14 Haziran 2010 Pazartesi
Tansiyonu yerlerde bi kadının yaz çağrışımları...
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Haziran 14, 2010
Sıcak bir yaz akşamı..Balkonun açık kapısından içeri yaz mevsiminin sesleri girmekte..Bağır çağır şarkı söyleyen aşık velet , patlıcan kızartma-kavun ekmek yiyenlerin çatal bıçak sesleri , sıcaktan mayışmış yaşlı amcanın haberler izlerken ettiği küfür kıyamet... Ben ekşimtrak bebek kokusu ile kendimden geçerken kulağımda sesler..Yaz sesleri...Tansiyonu yerlerde bi kadının yaz çağrışımları...
Kafamda eski arkadaşımın -ama hep yakınımda ki- ettiği laf.."Duramassın sen illa bişileri karıştırcan" :) Uğraş-ı-yorum..
Sonra sesler kulağım da, aklımda duramama düşüncesi uyuyakalıyorum...Terlemiş çocuğun elleri ensemde..
Sonra nedendir zınk diye kalkıyorum gecenin bi yarısı..bi sigara..balkonda oturdum yine sesler...
şimdi içli bi ses ."Gelecektin gelmez oldun , halimi hiç sormaz oldun..."
Hüzün vakti..
Ve durma..
ve...
00.27...Güzel vakit..
Olanları , olacakları düşünme vakti...
Hangisi daha yorucu? Kafamdaki sesler mi? Yaz sesleri mi?
Madem öyle şarkıyı tamamlayalım..
Hasretinle yandı gönlüm
yandı yandı söndü gönlüm
Evvel yükseklerde uçtu
düze indi şimdi gönlüm
Aramızda karlı dağlar
Hasretin bağrımı kışlar
Başa geldi olmaz işler
Yokluğundan öldü gönlüm
....
İyi geceler..Ben daha burdayım...
Etiketler: ben, hasretinle yandı gönlüm, yaz
11 Haziran 2010 Cuma
Etiketler: 3 yaş dönemi, annelik, şirinim
10 Haziran 2010 Perşembe
Etiketler: başlangıçlar, ben
7 Haziran 2010 Pazartesi
Şirinella'nın kapris yapacağını hiç düşünmezdim..Geçtiğimiz 3,5 sene boyunca ki buna doğumunun 2.ayı da dahil Şirinella her zaman çok uyumlu her zaman çok mantıklı!! bir çocuk oldu..Muştu...
Bu dönem de -haksızlık yapmayayım kızıma- her zamankinden biraz daha nasıl desem?? "Mıymıy" :)
Geçen gün markette bana küstü..Anne beni üzüyorsun ama dedi..Sesim ciddileşip azcık yükselince "seni duyuyorum anne" dedi bana..Kafamı çevirdim, dudaklarımı ıssırdım sırıtmamı görmesin diye..
Bu aralar böyle...İnternetten araştırdım biras 4 yaş biraz riskli bi yaş...
3 yaş çocuğunun kendinden memnun ve çevresiyle uyumu diye nitelendirilen özelliklerinin ardından dördüncü yaşta,çocuğun iki-üç yaş arasındaki huysuzluk, asilik, inatçılık ve düzensizlik özeliklerine sanki geri dönüş yapar gibi olduğunu belirtirler. Ancak bu kez bütün olumsuz tavırlarda eskiye göre daha kolay düzene girebilme , yani bir olgunluk söz konusudur.
Dört yaşındaki çocuk eskiye göre aşırılıklara göre daha bir eğilimlidir.
Konuşma ve hareketlerinde tekmeleme tepinme gibi ölçüsüzlük ve kontrolsüzlük vardır. Anne ve babanın kullanmadığı, özellikle küfür ve ayıp sözleri hiç sakınmadan meydan okurcasına söyler. Bu sözcükleri kullanırken yetişkinler engelleyici ve olumsuz bir tavır sergilerse bu sözcükleri ısrarla devam eder.
Dört yaşındaki çocuk, vücudunda bazı koordinasyon bozuklukları yaşayabileceği için daha dengesiz olur. Düşme ve tökezleme durumları artar.
