29 Mart 2011 Salı


Geçenlerde bahsetmiştim ya hani size biberli foto çok acaip fotograf çekiyor diye..hani beni de çekti demiştim..hani tekrar etcektiniz içinizden biberli foto..biberli foto...ettimiz mi bakim? :) ehe şımarıkım bugün ben..










Biberli bi gün pek heyecanlı geldi yanımıza..Bir yarışmaya katılmıştı...Ödül Fotoğraf Atölyesinde bir kur temel fotograf eğitimiydi..Ve evet tabi ki Gökçe kazandı!!!


Gökçe başladı mı bitirir demiştim di mi? Aldığı ilk eğitim ona şunu farkettirdi aslında..Gökçe bi tarafıyla sistematik ve realist bi tip..Ama -ve itiraf ediyorum benim daha çok sevdiğim tarafı- sanatçı ruh..özgür ve kendine münhasır..O fotograf çekerden bu iki özelliğini de kullanabiliyor...


Şimdi artık yıllardır yakındığı bu oksijensiz yerden uçuyor Gökçe kuşu..Ve tam zamanında birbirleriyle kesişen durumlar ona yeni bir iş alanı yarattı.. O artık Fotograf Atölyesi'nin bir çalışanı..Pek sevgili Ahmet Demirhan hocası Gökçe'deki ışığı bir çırpıda farkediyor ve onun hem atölyenin bir çalışanı yapmak hem de kendi bildiklerini bu hevesli fotograf öğrencisine öğretmek istiyor.. Diyeceğim o ki Gökçe amatör olarak başladığı ve aşık olduğu fotograf işini profesyonelliğe taşıyor..


Fotograf Atölyesinin eğitmenleri kursta eğitim vermenin dışında özel bir takım günlerde de (evlilik-doğum-doğumgünü-portre-parti) sizinle birlikte olup an be an gününüzü fotograflıyorlar..Gökçe'nin atölyedeki görevi işte bu özel günlerde Ahmet hocayla beraber sizin güzel anlarınızı kameraları ile sonsuz kılmak! Ben biberli'yi hem fotograf çekerken gördüm hem de fotografçılıkla ilgili planlarını anlatırken..Gözleri çok az şeyden bahsederken ışıl ışıl olur...


Fotograf onun hayatına çoktan sızmış ve onsuz yapamayacağı çok belli artık.. Eğer sizin de bu sıralar evlilik ya da doğum ya da hatırasını yaşatmak istediğiniz özel günleriniz varsa bence Gökçe ve Fotograf Atölyesi ekibi doğru adres..


Bu arada iletişim bilgileri aşşada;


Telefon: 0216 357 44 63-73


Gsm : 0541 357 44 63-73


Adres:Bağdat caddesi Noter sokak Kuroğlu palas apt. 32/B Şaşkınbakkal/Kadıköy/İst


Evlilik fotografları için yetkili kişi: Ahmet Demirhan/Gökçe Özses

Doğum fotografları için yetkili kişi: Leyla Alpaslan/Begüm Demirden

Diğer konsept fotografları için yetkili kişi : Tüm Ekip :)


Resimlerden birkaçını sizlerle paylaşayım istedim..









28 Mart 2011 Pazartesi

bazı şeyler için diyorsun ki "ne kadar geç keşfetmişim"..üzülüyorsun felan.. sonra diyorsun ki "len ya hiç farketmeseydim?? " ben de onu farkettim.. hani burdayım çalışıyorum ama o beni alıp uçuruyor.. sessizce ama çok keskin cümleler kuruyor kulaklarıma..üflüyor..fısır fısır..fısır fısır.. Biri de; Jehan Barbur..Bir video benden..gerisi sizden artık... Düşünsene pazar sabahı..kapı pencere açık,üstünde hırka..güneş ve biz bu albümle kahvaltı yapıyoruz..Pöhüüüü..... Gökten düşmüş yerlere dağılmışım Büyümemiş küçük bir kadınmışım Bazıları için uzak bir rüyaymışım Sonunda senin gibi insanmışım Ama yolum çok, yolum çok uzun Ama yolumda küçüçük sokaklar.. Görebilir misin içimin rengini Bulabilir misin zamanın rengini Yürüyüp geri gelsen Yamacımda dinlensen Aklımda masal olmuş Günlerimi getirsen

