16 Aralık 2010 Perşembe
etli ekmek çeşitleri;
-etli ekmek
-bıçak arası
-mevlana
-kekikli sade
-küflü peynirli
şimdik Ahmet'e dedim ki beni şık bi yere götürme..Salaş olsun ama en güzel etli ekmek orda olsun..
Ahmet Serenade'ye götürdü beni..Lastikçilerin içinde Serenade ama Allahım yerken gözümden bir damla yaş düştü etli ekmeğimin üzerine...:))
Hepisinden yedim..Ahmet artık insan gözüyle bakmıyor bana...
Etiketler: etli ekmek, konya
Rumi der ki;Kimin aşka meyili yoksa o kanatsız kuş gibidir,vah ona!
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Aralık 16, 2010Konya'dayım millet!!
Akşam Şeb-i Aruz törenine katılacağız..
Davetiye müthiş...Bakın hemen taze taze çektik fotografını...
Etiketler: hazreti mevlana, konya, şeb-i aruz
15 Aralık 2010 Çarşamba
kanun çalan ses..Birsen Tezer...Aşk bu değil...
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Aralık 15, 2010Bugünkü halet-i ruhiye bu...
Birsen Tezer bu aralar İndigo'da çıkıyor...Bi de bi caz kulüp var orda -hemen İndigo'nun yanında- çıkıyor ama ismini unuttum kulübün...hatırlayınca yazarım..Canlı dinlemiştim Birsen ablayı..Çok etkileyici bir performansı vardı..
Bi de millet bana bol şans dileyin..
birsen tezer - aşk bu değil
Etiketler: birsen tezer
14 Aralık 2010 Salı
Uploaded with ImageShack.us
Elizabeth Gilbert'in devam kitabını okuyorum..Dün gece okuduğum sayfalardan dikkatimi çeken bir bölümü yazmak istedim..Bakın okuyun ikili ilişkiler de sıklıkla yaşanılan bir konudan bahsediyor..Bilmediğimiz şeyler değil ama yine de bi kez daha....
...Ama yine de tehlikeyi en aza indirme şansımız yok mu? Sinir hastası olmadan bunu yapabilmenin yolları var mı? Emin olmamakla birlikte yapabileceğim şeylerin bir listesini çıkarıyor ve işe yarayıp yaramayacağını bilmeden Felipe'nin önüne döküyorum..Artık benimle olmanın artılarını ve eksilerini biliyor olması içimi rahatlatıyor,çünkü gecenin bir yarısında Mekong Nehri'nin kenarındaki banklardan birinin üzerinde oturmuşken,kendimce hazırladığım ve en kötü huylarımı beş maddede topladığım listeyi ona uzatıyorum..(isterseniz buna evlilik öncesi hazırlanmış uyarı listesi de diyebiliriz)İşte aşağıda belirttiğim gibi beni çileden çıkartan durumlar şunlardır;
1-Kendi fikirlerime çok önem veririm ve bir insanın mutlu olması için ne şekilde yaşaması gerektiğini bildiğimden,bu konuda herhangi bir taviz vermem.
2-Marie Antoinette'in yüzünü kızartacak denli bir miktar ilgiye ihtiyacım vardır.
3-İçimdeki enerjiden daha fazla coşkuluyum.Bu coşku içersinde,fiziksel ya da ruhsal olarak kaldırabileceğimden daha fazla çaba gösteririm ; bu da benim dramatik bir yorgunluk yaşamama neden olur.Böyle zamanlarda beni toparlamak için çok uğraşman gerekecek..Ne yazık ki durum böyle.Şimdiden özür dilerim..
4-Gururumun incinmesine asla izin vermem , bir noktaya kadar eleştiriye açığım ama söz konusu çatışma olduğunda savaşmak yerine bir korkak gibi kaçarım.Bütün bunlar bazen beni büyük bir yalancı yapıyor.
5-En kötü huyum da ,birini gözden çıkarttığımda ya da biri affedilmeyecek bir şey yaptığında onu hayatımdan sonsuza kadar silmem ve ikinci bir şans hakettiğini asla düşünmemem..
Çok hoş bir liste olmadığını ben de biliyorum.Tüm çıplaklığımı gözler önüne seriyorum ki bunu bugüne kadar hiç kimse için yapmamıştım.Fakat listeyi Felipe'ye uzattığımda sessizlik içinde okuduktan sonra beni yargılamak yerine gülümsemiş ve "Hakkında bilmediğim bir şeyleri listeye eklemek ister misin?" demişti..
