24 Mayıs 2013 Cuma


Radyoda türkü dinlemek istedim bu sabah..Bana ananem hatırlatsın diye açtım trt türkü kanalını..Ananem sabah ilk iş açardı radyoyu.Ama eskiden taa ben küçük olduğum zamanlardan bahsediyorum..Ta Zeynep kamil'de Valide-i atik mahallesi Yavuz apartmanı'nda oturduğumuz zamanlardan.Ananemler giriş katında biz de bir üst katta otururduk..Daha evveli de var Çiçekçi'de oturduğumuz zamanlar ama o çok eski..orayı çok net hatırlamıyorum.Sadece ananemin cimcime dediği bir kız vardı onu hatırlıyorum.Esra idi sanırım gerçek adı.Bir de çingene eteğimi hatırlıyorum o zamandan..Üstümden çıkarmamacasına severdim o eteği ve ne kadar çirkin bir etekti anlatamam.Tek özelliği ben dönünce eteğinde lunaparktaki balerinin eteği gibi kocaman açılmasıydı.Hakkaten ne çirkin etekti, renkler falan berbat yani..Berin'in beni o etekten kurtarma mücadelesi görülmeye değerdi..Güzel bir çocuktum ve kendimi ziyan ettiğimi düşünürdü onu giyerek :) 
Bir de onu giyince düğünlerde oynarken çok havalı olduğumu düşünürdüm.Ananem beni masaya çıkartırdı ben de kendimce döktürürdüm..Herkes alkışlarken beni daha da şevkle atardım minik göbecikleri..Dansöz olmak isterdim o günlerde..Hatta sanırım epeyce ağlamıştım bana zil alın şu işi layıkıyla yapayım diye..Alındı mı? Bak onu hatırlamıyorum.Dedim ya çok az anım var çocukluğumla ilgili..Sanırım çok derinlere ama çok derinlere atmışım karşıma çıkmasın diye bir daha..
Annemin sivri topuk kırmızı ayakkabılarını da hatırlıyorum. (çok ama çok güzel ayakkabıları vardı annemin) Onları alır salona kendime bir tamirci masası hazırlardım..Çekiçli çivili basbaya.Sonra ağzımda o çivileri tutar çekiçle ayakkabının altına çakardım..Annem kızmazdı. Bilmem belki kızardı da ben unutmuşum.Pazar günleri de Bağlarbaşı'nda ki lunaparka giderdik annem kerem ben..Babam gelmezdi.Nerde olurdu bilmem..Sanırım Üsküdar'daki birahanede.
Türküler o günlerden işte..Ananem başına tülbenti sarar evi temizlerdi..Mütemadiyen temizlik olan bir evdi onun evi..Ama kendi kendine yapardı beni hiç rahatsız etmezdi.Usul usul..Çok özledim.Bunları düşünürken ağlamamak mümkün değil benim için.Yalnızken dışıma dışıma, yalnız değilken içime içime..Şu an peki? Şu an nereye ağlayayım bilemiyorum..
Özlemimi  iç organlarımda hissettiğimi zamanlardan biri..Defolarımı dolduracak kadar çoklar o günlerin özlemi..Üstelik bir kaç anı hariç mutlu bile sayılmazdım.



1 Kasım 2012 Perşembe


ah çocukluğum ahhh...Ah benim ben olmamı sağlayan teyzemm..ah teyzemm..

dinlerken bildiğin gözlerim yaşardı yaaa!!!!





Kenar mahallede bir Pazar günü
Buğulanır toprak, yol ve damlar
Sabah güneşinin ilk akıntılarında,
Göğü turuncu bir ağ kaplar

Konuşmalar, küfürler, çocuk çığlıkları,
Öper yüzünü yeni bir sabahın
Çamaşırlar hışırdar avlularda,
Bayrakları gibi fukaralığın

Kahveye çıkar birer ikişer erkekler,
Yayılarak otururlar iskemlelerde
Çay bardakları şıngırdar, radyo bağırır,
Bir haftanın yorgunluğu atar iliklerde

Ötelerde portakal bahçelerinde
Gün ışığı dans eder, sabah yeliyle
Arklardaki sular el çırpar
Ürpertiden toprağı titretircesine

