29 Mart 2012 Perşembe
Etiketler: çocuk sanat, şirinella
18 Ocak 2012 Çarşamba
Etiketler: hakan günday, şirinella, ziyan
6 Ocak 2012 Cuma
Şirinella'ya Defdef Küçük Kara Balık'ın hikayesini getirmiş geçen akşam bize gelirken..Öyle şahane bir hediye ki bu bir çocuk için..Teyzem bana kitabı aldığında ben Şirine'den daha büyüktüm ve canım teyzem kitabımın ön sayfasına şöyle yazmıştı;
Umud'cuğum,
Benim seni sevdiğim kadar sen de kitapları sev,emi!
08.07.1987
Kitap beşinci baskısını yapmıştı Ekim 1979'da..Kitaplığımın en kıymetlilerinden şimdi..Ve ben bu kitabı okuduğum için,teyzem bana bu kitabı hediye ettiği için bugünkü benim birazda..Ve elbette o dönemde yasaklı Melike Demirağ'ın "Şimdi İstanbul'da olmak vardı anasını satayım" şarkısını dinlediğim için ve elbette ilk ezberlediğim şarkı nakaratı bu olduğu için;
"Zulmün önünde dimdik dimdik tut onurunu,
sevginin önünde eğil kızım"
Ve Kurtuluş savaşının halk ile beraber kazanıldığını duyduğum için..Ne bir kişiye ne de bir güce körü körüne tapmanın yanlış olduğunu beynime kazıdığımdan beri..
Öyle işte..Vay be çok seneler önceydi..Ama dedim ya zayıf hafızama rağmen tüm bunlar benliğimi şekillendirirken teyzemden duyduğum hayat dersleriydi..Asla unutmadım..
Şimdi de kızıma geldi hediye olarak Küçük Kara Balık'ın hikayesi..Ve artık o da Küçük bir kara balık..Olması için elimden geleni yapıyorum..
Bu akşam yatmadan önce aşağıdaki kadar okuduk..Sonunda Şirine uyuyakaldı :)
Her gece biraz daha Küçük Kara Balık olacak minik..Öyle işte...
İyi geceler sana da Küçük Kara Balık...
Uzun bir kış gecesiydi.Denizin derinliklerinde yaşlı bir balık,on iki bin çocuk ve torununu etrafına toplamış,onlara bu hikayeyi anlatıyordu:
Bir zamanlar bir Küçük Kara Balık annesiyle birlikte küçük bir derede yaşamaktaymış.Kayalıklardan çıkarmış bu dere.
Küçük Kara Balık ve annesinin yuvaları,yosunlarla kaplı kapkara bir kayanın arkasındaymış.Her gece orada uyurlarmış.
Küçük Kara Balık her gün sabahtan akşama kadar annesinin peşinde yüzermiş.Kimi zamanlarda başka balıkların arasına karışır,hep birlikte kayalıklar arasındaki küçük yarıkların içine girip çıkarlarmış.Küçük Kara balığın hiç kardeşi yokmuş.Çünkü annesinin on bin yumurtasından sağ çıkabilen sadece o imiş.
Küçük Kara Balık birkaç günden beri düşünceli görünüyormuş.O kadar az konuşuyormuş ki! Annesinin peşinde yavaşça yüzüyor ve diğer balıklarla pek oynamıyormuş.Annesi ise,onun biraz hasta olduğunu ama yakında iyileşeceğini düşünmekteymiş.Oysa Küçük Kara Balığın rahatsızlığının nedeni çok başkaymış.
Bir gün Küçük Kara Balık daha güneş doğmadan annesini uyandırmış ve ona şöyle demiş: "Anne seninle konuşmak istiyorum.
"Henüz yarı uykuda olan annesi cevap vermiş."Şimdi zamanı değil,daha
sonra konuşuruz!Şimdi git ve yüz biraz."
"Hayır anne!" Artık buralarda yüzmek istemiyorum ben.Başka yerlere gitmem gerek"demiş bu kez Küçük Kara Balık.
"Gerçekten gitmek zorunda mısın?"diye sormuş annesi. Küçük Kara Balık cevap vermiş:
"Evet anne,gitmem gerek."
"İyi ama"demiş annesi,"bu kadar erken bir saatte nereye gitmek istiyorsun ki?"