Dört yaşının bir diğer özelliğinde huzursuzluğundan doğan kontrolsüz davranışlardır.
Parmak emme cinsel organ ile oynama ve bazı tikler onun elinde olmadan yaptığı davranışlardır. Bu davranışlar yetişkinlerin doğru değerlendirip,üstüne düşmemeleri gerekmektedir. Yine bu yaşta iki-üç yaş arasında gösterdiği belirli alışkanlıkları saplantısal olarak tekrar eder.Belirli konularda kurulan düzenin bozulmasından huzursuzluk duyar ve bağırıp ağlayarak tepkisini ortaya koyar
4 Yaş:Enerjik ve hayalperest..4 yaşında bir çocuk artık yetenekleri, kişilik özellikleri, ilgi alanları ile tamamen kendine has bir kişilik geliştirmiştir. Kimisi utangaçtır, kimisi dışa dönük, kimisi hareketlidir, kimisi sakin... Buna karşın 4 yaş çocuklarını en iyi tanımlayan kelimeler “enerjik” ve “hayalci” olacaktır.
Hayali dünya aniden gerçek hayattan daha fazla yer tutmaya başlar ve zaman zaman gerçek ile hayali olanı ayırmakta zorlanırlar. Hayali yaratıklardan korkma ve abartma davranışları bu yaşta çok sık görülür.4 yaş çocukları yapabildikleri şeyler ile gurur duyarlar, kendilerini beğenir ve kendilerine güvenirler ve yeni maceralara atılmak isterler. Merdivenlerden yukarı aşağı koşarlar, bisiklet ya da scooter ile dolaşırlar, el arabalarını dik yokuşlardan aşağı sürerler... Ancak henüz kendi yeteneklerini doğru olarak hesap edemediklerinden ve son derece tehlikeli ve garip şeyleri yapabilecek yeteneklere sahip olduklarından çok dikkatli olmanız gerekecektir.
Bu yaşta ışık hızıyla hareket ederler. Merdivenleri koşarak çıkarlar, bisiklet ile fırlarlar, evin bir ucundan diğer ucuna tabana kuvvet koşarlar.
Üç yaşındaki nispeten daha sakin çocuğunuz, bir fişeğe dönüşür. Ara sıra davranışları (gürültülü, sert, kavgacı) size yeni yürümeye başladığı çalkantılı dönemdeki davranışları hatırlatabilir.
Fakat korkmayın. Bu zor dönem genellikle kısa sürelidir ve beşinci doğum günlerine ulaştıklarında sakin, aklı başında ve kendine güven duygusuyla dolu olacaklardır.
Dört yaş çocuğunuzun yeni keşfedilmiş güveninin de olumsuz yönleri vardır. Özellikle yaşıtlarının yanındayken, bilinçli bir şekilde yanlış davranarak gösteriş yapan övüngen biri olabilir. Eğer kafadarları yanındayken çocuğunuzu disiplin altına almak istiyorsanız, hataları hakkında konuşmadan önce onu gruptan uzaklaştırın. Şayet onu herkesin önünde azarlarsanız, yanlış davranışına utanmadan devam etmesi için teşvik etmiş ya da kızdırmış olabilirsiniz.
Bu yaş çocukları, uzun hikayeler anlatılmasına bayılırlar. Her zaman yalan söylemezler, sadece hayal kurmaya düşkündürler, fakat bazen çocuklar sıkıntıdan kurtulmak ya da işlerini halletmek için de yalan söylerler. Ebeveynler, çocuklarının doğru ya da yanlış ahlaki değerlerle doğmadıklarını anlamalıdırlar ve yalan söyleme durumu zihinsel gelişimlerinin normal bir parçasıdır.
NASIL YARDIM EDİLİR ?Okul öncesi çocuklara öfkeleriyle başa çıkmalarında ve başkaları ya da kendilerine zarar vermeyecek şekilde öfkelerini ifade etmelerinde yardımcı olmak önemlidir.
