13 Aralık 2011 Salı
12 Aralık 2011 Pazartesi
Bir diğer Marilyn Monroe filmi..The seven year itch..Yaz Bekarı..
Film 1955 yapımı..Marilyn:Aşk ölene dek kitabını okurken filmden bahsetti yazar ve ben de kitaba ara verip bana hediye gelen (şahane bir insandan şahane bir hediye!) filmi izlemeye karar verdim..
Film'de Marilyn'e Tom Ewell eşlik eder ve Ewell bu filmle o yıl en iyi aktör dalında Tony ödülü alır..Yaz Bekarı'nda Ewell otuz sekiz yaşındaki yayıncı Richard Sherman rolünde..Marilyn'in ise filmde ismi yok.."Kız" olarak geçmekte..Genç kadın..Sarışın genç kadın..Bazen de muhteşem sarışın :) Shelman yaz ayları için yedi yıldır evli olduğu karısını ve haylaz oğlunu tatile gönderir ve işi olan her erkek gibi o New York'daki evlerinde kalır..Muhteşem sarışın üst kattaki daireye taşınır ve olaylar gelişir..Aslında olaylar Shelman'ın hayalinde gelişir ve öyle paranoyaklaşır ki artık karısını hayalinde aldatıyor ve çeşitli kurgularla savaşıyordur..Film bu açıdan bakıldığında döneminde sanıyorum ilkleri de gerçekleştiriyor..Zira hayal sahneleri çok etkin bir şekilde kullanılmış..
Marilyn..Marilyn..O kadar muhteşem, o kadar etkileyici ki..Diğerleri (yönetmen ve teknikleri Ewell dahil) ve Monroe var filmde..
Meşhurrrr uçuşan etek sahnesi evet!..Fekat afişteki resmi filmde sahne olarak görmüyorsunuz..Bu sahneyi New York'da tam beş bin kişi izler ve aralarında tanınmamak için bir sürü çaba sarfeden kocası DiMaggio'da vardır! Marilyn elbisesinin altına çift iç çamaşırı giyse de projektörlerin ışığı yüzünden içi görünür ve bu DiMaggio'yu delirtir.Ama Marilyn projektörlerden ve içinin göründüğüden habersizdir..Sahne tam 15 kere çekilir..Çekilen resimlerde Marilyn'in içinin göründüğü belli olmaz ve elbette filmde de..Dediğim gibi filmdeki sahnede tam açı ile görünmüyor Marilyn..
O gecenin sonunda Dimaggio ayrılmalarına sebep olan korkunçluğu yaşatır Marilyn'e..Otel odasında her tarafı morarana kadar döver onu..Öyle ki ertesi gün çekimlerde morlukları makyajla kapatırlar..Düşünsenize akşam korkunç bir dayak yiyorsunuz ve ertesi gün gidip muhteşem sarışın rolü ile harikalar yaratıyorsunuz..Bu büyük bir güç gerektirir..Ondan sebep Marilyn aslında herşeye rağmen güçlüydü ve akıllıydı..Sadece keşke o da gücünün farkında olabilseydi..
Film için hazırlanan afişte elbette uçuşan etek sahnesi vardır..Fox'ın pazarlama ekibi Marilyn'in havalanan eteğini tutarken çekilen fotografının on altı metrelik bir afişini hazırlatır ve sonra dev Monroe afişten kesilir ve film gösterime girdiği gün Times Meydanı'ndaki Loew's Theatre'ın önüne yerleştirilir..Düşünsene?!!..
Filmle ilgili bir diğer ayrıntı..Filmde Sergei Rachmaninoff''un '2 nolu piano konçertosunu oldukça bol dinliyoruz ki bu da filme ayrı bir güzellik katıyor..
Ama "sarışın" bu şarkıyla daha çok eğleniyor..E eğlenceyse maksat?? Onu kim suçlayabilir?? :))
Etiketler: marilyn monroe, sergei rachmaminoff, the seven year itch
10 Aralık 2011 Cumartesi
Sing Carmen-Maria Callas ve cicik resimlerim..
5 yorum Gönderen Umudum zaman: Cumartesi, Aralık 10, 2011Etiketler: maria callas, sing carmen
9 Aralık 2011 Cuma
Kişisel ricadır; izlemeden önce ile izledikten sonra eğer kendinizde bir su damlası kadar değişiklik hissetmiyorsanız bir daha bu bloga girmeyiniz...
