19 Ocak 2012 Perşembe
geçenlerde rastladım yine tv'de..her daim kabulüm..
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Ocak 19, 2012
ben elbette orjinalinden bahsediyorum ama bunun sizi yerlere yatırmayacağını kimse söyleyemez!!!
AMAAA BU VİDEO VARYAAA SANIRIM BAYİLİCİMM GÜLMEKTENN!!!!
Etiketler: pink panther theme
18 Ocak 2012 Çarşamba
Etiketler: hakan günday, şirinella, ziyan
16 Ocak 2012 Pazartesi
15 Ocak 2012 Pazar
"içimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti..."
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazar, Ocak 15, 2012Bugün en sevdiğim Nazım'ımın doğum günüymüş..
Nazım'a hiçbir şey değişmedi Nazım desem,
Hala güçlüler çok parası olanlar,
iktidar da vatanı en çok satanlar desem,
doğruyu söyleyeni artık köyden bile kovmuyorlar ve hala içeri tıkıyorlar kısayoldan desem,
hala aynı köyde büyüyenler birbirlerini öldürüyorlar özgürlük adına,
insanları hala kandırıyorlar ,
insanlar hala kanıyorlar desem,
sevda ve sevdalı olmak artık uzak bir hayal çokk gerilerde kaldı,
insanlar şiir yazmıyorlar artık nazım,
bu dünya bıraktığından da yazık durumda desem,
kemiklerin sızlar m?
Sızlar elbet ama benim de bunları anlatasım var be Nazım!
neyse güzelliklerden bahsedelim dediğin gibi;
Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
Hani şimdi bize
Cumaları, pazarları çiçekli bahçeler vardır,
Yalnız cumaları, yalnız pazarları
Hani şimdi biz
bir peri masalı dinler gibi seyrederiz
Işıklı caddelerde mağazaları,
Hani bunlar
77 katlı yekpare camdan mağazalardır.
Hani şimdi biz haykırırız
Cevap:
Açılır kara kaplı kitap: Zindan
Kayış kapar kolumuzu
Kırılan kemik, kan
Hani şimdi bizim soframıza
Haftada bir et gelir
Ve, çocuklarımız işten eve
Sapsarı iskelet gelir
Hani şimdi biz
İnanın, güzel günler göreceğiz çocuklar
Güneşli günler göreceğiz
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
Işıklı maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
ama ben Nazım'ı Piraye'siz düşünemem..Hatice Piraye Pirayende..
Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi, beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin...
Fedakârlığımı anlıyorsun :
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orda beraber yaşarız
külümün içinde külün,
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım.
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bu günlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.
18 Şubat 1945
Piraye Nâzım Hikmet
Etiketler: nazım hikmet ran, piraye
13 Ocak 2012 Cuma
Etiketler: fenerbahçe, LEFTER KUCUKANDONYADiS
12 Ocak 2012 Perşembe
gönülsüz terkedişler,
aslında hep size kavuşma heyecanı,bilirsiniz sizinle ne severiz kavuşmayı,
ömrümüzün bir kısmı o anı bekleyerek geçti..
kavuşma üzerine hayaller dolusu geceler biriktirdik ayrı şehirlerin soğuk gece yarılarında,
sıcak yataklarımızda -ki asla yeterince ısıtmadı zira yoktuk birbirimizin koynunda
şimdi o hayalleri kötü günler için saklıyoruz henüz okumadığımız kitap sayfalarında
ve sanırım bu sebepten;
hayallerimiz tükenmesin diye okumadığımız halde kitap alıyoruz çocuksu açlıkla..