"Hala beni seviyor musun?"
"Hala"diye onayladı.
"Nasıl?"
Çünkü bu çok önemli bir soru değil miydi? Bir kez ilişkinin cicim ayları geçip,kişiler eşlerinin gerçek karakterleriyle baş başa kaldığında işler değişir.İşte o zaman aşkın devamlılığını sağlamak ya da gerektiği zamanlarda affedici olmanın ne kadar büyük önem taşıdığını anlamak mümkün olur.
Felipe düşünmekle meşgul olduğundan birkaç dakika boyunca suskun kaldıktan sonra "Brezilya'ya değerli taşları almaya gittiğim her zmaan taşları tek tek almak yerine yirmi ya da yirmi beş adet değerli taşın birarada bulunduğu paketleri alırım,çünkü paket halinde almak ekonomik olarak gerçekten çok daha uygundur.Ama satıcı kurnaz olup işe yaramaz taşları işe yarayan birkaç taşın arasına sokabilir;dikkatli olmak zorundasındır.Değerli taşları satmaya başladığım ilk yıllarda taşları çok iyi tanıyamadığımdan beni aldattıkları ve değerli taşların arasına işe yaramazları sokuşturdukları da olmuştur.Ama zamanla bilgim arttı ve beni kandırmak neredeyse imkansızlaştı.Zaman bana değerli olmayan taşlara bakmayı ve "Bunlarla bir şeyler yapabilir miyim?" sorusunu sormayı öğretti.Bazıları çok emek vererek de olsa işe yararken,bazıları da çöpe atılırdı.Aynı şey ilişkiler için de geçerlidir.İnsanlar durmaksızın aşık olur ama aşık oldukları kişilerin mükemmel olduklarına inanırlar.Bir insanın karşısındakinin en güzel huylarına aşık olmadı yadırganacak birşey değildir.Doğrusu "Ben karşımdakinin olumsuz ya da hoşuma gitmeyen davranışlarıyla başa çıkabilir miyim?"sorusunu sormaktır.'Evet onun huylarıyla başa çıkabilirim ,onun bu tarz davranışları beni yaralamaz ya da mutsuz etmez çünkü hoşuma giden o kadar çok şeyi var ki görmezden gelebilirim'dediğin anda mükemmel ilişkiyi yakalamış olursun."demişti.
"Benim kötü huylarımla başa çıkacak kadar akıllı olduğunu mu sanıyorsun?Yani beş parasız,işe yaramaz biri olsam da benden vazgeçmeyeceğini mi söylemek istiyorsun?"
"Hayatım,tamamen yanlış anlıyorsun.Biz birbirimizi uzun bir zamandan beri tanıyor ve birçok şeyi paylaşıyoruz.Ben sadece paketin tamamını kabul ediyorum ve içindeki değerli taşların çokluğunu biliyorum"
"Teşekkür ederim" demiştim;ama bu teşekkür kalbimin derinliklerinden sunulmuştu,çünkü Felipe beni iyisiyle kötüsüyle kabul etmişti.
Felipe "Peki benim kötü huylarımı öğrenmek ister misin?"diye sormuştu.
O ana kadar sadece kendimi düşünmüş olduğumu itiraf etmek zorundayım.Aslında onun kötü huylarını üç aşağı beş yukarı biliyordum ama daha ben cevap vermeden kötü huylarını açık ve net bir anlatım şekliyle bana sıralamıştı bile.Bu kadar kısa bir zamanda bunları anlatıyor olması kendini tanıyor olduğunu ve kendiyle barışık olduğunun bir göstergesiydi.
"Para kazanmayı her zaman bilmişimdir ama söz konusu para biriktirmek olduğunda,işte onu beceremem.Şarap içmeyi severim,hatta zaman zaman abarttığım da olur.Senikorumak için bazen aşırı davranışlarda bulunduğum da olmuştur ama bu benim yetişme tarzımdan kaynaklanıyor.Etrafımda olup biten bir şeyi anlamadığım zaman Brezilyalılara has yetişme tarzımdan dolayı delirme noktasına gelir ve her zaman ters giden bir şey olduğunda en kötüsünü düşünürüm.Bu yüzden bir çok arkadaşımı kaybetmiş olsam ve bundan dolayı hayıflansam da yapacak birşey yok.Anti sosyal ,sinirli ya da aşırı hassas olduğum durumlar da vardır.Üstelik etrafımda gezinen salaklara da en ufak bir tahammülüm yoktur"dedikten sonra gülümsemiş ve gözlerimin içine bakarak "ama seni gördüğüm her an sevişmek için can atıyorum"diye ilave etmişti.