Bir çocuk çitleri usulca aşar
Geçer uyuklayan bekçinin önünden
Gömleğinin içinde bir damla kalır
Uzayıp giden portakal denizinden

Tulumbada yüzünü yıkar bir işçi
Daha uyanmayan karısına seslenerek
Kalkar kadın elinde eski bir havlu
Geceki yorgunluğu anlatır ezilerek

Bir kumru tüner dallarına
Avludaki yaşlı dut ağacının
Ona sevgiyle gülümser
Sonra sarar belini kadınının

Sokaklarda satıcıların bağırtıları
Kapıların önünde iyice tizleşir
Kenar mahallede bir Pazar günü
Böyle başladı nasıl biter kimbilir

söz: Ahmet Erhan

beste: Eftal Küçük

                                                                                                                                                                                                                

10 Eylül 2012 Pazartesi


epey zaman önceydi,
o vakitler mücadele olarak adlandırdıklarım başka ben başkaydım..
güneşe bakarken gözlerimi hayallerim korurdu,
yara berelerimi göstermekten çekinmezdim, korkularım başka ben başkaydım..

geçilen yollarda yaralarımız da biz de büyüdük,
çocuk aklımızla otuzlu yaşların hayal edilemez olacağını bilemezdik elbet..

o kızın oluruna bırakmayı öğrenebileceğini görmekte varmış ne tuhaf.

oluruna bırakıp olmazsa hayırdan sayıyoruz artık..Doğru olamayacağına inancımız tam kendimizden adımız kadar emin..Diren sadece aykırı bir isimden ibaret bugün..

Sırtımızda o günlerden kalan bir sızı..Ki o sızı İstiklal caddesinde gazete satmak için taşınılan çantalardan yadigar..Bugünkü sızılardan çok uzak..ve ne kadar romantik..!

31 Ağustos 2011 Çarşamba


sek-sek oynarken papuçlarım küçükken henüz,
sivri topuk papuçlarımla hayatın çizgilerine basmamaya çalışıyorum şimdi..

ve ekrandaki
Helena Bomham Cartet ne hoş...ve dinlerken burda olanınız var mı Horizon'u?


6 Temmuz 2011 Çarşamba


sakin , pek yakın bir yeşil
yeni dünya yerken nasıl mutlu ise öyle işte..
o yeşil de öyle..

cıvıltısında dalın üstündeki kıkırdayan kuşun,
o nasılsa öyle..

dumanlı dağların kokusunu çekerken içine,üstüne sinerken nasıl yeşilse
işte o da öyle..

beyaz çiçek açarken heyecan dolu pıtırdar ya
pıt pıt..pıt pıt..
öyle..

kayık nasıl dalgalarda hışır hışır solur,
koynunda solurken de öyle..

sessiz soluğu kesilir ya hani derinlerde, çok derinlerde ama
öyle derin işte..soluksuz bırakır gibi bazen..

soluksuz bırakır gibi...bazen...


İstanbul
2011



14 Haziran 2011 Salı

tabi an ben an haberdar olanlar saylanmaz...

bi de bu var..elimi kolumu kescem şimdi..

26 Mayıs 2011 Perşembe

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Bu şarkıyı bi kaç gün önce keşfettim...




Bi sürü şey yaşanıyor...
insanlar düşünüyor
insanlar seviniyor
insanlar kahroluyor
insanlar hırslanıyor
insanlar sana sırt dönüyor
insanlar döndüğün sırtını sıvazlıyor ya da saplayıveriyor bıçağı...

elbette bugüne kadar yaşadıklarım yanıma kar kalmamış..görüyorum..farkediyorum ama kızamıyorum işte..özür dilerim kızmıyorum! insan diyorum o da, şu sebeplerden yapıyordur diyorum...en az kırıcı olan haliyle söyleyeyim hadi "saflığı" ben kendime yakıştırıyorsam kim ne diyebilir? Saf olmak benim seçtiğim bişi..ben her şeye rağmen,herkese rağmen yaşanan tüm kötülüklere rağmen salaklık derecesinde saf olmayı seçiyorum..Kim suçlayabilir beni? Senin başına gelmedi mi? İyi olmaya çalışmadın mı hiç?

İnsanlar kazanıyor

insanlar kaybediyor
insanlar olgunlaşıyor
insanlar çirkinleşiyor...