Etiketler: Şiir
10 Ocak 2012 Salı
seninle herkesin ki kadar geçmişindeki hatıraları, taze hayatında karşısına çıkabilme riskine sahibiz..
seninle kimsenin olmadığı kadar aşık,kimsenin aşikar olmadığı kadar aşikarız birbirimize..her aşık öyle zannetmez mi?
ve fakat sen ve ben her aşık değiliz..
seninle herkesin dinlediği kadar çok dinledik aşk şarkılarını..öncesinde..farkımız şimdi sonrasındayken ilk kez duyar gibi tekrar ama ilk kez dinlemenin olgunluğunu yaşıyor olmamız..her aşık öyle dinlemez mi?
ve fakat sen ve ben her aşık gibi dinlemiyoruz aşk şarkılarını..
seninle herkesin izlediği kadar çok romantik sahneler izledik ayrı ayrı..bu günü bekler gibi değil ama bugünün geleceğinden emin gibi..
sence aldatıldık mı böyle düşünürsen..ya da daha açık söyleyeyim hadi aldattık mı?
seninle herkesin ki kadar geçmişindeki hatıraları, taze hayatında karşısına çıkabilme riskine sahibiz..
ve öyle bir aşk ki bu; ufak bir tebessüm ve beklenmedik olgunlukla alıyoruz o riski..gelsin kabul..sen ol yeter..
Etiketler: Aşk, coşkun demir, ilhan irem
Etiketler: 8mm, Hollywood, mychael Danna
9 Ocak 2012 Pazartesi
"ben de salyangozla balığın düşman olduklarını duymadım."demiş Küçük Kara Balık."Ama buna rağmen siz onu yok ettiniz."
Kocaman balık "Şimdi geçmişte olan biteni karıştırmayalım bu işe"diye cevap vermiş.
Küçük Kara Balık "Bu konuyu siz açtınız ama"demiş.
Annesi kocaman balığa,"Öldürülmeyi hak etmişti"diye fısıldamış."Gittiği her yerde neler söylediğini unuttun mu yoksa?"
Bunu duyan Küçük Kara Balık,"O zaman beni de öldürün"demiş."Ben de aynı şeyleri söylüyorum"
Tartışma sırasında seslerin gittikçe yükselişi başka balıkların da ilgisini çekmiş.Küçül Kara Balığın sözleri hepsini çok kızdırmış.
Yaşlı balıklardan birisi "Sana acıyacağımızı mı sanıyorsun yoksa?"demiş.
Bir diğeri,"bu iyi bir ceza istiyor"diye eklemiş.
Bunun üzerine Küçük Kara Balık annesi bağırmış:"Çekilin dokunmayın yavruma"
Balıklardan biri mırıldanmış."Eğer çocuğuna gereken terbiyeyi vermezsen,cezalandırılacağını da bilmen gerek o zaman!"
Komşu balık söze karışmış:"Sizinle komşu olduğum için utanç duyuyorum"
Bir diğer balık,"Bu Küçük Kara Balık daha tehlikeli olmadan,ona da yaşlı salyangoza yaptığımızı yapalım"demiş.
Sonra da hepsi birden Küçük Kara Balığı yakalamak için üzerine atılmışlar.Ama arkadaşları onu korumuş ve hemen oradan uzaklaştırmışlar.Bu sırada Küçük Kara Balığın annesi ağlamaya başlamış."Küçük bebeğim beni terk ediyor,ne yapacağım şimdi ben?"
Küçük Kara Balık annesine seslenmiş:"Anne benim için ağlama.Şu her şeyden habersiz zavallı yaşlı balıklar için ağla!"
Yaşlı balıklardan biri uzaktan bağırmış:"Bize hakaret etmeyi bırak küçük!"
Bir ikincisi "Bak sonra pişman olup dönersen seni aramıza almayız"demiş.
Üçüncü balık,"Bırak bu gençlik hayallerini,gitme sakın"diye uyarmış.
Dördüncü balık seslenmiş:"Nereye gidiyorsun ki?Buranın nesi var?"
Beşincisi:"Başka bir dünya falan yok,dünya burası,geri gel"demiş.
Altıncısı eklemiş:"Eğer aklını başına toplar da hemen geri dönersen,senin gerçekten akıllı bir balık olduğuna inanacağız."
Ve nihayet yedincisi:"Seni buralarda görmeye alışmıştık"demiş.
Annesi ise hala ağlayarak haykırmaktaymış."Yavrum gitme,ne olursun gitme,acı bana!"
Ama Küçük Kara Balığın artık onlara söyleyecek sözü kalmamışmış.Arkadaşları,bir çağlayana kadar ona eşlik etmişler.Oradan ayrılmadan önce Küçük Kara Balık onlara şöyle demiş:"Umarım tekrar karşılaşırız.Beni unutmayın."
