3 Aralık 2012 Pazartesi


Evet başlayalım hadi..

7

Akla ilk gelenler; Dünyanın yedi harikası!!

Tamemen insanoğlu tarafından inşaa edilmiş olağanüstü yapılar bu yedi harikalar..neler peki?

1-Keops Piramidi
2-Babil'in asma bahçeleri
3-Artemis Tapınağı
4-Zeus Tapınağı
5-Rodos Heykeli
6-İskenderiye Feneri
7-Kral Mausollos'un mezarı



bunlar eski harikalar..Yeniler de 2007 de Lizbon'da ilan edilmiş..

1-Ürdün'deki Petra antik kenti
2-Çin Setti
3-Brezilya'daki Kurtarıcı İsa heykeli
4-Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti
5-Meksika'daki  Chichen Itza piramidi
6-İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum
7-Hindistan'daki Tac Mahal anıtmezarı

imiş...




Sonra tabi benim yıllar geçse de unutmayacağım se7en var..! Yedi'de başrollerde Brad Pitt ve Morgan Freeman var..Ama Gwyneth Paltrow ve Kevin Spacey'de var..Film 1995 yılında David Fincher tarafından yönetilmiş gri-karanlık bir filmdir..Sürekli yağmur vardır fonda..Öyle sıkıntı verir..Yedi ölümcül günahı işleyenleri acımasızca öldüren bir seri katil ve onu yakalamaya çalışan iki dedektif ana karakterlerdir..Belki seri katili görmeyiz ama işledikleri cinayetler ile onu tüm iliklerimizde hissederiz..

İzlediğim en başarılı ve en rahatsız edici polisiye\Gerilim filmlerinden SE7EN...Çok çok başarılı!!




e ozman madem yedi ölümcül günahı da yazalım neme lazım??



Günahların Latince adlarının ilk harflerinden oluşan SALIGIAYedi Ölümcül Günah 'ın diğer adıdır. Zaman içerisinde yedi günahtan her biri bir şeytanî varlıkla ilişkilendirilmiştir.


  1. SuperbiaKibir, kendini beğenmişlik (Lucifer'e atfedilmiştir)
  2. AvaritiaAçgözlülük (Mammon'a atfedilmiştir)
  3. LuxuriaŞehvet düşkünlüğü (Asmodeus'a atfedilmiştir)
  4. InvidiaKıskançlık, hasetlik (Leviathan'a atfedilmiştir)
  5. GulaOburluk (Beelzebub'a atfedilmiştir)
  6. IraÖfke, yıkıcılık, gazap etmek (Behemoth'a atfedilmiştir)
  7. AcediaTembellik, miskinlik (Belphegor'a atfedilmiştir)                                           (KAYNAK: VİKİPEDIA) 



7 azot'un element numarasıymış..Renksiz kokusuz tatsız bir gazmış azot.Dünya atmosferinin %78'inde Azot yer alırmış..Yani sanırım hayati! Ayrıca paslanmaz çelik üretiminde,canlı dokuların ve üreme hücrelerinin (sperm-yumurta) dondurularak korunmasında,bilgisayarların soğutma sistemlerinde soğutucu olarak,ermotoloji de güzel görünmeyen siğil ve cilt yaralarının alınmasında bi de otomobil ve uçak tekerlerinin dolumunda falan bir sürü yerde kullanılırmış azot..1772 yılında Daniel Rutherfort tarafından keşfedilmiş.




Sonra ne var..Pamık prenses ve yedi cüce varrr...





Mercan Dede'nin Pamuk Prenses ve 7 cüceler, Ali Baba ve 40 haramilere karşı diye bir parçası da var..




Haftada kaç gün var,
kaç nota var peki,
gökkuşağında kaç renk,
insanda kaç çakra,
Kainatın yaradılışında kaç safha vardır,
Hürmüz kaç kocalıdır,
İstanbul kaç tepe üstüne kurulmuştur,
Japonlarda en en en şanslı rakam peki,
my name is Bond,james bond..
Tibet'te buda sayısı,
Dünya'yı saymayalım kaç gezegen var?
Çok sevdiklerimin doğum günlerinde olan sayı?

bunnarın hepsiii




Yedi Uyurlar var..Roma imparatorluğu döneminde (dönemi ile ilgili de pek çok çeşit rivayet var efsanenin kendisinde   olduğu gibi) inançlarından vazgeçmek istemeyen yedi genci öldürmek ister Roma imparatoru..Bu yedi genç bir mağarada öldürülmek istenir ancak ölmezler yüzyıllar boyunca uyurlar..Başlarında bekleyen köpeğin ismi de Kıtmir'dir..Benim üniversitede okurken bir kedim vardı..Bembeyaz bir van kedisiydi..İsmi de Kıtmir'di..