İnsanlar..

Sabah şirine "hayvanları çok seviyorum" dedi.."İnsanlardan daha sevimli onlar dedi"..Çocuk öğrendi ya bu yaşta bunu helal olsun bize..!! "Hangi hayvanı seçerdin" dedim.."Fare" dedi.."Neden" dedim.."seviyorum işte hayvanları" dedi..Bence büyük bi laf etti..farkında mı bilmem, zannetmem de ama içinde küçücük izini taşıyorsa ne mutlu..

Köpek olmak
tavşan olmak
civciv olmak

kolay di mi? Olabiliyorsan fare ol bakalım...İnsanların hep sevebileceği sempati duyacağı bi "yaratık" olmak zorunda değilsin..Herkes seni sevmek zorunda değil..Sen gerçekten ne olduğunun farkında mısın?? Soru bu!!Ben bi fareyim ve beni sevebilen sevsin demek...

İnsanlar yalan sölüyor

insanlar dürüst olmak için hayatlarını değiştiriyor
insanlar adım atıyor
insanlar atılan adımları görmüyor hayat bitiyor...

ben gidiyorum artık..az kaldı...bakalım kimler kalacak...kimler kanayacak? Ben hep içimde iyilikle anacağım ama..iyi olanı seçme hakkım varsa..onu şimdi kullanıyor olacağım..

insanlar....

27 Nisan 2011 Çarşamba

GİZ

Ey yar ; boynumun borcu
strateji ve taktikler burcu
anlat tabii
tek kişi çok kişidir
çöz gövdemin beyaz kimyasını
aklımın hizasını
kanat içimdeki uzayı , akşamın bahçelerini
söze söyle , yazıya dök beni

bir kucakla
bir imkansızlıkla
nasıl bilirsen onunla ilişkilendir
bir anlatana bir anlatılan gerekir...

BİRHAN KESKIN


Şiir hüzün demek biraz,mahsun olmak demek...böyle sanki bi sebepten açamayan tomurcuk gibi hissettiriyor okuduğum Keskin şiirleri..Tren garında bir dakkayla kaçırmışım gibi demir treni..Herkes girmiş ben dışarda kalmışım gibi sarı sıcak ışıldayan eve..

Ve fakat o tomurcuğa su veren de varmış gibi , gara benden sonra gelenin gözleri beni arıyormuş gibi , sarı pencereye bakarken ben, elimden tutup ısıtan varmış gibi de umutlanıyorum..

Çok şükür..

Böyle kayboluyorum kitabın içinde..

Rüyamda yunuslarla yüzdüm ben dün gece..mercanların içinden geçtim..muhteşem mavilikte elele idik..Her gece yatmadan şiir okusam yine gelir mi o yunuslar rüyamıza?Peki sen? Rüyamı gerçekleştirir misin? Ellerim ısınır mı güzel ellerinde? Treni kaçırdığımıza güler miyiz kahkahalarla? Usanmadan bıkmadan sular mısın o tomurcuğu kurumasın diye? Kaybolur musun mavilikler içinde? Şiir okusam yatmadan olur mu bunlar hep?

14 Nisan 2011 Perşembe




yağmur tüm kudretiyle yağıyor İstanbul'un üzerine...Hani bardaktan boşanırcasına..hemen açtık jaluziyi..kocaman pencerede evden çıkamayan küçük kız çocukları gibi dayadık burnumuzu cama..yani küçük kız çocukları olsaydık ve evden dışarı çıkmamıza izin verilmeseydi öyle yapardık...ama küçük kız çocukları da değiliz,evden çıkmamıza da izin verilmiyor değil...Gayet yaşını başını almış ve yaptıklarından kendimizin sorumlu olduğu yetişkinleriz di mi? Hasstiirrr...!

Radyo Eksen güzel çalıyor bu sabah evet..Teşekkürler öneri için :)

Arada reklamlara girince kendimi evde felan hissediyorum..Reklamlar niye bende evle özdeşleşmiş..Halbuki evde de izlemem ne reklam ne tv.

Yetişkinlerdik en son di mi? Neye yetiştik peki? Ne için yetiştirdik kendimizi..Ya gecikmişliklerimiz? Ya yetişemediysek?

