13 Nisan 2010 Salı


içimden geldi eskilerde bi hatırlatma yaptım,yazının tamamı;



Sana ayna olan ve aynada sana yansıttığı görüntüyü senin çok daha güzelin kılan kişiyi bulmak yada aşk'ı ne dersen,neye yüklersen o'nu- zira bence çok büyük bir fark yok-sanıyorum herkesin harcı olmuyor..

Ya da buluyorsun ama görmüyorsun..Ziyan olup gidiyor elinde kolay bulunamayan şey...Kaybettiğinle kalıyorsun ve fakat birgün tokat gibi çarpıyor yüzüne kaybettiğin!

Allah kimsenin gözlerini kapatmasın ki aşk'ı görebilsin yada kaybettiği şeyle birgün karşı karşıya bırakmasın ki renkleri göremeden,kör olarak da olsa nefes alabilsin...
not:resim michael kenna..Bizatihi benim için çekiyor sanki..Depresif ve sorgulayıcı..

12 Nisan 2010 Pazartesi


Uçmak çok şahane bişi..Bir demir yığınıyla da olsa...Demirden korksak uçağa binmezdik demi ama? :)






Karnımı doyurduğum ender zamanlardan...Genelde "likit" beslendik :)



Demedim mi?




Ben o bankta oturdum biliyor musun?Evet ben olsam ben de beni kıskanırdım...



Çayır çimende yayıla yayıla....











Kavuşma anı :)))











O kadar özlemişim ki..Anlatamam hiç uğraşmayayım...
Ama bana o kadar iyi geldi ki bu seyahat bu arada...Şirinella eminim beni anlıyordur...
İçimi serin tuttuğun ve "sen" olduğun için teşekkürler Şirinem..
Seni seviyorum...
Annen...

6 Nisan 2010 Salı



Hayvan hakları evrensel beyannamesinde (madde 3) diyor ki;

1. Hayvanlara kötü muamele edilemez veya zalimane davranışlarda bulunulamaz.


2. Eğer bir hayvanın öldürülmesi gerekiyorsa, bu bir anda, acısız ve korku yaratmaksızın yapılmalıdır.
3. Ölü bir hayvana saygıyla davranılmalıdır.


Bu beyanname 15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde ilan edilmiş..

Yıl 2010..Oturduğum yerden google'a "hayvanlara yapılan kötü muameleler" yazıyorum...Gördüğüm haberler karşısında ürkmemek elde değil..İçimden küfür kafir saydırıyorum...

Tadım kaçtı...

Bu insan denilen varlık benimle aynı soydan mı gerçekten?

Umutlandırıcı haberler almıştık oysa ki; barınak gönüllüleri derneği hayvanlar için bir ambulans almışlar ve sokaklarda yaralanan -tedavi görmesi gereken hayvanların bildirilmesi için kullanılacak bir telefon hattı bile edinmişlerdi ; ALO153...İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile yürütülen bir proje idi..

Bilin bakalım noldu? Proje maddi yetersizlikler sebebiyle durdu!

Şimdi sahne "iyi ve duyarlı" insanların...

İyiliğin büyüğü küçüğü olmaz...

IBAN: TR790006400000110820653507
Alıcı: Barınak Gönüllüleri Derneği

Is Bankası Caddebostan şubesi (1082) Hesap No: 653507


Elinizde malzeme ya da mama fazlanız varsa:)

Barinak Gonulluleri ve Hayvanlara Yasam Hakki Dernegi
Bahariye Caddesi, Dr.Ihsan Unluer Sokak No:14/2 34770 Kadikoy-Istanbul
Telefon irtibat:0216 449 90 52-53
Fax:0216 449 90 51
GSM: 0533 574 25 23
info@bgd.org.tr

Bağışlarınızdan sonra http://www.kalbimizsokaktaatiyor.org/ adresinden pırıl pırıl isminizi görebilirsiniz...

Hadi nolur , biliyorum ben az değiliz aslında...

Sevgiler herkese...

5 Nisan 2010 Pazartesi




Güzel iki gündü...Şirinella ile Eminönü ayrı bir zevk...Vapurda bir klasik ;martılara simit atarak başladı günümüz.Güneşi fırsat bilip dışarda oturduk , daha doğrusu yarı belimize kadar sarktık...Hem martılar için hemde denizin üstünde oluşan köpükler için..Bayıldı Şirine köpüklere.Balıkçı teknelerini çok sevdi büyük demir yığını yük gemilerinden hoşlanmadı.."Kovacan büyük" dedi onlara...Yanımızdan geçen gürültücü balıkçı teknesine seslendi seslendi duyuramadı küçük sesini....Duymuyor diye üzüldü bi de..:)

Vapurdan sonra altgeçitteki plastik oyuncak satıcılarına takıldı bi süre..en çok plastik gürültücü nemo'yu sevdi.Dönüşte alma sözü verince sakinledi...