Arkadaşları ise,"Seni nasıl unuturuz"demişler."Bizlere daha önce hiç düşünmediğimiz şeyleri öğrettin.Sayende aklımız başımıza geldi.Sen akıllı ve korkusuz arkadaşımızsın.Seni tekrar görmeyi çok istiyoruz."
Bu gece de bu kadar..
Yarın sanırım şirinella ile Çizmeli kedi'ye gidiciz..Kitapta alcam..
7 Ocak 2012 Cumartesi
devam..
Annesi şaşkınlıkla karşılık vermiş Küçük Kara Balığa:"Yavrum sen delirdin mi?Ne bu böyle?Dünya,dünya diyor başka birşey demiyorsun.Ne demek oluyor bütün bunlar?Dünya,dünya diyor başka birşey demiyorsun.Ne demek oluyor bütün bunlar?Dünya biz nerdeysek oradadır.Yaşam da bizim yaşadığımızdan başka bir şey değil."
O sırada kocaman bir balık bulundukları yere yaklaşıyormuş..Onları görünce seslenmiş:"Komşu,komşu! Çocuğunla neyin kavgasını yapıyorsun böyle? Ne oldu,bugün yüzmüyor musunuz?"
Anne balık cevap vermiş:"Ah sorma! Neler yaşıyoruz!Artık çocuklar annelerine yaşam dersi vermeye kalkıyorlar."
Kocaman balık sormuş:"Nasıl?Neymiş o hayat dersi?"
"Nasıl olsun? Bu ufaklığın gitmek istediği yerleri bir sor bakalım.'Dünyada neler olup bittiğini öğrenmek istiyorum' diyor da başka birşey demiyor.Büyük büyük laflar işte!"
Kocaman balık bu defa Küçük Kara Balığa sormuş."Ufaklık,sen ne zamandan beri bilgin ve filozof oldun bakalım?Hiç haberimiz yoktu bundan."
Küçük Kara Balık karşılık vermiş:"Ben bilgin ya da filozof ne demek bilmiyorum.Ben sadece bu sıkıntı verici yüzmelerden bıktım.Öyle nedensiz bir şekilde mutlu olmak istemiyorum.Bir gün gelip yaşlanınca hep aynı cahil balık olarak kaldığımı görmek istemiyorum."
Kocaman balık terslemiş onu:"aman aman! Bunlar ne biçim sözler böyle?"
Ardından annesi karışmış söze:"Biricik yavrumun böyle şeyler söyleyeceği hiç aklıma gelmezdi.Ah!Kim kandırdı onu acaba?"
"Hayır anne!" diye haykırmış Küçük Kara Balık."Hiç kimse kandırmadı beni!Düşünmek için beynim var;görmek için de gözlerim.Hepsi bu."
Kocaman balık,anne balığa dönüp,"O sürünüp duran salyangozu hatırlıyor musun?"diye sormuş.
"Hatırlıyorum tabi ki" demiş anne balık."Yavrumun peşinden hiç ayrılmazdı.Allak kahretsin onu"
Küçük Kara Balık öfkeyle haykırmış:"Yeter anne!O benim arkadaşımdı."
Annesi gülmüş"Bir salyangozla balık arasında bir arkadaşlık ha!Hiç duymadım böyle bir şey."
Komink not: Şirinle dün evcilik oynuyoruz..Dinazorlarla ama! İki dino kapışcak..kızdılar felan birbirlerine..Dedim ki hasmıma heybetle
-seni düelloya davet ediyorummm.
Hasmım da bana dedi ki;
-nereyee??
-e düelloya işte..
-hee oraya gelemem çok uzak!!
-???!!! :))))
Etiketler: küçük kara balık, samed behrengi
6 Ocak 2012 Cuma
Şirinella'ya Defdef Küçük Kara Balık'ın hikayesini getirmiş geçen akşam bize gelirken..Öyle şahane bir hediye ki bu bir çocuk için..Teyzem bana kitabı aldığında ben Şirine'den daha büyüktüm ve canım teyzem kitabımın ön sayfasına şöyle yazmıştı;
Umud'cuğum,
Benim seni sevdiğim kadar sen de kitapları sev,emi!
