8 Nisan 2011 Cuma

4 Nisan 2011 Pazartesi

Şirin'e bayılıyorum.. Artık evde sıkıldığımızda "hadi çıkalım ya" diyebileceğim bi arkadaşım var benim..Bu, kızım 4 yaşına girdiğinden beri böyle olmaya başlamıştı ama artık gerçek bir arkadaşa sahibim.. Tanrının şanslı kullarındanım..Cumartesi sabah yataktan "bugün tatillll" diyerek zıpladı :) Eh tamam erken bi saatti ve dünya dönüyordu hala bana ama onun o bıcır bıcır hali kopardı beni sıcak haftasonu yatağından..gık demedim :) Önce Berin ile kahve-muhabbet zamanı..Erenköy Beyaz Fırın yanınızda minik bir insan da varsa çok uygun bir buluşma noktası..İçerde sıcak bir ortam ve büyük koltuklar v.s var..Büyükçe bir masada da çocuklu büyüklü insanlar ya kitap okuyorlar ya da boya v.s şeyler yapabiliyorlar.. Şirinella yan masada oturan abileri bu haliyle çok güldürdü..Ekranı göremeyen abiler (o sırada dinazor oyunu oynuyordu) Şirin'in ciddiyeti karşısında kesin önemli bişi yapıyo olum diye düşünmekte haksızlar mı? Bakar mısınız?

Kahveler içildi çilekli milföy pasta yenildi..Kocaman bir garfield kurabiyesi önce burnundan başlanarak indirildi mideye...Sonra anne-kızın kuaför zamanı..aa tabi canım..artık beraber gidiyoruz saç kestirmeye..Kuaförümüz Suadiye'deki London..Sanatçılar çalışıyor orda biliyor musunuz? Yakup ve Serkan gerçek birer sanatçı bence..Saçlarım yine kısaldı...Hala sarı :) Veee Şirine'de kestirdi saçlarını..Tam bonus kafa oldu kızım..

Bitti mi? Hayır bitmediii...Kuaförden sonra süslü püslü bowling oynamaya gittik..Bi de su tosbaası aldık kuzeni Ege'ye doğum günü hediyesi..Şirin ben de istiyorum demedi şaşırttı beni..Sonra çıktı kokusu olayın..Efenim o su kaplunbağası istemiyormuş bildiğin kara kaplumbağası istiyormuş..Kocamanından..te allamm..Geçiştirdim tabi ama takıldı bi miktar üzerime gelecek belli.. :) Ve en nihayet karanlık çöktüğünde babası ile buluşma ve eve dönüş zamanı.. Cumartesi akşamı Nazan'lar da parti vardı...Gökçe'nin özgürlüğünü kutladık hep beraber..Osman bize gitar çaldı..Hep beraber söyledik..Çok keyifli çok eğlenceli bi akşamdı..Nazom güzel ev sahibi:) güzel mutlu mesut yaşayın güpgüzel evinizde bir ömür.. Pazar sabahı ailenin kadınları kahvaltı yaptık...Kahveler içildi fallar bakıldı..Sonra çok özlediğimiz sevgilimizi ziyaret ettik hep beraber..Tam onu ziyarete yakışır gibi gittik..O'ndan bahsedip yaptığı komiklikleri düşündük..Duamızı ettik,ne kadar özlediğimizi fısıldadık içimizden.. Ve Şirinella ile kavuşma zamanı..Market alışverişinde satın alınan en sefimli şeye bakar mısınız?

Akşam olunca Şirinella uykunun kollarına ben dexter'a doğru yollandım..


Dexter enteresan bi adam...Ama başka bir yazının konusu..Biraz daha tanımamız gerekiyor birbirimizi :)



Bu arada ciddi bi fenerbahçe taraftarı yetişiyo..haberiniz ola..






Mor yazma bekleyen bana ; Umut Kaya - Mor Yazma (2009) by Aluxton Aluxton69

1 Nisan 2011 Cuma



Hayat, durmadan dayat
Bir ben daha çıkar körelmiş içimden
Ya bu deve güdülür ya bu diyar terkedilir hayat
Hayat hiç sormadan dayat
Bir ben daha eksilt tükenmiş içindem
Yerime yeni bi ben ya da beni gel alıver hayat

Yazılmış yalanlar, seni hep bulurlar
Kendine biçtiğin sonsuz yalnışlıklar
Hayat sen hep dayat
Hayat bu yüzden dayat

Yoksa bulamazsın saklı halini
Yoksa göremezsin gerçek dengini
Kanat içini, sök at yanlış kendini..