Hayatımı düşünüyorum..Niye düşünmemeli miyim? düşünmeden mi oynanır bu oyun bebek?

Yok ben inatla ve bağımlılık derecesinde düşünmekteyim.Zira düşündükçe açılıyor yolllarım benim..O yollar beni bi yerlere götürüyor ve ben her seferinde bunu yaşamasaydım nolurdu,nasıl öğrenirdim diyorum..Acıtsa da o yollarda karşılaştıklarım -bazen- ben hep payıma düşeni alıp yola devam ediyorum..Hayat bu demek...yaşamak..acımak..öğrenmek...şükretmek..

bundan sonrasını düşünmek bugünlerde kanımın daha hızlı akmasına,kalbimin daha şiddetli çarpmasına sebep oluyor..Heyecan ve sabırsızlık dolu zamanlar..Sakin olmayı öğretiyor hayat bana..Hiç sakin olamayan ben,sakin davranmayı becermeye çalışıyorum..Acele etmeden bişi yapamayan ben sabırla koruğun üzüm olduğunun farkına varıyorum..:) sadece kendimi değil diğer değerli herkesi düşünmek ne zor ve ne kadar iyi hissettiren bişimiş...

hayatın mantıklı tarafıyla ilgilenmeyen ben duygu dolu olup mantıklı davranmak nedir öğreniyorum..Hayat bundan ibaret benim için..yaşamak ve öğrenmek...ölüm denilen şey ne zaman gelecekse o ana kadar öğrendiklerimi kar saymak..sonrasında dedim ya göreceğiz..ya da görüp göreceğimiz bu kadarmış,bileceğiz..

eksen güzel çalıyor evet..teşekkür ettim miydim?

pencerede yağmur damlaları,aklımda bölük pörçük düşünce kırıntıları,kalbimde sonsuz sevgim..

sanırım yine benim yalnız kalma,kendimle bi kaç gün geçirme zamanım gelmiş..kimsenin bana ulaşamayacağı,benim hayatımdaki herkesi düşüneceğim sayılı iki gün..Ada ne de güzeldir şimdi..



eski çektiğim resimleri vermek lazım...iç geçirmek hayal etmek lazım..














21 Şubat 2011 Pazartesi


10 Şubat 2011 Perşembe

Bu sabah Şirinella şaşkınlıktan şaşkınlığa savurdu durdu beni..Gün hızlı başladı..Sabah kalkmamız gereken saatten tam 45 dakka sonra kalktık..
Nasıl oluyor bilmiyorum ama ben ve Şirin 10 dakika sonra dışarı atmıştık kendimizi..Ben şık,şirinella kalın giyinmişti..Ama sorsan o 10 dakikayı tamemen bilinç kaybı!
Hatırlamıyorum..

Yolda durup dururken "Dışarda çok küçük oluyorum" dedi. "Nasıl?" dedim.. "Küçük hissediyorum işte!" dedi..
"Dışarda herşey çok fazla büyük..Ben de öyle hissediyorum zaman zaman" dedim..Gözlerim doldu len...Ona baktım sakindi..

Sonra yürümeye devam ettik..Dün akşam yuvadan çıkarken öğretmenine tuvalete gitmem lazım demiş..Sanırım o da üşenmiş götürmemiş...Üstünde mont falan filan..
Fekat anneannesi ile çıkıp markete gittiklerinde olay patlak vermiş..Zor durumda kalmış minnoş anlayacağın :)

Yolda "öğretmenin ile konuşmamı ister misin dünle ilgili" dedim.."Hayır" dedi..Acaba muhteşem hayalgücü mi çalıştı "çiş konusunda" diye düşünürken , "tartışmanı istemiyorum öğretmenimle" dedi.."Pekii" "O zaman tartışmadan konuşmama ne dersin" dedim..(aslında öyle bir tartışma yaşamadım hiç ben öğretmeni ile ama sanırım öyle bişeye tanık oldu arkadaş) "Sadece soracağım" "tamam" dedi..Sor!

Artık yuvaya gelmiştik ve maalesef örtmen Duygu gelmemişti..Ama çok da mühim değildi..Duygu iyi bir kız..Mutlaka bir açıklaması vardır..Bu tür konular çok büyütülmemeli genel huzur açısından bence..