08.07.1987
Kitap beşinci baskısını yapmıştı Ekim 1979'da..Kitaplığımın en kıymetlilerinden şimdi..Ve ben bu kitabı okuduğum için,teyzem bana bu kitabı hediye ettiği için bugünkü benim birazda..Ve elbette o dönemde yasaklı Melike Demirağ'ın "Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım" şarkısını dinlediğim için ve elbette ilk ezberlediğim şarkı nakaratı bu olduğu için;
"Zulmün önünde dimdik dimdik tut onurunu,
sevginin önünde eğil kızım"
Ve Kurtuluş savaşının halk ile beraber kazanıldığını duyduğum için..Ne bir kişiye ne de bir güce körü körüne tapmanın yanlış olduğunu beynime kazıdığımdan beri..
Öyle işte..Vay be çok seneler önceydi..Ama dedim ya zayıf hafızama rağmen tüm bunlar benliğimi şekillendirirken teyzemden duyduğum hayat dersleriydi..Asla unutmadım..
Şimdi de kızıma geldi hediye olarak Küçük Kara Balık'ın hikayesi..Ve artık o da Küçük bir kara balık..Olması için elimden geleni yapıyorum..
Bu akşam yatmadan önce aşağıdaki kadar okuduk..Sonunda Şirine uyuyakaldı :)
Her gece biraz daha Küçük Kara Balık olacak minik..Öyle işte...
İyi geceler sana da Küçük Kara Balık...
Uzun bir kış gecesiydi.Denizin derinliklerinde yaşlı bir balık,on iki bin çocuk ve torununu etrafına toplamış,onlara bu hikayeyi anlatıyordu:
Bir zamanlar bir Küçük Kara Balık annesiyle birlikte küçük bir derede yaşamaktaymış.Kayalıklardan çıkarmış bu dere.
Küçük Kara Balık ve annesinin yuvaları,yosunlarla kaplı kapkara bir kayanın arkasındaymış.Her gece orada uyurlarmış.
Küçük Kara Balık her gün sabahtan akşama kadar annesinin peşinde yüzermiş.Kimi zamanlarda başka balıkların arasına karışır,hep birlikte kayalıklar arasındaki küçük yarıkların içine girip çıkarlarmış.Küçük Kara balığın hiç kardeşi yokmuş.Çünkü annesinin on bin yumurtasından sağ çıkabilen sadece o imiş.
Küçük Kara Balık birkaç günden beri düşünceli görünüyormuş.O kadar az konuşuyormuş ki! Annesinin peşinde yavaşça yüzüyor ve diğer balıklarla pek oynamıyormuş.Annesi ise,onun biraz hasta olduğunu ama yakında iyileşeceğini düşünmekteymiş.Oysa Küçük Kara Balığın rahatsızlığının nedeni çok başkaymış.
Bir gün Küçük Kara Balık daha güneş doğmadan annesini uyandırmış ve ona şöyle demiş: "Anne seninle konuşmak istiyorum.
"Henüz yarı uykuda olan annesi cevap vermiş."Şimdi zamanı değil,daha
sonra konuşuruz!Şimdi git ve yüz biraz."
"Hayır anne!" Artık buralarda yüzmek istemiyorum ben.Başka yerlere gitmem gerek"demiş bu kez Küçük Kara Balık.
"Gerçekten gitmek zorunda mısın?"diye sormuş annesi. Küçük Kara Balık cevap vermiş:
"Evet anne,gitmem gerek."
"İyi ama"demiş annesi,"bu kadar erken bir saatte nereye gitmek istiyorsun ki?"
Küçük Kara Balık hemen anlatmaya başlamış."Bu derenin nerede bittiğini görmek istiyorum.Biliyor musun anne,bunu aylardır düşünüyorum.Başka birşey düşünemez oldum ve dün gece bu yüzden hiç uyuyamadım.Sonunda da, bu derenin nereye kadar gittiğini ve nerede bittiğini gidip öğrenmeye karar verdim.Başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek istiyorum.