Luna'nın öneresi "Namlı şarküterinin" üst katında kahvaltı yaptık ballı-kaymaklı...Tazecik çay , malatya köy peyniri eşliğinde...Yan masada oturan Kuzey ve annesi ile tanıştık..Kuzey bize "robot rabbit" taklidi yaptı..Kuzey'in annesi bizi etkilemeye çalıştığını fısıldadı kulağıma...Ah dedik daha "kıl" olsan , daha sevimli olmaya çalışmasan Şirin peşinden ayrılmayacak...Hem güldük hem canımız sıkıldı , içerledik...büyük bir yudum aldık çaylarımızdan!

Sonra meşşhurrr fotograf makinemi aldık...Sessizce çıktık dükkandan...Tek kelime etmeden :)

Vee işte Şirinella'nın bisikleti....






Dize bakın ilk vukuatı..Anne bak çorabım kaçtı dedi..Pek üzüldü..Aman dedim sevgilim boşversene bi çorabın lafı mı olur...Çok hoşlandı bu tavırdan...Aman dedi...Hemen bisiklet sevincine döndü...Yalnız arkadaş biraz takıntılı olcak gibi yolda sürekli eli çorap deliğindeydi..

Güle oynaya döndük...Sonra babayla arkadaş ziyareti yaptılar..Ben doğruu berin ve Gökçe ile kahve keyfine....Hava bi güzel bi güzel...Şeker gibi oturduk moda güneşinin altında üç kadın..

Akşam; şirin'e eve kavuşma zamanı...

O kadar yorgundu ki kuzu banyodan sonra kabarık saçları ve mis sabun kokusuyla yatağa girer girmez düştü :)

Benim için film saati..."Karşı Pencere" İzlememiştim ama hep aklımdaydı...

Ferzan Özpetek çok çok beğendiğim , izlediğim her filminde ayrı haz duyduğum ve gözyaşı döktüğüm (benim için hiç zor olmasa da) önemsediğim bir yönetmen...Her açıdan...

Karşı Pencere'den etkilenmemem mümkün değildi..Zira filmin kadın karakteri her günü aynı ,hayatından zevk almaz halde her günü aynı yaşayan , kocasını bir çok konuda yetersiz ve eksik gören mutsuz bir kadın ; Giovanna...

Bu mutsuzluktan hep olduğu gibi Giovanni'nin kocası ve iki çocuğu da sebepleniyor elbette...Giovanni'nin tek heyecanı karşı penceredeki Lorenzo...Lorenzo'nun hayatında olmak ve aslında o hayatı yaşamak istiyor...

Filmde hayatımızdaki sıradanlıkları , aslında hayattan aldığımız zevkleri erteleyerek hep daha fazla mutsuz hissettiğimizi görüyoruz...Ben gördüm yani...Fakat Giovanni tam hayalini kurduğu yerde olduğunda yani karşı pencereden evine baktığında- biraz da annelik içgüdüsüyle- hangi tarafta duracağına karar verdi..Bunun fiziksel yakınlaşma sahnesinden hemen saniyeler sonra olması da bence çok bilinçli bir karardı..

Hayat tercihlerden ibaret..Ve ünlü fransız felsefeci Blaise Pascal'ın dediği gibi "Her seçiş bir vazgeçiştir"

Giovanni'nin vazgeçtiği şeyler oldu elbet ama filmdeki ikinci hikayenin kahramanı Davide ona hayatın zevk almak için sana çok fazla şey sunacağını bir ders niteliğinde sundu..Davide karakterini canlandıran ve filmden kısa bir süre sonra hayatını kaybeden Massimo Girotti'nin oyunculuğunu burda anmadan geçmek olmaz...

Filmin müzikleri ile çok daha eskiden tanışmıştım..Dinlemeyi de ayrıca çok çok severim ve en sevdiğim şarkı;

Klip filmin oyuncuları ile çekilmiş seyri ayrı keyif...

http://www.dailymotion.com/video/x14vbb_giorgia-gocce-di-memoria_music

Son olarak filmdeki en etkileyici replik Davide'den geliyor;

“Ben artık bir şey yapamam, ama siz yapmalısınız, geliyorlar, farketmelisiniz, daha iyi bir dünyada yaşamak için çabalamalısınız.”