Küçük Kara Balık hemen anlatmaya başlamış."Bu derenin nerede bittiğini görmek istiyorum.Biliyor musun anne,bunu aylardır düşünüyorum.Başka birşey düşünemez oldum ve dün gece bu yüzden hiç uyuyamadım.Sonunda da, bu derenin nereye kadar gittiğini ve nerede bittiğini gidip öğrenmeye karar verdim.Başka yerlerde neler olup bittiğini bilmek istiyorum.
"Annesi gülmüş."Ben de çocukken böyle şeyler düşünürdüm.Ama bak canım,derelerin ne başı olur ne sonu.Bunda araştırıp öğrenilecek ne var ki?Dereler sadece akarlar.Bir yerlere falan gitmezler."
"Ama anne,bu doğru olamaz!"diye karşılık vermiş Küçük Kara Balık."Her şeyin bir başlangıcı ve sonu yok mudur?Geceler,günler,haftalar,aylar,yıllar...Hepsi sonunda bitmez mi?"
Annesi kestirip atmış bu kez:"Bırak şimdi bu lafları.Kalk biraz yüzelim,şimdi yüzme zamanı,konuşma zamanı değil."
Ama Küçük Kara Balık konuşmakta ısrarlıymış: "Hayır anne,ben böyle yüzmekten bıktım,başka yerlerde ne olup bittiğini öğrenmek istiyorum.Belki de bunları birisinden öğrendiğimi düşünüyorsun.Ama inan bana,çok uzun zamandır düşünüyorum bunları.Elbette başkalarında da öğrendim başka şeyler.Örneğin balıkların pek çoğunun yaşlandıklarında, 'Hiçbir şey yapmadık,boş bir hayat geçirdik' diye şikayet ettiklerini biliyorum.Bense yaşam nedir onu öğrenmek istiyorum.Yaşam,ufacık bir yerde yaşlanana kadar hep aynı şeyleri yapmak olamaz.Bu dünyada başka türlü yaşamak mümkün mü,onu bilmek istiyorum."
devamı yarın akşam..
Etiketler: berin arall, küçük kara balık, samed behrengi, şirinella
4 Nisan 2011 Pazartesi
Haftasonu raporu-5 ve bana mor yazmaaa..umut kaya..cici...
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Nisan 04, 2011Şirin'e bayılıyorum.. Artık evde sıkıldığımızda "hadi çıkalım ya" diyebileceğim bi arkadaşım var benim..Bu, kızım 4 yaşına girdiğinden beri böyle olmaya başlamıştı ama artık gerçek bir arkadaşa sahibim.. Tanrının şanslı kullarındanım..Cumartesi sabah yataktan "bugün tatillll" diyerek zıpladı :) Eh tamam erken bi saatti ve dünya dönüyordu hala bana ama onun o bıcır bıcır hali kopardı beni sıcak haftasonu yatağından..gık demedim :) Önce Berin ile kahve-muhabbet zamanı..Erenköy Beyaz Fırın yanınızda minik bir insan da varsa çok uygun bir buluşma noktası..İçerde sıcak bir ortam ve büyük koltuklar v.s var..Büyükçe bir masada da çocuklu büyüklü insanlar ya kitap okuyorlar ya da boya v.s şeyler yapabiliyorlar.. Şirinella yan masada oturan abileri bu haliyle çok güldürdü..Ekranı göremeyen abiler (o sırada dinazor oyunu oynuyordu) Şirin'in ciddiyeti karşısında kesin önemli bişi yapıyo olum diye düşünmekte haksızlar mı? Bakar mısınız?
Bitti mi? Hayır bitmediii...Kuaförden sonra süslü püslü bowling oynamaya gittik..Bi de su tosbaası aldık kuzeni Ege'ye doğum günü hediyesi..Şirin ben de istiyorum demedi şaşırttı beni..Sonra çıktı kokusu olayın..Efenim o su kaplunbağası istemiyormuş bildiğin kara kaplumbağası istiyormuş..Kocamanından..te allamm..Geçiştirdim tabi ama takıldı bi miktar üzerime gelecek belli.. :) Ve en nihayet karanlık çöktüğünde babası ile buluşma ve eve dönüş zamanı.. Cumartesi akşamı Nazan'lar da parti vardı...Gökçe'nin özgürlüğünü kutladık hep beraber..Osman bize gitar çaldı..Hep beraber söyledik..Çok keyifli çok eğlenceli bi akşamdı..Nazom güzel ev sahibi:) güzel mutlu mesut yaşayın güpgüzel evinizde bir ömür.. Pazar sabahı ailenin kadınları kahvaltı yaptık...Kahveler içildi fallar bakıldı..Sonra çok özlediğimiz sevgilimizi ziyaret ettik hep beraber..Tam onu ziyarete yakışır gibi gittik..O'ndan bahsedip yaptığı komiklikleri düşündük..Duamızı ettik,ne kadar özlediğimizi fısıldadık içimizden.. Ve Şirinella ile kavuşma zamanı..Market alışverişinde satın alınan en sefimli şeye bakar mısınız?