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Aralık 09, 2011öyle sıradışı öyle etkileyici bir performans ki..
adım adım ilerliyor algın..
önce çıplaklık alıyor gözlerini..
sonra müziğin eşsiz uçuruculuğu..
sonra olanları farkediyorsun hem performansdaki hem de hayattaki..
yaralıyor-üzüyor-isyan ettiriyor...
sonra çıplaklık "doğal" gelmeye başlıyor..Utanıyorsun dikkatini çeken ilk şey bu olduğu için zira algı gerçektir!! sonra iyilik de var diye düşünüyorsun dünya üzerinde..
insanlar acı çekiyor..acı çekiyoruz diye düşünüyorsun..
çılgınca herkesin ellerini avuçlarına alıp özür dilerim demek istiyorsun..yaptıklarım için, seni üzdüğüm için, yeterince "iyi" ol-a-madığım için özür dilerim..
aklıma gelen ilk dize şu oluyor; "Dünyayı güzellik kurtaracak,bir insanı sevmekle başlayacak herşey"
May 2011 - 120 Model Tableau Vivant - Skylight One Hanson from Sarah Small's Tableau Vivant on Vimeo.
8 Aralık 2011 Perşembe
ben bu şarkıyı çok severdim..
ben sokak kızıyımmm
bana iyi davrannmaayyıınnnnnnn...
bayılırım buna da.....
ben bu filmi izledim ama hiç beğenmedim afedersin..çocuk iyi de kıza gıcınk oldum ya..ya napim ama doğruyu demeyeyim mi? Filmin bi tek bu sahnesini sefdim...bi tek bunu..
ben spora kaçar..
Etiketler: a bu hayat, halil sezai, incir reçeli isyan, nazan öncel, sokak kızı
7 Aralık 2011 Çarşamba
6 Aralık 2011 Salı
bu parkta bugün yeşil elma yedim sonra eve geldim met-üst karikatürüne güldüm..bugün de böyle geçti..
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Salı, Aralık 06, 2011Etiketler: kuğulu park, metin üstündağ
yine gece.
saat geç..geç..geçmiyor..
ama geç işte..
deli mavi diye bi saçmalık var..ben çok gıcığım o iki kelimenin buluşmasına..deli güzel..mavi de güzel öyle tek başlarına..deli mavi olunca bi pisleşiyor..ıyyy...
kedim hırlıyor ben de hırlıyorum ama o zevkten ben sigaradan..ya çok içmiyorum aslında ama niye böyle oluyor ki..
şirinella 5 yaşını bitircek olum yaa..ne accaip..bi de bi tuhaf konuşuyor..yok işte,doğrusu ben öyle düşünmüyorum'lar,okula gecikeceğimizi tahmin ediyordum bu kadar oyalanırsan'lar..kendi küçük dil pappuçç..geçen gün banyodaki mavi havluyu bağla sen boğazına evde "süpermen kız" ol! e çelişiyorsun kendinle süpermen kız ne la desem çelişki ne dicek..annat babam annat..sustum demedim..bazen de "süperdilmen" oluyor..spidermen aslında ama onu da çaktırmıyorum..
bu sabah evden çıkmadan kedi oldu yine ayaklarını diliyle temizledi..bildiğin yalıyor ayağı kaldırıp..çok esnek la..düşünüyorum da bi önceki hayatında kesin kedigildi..aksine inandıramazsınız..mimkin diill..cimnastiğe felan götürmek lazım aslında..akşam ağzını kırmızı kalemle boyamış bi geldi mutfağa az önce birini boyundan emmiş gelmiş..noldu olum dudaklarına dedim..yok ya bişi olmadı kan o kan dedi...ehehehe..bi saniye yetermiş panikleyip sakinleşmeye..bana yetti yani..
günler güzel geçiyor..hasta oldum çaktırmadım...baktı ..klemiyorum çekti gitti..
ivit..spor yapıyorum..bu yaştan sonna yapıyorum valla..sıkılaşcam..sorunum kilo vermek değil!!sadece sağlıklı olmak istiyorum..ehehe..ben de inanmadım olum aatlama hemen..