Şirineye kocaman sarıldım..
"Seni öyle çok seviyorum ki..
Seni öyle çok seviyorum ki..
Seni öyle çok seviyorum ki.. dedim çıldırmış gibi..Tahmin bile edemezsin.." "Ediyorum" dedi sakince..


Sanırım bugün akşam olmayacak...

9 Şubat 2011 Çarşamba

Bugün sabah yürürken güneş vardı ve ben kulağımda kulaklıkla düşünerek yürüyordum...

Aniden çıktı karşıma...


5 Şubat 2011 Cumartesi

Havaların bu kadar soğuk olması benim gibi oksijen manyağı birisini bile zorluyor..


O sebepten günümüzü bir alışveriş merkezinde geçirdik...AVM'lerin içinden bir seçme yaptım ve Palladium'da karar kıldım diğerlerinden daha ferah ve eğlenceli..Kapıdaki 2,5 metre boyundaki hokkabaz bizi çok güldürdü mesela...Bi süre Şirinella ile benim peşimizden geldi zira...O boyla nası o kadar hızlı yürüyebiliyor ki??


İlk durak sinema salonuydu ama biz elbette geç kaldık seansa..Oysa Karmakarışık'ı bende izlemek istiyordum..Ama pes etmedik gün güzel geçmeliydi..Ordan D&R ..Kitap dergi bakmaca..Şirinella'ya TüBİTAK yayınlarının okul öncesi bilim dergisi ; "Meraklı Minik" Bu ay ki konu; Avustralya.. elbette kangurular ve avust.yerlileri..Ben de yerlilerin çaldığı o uzun müzik aletinin "diciridu"olduğunu ve dans ederken kanguruların hareketlerini taklit ettiklerini ve çölde yaşayan dikenli keler'in ne acaip görünen bi hayvan olduğunu bu dergiden öğrendim :) Bence dergi alışkanlığı kazandıracaksanız bu tür eğitici dergileri seçmekte yarar var zira o wings kızları efendime söyleyeyim barbie dergileri felan onlar pek yapay ve gereksiz..


Şirinella parmak boyasına bayılıyor..Neden bayılmasın ki baksana;




Boyadan pc'de nasibini aldı elbet...

Ayrıca bi süredir Leman'ın 1000.sayısını arıyordu gözlerim ama bi yerde rastlaşamamıştık..Buluştuk en nihayet..Çok şaane olmuş 1ooo.özel sayı..Herkeşler çizmiş-yazmış..2.baskısını yapmış dergi..Çağçağ,Can Barslan (bayılırım..yaşasın terelelli pictures) Cem Yılmaz ,Selçuk Erdem , B.B, Tuncay Akgün (ben bir bezgin bekir hayranıyım) ve elbette Ramize Erer (kötü kız..O kızın oturuşu bile bence bişi anlatıyor:)) Kimi ararsan var yani..


Çizenler dışında yazanlar da var; Nihat Genç uzunn bi yazı döşenmiş "Topaçlar Cumhuriyeti" diye..Bende okumadım bi okuyayım belki konuşuruz üstüne..Yalnız hakkaten uzunn bir yazı..

Tuncel Kurtiz'de yazanlar arasında..Tayfun Er, Atilla Atalay ve V.Özdemiroğlu'da...


Akşam olsa da okusam geriye doğru devrile devrile..

Sonra baya zemandır almadığım ve artık takipte etmediğim Tempo aldım bi tane..Aslında bir ek vermişler onun hatrına.."Okumanız gereken 50 kitap"Listeyi Prof.Dr.Hasan Bülent Kahraman hazırlamış ve ön yazısından kısacık bir bilgi; "....Daha farklı bir listeyi,tamamen kişisel bir tercih çerçevesinde hazırlamak mümkündü.Ama bu tür çalışmalar,her zaman "eğitsel" ve "toplumsal" bir hassasiyet taşır.Elinizdeki liste de böyle bir mantığı yansıtıyor. Niçin başka yapıtların değil de,bunların yer aldığı sorulabilir,ama niye bu yapıtların yer aldığı sorgulanamaz.Gene de, bu listede yer veremediğim,ama dünyalar kadar sevdiğim nice romanı hatırlayınca, ne yalan söyleyeyim,içim cız ediyor."