Filmin aldığı ödüller;

David Di Donatello Ödülleri
En İyi Yönetmen Ödülü

En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu Ödülü
En İyi Müzik Ödülü
En İyi Flaiano Ödülü
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü

Nastro d'Argento Ödülleri
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü

En İyi Konu ve Şarkı Ödülü

Altın Küre Ödülleri
En İyi Kadın ve Erkek Oyuncu Ödülü

En İyi Senaryo ve Müzik Ödülü

Altın Ciak Ödülleri
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü
En İyi Film Müziği Ödülü

İzlemediyseniz izleyin derim ben..İzlediyseniz bi daha izleyin:)



Pazar sabahı Şehir tiyatroları'nın farkını farkettik...Daha önce izlediğimiz Özel tiyatro deneyimimizden sonra bu haftaki oyun inanılmaz profesyonel ve zevkliydi..Büyük bir salon ve iyi oyuncular...İzlediğimiz oyun "Sokak Kedileri" idi..Çok eğlendik...Üstelik sadece 6 lira verdik..Bir yetişkin bir çocuk...(Şirin bileti isterken öyle dedi:))

Lütfen çocuklarınızı büyük kapalı alışveriş merkezlerinde değil tiyatrolara götürün...



Yoruldum hadi azcık iş yapayım ben...

Görüşürüz..

2 Nisan 2010 Cuma




4 kız...

Bir şehir....

Sıcak....

Eğlence....

Deli gibi eğlence...

Gülmekten kasığa giren ağrı...

Uçak korkusu..

İyot kokusu...

Sırt çantası ve içindeki 4,75 puntoluk papuç...

Fotograf cenneti...



*****Nereye gideceğimizi bilene züpriz var..Hadi bakalım??Eğer oralarda birileri varsa dong! yarışma başladı....Kimse yoksa kendimi salak gibi hissederek bineceğim uçağa :)


Salak ve mutlu :))

31 Mart 2010 Çarşamba

başım dönüyor..güzel güzel dönüyor...sabit duruyorum ama sabitlenemiyorum...


sanırım kaçamak yaptığım için...sıradan bir zamanda olsa ,sıradan bir günde aynı etkiyi göstermesi imkansız gibi...


farkediyorum bir an , iki aynı gün..Dün ve bugün...Dün hissettiklerimle bugün hissettiklerim farklı ama..Dün ki endişelerimle bugün ki endişelerim..dün ki mutsuzluklarımla bugünkiler..


Dün ile bugün arasındaki tek fark ; bugün ki kaçamak...Bu mudur ?


Bu kadar mı?


bazıları aynı..spor salonunun meraklı-askıntı yöneticisi..Marketteki anlamaz sekreter , servis şoförünün kabadayı halleri , deniz'in kibar kızgınlığı , edo'mun saklı konser bileti coşkusu , nazan'ın güzeller güzeli gençliği , nilay'ın duman kaçamağı , gökçe'min sahip çıkan kuytuluğu...


Benim bugün yaptığım kaçamağım, farklı kılan günümü...Başımın tatlı tatlı dönüşü...İçimin sebepsiz coşkunluğu...


İstiyorum ki "kaçamak" sebep olmasın bu coşkulu ruhuma..


her şey aynı olsa da değişsin...Beklediklerimle değil,olanlarla coşsun ruhum...Varolan , değişim gerektirmeden sıradanlığa meydan okusun...


Hem en kıvraklığıyla dans ederken düşünceler , kıyıya vuran dalgalar misali kendi ölümünden doğacak kadar sakin ve dingin...


Kapayın gözlerinizi..Sahilde, yalnız olduğunuzu , güneşin sükunetle battığını ve dalgaları düşünün...


Şimdi de içinizdeki coşkuya sahip çıkın..Zira o sahil çok uzakta...Ya da aslında uzak olduğunuz kendimize...Zira tanımakta zorluk çekmiyor muyuz hepimiz aslımızı?





not: güzel resmin güzel "dizli" sahibi Luna


bi daha not : Başım hala dönüyor yazıyı kalvyede yazmakta zorlandım..



son not: artık o kadar coşkun hissetmiyorum ve canım deli gibi tütün çekiyor...Yol arkadaşım gelir misin benimle tütüne??

30 Mart 2010 Salı



Eve gitmek istiyorum artık..


Eve gitmek..


ev...