saçlarım uzuyor..uzasın,ilişmiyorum..
oha saat 3!
deniz'de uyumuyor şindi..o benim büyüdüğüm şehirde ben onun iki günlüğüne kongreye geldiği şehirde..olmadı de mi? Olsa da....
ana yazasım varmış..bana sarı kafa demeniz hoşuma gidiyor..
bi ayva datlısı yaptım var yaaaaaa...yarın olsa da yisek..içine karanfil de attım..bi de çekirdeklerini..rengi de kızılımsı oldu..üff. şaanee..
bak yine deli mavi geldi şuuruma..baya bildiğin öfke hissi..tuhaf..
başkaaaa?? Behzat eski behzat değil sanki..çok değişti..ya da ben..bilmiyorum ama ilişkimize bir yenilik bir helecan lazım..olmuyo böyle..
M.M hayatı okuyorum yine..keşke M.M benim arkadaşım olsaydı..konuşsaydık böyle onla şampanya içerken..cigara içseydik felan..haplarını alsam saklasaydım..o bana kızsa ama o kadar da kızmasaydı..seviyor ya beni..olsaydı keşke..ilaçlar olmadan kafayı bulsaydık gülsek gülsek yerlere yatsak sonra sarılıp uyusaydık..böyle olsaydı keşke..
2 Aralık 2011 Cuma
spinning yaparken en şahane şarkı bence..şarkı tam kop kop ve derinliksiz evet ama what the fuck demesi çok hoşuma gidiyor napimm...
Etiketler: loca people, sak noel, what the fuck
29 Kasım 2011 Salı
sabah yine bundan yicem..Şirine iyileşse o da yese :(
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Salı, Kasım 29, 201128 Kasım 2011 Pazartesi
bu arada güzel sıcacık tereyağlı kurabiye gibi bir film izledim..
a good year..
russell crowe sevdiğimiz bir abimiz..hani baktığımda bi kaç filmini de izlemişim..Pek de "eh işte russell'cım" dediğimi hatırlamıyorum..
cinderella man
beautiful mind
Gladyatör
the next three days
ve işte
a good year..
öyle güzel öyle naif..böylee pamuklara sarıyor böyle "amannn biz de böyle yapalım yaaa" dedirtiyor..Ben dedim yani..gitmek istedim Fransa'ya..bir şatom olsun o şatonun hektar hektar şarap bağları olsun istedim,bahçede bir yüzme havuzu bir teniz kortu olsun istedim..öyle çok param olsun ki sevdiğim insanın restaurantında bahşişler karşılığında gece yarılarına kadar çalışayım istedim..İnsan bu canı çekiyor istiyor işte..
Film aynı şey gibi mesela Frida mesela sideways gibi insanda galonla şarap içme isteği uyandırıyor..
bu arada sideways'de her daim izleyebileceğim hatta tam şu an da olsa da izlesem filmlerimden biri..
neyse konumuz crowe..Ridley scott yönetmiş filmi ve hayır scott'ın büyük bütçeli filmlerinden değil ama verdiği keyif paha biçilemez..Film bi miktar (maddiyat ve hırslarla bezenmiş)İngiltere'de bi miktar da Fransa'da (keyif ve romantizm ile bezeli) geçmekte..İngiltere-Fransa ayrımı her anlamda filmde gözümüze sokuluyor iyi de ediliyor..Bence haklı bir ayrım zira Fransa sahnelerini izlerken orda olabilmek için ne gerekiyorsa yaparım diyorsan görüntü yönetmeni ya da sanat -bilemedim-iyi iş çıkarmış demektir..yani bence..
ya ben bi de böyle küçük yuvarlak,demir ayaklı masa neblim üzerinde bi kadeh,dökülen yapraklarla dolu boş havuz,yüksek tavanlı geniş odalar görmekten hoşlanıyorum..yapacak bişi yok iflah olmaz romantiklerdenim,demiştim size..
filmde bi sürü güzel sahne var anladığınız üzre ancak beni benden alan bir sahne var ki o da max'ın amcasının "şatosuna"yıllar yıllar sonra tekrar gidişi...Arabadan (oyuncak arabaya benzeyen arabadan mı demeliyim?) iner ve gezinmeye başlar..Çocukken yaşadığı her güzel anı ve amcasının tatlılıkla verdiği hayat dersleri beynine hucüm eder..Sallanan hamağın yanından geçerken cırcır böceklerinin sesinden başka hiç bir ses,hiç bir ses yoktur..Sadece cırcırlar..Allahım dedim..Gidelim nolur..