26 Mart 2011 Cumartesi

bahar geldi farkında mısınız?

erik ağaçları çiçek açıyor ,pencereden gelen baharın serin kokusunu duymak umut veriyor bana..artık daha geç karanlık iniyor şehre..

gelsin bahar..o ilk zamanlarındaki uyuşukluk halini , çağlayı tuza banmayı , erik çıksa da yesek sohbetlerini pek özledim...

hem bahar "yeni" de demek değil mi?.. adımı seviyorum :)

baharın ilk günlerinin tadını çıkaralım hadi..

23 Mart 2011 Çarşamba

17 Mart 2011 Perşembe



"yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.ve yine yan yana yürümeyelim... diye dar kafalıydı insanlar.ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi deyip aşkı hep uzaktan sevdik..."



"Sorun seçimlerini hep iki kötü arasında yapmak zorunda kalmandaydı; ve seçimin ne olursa olsun bir parçanı daha kesiyorlardı.

Kesecek bir şey kalmayana dek.

İnsanların çoğu yirmi beş yaşında mahvolmuştur. Araba süren, yemek yiyen, çocuk sahibi olan, kendilerine en çok benzeyen başkan adayına oy vermek gibi her şeyi yapılabilecek en kötü şekilde yapan götlerden oluşmuş bir toplum. İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiçbir fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu.

Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi. ..."


16 Mart 2011 Çarşamba

şimdi de fotograf çekiyor...hem de acaip...buna da el attı..elini attı mı en iyisini yapmaya çalışan bir ayrıntıcı o! Ama sonunda ortaya çıkan şeye baktığında diyorsun ki "evet la bu işte böyle yapılır zaten"

komik şeyler de geldi başına tabi..alnını en yumuşak yerini spot lambasına çarptı , yerlerde yuvarlandı , masanın tepesine çıktı ama kalkamadı felan filan..ben güldüm valla o debelendi..eh model olmanın da bi lüksü olmalı de mi ama? Telefonumu bile getirdi len.hehe..ama bişi diyim mi ara verdik tam 6 dilim pizza yemişim..ama olum çok yorucu be..enerji harciyosun bi sürü...öküzlükte sınır tanımıyorum -yemek konusunda olum-pizzanın nefis kenarıyla da nutellaya dayandım.fotograf san'atçısı naif insan 2.dilimi zorla yiyordu o sırada..ama neyse ben onun yeteneğinden bahsediyordum de mi? :) seviyom len..
anladınız biberli işte..yani şimdi kız uğraşıyor öğrenmek için ama bu da biraz doğuştan gelen yetenek ama ya..yani ne kadar eğitim alırsan al göz görmeyince olmuyor da olmuyor..

Biberli görüyor..hatta geçenlerde bi yarışma için gel dedi seni de bi göreyim;
bakın nası gördü beni :)





yakında biberli oksijen alabilecek..artık özgür bir fotografçı olcak...Eğer ihtiyacınız olursa neblim bi düğün olur bi nişan olur bi doğum günü şeysi olur..valla bak benden demesi arayın biberli'yi..sizden çok heyecan yapcak güzel olsun fotograflar diye..bildiğin seratonin salgılıyo kadın fotograf çekerken görüyosun ya seratonini :)) öyle gaza getiriyo adamı...hehe

hain planlarım var...

sonra demedi demeyin...vay ben görmedim vay ben duymadım..

biberli biberli...hadi içten tekrar..neymiş? biberli....

14 Mart 2011 Pazartesi

Hay sıçtığımın bilogırı...ben bu ülkenin deee,bu dötlerin deeee,bu akıl almaz fikir yürütülmez adam bozuntularının daaa taaaa!!!!

ya bloguma yazı giremiyorum şirketten...Bulduk tabi bi yolunu şimdi giriyoruz...iyi güzel taam..yazalım..heves etmişim..haftasonu aldığım kitabı yazcam filmi yazcam yok behzat ç yazcam kitabı bitirdim dicem size övcem kitabı..

yokkk...olur muu? Koduumun memleketinde güzel olan ne varsa yasaklayın...istedğimiz şeyi yapmaktan aciz bırakılan insancıklarız...sosyalleşemeyen azcık bi hamlede sirk hayvanından farksız engellenen bişileriz biz..

