11 Eylül 2011 Pazar
canım wicked_stardust'um benden kekin tarifini istemiş..Vermem mi??
Şinci 3 yumurtayı kaba kır sonna bir su bardaa şeker ile bi güzel çırp... eritilmiş yarım paket (ben daha az koyuyorum) margarini de ekleyerek az daha çırp..Efenim sonna kabartma tozunu ve yarım paket kakaoyu da içine bocaaa! Şimdi o karışım şaane bir çikolata sos halini almış olmalı..Bi bardaanı ayır sosun geri kalan sosun içine üj bardak un ilave et ve iyice karıştır ki topak topak olmasın..Sonna da işte bilinen seramoni kek kalıbını yağla ve kek karışımını içine dökü döküvee..Yolla fırına ablası 200 derecede piştiğini annarsın artık di mi? Olmadı bıçak batır işte..
Sıcak sıcak kuzuyu al fırından bi bardak sosu ısıcakken keke yedir güzelce..
hepsi bu!
affiyet bal şeker pıtır pıtır kaloriii :)
Etiketler: ıslak kek
bak bak ablasıı güzelliğine bakk...ben yaptım ben yedim...
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazar, Eylül 11, 2011Etiketler: napoliten spagetti, yemek tarifleri
9 Eylül 2011 Cuma
EGO BURDA BELEDİYE OTOBÜSLERİNİN ADI MI NE?? BIZDE BAŞKAYDI HALBUKİ:::
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Eylül 09, 2011egoma yenik düştüm aylar aylar sonra..belki de yıllar...nasıl hortladı annamadım! çok tehlikeli çokkk...
Etiketler: ego
evvett gelelim bugüne..cuma di mi? Bana farketmiyor o ayrı ama siz çalışan insanlar için bugün güzel bi gün..haftasonu evde denemek için size bi kaç tarif vercem,içimden geldi..ben dün akşam hepsini yaptım çok da güzel oldular..haydin bakalım..
ilk tarif fırında sebze mücver..
şimdi sebze dedik ya hakkaten aklına gelen her sebze giriyor bu tarife..Pırasa,ıspanak,havuç,taze soğan,kuru soğan,patates,maydanoz başka ne vardı? daha ne ossun di mi?
ilk başta kuru soğanı rendeliyorsun sonna teflona azcık yağ koyup sırayla işte ilk başta soğanı sonna ince ince doğradığın bi tane pirasayı efenime söyliyim havucu (rendelenecek) sonna patatesi (bu da bir tane) kavurmaya başlıyorsun..sebzelerin diriğili gidecek şekilde ama,fitaminlerini kaçırma yani..sonna üzerine işte ıspanak (bi demet kafi) ekliyor ve azcık çevirip ocaktan alıyorsun..bu malzemeyi azcık soğutup üzerine maydanoz,taze soğan,beyaz peyniri2 yumurta ve 2-3 kaşık un ilave ederek karıştırıyorsun..eh tabi tuz bi de..
ikinci tarif iyice basit..ama damakta bıraktığı tad çok etkili diyim..Efenim folyoda kekikli pastırma..folyonun üzerine pastırmaları yatırıyorsun yan yana yan yana..üzerlerine bi tane domatesi küp küp doğrayıp onun üstüne de kekik serpiştiriyorsun kafi miktarda..ve son olarak üç ince dilim limonu pastırmaların üzerine yerleştirip folyoyu hiç hava almayacak şekilde kapatıyorsun..20 dakika fırında kalması yeterli..200 derece yine..
ve gecenin sürprizi..Mantar Lokması..efenim fransız mutfağından bir tarif..
Mantarları yıkayıp süzgeçte biraz bekletmeli suyu iyice aksın deyü..sonnra bi kapta biraz tuz ve karabiber ekliyorsun mantarlara..karabiberi ve tuzu yemiş mantarları önce yımırtaya sonna una en son da galeta ununa bulayıp kızarmış yağın içine yolluyorsun...altın rengini alınca (4 dakka filan) alıyorsun tavadan..bu mantarların olayı bi de sosu var bunun..sarımsakla ekmek içini dövüp, içine biraz soğuk süt ekliyorsun..sosta bu yani..ama tadı üffffffff...
eh tatlı lazım di mi? Aşağıda görünen kuzu ıslak kek..ama dur bunnarı yazarken pek bi acıktım..azcık karnımı doyurayım bunun da vercem tarifini anacım..hadi bana afiyet...