"Annesi gülmüş."Ben de çocukken böyle şeyler düşünürdüm.Ama bak canım,derelerin ne başı olur ne sonu.Bunda araştırıp öğrenilecek ne var ki?Dereler sadece akarlar.Bir yerlere falan gitmezler."
"Ama anne,bu doğru olamaz!"diye karşılık vermiş Küçük Kara Balık."Her şeyin bir başlangıcı ve sonu yok mudur?Geceler,günler,haftalar,aylar,yıllar...Hepsi sonunda bitmez mi?"
Annesi kestirip atmış bu kez:"Bırak şimdi bu lafları.Kalk biraz yüzelim,şimdi yüzme zamanı,konuşma zamanı değil."
Ama Küçük Kara Balık konuşmakta ısrarlıymış: "Hayır anne,ben böyle yüzmekten bıktım,başka yerlerde ne olup bittiğini öğrenmek istiyorum.Belki de bunları birisinden öğrendiğimi düşünüyorsun.Ama inan bana,çok uzun zamandır düşünüyorum bunları.Elbette başkalarında da öğrendim başka şeyler.Örneğin balıkların pek çoğunun yaşlandıklarında, 'Hiçbir şey yapmadık,boş bir hayat geçirdik' diye şikayet ettiklerini biliyorum.Bense yaşam nedir onu öğrenmek istiyorum.Yaşam,ufacık bir yerde yaşlanana kadar hep aynı şeyleri yapmak olamaz.Bu dünyada başka türlü yaşamak mümkün mü,onu bilmek istiyorum."
devamı yarın akşam..
Etiketler: berin arall, küçük kara balık, samed behrengi, şirinella
4 Ocak 2012 Çarşamba
Etiketler: komik kedi videosu
3 Ocak 2012 Salı
BULUT GEÇTİ
GÖZYAŞLARI KALDI ÇİMENDE
GÜL RENGİ ŞARAP
İÇİLMEZ Mİ BÖYLE GÜNDE
SEHER YELİ
ESER,YIRTAR ETEĞİNİ GÜLÜN
GÜLE BAKTIKÇA
ÇIRPINIR YÜREĞİ BÜLBÜLÜN
BU YILDIZLI GÖKLER
NE ZAMAN BAŞLADI DÖNMEYE?
KİMSE BİLMEZ,KİMSE BİLMEZ…
söz: ömer hayyam
beste: mehmet güreli
solist : mehmet güreli
Etiketler: kimse bilmez, mehmet güreli, ömer hayyam
31 Aralık 2011 Cumartesi
benim için 2011 şarkısı buydu.."Beklediğime deydi negzel oldu"
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cumartesi, Aralık 31, 2011
Güzel günler bizi bekler
Sadece inan yeter
İnan
İçimde güzel bir his var
Kelebekler martılar filan
Hayat rengini buldu
Beklediğime değdi
Ne güzel oldu
Herşey böyle iyiyken
Korkarım nazar değer aman
İlk kez çarpılmış gibi
Umutluyum şu hain dünyadan
Hayat rengini buldu
Beklediğime değdi
Ne güzel oldu
Sen en güzel halinle gel
Gerçekleşmemiş hayalinle gel
Gel güneşli bir günle gel
Elinde çocukluk bir resminle gel
Hayat rengini buldu
Beklediğime değdi
Ne güzel oldu
Etiketler: aylin aslım, güzel günler
29 Aralık 2011 Perşembe
Dün Nar'ı izlemeye gittik hep beraber..
Sinemada bizim dışımızda sanıyorum üç yada dört kişi daha vardı ve film İstanbul ve Ankara'da gösterime girmiş..İzmir bile yok arasında kentlerin..İnanabiliyor musun?
Filme giderken özellikle değil ama kendiliğinden hiç bişi okumamıştım..neden bilmem..sanırım helecan yaratmak istedim şu ufancınk dünyamda..:)
film tek bir mekanda geçmekte çok büyük ölçüde..hani dış mekanda var ama çok az..ve o az zemanda da bi miktar da Arnavutköy-deniz-fırtınalı istanbul görmenize olanak sağlıyor..