Yediemin diye bişi var..Hep duyardım ama ne olduğunu pek bilmemişim demek ki..Hukuki olarak hiçbir tarafa ait olmayan malın sorumluluğunu geçici olarak alan kişi imiş..



Pis Yedili var iskambil oyunu..

Cem Akaş zamanında trt2 de Okudukça programını da sunan bir yazar..Bir çok kitap çevirisi yapmış ve birden fazla sayıda kitap yazmış Akaş..Ama benim bahsedeceğim kitabının adı evet evet,


Roman ilk kez 1992 senesinde 6.45 tarafından yayımlanmış..Bir kült roman şeklinde tanımlanıyor her yerde Cem Akaş'ın 7 isimli kitabı..Roman İstanbul'da bir gizli dinsel örgütün içindeki olayları konu almış..İki sevgili var ve sevgililerin güç savaşından bahsedilmekte..Kitap ikibinoniki yılında tekrar basılmış ve 1 den 1000'e kadar el ile numaralandırılmış ve yazar tarafından tamamı imzalanmış..Kapak baskıları da el ile yapılmış..Şimdi baktım da büyük kitap sitelerinde kitabın satışı var.


28 Eylül 2010 Salı


TUTSAK------YILDIZ TILBE & CEZA
Yükleyen secretboy_1987. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.



Dün bir yorum yaptım dedim ki;

"nolur bana da öğretiniz! "Hiç bir şey" nasıl yapılmaz?? Ya da en doğrusu "hiç bir şey" nasıl yapılır? Bakınız benim kafam burda bile karışmakta...Hiç bir şey yapmamak = hiç bir şey düşünmemek midir? Peki düşünsek ve yapmasak da aynı rahata erer miyiz? Yoksa yer miyiz kendimizi?? Görüyor musunuz sanıyorum bu benim yapabileceğim bişi değil :(( Çok fena! "


Aslında yazarın amacı sadece deneme yazmakmış...Ben her zaman yaptığım gibi kendi içimde,okuduğuma derin anlamlar yükledim ve debelenip durdum...Bi de sonra yanlış ifade ettim kendimi..Yazar bana "pardon ya!" dedi..Bi utandım...Sanki böyle ukala ukala...! :(


Ama bu hep böyle oluyor..Kıymetlilerimden biri arada bi laf ediyor bana -hani bişi diyorlar çok tosuruktan bişi de olabilir-haydii düşün allah düşün...

napcam ben böyle??

yoruluyorum..Bazen düşünürken bi kendime geliyorum..Ellerim dudağım ile burnum arasında olmayan bıyığımı buruyorum..Iyy ne gıcık bi harekettir üstelik!

ama kaptırmışım işte anladın mıı?


Şarkıdaki deli Yıldız gibi işte..Bu arada bağlama solosu da o deliye ait..Ne acaip çalmış di mi?

Sözleri de Ceza ve Yıldız Tilbe sanırım beraber yazmışlar..Ben kayboluyorum her seferinde..

Ey gökyüzü

Aydınlık mısın, benim kadar?

Ve karanlık...

Hasret yakarmış
Kavuşmak varmış
Güneşten sıcak..
Sudan çıplak!
Sanırım hiçbir şey yok aramızda;
Aştan başka...