Akşam olunca Şirinella uykunun kollarına ben dexter'a doğru yollandım..
Dexter enteresan bi adam...Ama başka bir yazının konusu..Biraz daha tanımamız gerekiyor birbirimizi :)

Bu arada ciddi bi fenerbahçe taraftarı yetişiyo..haberiniz ola..
Mor yazma bekleyen bana ; Umut Kaya - Mor Yazma (2009) by Aluxton Aluxton69
Etiketler: beyaz fırın erenköy, dexter, fenerbahçe, london, şirinella
10 Şubat 2011 Perşembe
Bu sabah Şirinella şaşkınlıktan şaşkınlığa savurdu durdu beni..Gün hızlı başladı..Sabah kalkmamız gereken saatten tam 45 dakka sonra kalktık..
Nasıl oluyor bilmiyorum ama ben ve Şirin 10 dakika sonra dışarı atmıştık kendimizi..Ben şık,şirinella kalın giyinmişti..Ama sorsan o 10 dakikayı tamemen bilinç kaybı!
Hatırlamıyorum..
Yolda durup dururken "Dışarda çok küçük oluyorum" dedi. "Nasıl?" dedim.. "Küçük hissediyorum işte!" dedi..
"Dışarda herşey çok fazla büyük..Ben de öyle hissediyorum zaman zaman" dedim..Gözlerim doldu len...Ona baktım sakindi..
Sonra yürümeye devam ettik..Dün akşam yuvadan çıkarken öğretmenine tuvalete gitmem lazım demiş..Sanırım o da üşenmiş götürmemiş...Üstünde mont falan filan..
Fekat anneannesi ile çıkıp markete gittiklerinde olay patlak vermiş..Zor durumda kalmış minnoş anlayacağın :)
Yolda "öğretmenin ile konuşmamı ister misin dünle ilgili" dedim.."Hayır" dedi..Acaba muhteşem hayalgücü mi çalıştı "çiş konusunda" diye düşünürken , "tartışmanı istemiyorum öğretmenimle" dedi.."Pekii" "O zaman tartışmadan konuşmama ne dersin" dedim..(aslında öyle bir tartışma yaşamadım hiç ben öğretmeni ile ama sanırım öyle bişeye tanık oldu arkadaş) "Sadece soracağım" "tamam" dedi..Sor!
Artık yuvaya gelmiştik ve maalesef örtmen Duygu gelmemişti..Ama çok da mühim değildi..Duygu iyi bir kız..Mutlaka bir açıklaması vardır..Bu tür konular çok büyütülmemeli genel huzur açısından bence..
Şirineye kocaman sarıldım..
"Seni öyle çok seviyorum ki..
Seni öyle çok seviyorum ki..
Seni öyle çok seviyorum ki.. dedim çıldırmış gibi..Tahmin bile edemezsin.." "Ediyorum" dedi sakince..
Sanırım bugün akşam olmayacak...
10 Kasım 2010 Çarşamba
pc canım pc..kuzum pc..ne hale geldin bizim elimizde..
Son bi haftadır pc arada banyoda paspasın üstüne yada küvete kaka yapıyor..bi de bu sabah ilk kez çiş..
Diyorum ki canım hayvanım benden o kadar etkilendi ki psikolojisi bozuldu..beni böyle görüyor da yapıyor bu..bi içleniyorum bi içleniyorum..konuşuyorum dur annem sakin ol geçecek felan...!!
Şirinella bile artık çıldırmış gibi sevmiyor...Benim gazabımdan korkuyor zahir...Ya da o da acıdı bana :)
neyse ne işte...Bu sabah banyoda aynanın karşısındayım..şiş gözlerim ve ben...Pc geldi...ama nasıl miyavlıyor..dedim bu kız mart gelmeden coştu..eyvahlar olsun...