son sahnede ne de güzel dokunuyor sevdiceğinin yüzüne..telefondayken max..o hareket çok tanıdık..
velhasıl izleyin derim..
ve bi de ;
Etiketler: a good year, ridley scott, russell crowe
27 Kasım 2011 Pazar
sırtımdaki dikişler sızlıyor arada..soğuktan zannediyordum ama değil biliyorum..
baba gülüne su ver unutma..
baba kapıyı kapatma..
Düğün...ve cenaze...
------------------------------------------------------------------------------------
ağlarım seve seve
inlerim seve seve
yeter ki aşk olsun katlanırım...
Güzel gözlü çocuğum biliyorum canın yanıyor..Geçtiğimiz yollar senin önünde uzanıyor..Keşke elimden bişey gelebilse,çok mutlu olabilseniz..Yaşamadan öğrenilmiyor çocuğum..Yanımda boş bir çuval gibi oturuyorsun..keşke içini güllerle doldurabilsem..elimden gelmez ki..yaşama sevincini tutsam kolundan, gel buraya otur yamacına izle alabildiğine bak bu aşk desem..dünya çok boktan zaten sen buldun o muhteşem şeyi hadi bakalım şımarıklık etme dünya anlamaz desem?
üzülmene katlanamıyorum..elimden bişi gelse keşke..
Etiketler: düğün ve cenaze, sezen aksu
26 Kasım 2011 Cumartesi
Etiketler: taksim
22 Kasım 2011 Salı
fragman şu;
Film konusu itibariyle enteresan tabi..gelecekte para birimi zaman olmuş ve elbette zenginler hep 25 yaşına sabitlenirken olan yine garibana oluyor.. dikkatimi çeken çarpıcı bir ayrıntı da insanların bileklerinde sayaçlar var ve ne kadar zamanı kaldığı yazıyor orda..bir hollywood filmi ancak kapitalizme ağır konuşmuş gibi..film hakkında iki ayrı yorum söz konusu..Ya çok sevmişler ya da "vakit"kaybı olarak nitelendirmişler..Ben izlemeden bişi diyemem..izlicem en kısa zemanda..
justin bence sempatik çocuk..ehehe..yumuşatmanın bu kadarı! Bak hem sempatik hem çocukk..filmi kotardığıyla ilgili yorumlar çokça..
ama sence de sempatik diil mi :)))) ben koltuktan düştüm dansı izlerken..
filmde ayrıca house'dan hatırladığımız (hatırlıyoruz di mi?) thirteen lakaplı Olivia Wilde var..Güzel kız..seviyorum ben onu..gözleri bi acaip bakıyor..deli deli..
hadi bakalım ozman iyi seyirler..
Etiketler: in time fragman
21 Kasım 2011 Pazartesi
resimdeki sinirli şirin gibi bakarsam görürsün!
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Kasım 21, 2011dünya uçsuz bucaksız renklermiş..
hüküm giyer gibi karaları seçen sen olabilir misin kuzum?
kırmızı balonu tırnaklarıyla sen değil misin pattttttlatan?
oysa ne de güzeldi kırmızısı?
kırmızı deyince aklına şarabın gelmesi senin hüznünden mi benim kafamın güzelliğinden mi?
berduş
bedbaht
viran
köhne
ne güzel ve ne acıklı kelimeler bunlar böyle?
gözlerini kapatınca aklının oynadığı bir oyun olmasın sakın?
karşıdaki dağları kim yıktı diye dertleneceğine, sesini duymayı denesene! offf'layan senin sesin değil mi?
ayazdan mı şikayetleniyorsun? Aşkları yakıp tutuşturanları düşün..haline şükret!
ya da sen bişi yapma..hiç bişi yapma! de git..sinirlendirme adamı!!
18 Kasım 2011 Cuma

fırat budacı'nın Kendimi durduracak değilim kitabını alcam bugün..okuması çok keyifli la...
bi de şuraya üye oldum..güzel bi web sitesi..siz de inceleyin kitap takası falanda oluyormuş..
he bi de nazan beni bi arasana hacı..