*


28 Mart 2010 Pazar

Bon Appetit!

Julia and Julie bittti...

Gerçek iki hayat hikayesi...

Bi kere başta şunu söylemek lazım ki Meryl Streep benim için gerçekten yaşayan en muhteşem oyuncu..Ta Ruhların Evinden beri (kitabın yazarı Isabel Allende'dir ve etkileyici çok accaip bir kitaptır) taparım Meryl Streep'e..Öncesi de var elbet düşünsenize Kramer Kramere karşı..Sonra mamma mia..Ne muhteşemdi di mi? Yaz kokan film buram buram ve o yaşta bir kadının deli gibi enerjisi...Ba-yıl-mış-tım! Bir sürü filmi var tabi aslında filmografisi;


julia -1977
the deadliest season -1977
the deer hunter/ avcı -1978
manhattan -1979
kramer vs. kramer/ kramer kramer'e karşı -1979
the seduction of joe tynan -1979
the french lieutenant's woman/ fransız teğmenin kadını -1981
sophie's choice/ sophie'nin seçimi -1982
still of the night -1982
silkwood -1983
falling in love/ geç gelen aşk -1984
out of africa/ benim afrikam -1985
plenty/ bolluk -1985
heartburn/ başbelası -1986
ironweed/ yaşam savaşı -1987
a cry in the dark/ karanlıkta bir çığlık -1988
she-devil/ dişi şeytan -1989
postcards from the edge/ yaşamın kıyısından kartpostallar -1990
defending your life/ yaşamın savunması -1991
death becomes her/ ölüm kadına yakışır -1992
the house of the spirits/ ruhlar evi -1993
a century of cinema -1994
the river wild/ vahşi nehir -1994
the bridges of madison county/ yasak ilişki -1995
before and after -1996
marvin's room/ marvin'in odası -1996
one true thing -1998
dancing at lughnasa -1998
music of the heart/ 50 cesur kemancı -1999
the papp project -2001
adaptation/ tersyüz -2002
the hours/ saatler -2002
angels in america(tv) -2003
prime- 2006
the devil wears prada -2006
a prairie home companion -2006
robert altman's -2006
lions for lambs/ arslanı kuzulara -2007
mamma mia! - 2008
doubt - 2008
Julie and Julia - 2009

Velhasıl sevdiğimiz saydığımız hayran olunası bir ablamızdır kendisi...

Filme gelirsek eğlenceli bir 100 küsür dakika idi...Ben çok sevdim..Beklentim boşa çıktı ağlamadım..Bi yerde hafif sulanır gibi oldum ama çabuk atlattım..Daha çok güldüm aslında , en çok da Julia Child'ın olduğu sahnelerde..Aslında aynı zamanda da o sahnelerde duygulandım.. Julie Powell sahneleri biraz daha nasıl diyeyim yavan geldi..Öfkelenip çiğ tavukla yerde savaş verdiği sahnede bile sanki bişeyler eksikti..Amy Adams'ın şanssızlığı belki de Meryl Streep ile karşılaştırılmaktır..

Filmin konusundan bahsedeyim mi? Ya gece saat çok geç bakim kaç olmuş? Üff saat 1.30..İleri de alındığını düşünürsek etti mi sana 2.30..Üf anacım!

filmin konusundan bahsetmicem ben...

Link vercem bi tane Julie'nin gerçek blogu;

http://blogs.salon.com/0001399/

güçlü kadınları seviyorum!!


Öyle işte..

İyi uykular millet..

Bon Appetit!

27 Mart 2010 Cumartesi








Güneş kesinlikle enerji kaynağım...
karidesli noddle da öyle :)
ve köpüklü türk kahvesi...Her gün bi tane..
ve berin..
ve iki güzel film alıp koşarak eve gelmek...Hele güneş gidip dolunay çıkınca , titreyerek eve dönmek..
eve gelip şirinella olmasa da kapıyı açar açmaz onun kokusunu içime çekmek...mest olmak..aşık olmak.. (özledim bile)
ama bu halini de sevip evimin , beyaz şarabı dolaptan çıkarmak ve ayaklarımı uzatıp ,
gerekli tüm ekipmanı toplayıp , eşofmanları giyip film izlemek...
bakalım ağlatacak mı filmler? Kesin! Ben de bu potansiyel olduktan sonra "salak ile avanak'ta bile ağlarım :))

Şarabı hızlı mı içtim ne? Yanaklarım yanıyor??
Ben çok çabuk mu mutlu oluyorum dersiniz? Bana arada öyleymiş gibi geliyor? tuhaf mıyım?
Yanaklarım kıpkırmızı..İyi ki yanımda kimse yok :) Bakın buna bile memnunum :))))
Keyifli bir haftasonu devam ediyor..
Di mi?
Not:Filmlerden bahsedeceğim izliyim de...