Etiketler: yemek tarifleri
8 Eylül 2011 Perşembe
***Ne acaip yafu..Kadın Yahoo'nun ceo'su..Carol Bartz..Bu yahoo şimdilerde daha popüler olan googla'dan işte neblim gmailden sonna azcık düşüşe geçmiş..Bu ceo abla da yahoo'yu canlandıramadı deyü işten atılmış..Tamam performansını düşük buldun annadık iyi de kardeşim bu telefonla mı bildirilir?? Sen ara yahoo'nun ceo'sunu telefonla de ki ; gelme artık kardeşim..Olmaz yafu..Her şeyinde bir oluru var yani de mi? cık cık cık..Okumuşsun fekat adam olamamışsın...
***Bu lacoste var ya hani..Fransız markası..Çok pahalı hani..bi tişört 300 lira felan..İşte o markayı en yakından takip eden kim biliyor musunuz? Anders Behring Breivik..Nam-ı diğer Norveç kasabı...
Adam ne zaman ekranlarda görünse üzerinde lacoste tişörtler var..Lacoste şimdi sanırım dava açmış manyağa giymesin bizim tişörtlerimizi istemezük biz böyle reklam olmaz ossun diyorlarmış..emsal teşkil edebilir mi? bence edebilir..Reklam kokuyor mu fekat? Evet buram buram kokuyor..
***Kırık Kalp müzesi varmış biliyor musunuz? Zagrep'te..İsminden de anlaşılacağı üzere eski sevgililerin sizde kalan bilimum eşyalarını bağışlayıp sergileyebiliyormuşsunuz..Orda gördüğünüz işte neblim bi telefon bi don bi gözyaşı şişesi bi motorsiklet (evet evet varmış) size yalnız olmadığınızı hissettiriyor, acınızın bir nebze de olsa hafiflemesine yol açıyormuş..Ne acaip şeyler oluyor di mi? Güzel fekat..
***Bu akşam Ankara İf Performance 'da Baba Zula konseri var...Biletler 15 lira..bişi diil..biraz geç sahne alacaklarmış (00.00) sadece ama nolcak canım yaşlı mıyız?? ehehe..Ben gitcem sanırım..Beklerim efenim..
if performance
ve son olarak Baba zula ve Brenna Maccrimmon'dan..."Ben bir Martı olsam" Bayılıyorum Brenna sanaaaa...
Etiketler: Anders Behring Breivik, baba zula, Brenna Maccrimmon, kırık kalpler müzesi, yahoo
7 Eylül 2011 Çarşamba
Seninle belki aynı yılda doğmuş belki bir yıl eksik iki yıl fazla..
Aynı yıllarda yaşanmış kara sevdalar,terkedişler,terkedilişler...
Sonra yıllar geçmiş..hayat tüm sıradanlığıyla insanlar sunmuş önünüze,olanaklar sağlamış,boşluklar açmış yüreğinizde..Yıllar böyle geçmiş işte!Bir gün bir yerde karşılaştırmış,tüm o ana kadar ki sıradanlıklara inat! Alt üst etmiş olanların hepsini,yıkmış geçmiş..Aşık etmiş sizi birbirinize..
Demişsiniz ki hayat böyle sürprizler de yapar mıymış!?
Tanrının sevgili kullarıymışız.Buna inandırır sizi..Bak bu yaşta, on sekiz yaşın heyecanını yaşattı bize!Kalbin büyümüş sevgiden,gözlerin irileşmiştir heyecandan.Ağız dolusu gülmenin karşılığı olmuşsun..
Gözlerini sıradanlıkta yummuş sıradışının ortasında açmışsındır.İnanmışsındır..İnandırmıştır seni.Bugün "nasıl inandım" demek ne acı! Hayat sen ne yaptın!!
Günlerce beklemişsin,aylarca.Beklemek olmuş adın..Neyi beklediğini bilmezken beklemişsin.."Bekle" demiş o çünkü..Sen beklemişsin!
Sonra bir gün bişi dememiş artık..Sen yine beklemişsin..Hayat-tıpkı filmlerdeki gibi-sağından solundan akıyor,sen öyle duruyormuşsun..Öyle sahip çıkar,öyle inanmış..
İki kişilik acılar çektirmişsin kendine.İki kişilik dökmüşsün gözyaşlarını,iki kişilik yaşamışsın tan yelinin yalnızlığını..Hiç kişilik umutlanmış,hiç kişilik yaşamışsın aşkını...
Bir sabah uyanmış gözlerin..Nefret dürtmüş yüreğini..Oysa nedir bilmezmişsin bu sabaha kadar.
Tanımışsın artık işte sende..Hiç kişilik aşkın kahramanı tanıtmış sana..Bu sefer şaşkınlıktan büyümüş yeşil gözlerin.Ağlarken akıtmak istemişsin hiç tanımadığın bu duyguyu.Sen bilirsin zira sen değilsin o!