"...Bu liste sadece romanları içeriyor.O nedenle birkaç sözcükte roman hakkında edeyim.Roman,hayatın özüdür.Hayattan beslenir,ama hayatlar kurar.Bazı roman kahramanları yakınlarımızdan daha fazla yaşar bizde.Çoğu zaman,dünyaya onların gözü ile bakarız.Onların olaylar karşısındaki tavırları bizim de tavırlarımız olur..."


Böyle işte..Listede seçilen romanlardan bikaç örnek;


*Gılgamış Destanı (M.Ö 3000)

*Tehlikeli İlişkiler (Choderlos de Laclos-1782) Bu eser film olarak 1988 yılında çekilmiş ve başroller de Glenn Close ve John Malkovich var...

*Moby Dick (Herman Merville-1851)

*Anna Karenina (Tolstoy-1877)

*Kayıp Zamanın İzinde (Marcel Proust-1913) Bu roman bir buçuk milyon kelime içermekte ve yazılan en uzun romanlarda biriymiş..

*Deniz Feneri (Virginia Woolf-1927)

*Yabancı (Albert Camus-1942)

*Lolita (Vladimir Nabokov-1955)

*Dağın Öte Yüzü (Yaşar Kemal-1960)

*Saatleri Ayarlama Enstitüsü (Ahmet Hamdi Tanpınar-1962)

*Denizi Yitiren Denizci (Yukio Mishiba-1963) Kitabın yazarının hayatı ve ölümü de sıra dışıymış..1970 yılında kendisinin kurduğu bir örgütün üyeleri ile birlikte bir askeri karargahı ele geçirmiş Mishiba.Bir darbe ile imparatorluğu geri getirmekmiş amacı..Karargahtaki askerleri etkilemek için bir konuşma yapmış ancak başarılı olamayınca harakiri yaparak intihar etmiş..

*Bereketli Topraklar Üzerinde (Orhan Kemal-1966)

*Yüzyıllık Yalnızlık (Marquez-1967)

*Kurt Kanunu (Kemal Tahir-1969)

*Tutunamayanlar (Oğuz Atay-1972)

*Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği (M.Kundera-1984)

*Küçük Şeylerin Tanrısı (Arundhati Roy-1997)



Son olarak D&R da Gevende'nin yeni albümünü çalıyorlaardı..Pek sevindim pek mutlu oldum..Demek ki iyi şeyler de rağbet görüyor karanlık ülkemde..Aldım tabi albümü hemen..Dinniyorum şinci..



Haydin eyvallah...

3 Şubat 2011 Perşembe

şiir

korkup içinin çekildiğini hissedersen birgün
yapayalnızken,üşümüşken

düşün sevgili...
kutsal bir tesadüfün aydınlattığı
ilk aşkın tohumunun düştüğü ,
birbirimizden uzaklığın sızısının yaşandığı
O kış günlerini
düşün...

Karamsarlık dolandığında tenine,
güneşin hiç ısıtmayacağını,
hiçbir günün başka bir günden iyi olmayacağına
ikna olduğun zamanlarda

düşün sevgili...
uzun kış gecelerinde
tek kişililk sarı bir kanepeye
çift kişilik dokunmalar sığdırmalarımızı,

düşün sevgili..

ki sendedir tüm ömrün tan vakti hoşlukları

12 Ocak 2011 Çarşamba


Sen bana diyorsun ki şimdi; "yaşayarak öğrenmek isteyen sensin"..biliyorum öyle düşünüyorsun..

Sen öyle istiyorsun ben sözün üzerine söz mü söyleyebilirim? Sana inanıyorum...Sen ne diyorsan o..

Saklanmaya çalışmıyorum biliyorsun ama daha çok sakınıyorum doğru..Yapabildiğim kadar..Yapabildiğim yere kadar..Her zaman başaramıyorum..Yeniliyorum kendime..Ya da içimde yarattığın o saf, iyi niyetli hatta birazcık salak (aramızda) kız ele geçiriyor kontrolü..Nasıl yapıyor bilmiyorum ben ondan daha zeki ve cinim halbuki..Nasıl yapıyor bilmiyorum..elimden kaçıveriyor...