Filmin bende uyandırdığı duygulara gelecek olursak efenim bi kere beni sarstı..öyle sürekli bir sarsıntı şeklinde değil ama arada vurup kaçıyor..hala..
mannak noni,deniz'in "şu kadarcık"hayatında sen ne bilirsin derken ki derinliksizliği..Sema'nın o derinliğin içinde olduğunu düşünürken aslında ne kadar "kötü" ve "mantıklı"olduğu, aslında hayatında amk böyle bi şey olduğu zaten!..Kapıcı Mustafa'nın filmin başlarında tipik bir takım öğretilmişliklerini izlerken sonunda vicdan denen şeyi "açıklamam bile lan size" halleri..böyle şeyler işte sarstı beni..
Ümit Ünal çok farklı bir bakış açısı ile çekmiş bu filmi..yani ben eleştirmen değilim ama nacizane bir izleyici olarak böyle bir türk filmi izlememiştim hiç..Filmde gerilim unsuru ciddi ciddi kullanılmış..Yani hakkaten rahatsız edici,oturduğun koltukta gerildiğini farkettiren sahneler var filmde..az ama çok etkili..Sonra film insanlar arası sınıf farklılıklarına ve "ötekileştirme-ötekileştirilme" konusunu da son derece başarılı işlemiş..Aslında herkes kendi hayatı dışındaki hayatların "aslında şu kadarcık"olduğunu düşünüyor..Bunu Deniz Asuman'a da yapıyor,Sema Deniz'e de..Mustafa başı kapalı ezik kadına da..Ama işin içine çıkarlar ve yıllar yıllar boyunca emek verilmiş kariyer ve para girince Sema ile Asuman eşitleniyor mesela..
Ünal şöyle demiş filmi için;
hepimiz nar taneleri gibi birbirinden ayrıyız: hem çok benzeriz, hem de çok farklıyız. ama açılmamış bir bütün nar gibiyiz aynı zamanda. bizi bir arada tutan kabuk; birbirimize duyduğumuz inançtır.
peki ya o kabuk çatlarsa... ya birbirimize duyduğumuz güven dahil inandığımız herşeyden kuşkuya düşersek... ya adalet duygumuz kaybolursa... ya, her insan kendi adaletini aramaya başlarsa... çatlayan bir nar gibi taneler her yere yayılmaz mı?
nar; bir kadının kendi adaletini aramasıyla başlayan bir öykü...
nar; apayrı şeylere inanan dört kişiyi bir evin içinde, yarım gün gibi kısa bir sürede adalet konusunda, kendilerine yarattıkları inanç dünyaları konusunda ciddi bir sorguya tabi tutuyor.'
Bu arada Nar ile Ümit Ünal bir üçlemeyi tamamlamış..(9 ve Ara)
Film 48.Altın Portakal Festivalinde sadece Jüri özel ödülünü almış ki bence de daha fazlasını hakediyor bakın Ünal kendi blogunda neler yazmış bu konuyla ilgili;
http://asyadada.blogspot.com/2011/10/altn-portakal-uzerine.html
Birhan Keskin'in -ne çok severim o kadın şairi- muhteşem şiiri ile başlıyor film..
o büyük ve muazzam zamanda unuttum
kanatlarım çok oldu üşüyor benim
bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor
bu yüzden eğik boynum
bir kuşun anısı kalmış bende, saklı
bundan gözlerimdeki kayalık,
içimdeki serseri buzullar
dürtme içimdeki narı
üstümde beyaz gömlek var
Ve Birhan Keskin demişken e konumuzda nar iken aynı isimli şiiri yazmadan da olmaz di mi ama?