31 Mart 2011 Perşembe


bir vardı bir yoktu...


kış geçmiş dereler coşar, ılık rüzgarlar eser olmuştu..


olduğu yere sığmayan bişi vardı..


gittikçe genişlemiş büyümüş ve olduğu yer dar gelir olmuştu..


bütün bir kış onu saran sarmalayan bu küçük yuvayı terketme zamanıydı...


ve işte ona sesleniyordu hayat...


şimdi güzelliklerini gösterme zamanı idi..


açtı kollarını rengarenk..


kocaman güneş vardı...


kısıp gözlerini selam verdi usul...


ufakça bi ürperdi..


bir vardı hiç yoktu..


uzun zamandır susmuştu..


şimdi kendi sesini merak ediyor ama korkuyordu..


çıkan sesin ne diyeceğini bilmiyordu..


o kadar uzun zaman mı kalmıştı kendiyle?


o kadar uzun zaman birlikte kalıp uzaklaşmış mıydı sesinden..?


ne anlatırdı sahi kendiyleyken sesi ona?


hiç vardı o yoktu..


şimdi artık dedi sesini duyarak, ışıldama zamanı..


fısır fısır zamanı geçti..


mırıl mırıl öpüşme zamanı..


güneş güldü..


ışık vardı bulut yok..

29 Mart 2011 Salı


Geçenlerde bahsetmiştim ya hani size biberli foto çok acaip fotograf çekiyor diye..hani beni de çekti demiştim..hani tekrar etcektiniz içinizden biberli foto..biberli foto...ettimiz mi bakim? :) ehe şımarıkım bugün ben..










Biberli bi gün pek heyecanlı geldi yanımıza..Bir yarışmaya katılmıştı...Ödül Fotoğraf Atölyesinde bir kur temel fotograf eğitimiydi..Ve evet tabi ki Gökçe kazandı!!!


Gökçe başladı mı bitirir demiştim di mi? Aldığı ilk eğitim ona şunu farkettirdi aslında..Gökçe bi tarafıyla sistematik ve realist bi tip..Ama -ve itiraf ediyorum benim daha çok sevdiğim tarafı- sanatçı ruh..özgür ve kendine münhasır..O fotograf çekerden bu iki özelliğini de kullanabiliyor...


Şimdi artık yıllardır yakındığı bu oksijensiz yerden uçuyor Gökçe kuşu..Ve tam zamanında birbirleriyle kesişen durumlar ona yeni bir iş alanı yarattı.. O artık Fotograf Atölyesi'nin bir çalışanı..Pek sevgili Ahmet Demirhan hocası Gökçe'deki ışığı bir çırpıda farkediyor ve onun hem atölyenin bir çalışanı yapmak hem de kendi bildiklerini bu hevesli fotograf öğrencisine öğretmek istiyor.. Diyeceğim o ki Gökçe amatör olarak başladığı ve aşık olduğu fotograf işini profesyonelliğe taşıyor..


Fotograf Atölyesinin eğitmenleri kursta eğitim vermenin dışında özel bir takım günlerde de (evlilik-doğum-doğumgünü-portre-parti) sizinle birlikte olup an be an gününüzü fotograflıyorlar..Gökçe'nin atölyedeki görevi işte bu özel günlerde Ahmet hocayla beraber sizin güzel anlarınızı kameraları ile sonsuz kılmak! Ben biberli'yi hem fotograf çekerken gördüm hem de fotografçılıkla ilgili planlarını anlatırken..Gözleri çok az şeyden bahsederken ışıl ışıl olur...


Fotograf onun hayatına çoktan sızmış ve onsuz yapamayacağı çok belli artık.. Eğer sizin de bu sıralar evlilik ya da doğum ya da hatırasını yaşatmak istediğiniz özel günleriniz varsa bence Gökçe ve Fotograf Atölyesi ekibi doğru adres..