25 Mart 2010 Perşembe



Bir mucize bekliyorum...

tinker bell....

humpty dumpty (kırılıp duran zavalıcık)

batmayan güneş, terletmeyen sıcak , üşütmeyen soğuk...

kaşıtmayan pire , acıtmayan yara...

özletmeyen hasret , burnu uzamayan pinokyo...

günahsız yalan , karşılıksız sevap bekliyorum...

cesur bambi , ürkek fil....
sessiz kalabalık , çığırtgan mağdur...

buharsız tren , sonu olmayan ray...

kumsuz çilek , dişini ekşitmeyen limon...

aceleci kaplumbağa , tembel tavşan ...

mutlu aşk acısı , kırkyıllık baş yastığı...

kitap okuyan elma kurdu , muza alerjisi olan maymun...

ılık ateş , erimeyen buz..

sonunda mide bulandırmayan sarhoşluk , cevap veren dilsiz...

pembe saç , fötr şapka....

siyah perde , kapanmayan cam...

bir mucize bekliyorum...

burdayım...Gelecek nasılsa birgün..acelem yok!

24 Mart 2010 Çarşamba



işte bu :))

evlilik ve erkekler bir arada cümle için de kullanılması gerekiyorsa o bu'dur :)))))
Nazo can be!Bunu sana birisinin söylemesi gerekiyordu artık güzel gözüm :)

nihahahaha!!









Meleğin yeni converseleri...Büyüğünü de ben alcam :))







hava yine fena..evde renk olunca bi yere kadar idare edebiliyorum...


bu da kaçamak resmim...

22 Mart 2010 Pazartesi
























Biliyor musunuz şükretmediğim tek bir gün yok...

21 Mart 2010 Pazar




evdeyim...beyaz şarap içiyorum...keyfim yerinde...

güzel bir pazar günü oldu..kahvaltı için toplanan aile kadınları kahve , kereviz salatası , makarna derken akşamı ettik...Aramızda erkek cinsinden iki kişi vardı Sinan ve Sarp..Sinan genç spor akademili yakışıklı kuzen, sarp 3 yaşında fırlama bambam :)

üç teyze , iki kuzen , bir çakıl ve bir bambamla bitirdim pazar gününü..Aile ile geçirilen pazarları bişeye değişmem bi kez daha anladım...Hele "kadın baskın bir aile"ise tadından yenmiyor be kardeşim...Bilen bilir..

Akşam ki durak Caddebostan Kültür Merkezi..Zeynep Tanbay'ın koreografisini yaptığı ve sahnelediği dans gösterisi..

Büyülendim...Hala etkisindeyim..Çok çok başarılı bir gösteri izledik bu akşam..Dans hakkaten olağanüstü bir anlatım şekli...Profosyonel dans edebilmeyi çok isterdim...Bi kez daha anladım...




Ve şu ezberimi bozdum ben bu akşam..Kadın vücudu erkek vücudundan estetiktir..Öyle değilmiş.Öyle olmadı be sefer..Danseden kadın yada erkek bunun ayrımına varamayacak kadar iyi bir modern dans gösterisi izledim...


Şiddetle tavsiye ediyorum izlenmeli!!


Zeynep Tanbay dansın içinde hem kadını hem erkeği hem hayatı hem dünya görüşünü -ve hatta siyasi görüşünü- o kadar şahane bir biçimde sunuyor ki hayran olmamak elde değil...Zeynep Tanbay Ufuk Uras'ın eşi bu arada..Cesur bir kadın..Bu açıklamayı yapacak kadar net ve cesur..