ya en baştan hata yemeseydi bu kadar irkiltici yazmicaktım..hevesim de kaçtı...al işte;

***Filmin orjinal ismi,Darjeeling limited..Küs kardeşler limited şirketi olarak türkçeleştirilmiş...Haftasonu migrosta 2.99/10.00 liralık film standıydaydı..Filmi izlemedim tabi daha ama vikipedi'de böyle yazıyor;

Birbirleriyle görüşmeyen ve soğuk bir iletişimleri olan üç kardeş (canlandıranlar Owen Wilson, Adrien Brody ve Jason Schwartzman) babalarının ölümünden sonra, kendilerini bulmak ve yeniden biraraya gelmek için Hindistan'a gitmeye karar verirler. Uzun mesafeli yolculuklar düzenleyen Darjeeling Limited ile anlaşan birbirinden farklı bu üç kardeş, Himalayalar'dan Hindistan'a uzanan huzurlu bir yolculuk planlamışlardır. Ancak yolda başlarına gelen aksi tesadüflerle kendilerini bir anda çölün ortasında bulurlar. Amara Karan, Anjelica Huston, Natalie Portman ve Bill Murray filmde yer alan diğer oyuncular.

fragmanının linki (muhtemelen kodumun kodu işlemeyecek)

http://www.sinemalar.com/film/1372/Kus-Kardesler-Limited-Sirketi/

fragmanı;



***bu kitabı okumayan varsa okusun..Nasıl eğlenceli nasıl zevkle okunan ve devamı hemen edinilesi bi kitap..




Yukardaki kitabı cumartesi akşamı bitirince dedim ben gideyim alayım Son hafriyat'ı..Lan oğlum bendeki şansa bak.Koskoca İnkilap kitabevinde benim istediğim sırf onun için evden çıktığım ve inatla pazar akşamını onunla geçirmek istediğim kitap YOK...Ama neymiş hayat benim için ağlarını örmekte ve beni güzel bir züprize hazırlamaktaymış..Ta taa! Alper Canıgüz'le tanıştım..Yani kitabıyla..yani bakınırken kitap ilgimi çekti görevli çocuk da Canıgüz sever çıktı...başladık muhabbette..velhasıl pazar akşamı "Tatlı Rüyalar" ile geçirdim...Bi kısmını :) Henüz başladım kitaba ama zekice ve yaratıcı kurgusu beni benden aldı bile..Artık Serbes-Canıgüz-Menteş arasında bi süre dolanırım ben...Bu siteyi not edin kopyalayın bişi yapın;

http://www.afilifilintalar.com/

***Elimdeki kitapta Tatlı Rüyalar - Psiko absürd romantik komedi...değişik bişiler okumak için...

ya aslında eğlenceli bi yazı olcaktı daha da çok yazcaktım ama hevesimi kaçırdı işte sıyrık ülkemin bok yiyen sistemi...

hadin eyvallah...

8 Mart 2011 Salı

Kadınlar günü..

Elbette Nazım'ın Kadınlar için yazdığı muhteşem şiirleri okuyoruz..evet gayet romantiğiz..Emekçiyiz taam..Yaşasın Kadın dayanışması peki..

Fekat benim bu sefer kadınlar günü hediyem bi başka..en başta bana ve umudunu kaybetmeyen kadınlara..Bir sürü ricky var klipte..belki de biri ifne diildir?

:)) hehe...Haydi bakalım..iyi seyirler...

28 Şubat 2011 Pazartesi

Sana Geliyorum

I.
Benim sabah keyfim
yeni açmış bir gülü
insanların gülücüklerine yerleştirmektir.

II.
Sana karlı bir günde geleyim
saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla
üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula
uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan
sobanın çıtırtılarına dalalım
sana küçük törenlerimizde şarki söyleyeyim
içki içelim güneşle başbaşa
saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim
gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar
bir gece şelalesi gibi
damarlarıma akıp yankılan yüreğimde.