Kapatır gibi bir pencereyi ,son sayfasını çevirir gibi bir kitabın sen de öyle kapatmışsın...
Oturup bir sigara yakmışsın..bu da bitti! Kadehinden bir yudum şarap alırken gelecek güzel günlere içmişsin...Aşkın iki kişi yaşanacağı güzel günlere..
6 Eylül 2011 Salı
asfaltta duran suretim fısıldadı kulağıma, dedi ki bana; "göremiyorsun kendini benim seni gördüğüm gerçeklikte" Kızdım dedim ki "sen suretten ibaretsin,üstelik asfaltta olduğundan daha da çirkin görünüyorsun" Sinsi mi gülümsedi bana mı öyle geldi? Kızdım! Basayım da üstüne gör gününü pis suret! Ben adım attım o da attı..bir adım daha..yakalanmaz mısın sen pis suret? Asfalttaki suret! Sonra gözlerimdeki boşluktan bi adam seslendi.."Güzel kızım sakin" dedi. "Az sukunet.."
Ne işin var senin benim boşluğumda..Nasıl girdin o benim çıkamadığım yere? "Kalbini açtın bana unuttun mu?" dedi..Kalbinden bi geçit yapmışsın nasıl becerdin? O geçit bu boşluğa çıkardı beni.."Güzel kızım" dedi "az sukunet.." Baktım asfaltta ben varım..Küçük bi kız..Öyle korunmaya muhtaç..Sardım onu kocaman..
Tabi Rüya var ama bu sefer bu..
Ünlü O ve Z Hikayesi ionya
Etiketler: O ve Z Hikayesi, ünlü
2 Eylül 2011 Cuma
Bu iki haylaz naptılar da böyle yakalandılar acıba??
31 Ağustos 2011 Çarşamba
sek-sek oynarken papuçlarım küçükken henüz,
sivri topuk papuçlarımla hayatın çizgilerine basmamaya çalışıyorum şimdi..
ve ekrandaki Helena Bomham Cartet ne hoş...ve dinlerken burda olanınız var mı Horizon'u?
Etiketler: ben, horizon, paul schwartz
29 Ağustos 2011 Pazartesi
saklarken sana kendimi ve tüm insanların gözünden bakarken aleme
üzüm çekirdeğini doldurdum aklımdan geçenlerle..
çekirdeklerin dışındakilerle mey yapıp sarhoşluğun kollarında dalarken sonsuz uykuya
gözlerinde gördüm koca dağların eteklerindeki yeşil gölü..
eteklerimi savurarak koştum sen gölün en dibinden akarken denizin sonsuzluğuna..
sonra..sonrası derinlik..
sarsarken omuzlarımdan esmer elli adam denizdeki balıklar için erken olan zaman benim için çok geçti!
20 Ağustos 2011 Cumartesi
şirinella büyürken bi kez daha..babilon ve marilyn
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cumartesi, Ağustos 20, 2011
komink fotograf veriyor di mi? Benle ne alakası var ya alla allaa..çok şeker bal damlası adeta..ancak bir sorunumuz var..kızım bi korkak! ehe..evde bi odada yannız kalamıyor sürekli peşimde..yanında mutlaka birini ister vaziyette..geceleri ayrı terane..odasında yatıyor belli bi saate kadar ancak benim de yattığım o saatten itibaren beni yanında istiyor..hani o uyuduktan sonra iki seçenek var ya kaderime boyun eğip sıcacık kollarında uykulara dalacağım veyahut idealist davranıp odamla onun odası arasında her annneeee den sonna odasına yollanmayı göze alacağım.napmak lazım? bilen birilerine sorayım diyorum artık..
bandista'yı yeni keşfettim..ayıp banaaaaa...buralarda konser verseler de gitsek...bayılıyorum bu şarkılarına..
üstelik internet sitelerinden şarkılarını indirmek selbes...