“ben 18 martta yapılacak yürüyüşe katılmıyorum. çünkü, fikre katılmıyorum. bu ülkede insanların ‘şeriat gelecek, cumhuriyet elden gidiyor’ paniği yaşadığına da inanmıyorum. çünkü bunun gerçekliği yok. burası darbe hazırlıkları yapılan bir ülke ve asıl bu konuda panik yapılması gerekiyor. keşke 18 marttaki yürüyüşe katılmayı düşünen sanatçı arkadaşlarım demokrasinin tüm kurumlarıyla ve gerçek anlamda işlediği bir ülkede yaşama özlemlerini dile getirmek için bir eylem yapsalardı. eğer böyle olsaydı kesinlikle çok kalabalık olurduk. bu ülkede sanatçıyım diyen insanların tüm kanıtlar ortadayken hâlâ ergenekon’un bir aldatmacadan ibaret olduğunu düşünmeleri bana inanılmaz geliyor. kendine sanatçıyım diyen ve sistemin ürettiği her türlü pisliğe karşı çıkması gereken insanların böyle bir yürüyüşe katılmalarını esefle karşılıyorum. bu sanatçılar 18 mart yürüyüşü hakkında hazırladıkları ve bir internet sitesinde yayınlanan metinde, atatürk için ulu önder ifadesini kullanıyorlar. bence bu konuyu sosyologlarla görüşmek ve onlara sormak gerekiyor. eğer 21. yüzyılda, sanat gibi yaratıcı bir işle uğraşan yetişkin insanların ‘ulu önder’ lafının altında birleşmesi normalse ben herkesten özür dileyeceğim"

Bazen umutsuzluğa kapılıyor olsam da yaşadığım topraklar için , ülkemin geleceği için, ülkemin kadınları için , Zeynep Tanbay gibi ; kaya kadar sağlam , zerafetin tanımı olabilecek kadar güzel hemcinslerimi tanıdıkça içime su serpiliyor...

Berin'im bu güzel gece için , öperim mis yanaklarından...






haftanız iyi geçsin ahali....

mutlu rüyalar....


Sonradan gelen not: Tırnak içinde yer alan düşünce ve cümle grubu Zeynep Tanbay'a aittir..Savunduğum ya da eleştirdiğim bir düşünce olduğunu söylememe gerenk yok sanırım değil mi :)..Bu konuda ki görüşüm bana özeldir...

20 Mart 2010 Cumartesi

aslında uzun zamandır direniyordum eve internet almak konusunda...ofiste zaten bütün gün elimin altında bi de evde zamanımı radyasyon alarak geçirmeyeyim , zamanımı heba etmeyeyim derdindeydim..
Ama bu bloga yazı yazma işi olduğundan beri haftasonları ya da akşamları yokluğunu hisseder olmuştum..
yoksa ortamdan uzak kalmak felan değil :)
bende en pratiğinden bi vınn ve bir notebookla işi bağladım..

ahali artık buralardayım...

ensenizdeyim oluumm...

sevgiler efenim..

heyecan dolu bir cumartesi akşamı sizin olsun...ben sıcacık evimde sörf yapcam:)

17 Mart 2010 Çarşamba

Kaç gündür giremedim ya bloğa bişiler şiştim! :)
Etkinlik haberlerine takıldım paylaşayım istedim..
İlki ;
Volkan Konak & Enbe orkestrası
V.Konak'ın tarzını ve türküleri severim..Tv'de ki programını anlatıyor kızlar ben izleyemedim ama bu konser haberi ilgimi çekti..Belki sizin de?
Bu arada Kültür üniversitesinde Ocak ayından beri Enbe ve Türkiye'nin sevilen sesleri konserleri devam ediyormuş , Volkan Konak 2.sesmiş..Devamı gelecekmiş...

Yer:Kültür Üniversitesi Akıngüç Oditoryumu

Tari: 18 Mart 2010 - Perşembe

Saat:21:00

Adres:Ataköy/Bakırköy
hımm fiyatlar dimi?
1. Kategori: 60,00 TL
2. Kategori: 50,00 TL
3. Kategori: 40,00 TL
**********************
İkincisi bir grup..İsimleri "Gevende".Eskişehir'de amatör olarak müzik yapan bir grup..Sonrasında İstanbul'a geliyorlar ve Baykuş müzik tarafından yayınlanan albümleri "Ev" ile profosyonel müzik piyasasına giriyorlar ama piyasa müziği yapmıyorlar..Müziklerinde kullandıkları dil Gevende'ye özgü emprovize bir dil..Ve çok etkileyici..Beni etkiledi yani..
Aslında rapidden buldum full albümlerini ama vermicem linlini..
Bu da videolarının bulunduğu zite;

nolur nolur izleyin ve dinleyin..Özellikle Çelik Çomak çok eğlenceli (izleyin tadı öyle çıkıyor)
"Nayu" ayrı güzel...(Uyan dimi o?)

Dinliyorum da "Nem" de çok güzel..
Beyoğlu Hayal Kahvesinde en son 09 mart'ta çıkmışlar..Bu ay bir daha yok..Bir daha ki ay da yok! Bakmak lazım nerde canlı performansları zira çok çok etkileyici bulduklarını söylüyor görenler duyanlar..Görmedim duymadım ama en kıssaaa zemanda..