III.
Sana yağmurlu bir günde geleyim
parkta ıslanalım birlikte
gürültüler toprağın kokusunda erisin
kentin görüntüsü değişirken bulutlarla
duraksamadan parlayan gözlerin
ve ıslaklığınla sar beni
en koyu kızıllığında dudaklarının
kıralım demir parmaklı pencereleri
önlerine ortanca saksıları yerleştirelim
ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza.

IV.
Sana güneşli bir günde geleyim
ışıklı yollara halılar serelim
birlikte aşkınlığa yükselelim,
okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla
mücevher gibi parlayan adada,
ben hep iskeleye demir atmış
beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm
tuzlu dudaklarını yakmak için
sana kendi yaptığım güneşleri getireyim.

27 Şubat 2011 Pazar


Payı tü girifteem nedarem zi tü dest,
Derman zi ki cuyem ki dilem mihri tü hast,
Mi ta'ne zeni ki ber ciger abet nist,
Ger ber cigerem nist çi şüd ber müje hest.

Senin ayağına sarılmışım,elini
tutamıyorum , senden medet
isteyemiyorum; kimden derman
arayayım? Gönlüm senin muhabbetinle hastadır..
Hey gafil, "Ciğerinde su yoktur ,
hasta değilsin" diye bana sitem ediyorsun; sanki ciğerimde su yoksa
ne olmuş...Kirpiklerimde var ya!"

Hazret

24 Şubat 2011 Perşembe

DUMAN

düşünmeye çalıştı..Tüm duygularından arınarak düşünmek..
İki seçenek dedi..
kalktı oturduğu koltuktan..kucağındakiler yere saçıldı..bakmadı,üstlerine basarak yürüdü..
kahve mi alkol mü? Karar verdi..Doldurdu bardağa..düşenlerin üstlerine basarak yerleşti koltuğa..
düşünmesi gerektiği kadar düşünmek istedi..yapması gerektiği kadarını yapmak..ağlaması gerektiği kadar ağladı sonra..bardak boştu şimdi..ne içtiğini hatırlayamadı..
oyun dedi..müzik kutusunu açtı biri?
büyük bir nefes sigaradan..büyük iç çekişler daralan hayatlar dedi..yine büyük bir nefes..dumanı hapsetti içine..dumandı şu dakkada artık..

olması gerektiği kadar oldu sonra..


23 Şubat 2011 Çarşamba

5 Mart'ta ben Kadıköy'de olacağım elbette...Kadın olduğunun ve Türkiye'de kadın olmanın ne demek olduğunun farkında olanlar...Bence siz de sokakta olmalısınız...


http://kadinlarsokakta.org/a/

22 Şubat 2011 Salı


21 Şubat 2011 Pazartesi



20 Şubat 2011 Pazar

ya ne dense kabulüm..zira kuyruğu yanmış gibi gezdim haftasonu..

cumartesi "bi ordaydım bi burdaa hayaller ortasındaaa"

anne tarafından adanalı olduğumuzdan kelli, de ki "gel kebap var" :) Uçarak gelmessem n'olayım...hele içli köfte efendime diyeyim şalgam ne bileyim halka tatlısı var de..Canımı al..

e gittik tabi maaile..Adanalı erkekler takımlı ve göbenkli, Adanalı hatunlar süslü ve bol takılıydı..Sanki Nişantaşı'nın göbeende değildim de adeta Adana'da arz-ı endam ediyordum..Öyle ele geçirilmiş bir durum vardı ortamda..

neyse geçelim..zira önemli olan yediğimiz içtiğimiz..Ceyhan'dan getirtilen kebap ustası abi tüm hünerini konuşturmuş ve parmaklarımızı yememize sebep accaip bi kebap hazırlamıştı..cazır cuzur ettikçe o ızgara benim de içim erimekte acaba bu kebapçı abi beni de yanında ceyhan'a götürür ömür boyunca ona köle olmam karşılığında hergün bana kebap yedirir miydi? Teklif etsem yapardı bence :) sence? (ehe)

Valla fotograf desen utangaç bi biçimde başımı öne eğerim zira unutmuşum!! Fotograf çekmeyi unutmuşum..İnanamadın mı? İnan..öyle.. Masadaki hummus-kebap-bol yeşillik ve içli köfte bana benliğimi unutturdu sen bana fotograf için hesap soruyorsun..Sorma..O günü hastanede bitirmedim ya..bana bişi olmaz artık..

ordan sonra dedik yafu azcık öğütmek lazım bu şaane şeyleri..Gittik dolmabahçe'ye..deniz kenarındaki şu meşhur çay bahçesine..bak böyle işte;









bitti mi? hayır..