Etiketler: fırat budacı
16 Kasım 2011 Çarşamba
15 Kasım 2011 Salı
Etiketler: cem adrian, hüsnü arkan
7 Kasım 2011 Pazartesi
yardan ayrı kalması zor imiş meğer!
4 Kasım 2011 Cuma
Etiketler: elma değil ayva, mirkelam
3 Kasım 2011 Perşembe
ehehehe..nazo göndermiş bunu..çok sefdim :)))
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Kasım 03, 20112 Kasım 2011 Çarşamba
"neydin sen! bir rüzgâr mıydın da, şöyle bir esip geçtin? yapraklarını döküp dallarını kırdın içimdeki duygu çınarının! yüreğime ebediyyet arzusunun çekirdeğini bıraktın; bedenim alev alev tutuştu böylece. sonsuz hayat, az ötede dikilip duran müşahhas bir varlık kadar yaklaştı ruhuma.
neydin sen! bir ışık demeti miydin de rabbim bu demeti, çok güzel yarattığı nâdide bir kalıp içinde sundu bana? bir ayna mıydın ki, gözlerimi kaybettim içinde ve şimdi ne seni, ne de kendimi görebiliyorum? neden bir an, pencerelerine varana değin açtın bana gönlünü? sonra bir başka diliminde zamanın, esrarlı bir havaya bürünüp kapılarını bile kapattın yüzüme!
yoksa mevcut değil miydin? kuru bir ısırgan dalı mı sarstı beni? ebediyyete yönelik sevgi ve hasrete susamış kalbim, aslında mevcut olmayan seni, bu kuru ısırgan dalında hissedip de, aşka mı geldi? şimdiye değin yaşadıklarım, körebe oynayan bir romantizmin köpükleri miydi?
neydin sen?! gökten avuçlarıma düşen bir damla su mu? kalbimin yangını bütün hücrelerimi sarınca buharlaşıp kayboldun. sonu gelmeyen bir heyecan mıydın ki kendi ellerimle hazırladım sonunu? yoksa bu zavallı gönlümle yıkılmaz bir kule olarak mı algıladım seni ve sen bir kuş tüyü olarak uçup kayboldun gökyüzünde?
bir şiir miydin? içimi doldurdun gizemli mısralarınla, intizârınla. şimdi her mısra boşluğa asılıp kaldı, yapayalnız..
bir masal mıydın, kuşların geceleyin ruhuma anlattığı? bir efsane miydin,çağların ötesinden kopup gelen? yoksa bulutların kulağıma fısıldadığı bir nağme miydin?
seninle farkına vardım içimin ücra köşelerinin. karanlıklar içinde bırakılmış onurumuzu kurtarmak için bilendim seninle. kıskacına sıkıştığım fasit bir daireyi, sathî endişeler çemberini kırdım sayende. sayende adımlarımı yeniledim. ince bir alev gibiydin ama o alev bir yığın dinamiti ateşleyecek güçteydi..
neredesin şimdi? hangi tomurcukta? hangi iklim ve mekanda? bu günde mi, dünde misin? hayalde mi düşte misin? dağlara bakıp seni hatırlıyorum, yollara bakıp seni! dünyamı menekşe renginle bürüyüp kayıplara karışmasaydın, dağlar bana acıyarak bakmayacak, yollar gözümün yaşını silmeyecekti. sana bir yabancı gibi uzaktan seslenmek yerine, yüreğimde ağırlayacaktım seni. aaah bir kaldırabilseydim simsiyah perdeleri! yolları yumak yumak sarabilseydim avuçlarımda! dağları devirebilseydim! hepsinden daha da önemlisi, çıkarabilseydim sırtımdan hicran gömleğini? vuslatı yudumlayabilseydim!
aaah, ah!
bazen bir yağmur damlasının, bir çiçek yaprağının, bir rüzgâr perisinin bakışlarında buldum o mağrur, dimdik ve tavizsiz tavrını. sesin bazen ıssız bir köşede yankılandı defalarca, yılmadan ve dikkatle dinledim seni.
fevkalâdeydin..
anlayamadığım şu ki, benden başkaları niçin bunun farkına varamayıp, sendeki mücerred câzibeyi görmüyorlar? fakat biliyorum ki, ne her sevgili leyla'dır; ne de her yürek mecnun'a aittir.
ah bir yeterince anlayabilseydin beni! ne bir âyinden arta kalan duygu kırıntısı, ne de bir şehrâyinden sızan aldatıcı ışıktır sevgim!..."