çiçeklerin eksilen suyuna su,
yazın yanına hatırayı ekledik,
çekirge sesleri ve
öğle güneşi altında narın
olgunlaşmasını bekledik.
bekledik, başka başka odalarda
çektiğimiz ağrı dinsin,
bir çocukluk düşü gibi
ince bir sızıya dönsün diye
yaza sedeften bir anlam ekledik
biliyorsun,
bir başdönmesi gibi sürüyor hayat,
yazların yanına yazlar ekleniyor,
zaman uzun bir sıcağa dönüyor burada,
ağırlığına duygunun, taşınamazlığına
ve yazlar hatıraya...
sığındığımız konuşmalar kesecek mi ağrıyı?
ağacın güzelliğindeki mânâ sönmeyecek,
köklerinde sürecek mi aşk?
ah benim hayal kardeşim,
bizim bu aşktan alacağımız var,
dinsin ayrı odalarda çektiğimiz ağrı,
yaz geçip gitsin ve olgunlaşsın nar.
Vee bu da efenim bir Murathan Mungan eseridir;
kasım:
hem aşk hem kan
hem şehvet hem gözyaşı olan nar
gelirken nar bahçesine uğradı atım
çılgın bir nar ağacı görmüştüm düşümde
bir düş ağacıydı
bu nar o ağaçtan
o düşten düşürdüm
eteğime
ve sana getirdim
al!
süveyda:
...
ne tuhaf oysa eskiden
ne zaman nar bahçesinde uyuyakalsam
kırmızı rüyalar görürdüm orada
şimdiyse yalnızca nar bahçesini
kırmızı bir rüya olarak görüyorum.
Ve muhteşem bir Ortaçgil şarkısı .Hadi bulun nar'ı..
Bir Behçet Aysan şiiri..Ezginin Günlüğü elbette;
Bilge Karasu ne demiş bakın;
"... anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. evin beti bereketi niyetine... ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırtı duyduğum olurdu ayağımın altında. ne kadar dağılmışsa nar taneleri, o kadar iyiydi. topladıktan sonra söylerdim anneme, sevinsin diye."
Etiketler: bülent ortaçgil, ezginin günlüğü, nar, ümit ünal
28 Aralık 2011 Çarşamba
Etiketler: can bonomo, meczup
27 Aralık 2011 Salı
"yasadigimiz dünya, hayal mi gercek mi, söylemek zor"
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Salı, Aralık 27, 2011Öyle bir film izledim ki..Aslında ne kadar çok konuştuğumuzu ve aslında ne kadar gereksiz şeyler konuştuğumuzu hatırlattı bir kez daha..sessizliğin ne kadar derin olduğunu ve saf olabilmek için sessiz kalabilmenin asıl olduğunu gördüm bu bir buçuk saati aşkın film ile..
masalsı bir anlatım..şiirsel bir dil..ama böyle söyleyince dialog aramayın..kadın ve erkek hiç konuşmazlar film boyunca..sadece kadının son sahnelerden birinde bir cümlesi var o kadar ve o cümle öyle anlamlı ki..söyleyip durduğumuz bir cümle ama bu kadar yerinde kullanımına rastlamamıştım doğrusu..(Benim kullandığım o ilk an dışında-ilk kez söylenmiş gibi hissettiğim hayatımda)
Evet bedenlerimizle seviyoruz,aklımızla seviyoruz , insaniyetimizle seviyoruz,hırslarımızla, güdülerimizle seviyoruz..O son sahne bana dedi ki; ruhunla sev..Ruhunla sev ki ibre sıfırı göstersin..arın her türlü halden..ki ağırlık vermeyin yaşama..bundan kelli birbirinize..
Diyor ki mekanlara-eşyalara anlam yükleme..Her nerdeysen..İşte vardı ya,yazmıştım ya geçen gün..Kaplumbağa..Olduğun yer senindir sahiplenme ama yaşa..
Film ile ilgili çok şey söylemek isterim ama biliyor musun o vakit filme ihanet etmiş olurum..Bu hayattan koptuğum o 85 dakikaya da..Yaşamak istiyorum bu hazzı..Sen de istiyorsan izle..Hepsi bu..
Natacha Atlas-Gafsa..Bu müzik olmadan bu film de eksik kalırmış..Öyle yakışmış ki filme..Bir süre bu şarkıdan başka bir şey dinlemeyeceğim..
Teşekkürler Notu: Defdef ne kadar teşekkür etsem az..Seçtiğin film senin hakkında
beni yanıltmadı..Çok yaşa..