*********
Picasso sever misiniz? İlgilenir misiniz?
Pera'da Picasso - Filmler Anlatımlar ..



Başlangıç Tarihi: 16 Mart 2010 - Salı
Bitiş Tarihi: 28 Mart 2010 - Pazar

Tel:0212 334 99 00
Adres:Meşrutiyet Caddesi No.65

Tepebaşı/Beyoğlu

Gösterim programı var ama onu da siz bulun...



*****


Son olarak 14-20 Mart arası (çok kalmamış acele etmek lazım) 8.düzenlenen Uluslararası Gezici
Filmmor Kadın Filmleri Festivali var..
Ben gitmeyi çok istiyorum..Ama melek hasta :( İçim elvermez...
23 Film gösterilecekmiş..Ne kadarı kaldı bakcaz birazdan..


İstanbul Modern'de..

Perşembe;
70/80/90 , Masum,Küstah,Fettan* isimli film. 15.30 'da.
Derine Kazınmış Yaralar 17.00 'de
Cuma;
Aslan aşı-Cambaz-Çamur*-Kimlik*-Loutky-Ölüm-Sadakat 14.00'de
Aramızdan Birileri* 15.30 'da
Sarı bir Kurdele Bağla* 17.00'de

Cumartesi;
Deng-Sesler* Ölüm Elbisesi:Kumalık* 14.00'de
Derine Kazınmış Yaralar 15.30 'da
Antonia'nın Yazması 17.00'de

* olanlar yönetmenin katılımı ile gösterilecek filmlermiş..

İlgilenenlere..

Bu arada gösterimler müze ziyaretçilerine ücretsizmiş..




Daha var ama yoruldum..
Görüşürüz millet!

Şirinella hasta :(

Dediğine göre mikroplar gıdıklıyormuş karnını...Doktorda hiç ağlamadı bu sefer güle oynaya çıktık..Muayenenin sonunda lollipop va mıı? diye sordu en sevimli sesiyle..

Kaptı portakallı lollipopu:)

antibiyotik içiyoruz , evdeyiz bu hafta... Sürekli bi şarkı var ağzında ;


bay mikrop bay mikrop beni hasta edemesssiiinnn
ellerimi böle yıkarımm, sütümü de bölee içerim..
bay mikrop bay mikrop beni hasta edemessinnn
yüzümü de böleee yıkarımm saçımı da böle tararımm
dişlerimi fırçalayıp erkenden yatarımmm
bay mikropp beni hasta edemessinnnn
****

bebeğim çabucak iyileş lütfennn....

bi de benim kızım büyümüş yaaa :))


ÖNCEKİ




SONRAKİ

15 Mart 2010 Pazartesi

Cumartesi gittik tiyatro'ya..Cevahir'de Şehir tiyatroları da varmış yafu..Çocuk oyunları da var..Gişede var:) Gişeden bilette alınıyor..Eee? Sorun ne? Sorun ;oyunların yaş aralığı 06-12 yaş...

Paşa paşa özel tiyatroya gittik..Bilet fiyatları şehir tiyatrolarında -çocuk oyunları- 4 tl..Herkese hem de..Özel tiyatro da 15 tl idi..Herkese hem de...Şuncacık çocuktan da 15 lira alıyorlar :)

Ben açıkçası pek memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim oyundan..Bi kere tamam çocukların sıkılmaması için kısa tutuyorsunuz süreyi ama kardeşim bi soluklanaydık?

Neyse bakalım deneye yanıla bulacağız iyisini.Zira Şirinella pek sevdi bu tiyatro işini.."Hep gelelim çok beğendim" dedi çıkarken salondan..Bi de o da benim gibi izliyor ne izliyorsa..Eller ayaklar oynuyor hep ama konuşmuyor hiç..Papuçlarını çıkardım zaten koltuğun içinde kayboldu oturunca fındık kurdu..Bağdaş kurdu koltukta:)

Sonra Cevahir'den metroya bindik çıkışta..Metroya bindi kız , başladı şarkı söylemeye ama nasıl bağırıyor görmelisiniz :)) Benim annem güzel annem şarkısını icra etti hazret :)

Şarkı bitti herkes Şirin'i izliyor zaten , alkış kıyamet :)

Selam verdi zilloş..Göko'nun yorumu ;seni geçecek bu :)

12 Mart 2010 Cuma

Cumartesi ev ne kadar dağınık olursa olsun , hava ne kadar soğuk olursa olsun , kahvaltı sonrası ne kadar mayışmış olursak olalım Şirinella ile kendimizi sokağa atıyoruz..