Arada bi de o "deli" çıkıveriyor...Hadi saf'a anladım da ne diye deli'yi karıştırdın?? O da ayrı terane.."Deliyim ben yaparım bana bişi diyemezsin" deyip duruyor...Başka laf yok deliyim ben yaparım...Ne diyim? Deliyle deli'mi olayım??

Ağırbaşlı-sorumlu var bi de..Ona güveniyorum bak ama o da her zaman ortalarda görünmüyor...Şirinella varsa var o yoksa kaybolup gidiyor nerde? Bulabilene aşkolsun..

Kitapları, düşünmeyi ve derinleri sevene sözüm yok tamam..O da olmasa..Onun için teşekkür edememiştim sana..Şimdi yeri gelmişken...Yalnız biraz daha hızlı okumam için bişiler yapabilir misin? Şimdi hızlı okuma kurslarına gidecek zamanım yok..Yap bişiler işte ya..

İyiyiz iyiyiz..meraklanma..Sadece uykular kaçtı..
Artık uyumayı sevmiyorum..geceler güzel...Herkesi kandırmış da sessizliğin tadını çıkarıyorum gibi..Siz uyuyun ben yaşıyorum gibi..

Yani şimdi sen diyorsun ki yaşa ve gör...Ne diyebilirim ki senin sözünün üzerine..!





4 Ocak 2011 Salı


Dışarda rüzgar tüm hırçınlığı ile esmeye devam ediyor..Dünden beri durmadı yağmur..Ben sıcak evimde ayaklarımı altıma çekmiş bir kedi gibi gözlerimi sabitlemişken açık pencereden gelen soğuk hava kendimi tamamen teslim bırakmamam için yardımcı oluyor..

Gözlerim ağlamaktan şişmiş, gözyaşlarım üstümde yakası artık nerdeyse göğüs hizama inmiş beyaz tişörtüme damlıyordu..Sıcacık ellerini hayal etsem de beni kurtaramazdı artık..Ne hasretle beklediğim sıcaklığın ne de ince uzun parmakların..

Hüzün ve sessizlik dolu bir gece...Her yerin bu kadar sessiz olması normal miydi yoksa benim kafamın bana oynadığı bir oyun mu? Evlerden gelecek bir müzik sesi ya da ne bileyim insan bağrışı duymak istedim..En sonunda alt kattaki ufak bebek acıkmış olcak ki bağırmaya başladı canhıraş..Rahatladım..Demek biraz daha var..

odada her şey yerli yerinde..odada ki ben?..olmam gereken yerde miyim? Evimde.. peki..sonra? Sonra nerelere kaçıyor düşünceler? Ne arıyorum sahi?

Dingin olmak demek huzura yakın "gibi" hissettiriyor ama farkındayım daha çok yol var..O yol kenarlarına, içimdekileri yavaş yavaş bırakıyorum yürürken..Az önce bir giysi gibi çıkarıp attığım şey onca yıl nasıl da ben zannettiğim şeydi..Yılar sonra görmek ne tuhaf..Karşımda olduğunu sandığım ben..Yüzlerce binlerce sinir hücresi gibi yüzlerce binlerce ben var sanki şimdi odanın içinde..her biri birbirinin içinde düğüm olmuş açmaya çalıştıkça kanıyor..Ama acıtmıyor..Sanırım yine aklımın oynadığı bir oyunun içindeyim..yönetmen de benim başrol oyuncusu da..Ayakçı da benim yazar da...Hayatımı yazmaya çalışırken izleyemediğim bölümlerin tekrarı yok...Özel hissetmeye çalışırken alalade olmak gibi tıpkı...

30 Aralık 2010 Perşembe

...




Bu fotografa bayıldım...hehe boğazda rakı :) anladın sen onu...

bi de bu şarkı..günlerdir kulağımda bu var...


ZORZAL

3 Aralık 2010 Cuma












Bu 28 derecelik sıcak günü fırsat bildik..Tülay ve Nazo 'yla attık kendimizi plazadan dışarı..

Küfte ekmek-ayran...sonna birer çay..ohh missss....

kızlar zevkti...



Hindi Zahra - Beautiful Tango

1 Aralık 2010 Çarşamba



Gidişinin birinci ayı doldu ilk göz ağrım..

Sen benim çocukluğumdun..