Birbirimizi iyisiyle kötüsüyle kabul ederken,aslında hoşa gitmeyen davranışlarımızı kabul etmiş oluyoruz.Birbirimize kötü tarflarımızı açacak kadar dürüst insanlar olduğumuz için kendimi ve Felipe'yi şanslı sayıyorum.Bunlar artık dalga konusu değil,gerçekten kusurlar.Acıtabilir.Bozabilir.Felipe'nin elinin açık olması benim gibi hesabını bilen narsist birini şu dakikada ilişkiyi bitirme noktasına getirebilir ama diğer taraftan Felipe zayıf noktasını açık yüreklilikle bana açtıktan sonra bununla başa çıkmanın yollarını ararken,bu kadar da zarar vermez.Ayrıca bir ekleme daha yapmalıyım:Eğer bir konuda değişemeyeceğini söylüyor,ben de değişeceğine dair hayaller kuruyorsam bu delilikten başka birşey olmazdı.Tersi de onun için geçerli.Birine kendini tamamen açtığında her şeye rağmen sevilmek mucizevi birşey.
Etiketler: elizabeth gilbert
13 Aralık 2010 Pazartesi
Yaz gelse açıkhavada Kardeş Türküler konserine gitsekkkk....Neşet babada olsa....
döne döne oynasam ben...
Haydeeeeee....
Etiketler: kardeş türküler, neşet ertaş
9 Aralık 2010 Perşembe
Bu köşesi olan yazarların her kişi ile ilgili hak iddia etmelerinden kendilerini toplumun vicdanı ve sesi olarak görmelerinden nefret ediyorum..Sabah'tan köşe Emre Aköz ve Akşam'dan köşe Oray Eğin adlı kişiler malum gösteride bebeğini kaybeden genç kız için "Hamileysen ne işin var orda" demişler.
Bişey söyleyebilir miyim nolur.."SİZE NE???" Yani ne zamandan beri insanların kendi tercihlerine ve bu tercihler sonucunda yaptıkları hareketleri yargılama hakkına sahibiz?Biz kendimizi ne zannediyoruz?? Oraya tüm olası riskleri alıp gitmiş ve bunu kendi tercih etmiş olan insanları yargılama hakkını kim veriyor sizlere ey insanoğlu?? Olayın vicdani boyutunu tartışmak ve tercihin yanlış-doğru olduğuna karar vermek size mi kaldı? Bu olayın vicdani tarafı sadece ve sadece o 19 yaşındaki genç kızı ilgilendirir..O kız bebeğini bir öğrenci protestosunda kaybetmiş bir kadın olarak hayatına devam edecek...Bu hayat onun hayatı..Vicdan onun vicdanı..Siz kim oluyorsunuz da bir kadının "ideal kadın-anne olmak"doğrularını ona öğretmeye kalkışıyorsunuz?? Bu iş ailenin işidir..Annenin işidir babanın işidir..Siz kimsiniz??
Alanda ne işi vardı..Hamile bir genç kızın..Yani tartışmamız gereken konu bu öyle mi?? Polislerin öldüresiye dövdüğü, gaz sıkarak hayatlarına kast ettiği, kayıp ederek hayatlarını sonlandırdıkları insanları bırakalım bi kenara..bu genç kızın anneliğini tartışalım! İşinize öyle geliyor değil mi?
Bu alanda -iktidarlarla aynı fikirde olmadıklarını göstermek isteyen genç insanlar onlar,ne ellerinde silah var ne de bomba- hamile bir kızın yanında kalbinden rahatsız genç bir delikanlı da var mesela ya da epilepsisi ya da panik atağı olan bir öğrenci..Onlara da mı gitmeyin ne işiniz var sizin orda diyeceksiniz? Sizin niyetiniz farklı..Sizin gözünüz göz değil!! Sizin vicdanınız vicdan değil...pis yalakalar!