Etiketler: bin-jip, boş ev, gafsa, ki-duk kim, natacha atlas
24 Aralık 2011 Cumartesi
uzun yolları kısa zamanda alan bir kaplumbağa olmaya çalştım hep..
sonsuz şevk verdi kaplumbağanın nereyi isterse orayı ev yapması,
şimdi hayatın ta ortasına küfürle dalan evsizler gibi,
kaplumbağanın bana insaf etmesini bekliyorum..
uzun yolları kısa zamanda alan bir kaplumbağa olmaya çalıştım hep,
sertleşmiş evini paylaşabilmekti tek umudum..
insaf et derken hani masaldaki ağustos böceği gibi..
hayatın sonunda olduğumu farketmem yollarımı kısalttı..
Ankara/2011 sonları
23 Aralık 2011 Cuma
Fragmanı bile izlesen ne demenk istediğimi anlayacaksın..dört arkadaş,las vegas,bekarlığa veda..biliyorum çokca işlenmiş bir takım ögelerdir bunlar ama bu film de klişe olmayan o kaddar çok şey var kii...
Adından da anlaşılacağı üzre dört deli kaldıkları otelin terasında birer shot yapıyorlar ve film işte orada başlıyor..yani hani nerdeyim!,neler oldu!, ne zaman yaptım bunnarı durumu??
filmin oyuncuları arasında sanırım en yakışıklısı o olduğu için en çok Bradley Cooper'ı beğendim..ne var hiç de dürüstçe gelmedi mi?Bana ne..en yakışıklısı o napimm..hem sezonlar sezonlar boyunca alias izlemiş biri olarak elbette kayıracağım bi ayrı tutacağım cooper'ı..
neyse dönelim filme..filmi izlerken dağılıyorsun dedik...de asıl güzel olan aradan günler geçince de aklına geldiğinde filme höyküre höyküre gülmen..gülmem..benim gülmem yani..yorma beni nolur..
bak şimdi filmde bi bebenk varoluyor bi ara..polis arabasında! bebeke şakacıktan mastürbasyon yaptırdığı sahneyi şu an hatırladım tekrar ve bu kalabalıkta deli dicekler töbe töbe aklıma girmiş..
filmde kim var bi de biliyor musun mike tyson..evet var..ama annatmican onu..yoksa küfür yerim..bi de davuk var..bildiğin davuk işte..roarrrr var..hım açıklayayım bilmeyen olabilir de mi? işte bildiğin taygır..
tyson dedik ya filmde phil collins'in muhteşem şarkısını dinliyor ve eşlik ettiği an çok şaane..bu şarkıyı ararken bişi buldum adamlar metroda olay yapmışlar..ba-yıl-dımmm..orda olsam pek severdim hayatın sürprizlerini...
bak işte..mutlaka islemelisin adamım! oooo oooo ooooo oh yeah!
sözlerinin bi kısmı negzel yaa..travmayı seviyorum;
bu gece bir şeyler olacak hissedebiliyorum.
bütün hayatım boyuncu bu anı bekledim, tanrım.
hatırlıyorum, hatırlıyorum merak etme.
seni gördüğüm ilk ve son anı nasıl unutabilirim?
neden sessiz kalmaya devam ettiğini biliyorum, ama hayır.
beni kandıramazsın!
canımızın yandığını göstermiyoruz ama acı gitgide büyüyor.
buna alışıgız.
tanrım, bu gece geldiğini hissedebiliyorum.
.................
film yap-boz gibi..nasıl tamamlanacak diyosun..ama oluyor..
izle bence..gülmeye ihtiyacın varsa izle...hem kimin yok ki?
Filmin devamı da çekildi bu arada..
not:bi film daha izledim..Stepmom..onu da yazcam..kötü kalpli üvey anneye alıştırdılar yıllarca bizi..külkedisi dikikleri sök,sökükleri dök felan..öyle diil işte o!! onda da ağladım çok biliyor musun?
he bi de bi yere gittim istanbul'da bi lokanta..Fıccın ismi..onu da yazcam ama şimdi evimi toplamalıyım..
Etiketler: bradley cooper, fıccın, phil collins, stepmom, the hangover