Çocuğunuzu düşmanca duygularını sergilemek yerine, duyguları hakkında konuşmaya teşvik edin. Ona aynı zamanda negatif enerjisini aktarabileceği uygun bir yer sağlayabilirsiniz.
Örneğin, minyatür bir yumruklama kum torbası satın alabilirsiniz.Siz, onu duygularını seslendirmeye cesaretlendirirken, aynı zamanda bunu yumruklayabilir.
Bazı çocuklar sosyal ilişkilerde diğerlerinden daha başarılıdırlar. Kaçınılmaz olarak bazı çocuklar terk edilecek, görmezden gelinecek ya da önemsenmeyecektir. Bu çocukların sosyal becerilerini geliştirmeye çalışın 4 yaşındaki çocuğunuza, oyuncaklarını toplaması veya tabağını temizlemesini söylediğinizde, bazen size “kapa çeneni” diyebilir veya küfür edebilir.
Bunları duymak zor olmasına rağmen, küstahlık çocuğunuzun otoriteyle başa çıkmayı öğrendiğinin ve bağımsızlığının sınırlarını test ettiğinin iyi bir işaretidir. Ama yine de, itaatsizlik ve saygısızlık gösterdiği zaman çocuğunuzu paylamanız ve yanlış yaptığını anlatmanız gerekir.
Kendine güvenleri artar. Yetişkinlerle konuşma şekillerini dinleyin. Geçmişte sırnaşık ya da utangaç olmuş olabilir. Fakat şimdi insanların gözlerine bakar ve dinlemelerini ister.
4 yaş çocuğunuz, cinselliğin daha çok farkında olmaya başlar. Kızlar ve erkekler arasındaki farklılıklar hakkında sorular sormaya başlayabilir, cinsel bölgelerini inceleyebilir ve diğer çocukların özel bölgeleri hakkında merakını ifade edebilir.
kaynak
..böyleyken böyle..
Bi de tataa!! karşınısda rengarenk Şirinella;
*****
Gökçem geldi...Çok mesudum...Kokusunu çektim içime görür görmez..O varken daha sağlam hissediyorum kendimi...Valla öyle...
Bana belki birgün gideriz diye St Ives fotograflarının olduğu bir kitap getirmiş...Bayıldım..Ne mutlu bir dilek...Gitcez bi gün..
Bi de "Devlerin yüzüğü" de denilen stonehenge'den bir kolye...Gizen,Güç ve Dayanıklılık simgesi bir kolye ucum var..
Resim de ikisi de var..Sağol tatlımmmm....
Hem Deniz var daha sırada..Deniz ve Iwan..Essex demek bu :)) Oraya da gitcez..Di miiii???
Bu arada Deniz'im üniversiteden beri ev arkadaşı olayını unutmuştum..Sen çok acaip bi ev arkadaşısın :) Ev de artık 3 kadınız...En olgunu Şirin :))) kikiki....
Bi de dün alışveriş yaparken kapalı kasanın önünde önce öyle mal mal bekleyip, sonra benim kasayı açtırmamın ardından telefonda uzun uzun konuşurken çirkeflik yapmak için benim kredi kartı şifremi girmemi bekleyen kadına burdan kalllaaaviiii bi ........!!!!!!
Neymiş sıradaymış...Kasayı ben açtırdım bi kere...Hem telefonda kırık türkçenle dedikodu yapacağına ödemeni yap tamam mıııı???
Hım bu arada bunları ona da söyledim :)
Kızdım bende..Bıraktım aldıklarımı...Sonra yemek yedik felan sakinleşince gittik mağazaya :)
Ama kasa kuyruğuna girmedim..O kadar da gurursuz diilimm...Dedim ya Deniz çok acaip bi arkadaş :)))) O aldı...
******
Haftasonu yine eminönü'nde sabah...