Küvete girdi...Allahh bi baktım bu usulca pozisyonu aldı ; kaka yapıyorrr!!!
Ne yapcamı şaşırdım bi hişy pişt yaptım aldım sonra elime...Sen misin alan?? Uygun yer bulup füzeyi salmaya başlayan pc nin kakaları havalarda....sen de şirin'in pijamasında ben diyim benim avuçlarımda.. :)) Küçücük banyo , pijaması kaka olmuş ama kahkahalar atan bir kız çocuğu ve ağlasa mı gülse mi bilemeyen şiş gözlü bir kadın...
dedim tamam olacak gibi değil..Bu akşam Bertuğ yolları göründü bize..Neler oluyor yafuu?
Sonra temizlendik çıktık banyodan..Bi de üçümüz beraber hareket ediyoruz niyeyse???
Tam çıkcaz evden.Pc yine miyav, miyauuvvvvvv hatta....Ulen du bakim...Bu kedicağzın kum kabı ayakkabı dolabının üstüne..kedicağzın oraya ulaşması için her yol açık mı?? Anaaaaa!!! Allah'ım ben iyi bir kedi sahibi değil miyim??? Yollar kapalı...Çıkabileceği tek yer,çamaşır makinesinin üstünde ufacık pc min tütücük totosuna yer yok..
Ve benim akıllı kedim kum kabına ulaşamadığı için en uygun yeri banyo olarak seçmiş....
Ve ta ki şiş gözlü annesi tam iş üstündeyken onu havaya kaldırana kadar herşey de -nispeten-yolundaymış...
Özür dilerim pc...
Özür dilerim Şirin...
ve özür Gökçem...üç gündür kafa patlatıyoz :)
bu hareketli sabah için...Aman fena mı güldük iki damla işte...
Bunu dinlemeden geçerseniz yazık olur...
23 Eylül 2010 Perşembe
başlığı sona saklamıştım ama canım sıkıldı yazının sonunda yok başlık maşlık!!
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Eylül 23, 2010**Üzüm artık koltuklara çıkabiliyor...Geçen gün farketti ilk kez koltuğa yallah yepelek atladı..Ana! baktı üstünde!! alıklaştı tabi..Ben yaptım ben yaptım diye bağırıyordu içinden muhakkak!! Höt'ledim hemencecik yok koltukların üstünde öyle..
**Pisi tam bi amazon!! Savaşçı kedim benim..Yavşak olmayan kedilerin en yavşak olmayanı o!!
Ya bazen "gelmeyin lam üstüme yırtarım" diyo..Valla diyo anlıyorum ben onu..Bi yanda üzüm belası bi yanda Şirinella...Kuşatıldığında sırtındaki tüyleri dikleştiriyor o haline bayılıyorum..Yaşasın kendini ezdirmeyen dişi varlıklar!!
**Şirinella Üzüm havladığında bi tırsıyo annatamam:))) Direkman arazi :)) e ama dinsizin hakkından...
**Haftasonu cumartesi Nazım Hikmet kültür'de Şevval Sam'ın konseri var..Akşam 21 sanırım..Ben gidemicem ama siz gidin..Valla gösüm kalmaz başınıza bişi gelmez içiniz rahat olsunss (yine de ben pisi nin annesiyim nihahah)
**Rejime başladıms...Dün tartıldım höhh dedim ya noluyoruss?? Hayatımda hiç olmadığım bir kilodayım..:( kendimi nasıl desem?? Poh gibin hissediyorum...Her sabah kafam kadar ekmek arasını götürürsen dötü göbeği salarsın tabiii...Bilemiyorum...acım büyük..
Luna tez elden yardımın lazım babacım...
**Electric blue ne güzel...
**Kiremitçi geçen gün köşesinde bucağında vermiş benim yazımın bi kısmını..yorum da yapmış ama yok bu sefer ben bişi yazmicam..Şımarık şehirli erkek kısmısını sevmiyorums zorla mı??!!
**Sevgilim beni yine dalgalı Garipçe'ye götürür müsün? Hatta azcık daha soğuyunca..
**Evinizin duvarında atraksiyon yapcaksanız sakın ortanca rengi üzerine şekilsiz süngerle gri boya hayal etmeyin..poh gibi oldu..Bi de mozaik aldım sankim rum mozaik ustası mübarek ne anlarsın sen mozaik döşemekten!!! Neyse sonna düzeltti sevgilim..Kum beji üzerine capon ağacı figürlü sticker yaptık...Güzel oldu o zaman..Bi ara resmini çekersem gösteririm..