Evire çevire seni öyle bir döverim
Bir o kadar dayak da ben yerim netekim
Elindeki çoksa az olanla paylaş
Nasıl müzisyen bilemiyo’m şu serdar ortaç
Koyudan açığa doğru tüm renkler ton ton
Benim memurum işini bilir dediydi tonton
Bir elimde mikrofon kafamda da ponpon
Uçuyo’n dediler bana yere de kon kon
İster polis olsun ister astinomia fon
Burda vurdu Ferhat’ı orda gitti Aleko’n
Lakin Atina’da bu kez işlemedi tiyatron
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon
Yan yan yan Babilon
Yan yan yan yan yan yan
Yan yan yan Babilon
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon
Yine tersoya düştüm kafamda harmanım
İçine edeyim böyle nankör karmanın
Her mevsim ekilip bitmeyen tarlanın
Kargasını kovalasan ne yazar kemâlım
İskele alabanda yelkenler fora
Derrida’nın sevdiğim bir eseri Khôra
Feylezoflar dünyayı yorumladı ama
Öldürmeyeceksin derdi on emirde Tora
İster polis olsun ister astinomia fon
Burda vurdu Ferhat’ı orda gitti Aleko’n
Lakin Atina’da bu kez işlemedi tiyatron
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon
Yan yan yan Babilon
Yan yan yan yan yan yan
Yan yan yan Babilon
Bu sefer de sen yan, yan yan yan Babilon..
http://tayfabandista.org/
bu arada marilyn ile ilgili bi sürü şey yazmıştım blogda yayınlamak isterken püff uçtuu!! bi daada yazmadım...resimleri bile hazırlamıştım..
Etiketler: bandista.marilyn monroe, şirinim
17 Ağustos 2011 Çarşamba
şincik ey okur..
noluyoo??
yani diyorum ki madar oğlanına döndük anasını satim!!
yafu giriyonuz okuyonuz görüyorum artıyo işte sayı..daaa..niye izlemiyonuz yafu!!
çok kırılıyorum..hassas bi yaratıkım ben!
limonatamdan da bi yudum içtikten sonna..nerde kalmıştık? yafu izleyin beni...napim daha? resim çekiyorum koştur koştur bloga ekle,kipat okuyorum bitti haydin bloga yaz..bi yere gidiyorum bakın diyorum negzel,paylaşıyorum..daa napimm??
izleyin işte sizde birascık? hımm?
olum kaç senedir yazıyorum sene başına düşen izleyici sayısı 3 len!!'
17 kişi var daha..ama en sonuncusu uluslararası nabberrrr?? italyan sanırım..
bunu da yaptım ya...!!
utanmıyorum fekat!
15 Ağustos 2011 Pazartesi
okudum işte..ve bitti..Marilyn Monroe ve bilinmeyen hayatı...sanırım bunalıma girmek istiyorum..minör depresyon sarabilir misiniz bana lütfen..hep severdim biliyorsunuz marilyn'i..şimdi nasıl desem sanki tanıyorum onu..tanımışım gibi zamanların birinde..benden parçalar saklar gibi..okurken ruh halimde değişimler yaşadım..içime çekildiğim anlar oldu..o kadar iyi anladım ki onu..bu biraz sakıncalı gibi geliyor dimi kulağa? çocuklukta yaşadığım şeyler onun yaşadıklarının yanından bile geçmez elbette ama burda nasıl anlatayım şimdi paralellikler var gibi işte..kendimle başbaşa kaldığım son bi kaç yılda keşfettiğim bazı duygular..belki de uyuyabilmem ve erken farkedebilmem değiştirdi kaderimi..kim bilir? Ben bilirim!
bu yazı devam edecek ama şimdi biraz şarap içmeliyim..
11 Ağustos 2011 Perşembe
orda öylece duruyordu işte..çok değişmemiş diye düşündü görür görmez gözlerindeki hüznü..yanında sohbet ettiği arkadaşı ile güzel şeylerden bahsediyorlardı -tanırdı onu- onun dünyasında kötü yoktu.ama gözleri hep hüzünlü hep kırılgan bakardı..onun gibi..beraber oldukları zamanlar gözlerine bakarak en derinlerde dalardı..vurgun yedi sonunda..üzgün dönmüştü onunla olan yolculuğundan..
vurgun sonrası günlerce haftalarca kapatmıştı kendini..evini sardunyalarla doldurmuş, sanki hayatının devamı onlara bağlıymış gibi çoğalta çoğalta bakmıştı sardunyalarına..
sardunyalar şimdi kocamanlar..ama onun içi boşaldı yıllar yıllar oldu..
vurgun sonrası kaybetmişti aklını yüreğini..her sabah yataktan kalkerken ayaklarının olmadığını unutur düşerdi..kalbinin artık olmadığını da unuttuğu olurdu sevebilecekmiş gibi yapardı..düşerdi..
şimdi oturuyordu işte hüzünlü gözler ve o..kaç saat geçirmişti burda? onu görmesinden sonra kaç saat geçmişti bu sokak başında?
ayağı olmadığını unutan yataktan her sabah kalkmaya çalışan bi adam o gözlerle nasıl başedebilir ki?
aklına gelen son şey sardunyalar oldu..onlarda öleceklerdi..yazıktı...




