****
Evinizi boyayacaksanız sakın (biliyor musun son 40 dakkadır allahın cezası boyanın ismini hatırlamaya çalışıyorum nolurr acı bana valla eve gider gitmez allahın cezası boyanın ismine bakacağım ama artık nolur bitsin bu işkence kafam zonklamaya başladı...Mutsusummm!!) isimli boyayı almayın...Çok karaktersiz...Mutfak duvarlarının yarısını boyadık..Yaniii....Tamamını boyayınca nasıl durur acaba?? Salona gül kurusu almayı düşünüyorum...Haber veririm..
Bu arada tatlım çok teşekkürler tekrar....
Mimoza değil...Manolya , melisa da değil..."Allahın cezası boya" en uyan isim aslında ama o da "M" ile başlamıyor.....
Gittim.
Etiketler: çocuklarda 4 yaş, eminönü
28 Mayıs 2010 Cuma
Minik melek;
Dünyamızı terk ettiğini duyunca ne düşüneceğimi bilemedim...Oysa ki sen bu dünyaya belki bambaşka bişi için gelmiştin..Belki bambaşka bir amacın vardı ya da sen "iyilerin kazanması" için son şansımızdın! Aksini kim söyleyebilir??
Ama sanırım Tanrı seni bu dünyadakilerden çok daha fazla sevdi...Ve sanırım biz "bu dünyadakiler" senin saflığına ve temizliğine hazır değildik!! Bu sabah senin minik melek ,gerçek hikayeni duyduğumda boğazımdaki yumruğu nasıl yokedeceğimi bilemedim...Gözlerimde kocaman gözyaşları..onlar bile dondu...Akıtamadım..İçime aktılar...
Sen minik melek o kadar değerliydin ki Tanrı onunla olman gerektiğini düşündü....
Ben senin bu dünyadan daha mutlu olacağını düşünüyorum o dünyada...Ama boğazımdaki yumruyu hala nasıl yok sayacağımı bilemiyorum..Sanıyorum bu yumrularla yaşamaya, akıtamadığımız gözyaşlarımız içimize içimize akıtmaya alışıyoruz bi süre sonra..Hayatın aymazlığı!!!
Minik melek;
Cennetteki kahkahalarını arada sırada bizim kulaklarımıza duyur nolur..Duyur ki biz de umutlanalım...En azından bu dünyada olmayan bir cennet ve o cennette senin gibi küçük melekler var...
Son bir şey;
Annene ve babana bol sabır!!
çok üzgünüm...
21 Mayıs 2010 Cuma
Şirinella akşam neler anlatcaksın bana bakalım :)))

sonra da bunu dinleyinnnn

Beyaz perde.com dan alınan film künyesi..
Oyuncular Jake Gyllenhaal (Prince Dastan) , Gemma Arterton (Tamina) , Ben Kingsley (Nizam) , Alfred Molina (Sheik Amar) , Toby Kebbell , Reece Ritchie
20 Mayıs 2010 Perşembe
Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur...Ö.Asaf..
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Mayıs 20, 2010Yeşilin her tonunun olduğu bir yer burası...Esen rüzgar üşütmekten ziyade haz veriyor bedenime! Rüzgarın sesi ile karışan acıklı viyalonsel sesi tuhaf bir sükunete sebep!
Çıplak bacaklarıma örttüğüm battaniyede ki rengarenkliğe inat gözümün gördüğü sadece yeşil...
Arada yüzünü utangaç bir kız çocuğu gibi gösteren güneş tıpkı hayatta olduğu gibi bazen güzel şeylerin de olabileceğinin umudu...
Ahşap iskelenin üzerinde tek tük insanlar..Sanıyorum onlarda sadece "durmak" için burdalar...
Henüz hayattaki ilk yılını tamamlayamamış gün sayan melek bile artık oksijen çarpmasından mıdır , durmanın zevkini keşfettiğinden midir sesini çıkarmadan babasının güvenli kollarında poz verdi,"gık" demedi inanamazsınız! :)
Bulutlar ayrı bir terane zaten..Yağmur yüklü olanlarla , "dağılın olumm bahar bitecek nerdeyse geçti sizin fiyakanız" diyenler sürekli didişme halindeler..
Biz hepsini kabullendik...
Önemli olan neye benzedikleri..Bazen kanatlı bir fok , bazen de bir japoncuk balıkçık...