Bu haftasonu niyetim tiyatro oyununa götürmek onu..
Bu arada sanırım tiyatro sahneleri yetişkinlerden çok çocukları ağırlıyor...Zira şehir tiyatrolarında yarın için yer yok!
Ama yine de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarının linkini veriyorum..Online bilet satın alınabiliyor..Öncesinde bilet alırsanız pek şeker oyunlar var..Minikler için oyun seçeminizde oyunların yaş aralığına dikkat ediniz sonra sıkılmasın lollipoplar...



Özel tiyatrolar yetişiyor imdada..Bu haftasonu Cevahir Atlantis sahnesinde Yalvaç Ural'ın yazdığı "La fonten Orman mahkemesinde" isimli oyun sergilenecek..Biz ona gitcez..Küçük sanatsever ve büyük sanatsever:)




İsminde geçen mahkeme benim gibi hassas bünyede hafif bir titremeye yol açsa da..Sordum sorun olmaz gibi duruyor..

Bu arada bu hafta tiyatro olmasaydı hem benim hem Şirinella için çok eğleneceğimizi düşündüğüm başka bi şey yapacaktım o da haftaya artık..TURKUAZOO! Şehrin en büyük akvaryumu..
İçerde rengarenk balıklar ve balıkların arasında yüzen balıkadam görevliler :) Balıkadamlar bazı canlıları çocukların sevmelerine izin veriyorlarmış :) Tamam dokunmalarına diyelim?? :)


Bir de girişte mavi bir perdenin önünde korkmuş bir ifade ile resmin çekiliyor çıkışta bir köpekbalığı ile karşıkarşıya kalmış photoshop'lu resmin hediye ediliyormuş..Ne eğlenceli!!
Gezinin sonunda bir tünele giriliyormuş üstünüzde rengarenk balıklar..:)
Tur yaklaşık 1,5 saat sürüyormuş..Gitmeye değer bence..




Gloria'da varmış açıkhavada..Bir kahve banaa bir cupcake lollipopa...

http://www.turkuazoo.com/tr/dsy/index.html#/anasayfa/giris


Turkuazoo (0212) 640 27 40

Kocapaşa Mahallesi Paşa Caddesi, Bayrampaşa
Haftaiçi 10.00-18.00, hafta sonu 10.00-19.00 arasında açık.

Bilet fiyatları: 0-3 yaş ücretsiz; 4-6 yaş, 65 yaş üstü ve öğrenci 18 TL, yetişkin 25 TL.


Son bir etkinlik aklıma takılan..Santralistanbul'da..Çocukların ilgi alanlarına yönelik bir sürü atölye çalışmaları yapılıyor haftasonları burada..
Ya atölyelerin isimlerine bakın;
Minik bir aşçı çırağı olarak enerji barları yapma , sütü uyutma.
Müzede dans etme.
Duvara sanat çalışmaları yapma.
Küçük birer marangoz olma.
Müziğin enerjisi ile kendi enerjilerini birleştirme.
Kilden seramikler, telden heykeller yapma.
Link benden ziyaret sizden..



Sonrasında Otto santral'e uğrayıp hem bu enteresan mekanı görmek hemde çok önerilen . Pizza ricotta spinaci’nin tadına bakmadan olmaz..(pizzanın büyük boyuna 19tl ödüyerek sahip olabilirsiniz) Tatlı olarak önerilen ise Three Colours Cheesecake imiş...Porsiyonu 10 tl...


Bu arada Berin bak burda yetişkinler (bize diyorlar sanırım neye yetişeceksek?) için de atölye çalışmaları var..Edebiyat - yazmak yaşamak - senaryo bir sürü var işte..

Santralistanbul(0212) 311 78 09
Eski Silahtarağa Elektrik Santrali Kazım Karabekir Caddesi 2/6, Eyüp
Pazartesi hariç her gün 10.00-20.00 saatleri arasında açık.
Yüksel Arslan Retrospektifi21 Mart’a kadar pazartesi hariç her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ziyarete açık.
Otto Santral (0212) 427 18 89 Pazartesi hariç her gün 08.00-02.00 arasında açık.
Santral Atölye (0212) 444 04 28Hafta içi her gün 09.00-20.00 saatleri arasında ziyarete açık.Katılım için rezervasyon şart.

İyi haftasonları..

;;