İsteyen herkes o protesto gösterisine katılabilirdi..Ben de katılabilirdim..Zamanında yaptım..Yine yaparım..Ve kimse de bana senin bir kızın var ne yapıyorsun deme hakkına sahip değildir..Bu benim kendi tercihim kendi vicdanımdır..Derseniz şöyle bir şey ortaya çıkar ki bu da kişisel özgürlüklerin bittiği anlamına gelir.."Sen neden içki içiyorsun babasın ve senin de kızına karşı sorumlulukların var".mesela...Örnekleri çoğaltmak hiç zor değil inanın..Düşünün kendi iradenizle yapmaktan zevk ve gurur duyduğunuz şeyleri..Hakkım var mı neden diye sormaya?
Allam yarebbim ya!!!!
Etiketler: hak hukuk
8 Aralık 2010 Çarşamba
Şincik,
filmin konusu gidişatı felanı filanıyla ilgili hiç bişi demicem..merank etmeyiniz..rahat rahat okuyunuz..
aaftasonu Av mevsimini izledim..çok beğendim..Yine bi sürü tırt diyenler çıkacaktır..Eminim..Ama film gayet iyi kotarılmış bir polisiye idi..Türk polisiye filmi..Yavuz Turgul yazmış ve yönetmiş...Çekimler muhteşemdi, oyunculuklar muhteşemdi....Cem Yılmaz i-na-nıl-maz!! (ben demedim mi?) Deli İdris! Allahın delisi bi lazı oynuyor..Ama oynamıyor "o olmuş"..Kilo almış ama ne gam! Miss....Oyunculuklar diyorduk..Şener Şen için ben ne diyebilirim ki?? Ayıptır..Sadece yaşlanmış epeyce..Biraz o yaşlılığı rolüyle olur mu acaba dedirtiyor ama olur olur..Herbişiciği olur..Filmin müzikleri çok iyiydi..Kazım Koyuncu'nun yıllar önde söylediği Hayde türküsü bir sahnede kullanılmış ve çok eğlendirici olmuş..Sinemada herkes - biz dahil-bi kıpırdandık bu duramadık bi rakı istedi canımız..Çok güzel bir sahne olmuş..Zaten Yavuz Turgul sözü geçen sahne için çok özendiğini söylemiş vakti zamanında..çok çok başarılıydı..Bi de Son sahne..
http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Magazin/2010/05/15/kazim_koyuncuya_avci_selami
Bir de tabi filmde Çetin Tekindor var ki bir adanalı iş adamı-avcı başka türlü oynanmazdı zaten..Adanalıyık ya! Bilirik zahir..
Filmin müzikleri sadece Hayde'den ibaret değil benim için.Müzikler çok iyiydi. Tamer Çıray yapmış ve eğer bir albüm olarak çıkarsa ki çıkar hemencecik edinilesi..
Ete kurttekin'in "Benden adam olmaz" şarkısı eşliğinde İdris'in barda ardarda sek votkayı yalamadan yutması izleyebilirsiniz spoiler değil..bişi belli olmuyor;
He bir de "Güzel avrat otu" hikayesi var filmde..İdris Hasan'a anlatır kadınları..
Bunun üzerine haftasonu taksimde yanımdan geçerken konuşmalarına tanık olduğun iki zavallı erkek çocuğunun sevgililerine yakınmalarını da duyunca dedim ki Allah bizim cezamızı versin ya olmaz böyle zulüm eziyet! :)) Erkenklerinize kıymayın efendiler:))
Çocuklardan biri artık zerzebil olmuş anlatamamaktan! dedi ki; "Üşengeç diilim,sıkıldım artık!" ....anlayana..
Öbür çiftten kız olan önde ,arkada çocuk..Kız diyor ki;"Yaşama sevincini yitirmişsin sen" Arkada çocuk tık nefes olmuş hakkaten, kıza yetişmeye çalışıyor ve son cümle;"Napiyim Duygu yoruldum artık,yetişemiyorum" Zavallıııığğğ...yok valla acıdım çocuğa ya...