Nurullah Genç-İntizar
Etiketler: incesaz, intizar, istanbul'a dair, nurullah genç
1 Kasım 2011 Salı
şahane bişi buldum..Barış Demirel'i duymuştum bi zaman önce..Grubunun adı Viya -dalgalara karşı yapılan vücut sörfü tekniği demekmiş-Adamlar doğaçlama müziği seviyorlar ve geçtiğimiz yaz aylarında 'Barıştık Mı - Göstembil Project' isimli bir proje yapmışlar..ve diyorlar ki ; Yaşamak için çalışıp, çalışırken de ölüyoruz. Müzik burada o ölmeyi geçiştiriyor bizim için."
Ne güzel demiş..
Size de Gevende'yi hatırlattı de mi?
Hımm Viya'nın EP albümü sitelerinden bedava indirilebiliyor..Onların deyimiyle indiragandi yapınızz..
www.viyaband.com/dinleee.htm
viya şarkıları negzel...oyuncaklar ülkesi daa da güsel..
Etiketler: barış demirel, viya
31 Ekim 2011 Pazartesi
Pasli demir kapinin uzerinde bir tirtil..kapinin konuklugunda beyaz tek katli bir evcik..evin beyaz badanasinin uzerinde hic gormedigimiz pembe panjur..pembenin yumusacik isigi vururken yataga,yatagin icinde bir ten..omrumu bir cirpida yollarina serecegim o ten..efendimin gul kokusu...
30 Ekim 2011 Pazar
29 Ekim 2011 Cumartesi
gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem olacak! (gerçek bir kıroyum)
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cumartesi, Ekim 29, 2011yazmıyordum...
artık yazcam...
neler yaptım?
Uçurtma avcısı'nı okudum Khaled Hosseini'nin..Ağladım çok pis sonunda.

Vouge'a gittim ayıptır demesi..deniz mahsülleri spagetti yidim yine..napim?çok sefiyorum..
Şirine kreşe başladı..İlk iki gün uçarak gitti baktı sonna devamı gelcek mızmızlandı..
burası işte;
http://www.aydinkres.com.tr/
çok güzel bi okul..Bahçesi falan kovacan..Bi de okulun önünde kıpkırmızı bi vosvos var..Bahçesinde yani..Süs yapmışlar,öyle şeker ki..Şirinin en sevdiği arabadır vosvos..Tesadüf işte..
Evime internet bağlattım..Wınn vardı ama o kadar yavaş ki..İğrençç!Telefon kablosunu kesmiştim işgüzarlık yapıp ptt den gelen abi eline sağlık ne güzel kesmişsin diye kızdı bana..hiç sesimi çıkarmadım..sessizce başımı öne eğip ağlak gözlerle baktım o'na..hızlarına hayran kalmamak mümkün diil..aynı gün sabah başvurdum akşamüstü internet açılmıştı..enteresan bittabi..tebriks..
kalecik karası üzümünden hiç şarap tatmamıştım..güzelmiş..
saçlarım uzadı azcık..çok uzatmicam ama acık daha uzatcam..
hep film aldığım dvd'ciye her üç filmden birinde saydırıyodum..len hep mi yannış çıkar filmler yafu?Artık orda kontrol ettirmeyi akıl ettim de daha az küfür ediyorum..te allam ya!!
diz üstünde gri yün çorap aldım kendime..düz çizmenin içinde kısa eteğin altında nası durcak bakalım..seviyorum o kombini..
beşiktaş-fenerbahçe maçı ne şaane maçtı ya di mi?

çok uykum var..yoruldum azcık..
anneannem için dua edeceğiz yarın..
özledim.
4 Ekim 2011 Salı
Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler ,tasalar yok
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
Hayyam'dan..
Etiketler: hayyam
Berin'in muhteşem deniz canlıları spagettisi :) allam bayıldım..aldım tarifini vercem..
Fenerbahçe'de herşey güsel..









