Burda , şu anda tek derdimiz bu...
An itibariyle (antibiyotik diil doğru okuyunuz :)))) okuyamayanlar oldu zira.....(ehe)güneş galip..Sırtımı ısıtıyor tatlı tatlı...Burnumun ucunda missler gibi bir koku...Ben duruyorum...Uzun zaman sonra durabiliyorum...Mutluyum!
LUNA
Kafamda günlerdir dönen Özdemir Asaf şiiri..İsmi Yön..
"Sen bana bakma
Ben senin baktığın yönde olurum..."
Öyle işte..Başka nasıl anlatılır??
Sizin var mı bir şiiriniz??
Sevgiyle...
Etiketler: gitmek, özdemir asaf, rakı
17 Mayıs 2010 Pazartesi
Gözüm aç benim...Aldım doldurdum tabağı bi de yanına insaflı davranıp yarım istedim sucuklu yumurtayı..Bitiremedim..Şimdi çok pişmanım :( Resimdeki hali bitmiş hali kahvaltımın..Yine Eminönü'nde Namlı'ya gittim..Gazetemi okudum, kahvemi içtim..Keyfim oldu 1500..
Etiketler: ben, eminönü, gökçe özses, luna, namlı, şirinim, umud devrim tuna
14 Mayıs 2010 Cuma
Kıvama geliyor kızım :)
Etiketler: ben, çocuk, kızım büyüyor, şirinim
13 Mayıs 2010 Perşembe
Etiketler: ben, gücüm yetene kadar, şükriye tutkun, umud devrim tuna
Etiketler: ben, istanbul, mazhar alanson
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Etiketler: esmeralda, piotr cugowski garu janowski
Moda'da Koço'ya kaçarız arada bi..Kışın içerde soluruz meyhane havasını yazın dışarda...Bu cumartesi "other" kız grubum ile koço'da idik.. Akıl sesim kalp gözüm ;Berin , Kısa saçları ile beni kıskançlıktan kıskançlığa gark eden ve her geçen gün güzelleşen Deniz'im , İnanılmaz çalışan beyni ve o beyin kıvrımları arasına fırlamalığı da sıkıştıran Yelda ve simsiyah gözleri ve cin bakışları ile gecenin tatlısı Şükran....Bi de ben işte...Sıfat yetmez yazdırmayın şinci :))) -abicim blog benim-
Şükran yapmış gene yapacağını :)
Sen de öyle tatlımmmmm....Güzel ama di mi tanımlamam Akıl sesim,kalp gözüm..Sensin o! :)
mımmmm...Şimdi olsa da yesem..
Eski balkonum o kadar büyüktü ki geçen yaz deli gibi çiçek ve saksı alıp balkonu bahçeye çevirmiştim..Şimdi ki balkonum geçen sene balkonum için aldığım masa kadar..Düşünün...Ama yine de balkon balkondur..Çiçekli balkon ise tadından yenmezdir..Hayat güzeldir ve herşey insanlar içindir.. :) Etiketler: ben, berin aral, çiçek, koço restaurant
7 Mayıs 2010 Cuma
senin şanına sade gelmek yaraşır dostum, senin şanına sade gelmek yaraşır...
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mayıs 07, 2010
Gökçee olummm ben seni çok özledim beaaaaa!! :((
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mayıs 07, 2010
Etiketler: gökçe özses
6 Mayıs 2010 Perşembe
beyaz plastik poşetteki bahar ve denizatım...
5 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Mayıs 06, 2010**sigarayı bıraktım...Bu konuda yorum yapmak istemiyorum ama bir an deliler gibi tütün arıyorum bi an sanki hiç içmemiş gibiyim...Kaç gün oldu saymıyorum ama doymadım doyamadım sevmeleri onu ben :((
***Dövme yaptırdımmmm!! Çağatay eline sağlık abicim, on numara iş çıkardın yine... Benim kolumdaki Şirinella ayağı da Çağatay'ın eseri idi..Şimdi denizatım ve yıldızım da öyle...