Akşam sevgili Esra'nın doğumgünü için Kuzguncuk'daki Olcay'daydık.."Olcay apla" şarkı söylemek için dünyaya geldiğini düşünen ama çok yanılan bir mekan sahibi..imiş..saz heyeti sanatlarını icra ederken bi ses duyduk..allahım bu ne? Ne derken hakkaten "NEE?" yafu Olcay abla valla bak sen mekanı işlet paraları say ama yapma gözünü sevvim ablam..kıyma bize..Hayır ben bi de onun mekan sahibi olduğunu bilmeden garsona "biz rahatlayalım diye gelmiş idik bu ablanın elinden alınız şu mikrofunu derken de aklımın ucundan geçmediydi inadına devam edeceği :))

Masamızda Bilkent'te müzik öğretmenliği yapan ve profesyonel olarak şarkı söyleyen Elif'ciğimize bu kadar yalvaran gözlerle bakmamış olsak dün geceyi eminim farklı hatırlayacaktık..Elif şarkı söylerken ben de mutlu mesutken;



Elif muhteşem bi ses ve şekerpare gibi bi hatun..Nerde ne zamanlar çıktığını dün işitir gibi oldum ama emin olmak lazım..Öğreneyim dinlemeye gideriz hep beraber bi akşam...Hımm?
















Esra ve Sümer..Çok tatlı çok aşıksınız..Size imrenmemek elde değil..İnsallahh uzun sürsün aşkınız..Esra'cım bu arada; Zahidem'i öğrenmeye başladım..O türküyü sana söylicem ama dün akşam ki sözün söz mu cancağzım? :)))

Seni çok sevdim..sık sık görüşelim olmaz mı? Ve yine iyi ki doğmuşsun..Sümer ve sana, henüz tanışamadığım muhteşem köpeğinizle uzun ve aşk dolu bir ömür diliyorum..
Hımm Sümer fotografları mailleyeceğim sana..unutmadım..





e öyle böyle derken sabaha yaklaşırken yollandık evlere...Rakı tadı ve keyifli muhabbet kar kaldı..

Güzel insanlar,güzel zamanlar...

15 Şubat 2011 Salı

Sonbahar filminin yönetmenliğini Özcan Alper yapmış..Film 2007 yılında çekilmiş ve En iyi film ve En iyi yardımcı kadın oyuncu (Megi Kobaladze) ödülleri almış Koza Film Festivalinde..Daha bir sürü festivalden de bir çok ödülle çıkmış Sonbahar..

Konusu ile ilgili çok ayrıntı vermek niyetinde değilim...Kısaca merak edenler için; Yusuf henüz 23 yaşındayken siyasi tutuklu olarak cezaevine girer..Sosyalizm gelecektir onlara göre ve bu uğurda gerekiyorsa canlarını vermeye hazırdırlar..Yusuf büyük umutlar ve büyük hayal kırıklıkları içinde tam 10 sene yatar..2000 yılında F tipi cezaevlerine karşı yapılan eylemler de Yusuf içerdedir ve ölüm orucuna yatarak eyleme destek verir..."Hayata Dönüş Operasyonlarında" can verenlerin dışında ölüme hazırlananlardan sadece biridir Yusuf..

Filmde Türkçe,Hemşince ve Gürcü'ce konuşuluyor..Hopa'nın muhteşem güzelliğini ,her bir karenin içinize işleyen sonbahar renklerini, filmin müziklerini ve Onur Saylak'ın oyunculuğunu görmezseniz çok yazık olur..Çok ciddiyim..Bu film sessizce yaklaşan ve arkasından bir balyoz yemişcesine sizi darmadağın eden bir etkiye sahip..Bana öyle oldu en azından..

Ve filmin içinde ıslıkla başlayıp geçmiş zamanı yansıtan bir sahne var ki..


Sonbahar film fragmanı
Yükleyen blogabi. - Tüm sezonlar ve tüm bölümler

ve o ağıt;


10 Şubat 2011 Perşembe

;;