Bu arada iletişim bilgileri aşşada;


Telefon: 0216 357 44 63-73


Gsm : 0541 357 44 63-73


Adres:Bağdat caddesi Noter sokak Kuroğlu palas apt. 32/B Şaşkınbakkal/Kadıköy/İst


Evlilik fotografları için yetkili kişi: Ahmet Demirhan/Gökçe Özses

Doğum fotografları için yetkili kişi: Leyla Alpaslan/Begüm Demirden

Diğer konsept fotografları için yetkili kişi : Tüm Ekip :)


Resimlerden birkaçını sizlerle paylaşayım istedim..









28 Mart 2011 Pazartesi

bazı şeyler için diyorsun ki "ne kadar geç keşfetmişim"..üzülüyorsun felan.. sonra diyorsun ki "len ya hiç farketmeseydim?? " ben de onu farkettim.. hani burdayım çalışıyorum ama o beni alıp uçuruyor.. sessizce ama çok keskin cümleler kuruyor kulaklarıma..üflüyor..fısır fısır..fısır fısır.. Biri de; Jehan Barbur..Bir video benden..gerisi sizden artık... Düşünsene pazar sabahı..kapı pencere açık,üstünde hırka..güneş ve biz bu albümle kahvaltı yapıyoruz..Pöhüüüü..... Gökten düşmüş yerlere dağılmışım Büyümemiş küçük bir kadınmışım Bazıları için uzak bir rüyaymışım Sonunda senin gibi insanmışım Ama yolum çok, yolum çok uzun Ama yolumda küçüçük sokaklar.. Görebilir misin içimin rengini Bulabilir misin zamanın rengini Yürüyüp geri gelsen Yamacımda dinlensen Aklımda masal olmuş Günlerimi getirsen

26 Mart 2011 Cumartesi

bahar geldi farkında mısınız?

erik ağaçları çiçek açıyor ,pencereden gelen baharın serin kokusunu duymak umut veriyor bana..artık daha geç karanlık iniyor şehre..

gelsin bahar..o ilk zamanlarındaki uyuşukluk halini , çağlayı tuza banmayı , erik çıksa da yesek sohbetlerini pek özledim...

hem bahar "yeni" de demek değil mi?.. adımı seviyorum :)

baharın ilk günlerinin tadını çıkaralım hadi..

23 Mart 2011 Çarşamba

17 Mart 2011 Perşembe



"yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.ve yine yan yana yürümeyelim... diye dar kafalıydı insanlar.ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik..."



"Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı; ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı.

Kesecek bir şey kalmayana dek.

İnsanların çoğu yirmi beş yaşında mahvolmuştur. Araba süren, yemek yiyen, çocuk sahibi olan, kendilerine en çok benzeyen başkan adayına oy vermek gibi her şeyi yapılabilecek en kötü şekilde yapan götlerden oluşmuş bir toplum. İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiçbir fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu.

Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi. ..."


16 Mart 2011 Çarşamba

şimdi de fotograf çekiyor...hem de acaip...buna da el attı..elini attı mı en iyisini yapmaya çalışan bir ayrıntıcı o! Ama sonunda ortaya çıkan şeye baktığında diyorsun ki "evet la bu işte böyle yapılır zaten"

komik şeyler de geldi başına tabi..alnını en yumuşak yerini spot lambasına çarptı , yerlerde yuvarlandı , masanın tepesine çıktı ama kalkamadı felan filan..ben güldüm valla o debelendi..eh model olmanın da bi lüksü olmalı de mi ama? Telefonumu bile getirdi len.hehe..ama bişi diyim mi ara verdik tam 6 dilim pizza yemişim..ama olum çok yorucu be..enerji harciyosun bi sürü...öküzlükte sınır tanımıyorum -yemek konusunda olum-pizzanın nefis kenarıyla da nutellaya dayandım.fotograf san'atçısı naif insan 2.dilimi zorla yiyordu o sırada..ama neyse ben onun yeteneğinden bahsediyordum de mi? :) seviyom len..
anladınız biberli işte..yani şimdi kız uğraşıyor öğrenmek için ama bu da biraz doğuştan gelen yetenek ama ya..yani ne kadar eğitim alırsan al göz görmeyince olmuyor da olmuyor..