Gökçe'nin dediği gibi çocukluğum kapandı sen gidince..

Senin yanında uyumak bir zamanlar arzuladığım , beni ısıtan tek şeydi..

O kocaman yatağımızda sıcacık sarmalardın beni...Matematik dersinden aldığım ilk zayıfım , ilk aşkımı rüyalarımda görüşüm , sabah uyandığımda çocukluktan çıkmış olmamın işaretlerinden ufacık pembe leke..hepsinde yanımda sen vardın..Usulca okşardın yanaklarımı, kuzum daha neler yaşayacaksın unutacaksın bunları derdin..İnanırdım ben de sana..Kimseye inanmadığım kadar çok inanırdım..Beni senden çok seven oldu mu hala bilmem!

Anneannemdin..Ama annemdin..Yıllar sonra kucağına yumru yumru bir bebek vermişlerdi..Oysa sen 6 tane hayatta kalan 10'a yakın da kaybettiğin çocuklarından sonra epey bi ara vermiştin bebek bakma işine..Ama tereddüt bile etmedin şimdi bile eminim..Beni sıcacık büyütmeyi gönüllü kabullenmiştin sen...Annem olmayı...

Seni çok özlüyorum..Hiç ara vermeden orda huzur içinde ol diye ben burda her gece uzun uzun dualar ediyorum...Ama çok zor geliyor..Bu özlem hep yalnızken yakalıyor beni annem...Bi de acılarım dinmiyor..Sen olsan bana kızardın şimdi..Üzme kendini deli misin kızım sen diye..Pembe topuklu kızım benim derdin..Sarılırdın ve her zaman bana sarıldığında söylediğin gibi seni çok seviyorum umudum derdin..Seninle gurur duyuyorum kızım derdin..Şimdi görsen bu kadar acı çektiğimi yine gurur duyar mıydın benimle??

okuyunca kötü olacaksınız biliyorum ama yazmam lazım..Yoksa içimde büyüdükçe beni de bu ızdırap bitirecek..Her geçen gün -tıpkı evlat sevgisi gibi-özlem de büyürmüş,azalmazmış..Çok fenaymış..

Hep aklımda radyoda dinlediğimiz sanat müziği..Ve sen illaki evi temizliyor olurdun yine,yemenin başında..Yorulunca bi sigara tellendirirdin ben o zamanlar içmezdim..Sonraları beraber tellendirdik efkarlanınca..Şarap içmişliğimiz var deme annecim..Yüzünü ekşitirdin bi önce..Sonra kan yaparmış bu deyip devam ederdin..Rakıdan hazzetmezdin hiç..Kokusu eski zemanları hatırlatırdı sana...Ben hala severim rakıyı..

Hep haklı haksız kadın'ların yanındaydın..Tanıdığım ilk feministtin sen..8 Mart'ta Berin'le gittiğiniz Kadın yürüyüşünde yine hayran bırakmıştın kendini..Ben neden yoktum ki? Okulda falandım zahir..

Biliyor musun -çocuk aklı işte-annemler bu gece evde kalacaksın anneanneye gitmek yok dediklerinde uyumadan ağlardım hep sessiz sessiz..Senle uyuyamayacağım ya..Ben de kahverengi bi ayıcığım vardı ona senin başörtünü bağlardım..Kokunu çeke çeke uyurdum..Sabah ilk işim sana sarılmak olurdu..

Annem;zor zamanlar geçiriyorum...Kendimi eksik hissettiğim zamanlar..Geçecek diye bekliyorum..Umudumu kaybetmek ayıp geliyor ama..du bakalım..

Ben senden öğrendim güçlü durmayı en çok da gururu...Nolur bırakma beni..Son bir aydır her gece rüyamda olduğu gibi bana yol göster annecim..

Ve beni affet..

Mezar taşında sanırım şöyle yazacak annecim; "O sadece herkesi çok sevdi"

Not:Emine teyze'cim..Siz bu dünyada tanısaydınız annemle birbirinizi eminim çok severdiniz..Di mi Gökçem..Kuzum hepimize Allah sabır versin..
Emin amcam; o muhteşem kadınlar önce Allah'a sonra size emanet..Annem komik kadındır bakın çok gülceksiniz orda nurlar içinde..Benden demesi...

;;