Vay hayat, ey hayat


Denizde vardı oltam
Bir balık tuttum zannettim, baktım hepsi rüyaymış, mekanım yanmış bir orman
Ve tek seçimse çaresizlik, buna inanma
Göz gördüğünden korkmaz, eski bensem bir çiçek olsam da solmam...
Anlatsın bilen kimse, hep çeken bilir demişler
Çekense susmuş, hep konuşmuş çekmeyen kim varsa
Anlatsın derdi çeken, hüzün kaplı yüzlerinde kırışmakta dertler
Bir de ellerinde kürek kazma..
Ve der ki şeytan yazma, ben olursam neyle anlatırım
Neyle anlarım ben anlatmazsam hangi sazla
Mürekkebim dilimde, kağıdım aynam,
Gönlü saydam olan anlar anca işte sayfam...
Her gün intihar eşikte ve umutlar beşikte
Bu dünya kapkaranlık, ışık başka yerde,
Herkes peşimde, herkes sandığım kadar iyi olsaydı keşke
En azından ay beklerdi üstümde yalnız gecede


Başka seveceksin, başka türlü, başka şekilde, başka biçimde
Güneşten sıcak, sudan çıplak
Martıların kanadı gibi, tutsak
Hiç kimsenin kalbi yok
Bu benim kendi alın yazım seveceğim
Hiç kimsenin şansı yok
Bu benim kendi alın yazım seveceksin başka yolu yok
Seveceksin başka yolu yok...
Naklen mutluluk istiyoruz, naklen huzur istiyoruz, naklen sevgi istiyoruz
Niye varız?

Aşktan başka???



.....Saray pencerinden İstanbul....ben çekerken hayal kurdum...

5 Ocak 2010 Salı

Şiir severim.

Ahmet Telli desem? Anlarsınız siz..
Acı çekmek hayatın anlamsızlığını örtendir çoğu zaman..Mutlu anlar ne kadar keyifbaz yanımı ortaya çıkarsa da aslımı gözler önüne seren,çıplaklığımdan utandırmayan acıdır..
Depresif haller yaratıcılığı zorlayan sınır benim için..Mutluluğu sevdiklerim için yaşarken acı benim,bana ait ve aslım..
Kendim için en acıklı filmler,en duygusal sonlar ve kendim için Ahmet Telli..
............
Il postino filmini sinemada ilk sevgilimle izlemiştim (ilk kez değil hakkaten ilk sevgilimle)..Seneler olmuş..Pek naif , pek içli çıkmıştık salondan gözler sulu sulu,bir süre konuşamamıştık..Pek sevgiliydik..O zamanlar öyle geliyordu tabi "beni senden başka kimse bu kadar iyi anlayamıyor" derdik birbirimize..En büyük aşk bizimkisiydi..En saf..Sonra başka saf aşıklar daha edindim..Şimdi dönüp baktığımda kurulan şu cümleler kanımı donduruyor.."Benim hayatım seninle başladı" yada " Senden öncesi yok gibi"..Ne ayıp!!..

Heybene atmazsan geçmişi gelecekten neler bekleyebilirsin ki?

Geçmiş -yada konumuza bağlı kalalım hadi eski sevgililer değil mi senin bugün "sen"olmanı sağlayan şeylerden biri..-Biri diyorum bakınız önceki özgür söylemlerime hala sadığım-

Il postino da (rahmetli,ya napiyim rahmet istedi zahir) Mario Ruoppolo (Massimo Troisi) deli gibi yanık güzeller güzeli Beatrice'e..(Maria Grazia Cucinotta)

Aman allahım Beatrice Russo (hala ismini söyleyişi aklımda,çok etkileyici idi)o kadar güzel ki...

Mario ile Pablo Neruda'nın bir dialoğu şiirle ilgili gelmiş geçmiş en güzel tanımlamayı yapar bence..Der ki Mario Neruda'ya "şiir yazana değil ihtiyacı olana aittir."
............
Şairlerden Ahmet Telli payıma düşen benim için..Boğazında bir yumruya kalakalırsın...O yumru işte..O seni,beni ve acıyı gerçek kılan...

Bakınız yumrudan kastım ne??


AŞKLAR MI / I
Aşklar mı diyordun, anladım
Senin incindiğin benimse
Yollara düştüğümdür yeniden

AŞKLAR MI / II
Biten bir aşk için
Söylenecek söz şu olmalı:
- Güzeldi yine de

AŞKLAR MI / III
Hiç kimse bir aşkı
Onarmaya kalkmasın
Kaybedilmeye değer
En güzel anında bitirilmişse eğer

Ahmet Telli....
Mutlu olun inşallah..Ama acıdan da korkmayın..Zira aslında gerçek biraz da orda saklı..
Not:Murat'cım hatırlatma için teşekkürler...

;;