Güzel avrat otunun tadına bakan güruh :)
Allah da bizim cezamınız versin!!
cep telefonu ile çekilenler ama ben sevdim;
Dip not: Bu aralar tiksinti ve kendimize acımayla izlediğim bir takım olaylar yaşanıyor caanım topraklarımda..Dötüme benzeyen YÖK'ü protesto etmek için gösteri yapan öğrenci gruplarına yapılan zulüm ve o gösteri sırasında bebeğini kaybeden genç kadına yapılanlara dair söyleyeceklerim var..Küfürlerim varr...Daha mola yerlerindeyken biber gazı ile alana ulaşmalarına engel olan, yaptıkları eziyeti "görev"olarak addeden polislerim varrr ve bunu utanmadan kamuoyuna duyuran ve "öğrenciler polisi tahrik etti o yüzden olay çıktı diyen bir emniyet müdürümüz varrr...Daha? Dur yazmiyim artık başım ağrıdı....bi dahakine..
Etiketler: av mevsimi, cem yılmaz
Denizde karartı var,şu gelen kayık mıdur..Bugün Lazık..Bi de Av mevsimini izledim..İdris diyem başka bişi demiyem..
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Aralık 08, 2010oyyyyy...Kazım ne güzel deyin be kardeşim...
Nurlar içinde...
http://fizy.com/#s/13adis
Etiketler: kazım koyuncu
3 Aralık 2010 Cuma
Ve en nihayet uzun senelerdir istediğim Konya yolculuğumun zemanı geldi..
Şeb-i Aruz'da Konya'da olacağım..
Niyetim trenle yata yata gitmekti aslında ama orda daha çok vakit geçireyim diye uçakla gitmenin daha mantıklı olduğuna karar verdim..
Şeb-i aruz törenine bu saatten sonra bilet bulmak imkansız gibi bişi dedi Konya'daki dost Ahmet..Ama temem dedi imkansızı başaralım senin için..Sağol dostum :)
Halit'le konuşurken de bütün türbeleri gezdireceksiniz bana dedim..en güzellerini..Umud dedi türbenin güzeli mi olur?? Bi düşündüm...Taam dedim değiştiriyorum en mübareklerini gezdirin o zeman..:) gezeriz durmadan dedi merak etme sen..
Şinci ne isterseniz Mevlana topraklarından deyin?
Şu motifi seyrediyorum dünden beri;
2.kalp kısmı "Allah (cc)"
3.sırt-göğüs kısmı:"Ah mine-l aşk"
4.sağ etek kısmı "Ya Hazreti Mevlana"
5.sol etek kısmı: "Bu da geçer ya hü"
6.sağ etek iç kısım:"Hoş gör"
Ve Aşk'tan unutamadığım bir replik;
“Bila noksan, eksiksiz bir hayattır sürdüğün. Ya da öyle sanırsın. Alışkanlıklara ayak uydurur, tekrarlara kapılırsın. Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o. Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın. Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir. Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: Sana ayna olacak insanı bul! İşte o ayna benim için Şems’dir.”
Çok heyecanlıyım a dostlar..Belki de orda karşılaşacağım şey kendimin aynasıdır?
Olamaz mı?
Benim gibi sonda söyleyeceğini başta söyleyenlere şöyle buyurmuş canım efendim;
"yaydan fırlayan ok gibidir ağızdan çıkınca bir söz.
ve hiç geri dönmüş değildir atıldıkta sonra bir ok.
seli başından bağlar ileriyi gören kişi.
ve geçtiği yerleri harap eder baştan bağlanılmayan sel.
ne tükenmez hazinesin sen ey dil ve ne devasız bir dert!"
Ve "gönül,gönül verilerek alınır"deyü buyurmuş..Başka söze ne hacet!
Bu arada az önce yemek yediğimiz yerde nasıl bir tesadüf (tesadüf diye bişey var mı ki?) taksim trio çaldı...
Bu 28 derecelik sıcak günü fırsat bildik..Tülay ve Nazo 'yla attık kendimizi plazadan dışarı..
Küfte ekmek-ayran...sonna birer çay..ohh missss....
kızlar zevkti...
Hindi Zahra - Beautiful Tango
Etiketler: ben
2 Aralık 2010 Perşembe
Dün Ahmet'in doğum gününü kutladık...Ahmet,gel yafu kafan dağılır deyince kıramadım onu..Gittim..Ama sanırım onların arasında azcık sönük kaldım...Hepsi birden beni teselli etmeye çalıştılar,güldürdüler,azcık içirdiler :)kendi sıkıntılarını paylaştılar..Millet teşekkür ederim ben de sizi seviyorum(Handan,Ayça,Oya,Ahmet,Meriç,Pınar,Selmin,Fırat,Josef) ...
