30 Temmuz 2009 Perşembe



Ayın hangi evresisiniz?

Ayın on dördü gibi açık ve cüretkar mı?

Yoksa güneşin yörüngesinden çıkıp onun batışıyla kendini gösterip göstermemekte kararsız bir yeni ay mı??

Yeni ay'ın küskünlükleri vardır gibi gelir hep bana çevirir yüzünü o zaman dünyaya, döner güneşe..Biz de aşağıdan saf kullar ayın "yeni" halini izler dururuz..Küskünlüklerden haberi olanlar ve olmayanlar olarak...

İlk bakışta hırpalasa da bu ayın "yeni" hali bünyeyi -değişimlerden bahsetmiştim vakti zamanında-..değişim ve karar verişler..benim daha önce hissetmediğim hiç üzerinde düşünmediğim bi takım duygu hallerine yol açıyor


Gel-git ler artıyor...

"Düşünmek cehennem" ya hani..Ve lakin yapamıyorsan öbür türlüsünü..Kaçacak yolun yok.."Gel-git" ler artacak,düşüneceksin ve "hayat" diyeceksin..Gelsin tamam kabulum oyunu kurallarına göre oynayalım..

"Pas" demeyecek kadar gururlu ve hevesliyim bu aralar...

Sen nasılsın??

Var mısın hayatla restleşmeye?

8 Mayıs 2009 Cuma


Başlamak önemlidir!!

Neye ya da niye olduğu önemli değil..Başlamak önemlidir..

Hayat öyle tuhaf bir döngü ki hep bekletiyor sanki seni! Bekliyor ve hayatı seyrediyorsun..

Elbette bunun dışına çıktığın yada şöyle söyleyeyim bu döngüyü deldiğin-kırdığın ne derseniz önemli ataklar yapıyor insanlar..

Benim en önemli atağım hayata karşı kızım mesela.Şirin'im..

Durmadım,beklemedim,izlemedim ve yaptım:)

Yeni bir hayat meydana getirdim..

Bir hayatın nasıl şekillendiğini gözlerinizle görmeniz öyle müthiş bir deneyim ki!!

Tuhaf bir şekilde şöyle düşünmeye başlıyorsunuz artık "Nasıl onun için daha iyi olabilirim? Onun için nasıl daha mutlu hissedebilirim? Nasıl yapsam da en güzelini söylesem??"

Diyorum ki ona "Sen benim hayatımda gördüğüm enn güzel çocuksun"...diyorum ki "Dudakların o kadar tatlı ki seni her öptüğümde bal yemiş gibi tatlanıyorum" diyorum ki... "Seni iyi ki yapmışım!!!"

Size böyle hissettiren başka bişey daha oldu mu hayatınızda?

Belki ilk aşkınız belki de son...Ama emin olun ilk zamanlardaki gibi kuvvetle hissedemediğiniz anlar gelecek..:))

Baki kalan içinizdeki gizli bahçe...Ve o bahçenin en şahane çiçeği....


Anneler günümüz kutlu olsun..

10 Mart 2009 Salı


İçim daralıyor..insanlar basıp gidiyor..kalanlar hep buralarda...ben izliyorum...
Aklımda hep aynı söz ; Baudelaire gibi "her nerede değilsem orada iyi olacakmışım gibi"geliyor bana da...
Ama böyle olmayacak! hep içimde bir pır pır kuşu..Mutlu olacağız..Bazen çok yorgunum..kolumu kaldırmaya takatim yok..hiçbişey yapmamak,hiç konuşmamak tek hayalim..Kızım kokuyor sürekli burnuma....burnumun direği sızlıyor...geçecek dayan diyorum.sabır çekiyorum...

Allah diyorum..."Köksüzlük" çekiyor canım..Köklerimi yerin altına değil,evin altına değil,bastığım taşın altına değil, yavruma ve sana sarmak istiyorum...

Bencillikse bencillik..Hayat buysa,yaşadığımız...Diğerinin tadına bakabilir miyim lütfen?


8 Ocak 2009 Perşembe


yarayı hiç kurcalamayacağım..çok önemli bişey farkettirdin bana..teşekkür ederim.

yaralar çok derin olsa da iyileştirmek istersek...

en önemlisi gerçekten istemek..

ben birde ne farkettim biliyor musun?

ben acaip seviyorum hüznü,hüzünlenmeyi böyle melankolinin dibine dibine vurayım,sorayım hep sorayım..

hep bi yanıt bulma çabası..

birazda ben istedim heralde böyle olsun..

azcık içim burulsun kalbim sıkışsın mı istedim nedir?

bilmiyorum ki..insan beyni nasıl karmaşık bişi..

pek sıradan giden bi düzende acaba azcık silkelemek mi istedim kendimi?

anlamadım..hoş sorgulamayacağım da artık..

ama diyeceğim o ki sen de iflah olmaz romantiklerdensin..

bizden..