**Ya bi de kediler ne çok seviyorlar yastıkta yatmayı yafu!! Ben alıyorum ayak ucuma indiriyorum bi saniye sonna -ve ne kadar hızlılar- yastığın üzerine yerleşmiş yuvarlacık kara göslerle hır hır hır...Allam yarebbim...Ya o alışcak ya ben...Ben dimi?? Evet evet biliyorum..
**Bugün perşembe dimi daha?? Len ben Cuma zannediyorum ya!! Hastir..Bak şimdi keyfim kaçtı..Yazmıyom işte!!
Etiketler: ben, cranberries, mozaik, nazım hikmet kültür merkezi, pc, şevval sam, şirinella, tuna kiremitçi, üzüm
3 Eylül 2010 Cuma
tuhaf bi gün..Tuhaf hissediyorum..Sabah evden çıkamıyordum nerdeyse..Servisin gelmesine 7 dakka kalmış ben balkonda sigara tüttürüyordum..Sandalyede oturuyorum oğlum 7 dakka sonra servis gelcek benim evden servise ulaşma mesafem 7 dekka...biliyorum ama söndüremiyorum sigarayı?? Kaldım öyle kakalak gibi..Şimdi de öyle...Bi tablo hazırlayıp göndercem ekrana bakıyorum uzun uzun..Sabitlemişim gözleri! Gören olsa a-ha delirdi kadın diyecek..
pasiflora diye bi şarkı vardı di mi?
Ama ben bugün doğal haplanmış gibiyim..Böyle bi duruyorum.. :)
Uykum var ama gözlerimi kapatınca acıyor...
Kafam dolu ama düşününce batıyor...
Haftanın son günü ama acele edince kaçıyor...
Bütün kızlar dağıldık bi yere..Aaa ben size son gelişmeleri anlatmadım deme? Biz artık evde 4 kızız!
I.Üzüm'üm iki gözümün bahçeli bi evi var artık...Çok güzel bakılıyor...Günde 2 lt süt içiyormuş hergün tavuklar yiyormuş..Kuru mamanın yüzüne bakmıyor diyor yeni sahibi...Biz yapamadık maalesef..Tuvalet alışkanlığı için çok büyümüştü ve kulakları duymadığı için komutta alamıyordu..Ama şimdi kocaman bahçede...eneee sıç-bok :))
Yakında ziyaretede gideceğiz Onu Biberli, ben , şirinella...Özledik çok..
Başka bir evde artık ama istediğimiz zaman görebilecek kadar da yakın bize..Geçen gün yeni sahibi ile konuşurken Üzüm'ün kulağına dayadı telefonu ben telefonun ucundan annecim mutlu musun?Seni çok seviyoruz diye fısıldadım..Kuyruğunu sallayabildiği kadar çok sallamış..Ben Ali abi'nin yalancısıyım :)
Üzüm'den sonra hem çok yorulmuş hem de manevi olarak kendimi kötü hissediyordum..İyi ve mutluydu biliyorum bahçede tasma bile takılmadan geziniyordu..Ama işte ben vicdanımla sürekli muhabbet halindeydim..Sonra karşımıza pc çıktı..Biberli'nin oturdukları sitede bulduğu ve ilk bulduğunda vücudunun tamamı mantarla kaplı kediye benzer bişi :)) ..Biberli onu tamamen iyileşene kadar çok güvendiği Bertuğ'a emanet etti.. Hatta ben tatile giderken Üzüm'ü Bertuğ'a bırakmıştım ve pc yi o zaman görmüştüm..Tüyü olmayan kedi!..Biberli ve Bertuğ meğer benim kedimi iyileştiriyorlarmış..Bi süre geçici olarak sıcacık bi evde kaldı pc..Sonna benim kedim olmaya karar verdi...Şimdi beraberiz..Evde salına salına geziniyor..İyi ki bizimlesin Pc..Seni çok seviyoruz...
Sonra...sonrası...işte bu zincirin son halkası ;
çok acaip di mi?
*********
ay daraldım ben..hadin eyvallah...
Etiketler: ben, biberli gökçe, pc, şirinella, üzüm