Josef bana azcık kızdı ama "sen josef abisin Meriç ; Meriç işte" deyince..
ehe :)
Güzel bi meyhane..modern meyhane yapmışlar...ferah ferah...Beyaz örtüler güler güzlü çalışanlar..Sevdim ben..Giderim yine..Ben bişi yemedim ama midyeli sarması ve karides güveci ve zahterli sigara böreği 10 numaraydı..(ayça'nın "aç içme ye şunlardan" deyip ağzıma tıkıştırdıklarından anladığım kadarıyla) Fonda Erkin Koray'da çaldılar Ebru Gündeş'in damar yakan şarkılarından da..Ama mekan kaldırıyor..E bi de ben seviyorum ya arabesk...güzel gitti...Bi de şu şarkıyı çaldılar aklımda kaldı dünden beri takıldım.. Biri benlen dalga mı geçiyor ülen?? Ciks olduk bu yaştan sonna :))
Etiketler: acısa da öldürmez, zarifi meyhane
1 Aralık 2010 Çarşamba
Etiketler: ben
30 Kasım 2010 Salı
Kuran'ın 7.suresi..Bilen bilir..Cennet ile cehennem'in tam arasındaki tepedir..
Günahı ile sevabı eşit olanların Cennet ile Cehennem arasında sıkıştıkları yerdir..İkisine de giremezler..Burda kalmanın zorluğunu yaşayanlar bir adım öne...Kafası karışıklar...Bedeni havada uçanlar..
Ne ılık ne soğuk gibi di mi?
Ait hissetmeyenler!
Bi tarafı ile de iyi hissetmek mi? Ne hamur gibisin ne de kaskatı..
Zor ama...
Huzursuz mutluluk demiştim çok önce..Öyle gibi..
Araf'tayım...
Etiketler: araf
29 Kasım 2010 Pazartesi
Almodovar,Scooter ve Body World...(tersten yazdım)
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Kasım 29, 2010ilk gün body world'e gittik..Yafu ne acaip bişi o öyle; kaslar,yağlar,tendom muydu neydi adları ip gibi ip gibi..
İstanbul Modern'de sergi..Valla ben gidin derim..çok acaip bi deneyim..
sonna gece rüyama girdi ama kaslı kaslı insanlar..ama bu sefer kas derken gerçek kası kastediyorum...bildiğin çiğ et işte..
ya ben böyle annatıyorum ama siz gidin bak.. Kocaman bi atı soymuş sovana çevirmişler;
------
Kendisi aslında bir scooter olup bir arabanın 3/1 fiyatınadır..
Önümüzdeki günlerde kursla ve yaralarımla ilgili bilgileri sisinle paylaşıyor olurum :) ehe..
Sonra İspanyol sinemasının medarı iftiharı Almodovar'a ait (hem senarist hem yönetmenliğini yapmış filmin) los abrazos rotos'u izledim..Türkçe çevirisi;Kırık Kucaklaşmalar..
Los Abrazos Rotos - Trailer completo
Kırmızılarla dolu ,benim "üle keşke kitap okusaydım bu 100 küsür dekkada" demeden gönül rahatlığıyla izlediğim ve aslında çok da etkilendiğim şiir gibi bir Almodovar filmi...
Filmde sahneler öylesine doğal ve öylesine kendi akışında ki filmin üzerinde düşünüp , sonrasında sahneleri aklınıza getirdiğinizde yönetmenin şaheserine bir kez daha tanıklık etmiş oluyorsunuz...Anormal sanki onun filmlerinde normal...O kadar doğru veriyor ki bunu evet gayet normal bu da böyle olur zaten dedirtiyor izleyiciye..
Almodovar ile Özpetek ne kadar karşılaştırılmalıdır ya da doğru mudur bilmiyorum ama her ikisinin de filmlerin de kadınlar ve erkekler ve gayler vardır..Kadınlar konusunda ne denir bilinmez ama erkeklerin zayıflıklarını çok çarpıcı bir şekilde işliyorlar filmlerinde..
Kostümler (yönetmenin tüm filmlerinin kostümlerini Jean Paul Gaultier hazırlarmış ve o kaddarr muhteşem kii) ve dekorlar ilk bakışta evet bu bir almodovar filmi dedirtecek kadar "özgü"...