Biberli görüyor..hatta geçenlerde bi yarışma için gel dedi seni de bi göreyim;
bakın nası gördü beni :)





yakında biberli oksijen alabilecek..artık özgür bir fotografçı olcak...Eğer ihtiyacınız olursa neblim bi düğün olur bi nişan olur bi doğum günü şeysi olur..valla bak benden demesi arayın biberli'yi..sizden çok heyecan yapcak güzel olsun fotograflar diye..bildiğin seratonin salgılıyo kadın fotograf çekerken görüyosun ya seratonini :)) öyle gaza getiriyo adamı...hehe

hain planlarım var...

sonra demedi demeyin...vay ben görmedim vay ben duymadım..

biberli biberli...hadi içten tekrar..neymiş? biberli....

14 Mart 2011 Pazartesi

Hay sıçtığımın bilogırı...ben bu ülkenin deee,bu dötlerin deeee,bu akıl almaz fikir yürütülmez adam bozuntularının daaa taaaa!!!!

ya bloguma yazı giremiyorum şirketten...Bulduk tabi bi yolunu şimdi giriyoruz...iyi güzel taam..yazalım..heves etmişim..haftasonu aldığım kitabı yazcam filmi yazcam yok behzat ç yazcam kitabı bitirdim dicem size övcem kitabı..

yokkk...olur muu? Koduumun memleketinde güzel olan ne varsa yasaklayın...istedğimiz şeyi yapmaktan aciz bırakılan insancıklarız...sosyalleşemeyen azcık bi hamlede sirk hayvanından farksız engellenen bişileriz biz..

ya en baştan hata yemeseydi bu kadar irkiltici yazmicaktım..hevesim de kaçtı...al işte;

***Filmin orjinal ismi,Darjeeling limited..Küs kardeşler limited şirketi olarak türkçeleştirilmiş...Haftasonu migrosta 2.99/10.00 liralık film standıydaydı..Filmi izlemedim tabi daha ama vikipedi'de böyle yazıyor;

Birbirleriyle görüşmeyen ve soğuk bir iletişimleri olan üç kardeş (canlandıranlar Owen Wilson, Adrien Brody ve Jason Schwartzman) babalarının ölümünden sonra, kendilerini bulmak ve yeniden biraraya gelmek için Hindistan'a gitmeye karar verirler. Uzun mesafeli yolculuklar düzenleyen Darjeeling Limited ile anlaşan birbirinden farklı bu üç kardeş, Himalayalar'dan Hindistan'a uzanan huzurlu bir yolculuk planlamışlardır. Ancak yolda başlarına gelen aksi tesadüflerle kendilerini bir anda çölün ortasında bulurlar. Amara Karan, Anjelica Huston, Natalie Portman ve Bill Murray filmde yer alan diğer oyuncular.

fragmanının linki (muhtemelen kodumun kodu işlemeyecek)

http://www.sinemalar.com/film/1372/Kus-Kardesler-Limited-Sirketi/

fragmanı;



***bu kitabı okumayan varsa okusun..Nasıl eğlenceli nasıl zevkle okunan ve devamı hemen edinilesi bi kitap..




Yukardaki kitabı cumartesi akşamı bitirince dedim ben gideyim alayım Son hafriyat'ı..Lan oğlum bendeki şansa bak.Koskoca İnkilap kitabevinde benim istediğim sırf onun için evden çıktığım ve inatla pazar akşamını onunla geçirmek istediğim kitap YOK...Ama neymiş hayat benim için ağlarını örmekte ve beni güzel bir züprize hazırlamaktaymış..Ta taa! Alper Canıgüz'le tanıştım..Yani kitabıyla..yani bakınırken kitap ilgimi çekti görevli çocuk da Canıgüz sever çıktı...başladık muhabbette..velhasıl pazar akşamı "Tatlı Rüyalar" ile geçirdim...Bi kısmını :) Henüz başladım kitaba ama zekice ve yaratıcı kurgusu beni benden aldı bile..Artık Serbes-Canıgüz-Menteş arasında bi süre dolanırım ben...Bu siteyi not edin kopyalayın bişi yapın;

http://www.afilifilintalar.com/

***Elimdeki kitapta Tatlı Rüyalar - Psiko absürd romantik komedi...değişik bişiler okumak için...

ya aslında eğlenceli bi yazı olcaktı daha da çok yazcaktım ama hevesimi kaçırdı işte sıyrık ülkemin bok yiyen sistemi...

hadin eyvallah...

