müslüm babayı tek geçerim...İstedim ki bi konserinde bağır çağır izleyeyim babayı bugüne kadar olmadı..Anca işte alpüm felan boyutunda kaldı hayranlığım babaya...





Orhan Gencebay..Çok sesli müziğin kralı...Ağır felsefe yapar orhan baba da..O da der zaten ben arabesk yapmıyorum ben serbest çalışma yapıyorum diye..Doğrudur.."Hatasız kul olmaz hatamla sev beni! " O kadar!!





Ben seviyorum aklı başında insanların arabesk söylemelerini ya..Mesela Duman düet yapıyor babayla..Ben bayılıyorum böyle şeylere..
Şevval Sam'ı çok severim bilen bilir..Son albümü Has Arabesk..Hemen edindim..Şevval çok muhterem kişi pek güzel pek etkileyici söylüyor bence...Böyle yıkmadan dökmeden-bağırtısız gürültüsüz..İnsan gibi söylemiş işte...


Bugüne yakışır arabesk listem...Umo pırodakşın iftiharla sunar;





10.Numero ; Ceza feat Müslüm baba-İtirazım var
İtirazım var



9.numero ; yine bir Müslüm baba klasiği Ne yazar...
Bu şarkıyı bi ara 15 gün aralıksız dinlemiştim..sonra hayatımın bi dönemini yerleri alkolden küf tutmuş be barda geçirdim :)) şaka len şaka..! Ama ağır şarkı tikkat!




08.numero ; Esengül..Yalnız içmeyi sevmeyenler için geliyor...Abi zorla-morla içcen diyo..niye? Çılgınca seviyorum abiii....
taht kurmuşsun kalbime



07.numero ; İbo..Sevmem kendisini..Kadın düşmanı pis herif..ama acaip bi ses..çok acaip..Şarkı desen ; yakarım ollum bu gezegeni yakkarımmm!!
Yalnızım dostlarım



06.Numero ; Müslüm baba söylemiş yine..İlk Neredesin Firuze'de dinlemiştim..Zaten Bülent Ortaçgil benim için çok möhüm insandır..Baba söyleyince çarpıyor!!
Sensiz olmaz








05 numero ; Dil'i ile dağları devirenler için gelsin :) Luna bu sana:))
Dil yarası





04 numero ; ah be güzel kardeşim!! İçki nedir bilmezdim , şimdi bir ayyaş oldum...
ben her gece sarhoşum





03 numero ; İşte..Bu bir felsefe..İşte bu bir bakış açısı..Bu bu bu..Herkesin harcı değil bu..
Hatasız kul olmaz




02 numero; Işın Karaca mı Şevval mi desen Şevval elbet! Tartışma götürmez..Şevval insandır bizdendir..Ammaa bu eseri abla güsel okumuş..(okumuş derler bilmen mi?) Şarkının ismi size anlatsın...
ne duamsın ne de bedduam





01.Numerom; tek geçerim....Allem yerebbim...Ruhumu teslim etcem şinci ...Orhan babanın ölümsüz eseri benim ölümüm ölcek...
Benim Dünyam












Liste dışı ama şu şarkıda özeldir benim için;



güller soldu bülbüller sustu



Efkar yapan umo..Töbe töbe..Rakı mı koktu???

tuhaf bi gün..Tuhaf hissediyorum..Sabah evden çıkamıyordum nerdeyse..Servisin gelmesine 7 dakka kalmış ben balkonda sigara tüttürüyordum..Sandalyede oturuyorum oğlum 7 dakka sonra servis gelcek benim evden servise ulaşma mesafem 7 dekka...biliyorum ama söndüremiyorum sigarayı?? Kaldım öyle kakalak gibi..Şimdi de öyle...Bi tablo hazırlayıp göndercem ekrana bakıyorum uzun uzun..Sabitlemişim gözleri! Gören olsa a-ha delirdi kadın diyecek..


pasiflora diye bi şarkı vardı di mi?


Ama ben bugün doğal haplanmış gibiyim..Böyle bi duruyorum.. :)


Uykum var ama gözlerimi kapatınca acıyor...
Kafam dolu ama düşününce batıyor...
Haftanın son günü ama acele edince kaçıyor...



Bütün kızlar dağıldık bi yere..Aaa ben size son gelişmeleri anlatmadım deme? Biz artık evde 4 kızız!

I.Üzüm'üm iki gözümün bahçeli bi evi var artık...Çok güzel bakılıyor...Günde 2 lt süt içiyormuş hergün tavuklar yiyormuş..Kuru mamanın yüzüne bakmıyor diyor yeni sahibi...Biz yapamadık maalesef..Tuvalet alışkanlığı için çok büyümüştü ve kulakları duymadığı için komutta alamıyordu..Ama şimdi kocaman bahçede...eneee sıç-bok :))


Yakında ziyaretede gideceğiz Onu Biberli, ben , şirinella...Özledik çok..


Başka bir evde artık ama istediğimiz zaman görebilecek kadar da yakın bize..Geçen gün yeni sahibi ile konuşurken Üzüm'ün kulağına dayadı telefonu ben telefonun ucundan annecim mutlu musun?Seni çok seviyoruz diye fısıldadım..Kuyruğunu sallayabildiği kadar çok sallamış..Ben Ali abi'nin yalancısıyım :)


Üzüm'den sonra hem çok yorulmuş hem de manevi olarak kendimi kötü hissediyordum..İyi ve mutluydu biliyorum bahçede tasma bile takılmadan geziniyordu..Ama işte ben vicdanımla sürekli muhabbet halindeydim..Sonra karşımıza pc çıktı..Biberli'nin oturdukları sitede bulduğu ve ilk bulduğunda vücudunun tamamı mantarla kaplı kediye benzer bişi :)) ..Biberli onu tamamen iyileşene kadar çok güvendiği Bertuğ'a emanet etti.. Hatta ben tatile giderken Üzüm'ü Bertuğ'a bırakmıştım ve pc yi o zaman görmüştüm..Tüyü olmayan kedi!..Biberli ve Bertuğ meğer benim kedimi iyileştiriyorlarmış..Bi süre geçici olarak sıcacık bi evde kaldı pc..Sonna benim kedim olmaya karar verdi...Şimdi beraberiz..Evde salına salına geziniyor..İyi ki bizimlesin Pc..Seni çok seviyoruz...



Sonra...sonrası...işte bu zincirin son halkası ;









çok acaip di mi?

*********

ay daraldım ben..hadin eyvallah...

;;