Ve kırmızı ve yeşil ve ispanya'nın rengarenk evleri,ve penelope.. :) Güzel Penelope...Ya Akdeniz kadını..Bu kadar...
Ve almodovar'ın kadınları her koşulda sağlam ve ne istediğini bilen kadınlar..Ve bu benim yönetmeni şahane bulmam için yeterde artar bi sebep!! Yine bir homoseksüel ve yine kadın duyarlılığının son noktası...Benim artık inancım gerçekten çok diplere çökmüş durumda..Heteroseksüel bir erkeğin olması imkansız bir durum mudur bu?? :( Çok betbahtım..
İşte tam bu yüzden Almodovar Can'dır... Biz kadınların göz bebeğidir..
Filme ilgili bişiler anlatasım var ama şimdi izlemeyenler için bunu spoiler olmadan nasıl yaparım bilemedim..Yok annatmiyim ben..Ama fragmanını vercem filmin...İzleyin...
Ama son sahnede mateo'nun ellerini lena'nin son görüntüsü üzerinde gezdirişi ve filmin bitiş müziği...Olağanüstü!
Bi de film müzikleri muh-te-şemmmm...dinleyin...
Etiketler: almodovar, body world, penelope cruz, scooter
26 Kasım 2010 Cuma
peki madem;
Kumdan Kaleler – Bu Aşk Burada Biter
Üniversiteye hazırlanırken bu albümü o kaddar çok dinlemiştim ki..O zamanlar Tuna Kiremitçi müzik yapıyordu ne de güzel yapıyordu keşki hep öyle kalsaydı..Tatlı mı tatlı bir karısı vardı..."Gamzelerin evliliği" gerçekleşmemişti henüz..Ben ne de aşıktım..Ve ne çok gençtik..
Bu şarkıyı dinlerdik dinlemesine,tek kulaklık iki kişi..Her şeyi paylaşırdık o zaman..Bu şarkının hüznünü görmezden gelirdik..Olmayacak gibi..yok sayar gibi...
eski zemanlar..
Kediler öldüklerinde gözleri açık mı ölürler? Kapatamazlar mı?O zaman hep bişiler yarım kalmış mı olur? Ben neden böyle saçma sorular soruyorum kendime?
Dün gece bi film izledim..Greenberg..2010 yapımı..Noah Baumbach yönetmeni..IMDb 6.4 vermiş.Ben Stiller başrolde.. Fragmanı burdan..
Roger Greenberg bir çoğumuz gibi kafayı dağıtmış bi amca..Kafası biraz daha fazla karışmış bizden..Öyle ki L.A gelmeden önce bi ara hastane de bile yatmış...İşte benden bi kaç adım uzakta :))
Hem insanların onun hakkında düşündüklerini merak ediyor , öğrenince inkar ediyor ve sinirleniyor mesela..Ya da yoldan geçerken araba durup yol vermediği için arabanın tamponuna vurup arabanın durduğunu görünce topukluyor hemen..Her erkek kadar kalp kırıyor,saçmalıyor..Ama yine de bi farklılığı var..İzleyince göreceksiniz..Eski sevgilisinden yıllar sonra şefkat bekliyor ama o kadar farklı yerlerdeler ki..Sürekli şikayet mektupları yazıyor filmin sonlarına doğru epey bi deste birikmişti elinde..
Ben seviyorum böyle filmleri..Kafamı karıştırsın beni rahatsız etsin..Olduğum yerde azcık kıpraşayım..
Günlerdir kafamda ufacık bir kelimecik dolanıyor; içgörü..Ne mühim geliyor kulağa di mi? İÇGÖRÜ...Düşünüyorum üzerinde..yazarım tamamlanınca..
Star da bi dizi var..Behzat Ç..Ben izlemedim hiç ama bundan sonra izleyeceğim sanırım.. Bu fragmanı izleyin mutlaka!! Seviyorum Ankara havasını :) Pek ağır..
Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi
Aslında kitaptan uyarlanmış bir dizi..Kitabın yazarı Emrah Serbes..-Berin sen Enes deyip duruyordun ya- Yazarın kitapları "son hafriyat" "her temas iz bırakır" ve şiddetle okumak istediğim :) "Erken kaybedenler"
bi de -Stardust sen pek seversin şahsı- İ.Melih'e epey saydırma varmış kitapta hımm..Dizide de var aynından??