8 Mart 2011 Salı

Kadınlar günü..

Elbette Nazım'ın Kadınlar için yazdığı muhteşem şiirleri okuyoruz..evet gayet romantiğiz..Emekçiyiz taam..Yaşasın Kadın dayanışması peki..

Fekat benim bu sefer kadınlar günü hediyem bi başka..en başta bana ve umudunu kaybetmeyen kadınlara..Bir sürü ricky var klipte..belki de biri ifne diildir?

:)) hehe...Haydi bakalım..iyi seyirler...

28 Şubat 2011 Pazartesi

Sana Geliyorum

I.
Benim sabah keyfim
yeni açmış bir gülü
insanların gülücüklerine yerleştirmektir.

II.
Sana karlı bir günde geleyim
saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla
üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula
uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan
sobanın çıtırtılarına dalalım
sana küçük törenlerimizde şarki söyleyeyim
içki içelim güneşle başbaşa
saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim
gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar
bir gece şelalesi gibi
damarlarıma akıp yankılan yüreğimde.

III.
Sana yağmurlu bir günde geleyim
parkta ıslanalım birlikte
gürültüler toprağın kokusunda erisin
kentin görüntüsü değişirken bulutlarla
duraksamadan parlayan gözlerin
ve ıslaklığınla sar beni
en koyu kızıllığında dudaklarının
kıralım demir parmaklı pencereleri
önlerine ortanca saksıları yerleştirelim
ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza.

IV.
Sana güneşli bir günde geleyim
ışıklı yollara halılar serelim
birlikte aşkınlığa yükselelim,
okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla
mücevher gibi parlayan adada,
ben hep iskeleye demir atmış
beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm
tuzlu dudaklarını yakmak için
sana kendi yaptığım güneşleri getireyim.

27 Şubat 2011 Pazar


Payı tü girifteem nedarem zi tü dest,
Derman zi ki cuyem ki dilem mihri tü hast,
Mi ta'ne zeni ki ber ciger abet nist,
Ger ber cigerem nist çi şüd ber müje hest.

Senin ayağına sarılmışım,elini
tutamıyorum , senden medet
isteyemiyorum; kimden derman
arayayım? Gönlüm senin muhabbetinle hastadır..
Hey gafil, "Ciğerinde su yoktur ,
hasta değilsin" diye bana sitem ediyorsun; sanki ciğerimde su yoksa
ne olmuş...Kirpiklerimde var ya!"

Hazret

24 Şubat 2011 Perşembe

DUMAN

düşünmeye çalıştı..Tüm duygularından arınarak düşünmek..
İki seçenek dedi..
kalktı oturduğu koltuktan..kucağındakiler yere saçıldı..bakmadı,üstlerine basarak yürüdü..
kahve mi alkol mü? Karar verdi..Doldurdu bardağa..düşenlerin üstlerine basarak yerleşti koltuğa..
düşünmesi gerektiği kadar düşünmek istedi..yapması gerektiği kadarını yapmak..ağlaması gerektiği kadar ağladı sonra..bardak boştu şimdi..ne içtiğini hatırlayamadı..
oyun dedi..müzik kutusunu açtı biri?
büyük bir nefes sigaradan..büyük iç çekişler daralan hayatlar dedi..yine büyük bir nefes..dumanı hapsetti içine..dumandı şu dakkada artık..

olması gerektiği kadar oldu sonra..


23 Şubat 2011 Çarşamba

5 Mart'ta ben Kadıköy'de olacağım elbette...Kadın olduğunun ve Türkiye'de kadın olmanın ne demek olduğunun farkında olanlar...Bence siz de sokakta olmalısınız...


http://kadinlarsokakta.org/a/

22 Şubat 2011 Salı


21 Şubat 2011 Pazartesi


;;