Dövme sonrası sigara içmedim ya...Valla bana pravoo!!
Nilo' nun doğum gününü dün ahırkapı'da kutlayacaktık..Özel sebeplerle gidemedim Ahırkapı'ya..Üsgünüm :( Artık seneye insallah...Söz verdiğim resimleri de çekemedim :( Yalancı çıktım size..Ama yakınlarda yine ufak bi seyehat düşünüyorum..O zamana bir sürü fotograf olcak, sürpriz!
****Baba tarafından Trakya'lıyım ben...Büyükbabam ve babaannem (Hasan bey ve Naile hanımlar) Selanik göçmenidir...Şimdi ben nasıl yadsıyayım DNA'ya ,kalıtıma , genetiğe?? Kızım en afillisinden Trakyalı!! Yafu çevresinde bi üj-bej diyen yok kızım şiveli konuşuyor!!
Geçen gün güneş gözlüğünü taktık tıkır mıkır yuvaya gidiyoruz...Bana dedi ki; Avalı oldum di mi anne??
Yafu noluyooo :)))
Zaten ağzından hayır duyamassınız "ayır" o....Sabah evden çıkıyoruz ava güsel di mi annee??
Bak yaa :))
****Deniz Karan biliyor musun teyzecim dünyalar tatlısı, sana tapan ve aklı sürekli sen de olan bir annen var..30 'u devirdi...Sen ve 30 'lar hemen hemen üstüste geldiniz pek de iyi ettiniz zira bir kadın için hem 30'u geçmek hem de anne olmak tahmin edilemez bir deneyim...
Bu sebepten Nilo gittikçe güzel oluyorsun...Bi kaç seneye dadından yinmezsin kuzum sen..Habo benden demesi toprağım :)) Sizin cephede ne var ne yok?? :)
Bi de son olarak biz zavallı plaza insanı iki gram çiçek ot görünce kendimizden geçiyoruz ya..Biz Deniz ve Nilo geçtik...
Beyaz plastik poşetlerin içinde ki bahar ;
Bakiim başka bişi var mı?? Neyse sonra annatırım...
Etiketler: bahar.hayat, ben, çağatay ateş, dövme, negatif tattoo
4 Mayıs 2010 Salı

Heyooo...
Yarın Ahırkapı'dayız..
Hıdrellezi kutlicaz...Gelsenize...
Gördüklerimi yaptıklarımı perşembe anlatcam..Resimler de...
http://www.hidrellez.org
Bu arada hıdrellezin bir seramonisi var bakın anlatayım siz de yapın;
Hıdrellez günü yani yarın iyi dileklerini boş bir kağıda -ama çizgi bile olmaması gerekiyor kağıtta- çiziyorsunuz..
Sonra o dileklerin olduğu kağıdı bir gül ağacının altına ertesi sabah güneş doğmadan hemen almak üzere gömüyorsunuz...
Sabahın o köründe aldığınız kağıdınızı alıp bir deniz kenarına yollanıyorsunuz..Sonra içinizdeki iyi dilekleriniz eşliğinde denize atıyorsunuz dilek kağıdını...
Bitmedi...O denizden bir miktar suyubir şişeye yada kavanoza dolduruyorsunuz..Eve gidip o suyu evinize serpiyorsunuz..Koltuklara,minderlere,halılara,lavabolara her bi yere işte..
Bir sonra ki seneye kadar o su size bereket ve şans getirecek...Sağlıkla mutlulukla geçen bir senenin ardından varolan dilekleriniz eşliğinde yenileri için aynı seramoniyi tekrar edeceksiniz...
Ben yapcam..Benden demesi..
İzlenimleri yazacağım ayrıca..Gelirseniz görüşürüz...Nasıl tanıyacaksınız?? En deli çingeneyi arasın gözleriniz :))))
not:Ayrıntılı seramoni için Nilo teşekkürler bebek...
30 Nisan 2010 Cuma
Etiketler: ben, celta.özel ingilizce dersi, gökçe özses, ingiltere seyahati
