İdefix'de sanal kitap fuarı başlamış.. Ay başı geliyor...iyidir iyi...
Son olarak ; sabah serviste şiş gözlerle kırıldım gülmekten..Met-üst ne demiş bilin mi?
kimi kadınlar turşu kurmuyor / adeta empati kuruyor / hıyarla lahanayla!
iyi hafta sonları...
Etiketler: ataol behramoğlu, ben stiller, bu aşk burada biter, kumdan kaleler
25 Kasım 2010 Perşembe
çok güzel bir haber aldım...
I.üzüm ameliyat olmuş ve şu an çok sağlıklıymış..
güzel şeyler de oluyor bazen...
Nazan beni günlerdir deli gibi ,manyak gibi , aklını yitirmiş gibi güldürüyor..
bak duyuyorum ,hala yapıyor... buraya geleceğim tekrar..
yaaa Cem Yılmaz...
Konu bu..Bu adam var ya bu adam...ne diyim bilmem ki?? Gökçe ne disem?? Demeyeyim ayıp kaçmasın...etrafta çoluğu var çoğcuğu var..
Ama bu mu ;
Bu mu deseler;
aslında açık ara Cem Yılmaz diyecektim..Fekat ellamm Eric Bana'nın nasıl bir fotografını seçmiş benim gafil gözlerim..Ama yok yok..kararım kat'i...Cem Yılmaz baba...Ya seçim yapmak zorunda mıyımm??? ehe..Taam Cem...
Bak şimdi doğrudan söyleyeyim Gora'yı izledim..Yaniii...Benim aklımda kalan tekrarlı sahne (böyle bir terim muhtemelen yok ben dötümden uydurdum) "Kimsin sennn,çık dışarııı" idi..Arog'u izlemedim..İzlemedim napiyim??Bakma kötü kötü..
"Her şey çok güzel olacak" Şukela film...Defalarca izlesem yine defalarca izlerim :))
Altan işte ya..
"Tolga naber??" güzeldi di mi?
Sonna Hokkabaz...Aslında nasıl içli film di mi? Detay film bence ...Bi kere izlemekle olmaz en az iki..Ben izlerken çok içlenmiştim ve tabi ki ağladım sonunda..soru mu bu da şimdi??
Filmin ilk sahneleri..Nasıl naif ve o zamanlardan di mi?
O beni en çok güldüren o repliği aradım ama bulamadım bi türlü ; "Sen de sabahtan beri dikkat çekmek için org çalıyorsun orda'dır..ve nasıl doğrudur..Hatırlayan var mı?
Ve Yahşi batı..Filmi izlerken çok güldüğümü hatırlıyorum...Ayaklarımı koltuğa vura vuraaa..Ama bazı yerler var ki işte Nazan burda devreye giriyor ve bizi günlerdir aynı tonlama ve birebir aynı kelimelerle yerle yeksan ediyor.. Çahhh...:))Bu sefer essahtan çah!
Bana hatırlattığı replikler buyrun burdan yakın;
Bi de tabii efsane yalan olayı var Cem Yılmaz'ın ki dadından yinmez..
Etiketler: cem yılmaz, herşey çok güzel olacak, hokkabaz, yahşi batı
Etiketler: bruce dickinson, navigate the seas of the sun
23 Kasım 2010 Salı
Deniz olumm bu lafım sana..Şarkıyı dinle yarına kadar hazırlan sınav yapcam oğa göre...
Resimler de sana bişi anlatıyor bak..
oooo sallaya sallayaaaaaaa,ooooooo bak takıl bana,hepsi boşu boşunaaaaa
Bu da benim payıma düşen... :)
enercik miyim niyim ??
noldu böyle?
masamda oturuyorum..belden yukarısı sabit..ciddi basbaya lam !
masamda oturuyorum..belden aşşası allam nasıl biliyor musun? deli ... gibi :) (edo?)
athena günü bugün..t ile..
ooooooo......fırtınalar esiyooooo....artık gönül iflah olmuyoooooooo :))
çok eğleniyorum...
masanın altında kalanlar..
masanın üstünden görünenler..off acıyor ya...
Etiketler: arsız gönül, athena, enercik ben




