çok yokuz zati..

yorma kendini nolur..

hırpalama..

sakin sakin hüzünlenelim..

7 Ocak 2009 Çarşamba



Uzun zamandır dinlediğim,dinlerken kendimi kaybettiğim bir şarkı var...

Biliyorsunuzdur hani bir yerlerde mutlaka duymuşsunuzdur; "Yüksek Sadakat-Belki üstümüzden bir kuş geçer"

Hele trafikteyseniz ve şehir üstünüze üstünüze geliyorsa yada akşamüstünün o "hüzünlü" mis kokusunu duymaya çalışıp bir türlü duyamıyorsanız,o tatlı hüznü bile yaşayamıyorsanız sizin de gidiş yada şöyle diyelim bavulları toplayıp "geri dönüş" yapma zamanınız gelmiş demektir!

Murathan Mungan'ın şahane sözlerinin kafamda dönüp durması boşuna değil...
Bu muhteşem şiir-şarkı şu anda yaşadığım,ayak bastığım,madden-bedenen ne derseniz size kalmış :)varolduğum mekandan alıyor,hiç bilmediğim tanımadığım biryerlere taşıyor..

Hümayra'dan dinlediniz mi hiç?

"Tavsiye" kelimesi oldukça yetersiz kalıyor..Ne desem,nasıl zorlasam sizi de bu güzellikten mahrum kalmasanız:)

Tümünü yazacağım güzelim şiirin..

Dönmek, mümkün mü artık Dönmek, onca yollardan sonra Yeniden yollara düşmek
Neresi sıla bize, neresi gurbet
Al bizi koynuna ipek yolları Üstümüzden geçiyor gökkuşağı Sevdalı bulutlar uçan halılar Uzak değil dünyanın kapıları
Neresi sıla bize, neresi gurbet Yollar bize memleket
Gitmek, mümkün mü artık Gitmek, onca yollardan sonra Yeniden yollara düşmek
Rakılı akşamlar, gün batımları Çocuk gibi ağlar yaz sarhoşları Olmamış yaşamlar, eksik yarınlar Hatirlatir hersey eski asklari
Neresi sıla bize, neresi gurbet Yollar bize memleket

Varolan yaşamlarımızın bizi kandırmasına nasıl da gönüllü teslim oluyoruz..
Süregelen iç çekişler, alışılagelmiş yürek darlıkları-dargınlıkları buralarda daha mı keskin!!

Sanki dışarlarda bir yerde,hani bizden uzakta yaşanan başka hayatlar var..Huzurlu,umutlu,her türlü hırstan arınmış bir hayat!Ben böyle olduğuna inanmak istiyorum bunun...Böyle hayatların varolmadığına bugünlerde kimse inandırmaz beni!!

Hani ufak-tefek kutu gibi derler ya bir cennet yapmışsınız kendinize.."Ev" demişsiniz ona da..
İstemediğiniz hiç kimseyi evinize sokmadığınız gibi istemediğiniz hiçbir düşünce de giremiyor aklınıza..

Akşamüstleri missss gibi yasemin kokuyor..Sakin sessiz huzurlu akşam iniyor üzerinize..

Sevdiğiniz kim yada kimlerse hep beraber karşılıyorsunuz günün son saatlerini..

Bembeyaz sakız masa örtüsünü serip bembeyaz porselenlerde soğuk-domates soslu kızartma,buz gibi dilim karpuz ve kavunu,beyaz peyniri ve mis kokulu taze naneyi koyuyorsunuz masaya..

Üzerinizde bol tiril tiril bir etek..ayaklarınız çıplak..

İçinizde tarifi olmayan,tanıdık da gelmeyen bir his..Ne desek? Yaşama sevinci? Huzur? Tevekkül?

Neyse o işte hissettiğiniz..

Ben diyorum ki..

Gidelim..

Var mı cesaretiniz?

Ne kadar cesaret biriktirebildiniz bunca yıldır?

Enn sevdiğim gruplardan oldular son zamanlarda;Pinhani..Onlar da biliyorlar;

Yol kenarında oynayan çoçuklar gibi
Topum kaçtı bugün yola
Evin önünde sulanmayan çiçekler gibi başım düştü saksına
İstanbulda kimim var kimin için bu toz duman?
İstanbulda neyim var ne kaldı ki kalabalıktan?
Kaçamayıp da saklanan kedicikler gibi sığındım senin sıcaklığına
Sevemiyorsan istanbulu benim gibi kaçalım yine bozkırlara
İstanbulda kimim var kimin için bu toz duman?
istanbulda neyim var ne kaldı ki kalabalıktan?
Yere düşünce kırılmayan bir oyuncak gibi alıştım ben yuvarlanmaya
istanbulda ne kaldı ki?


Ben çıkacağım bu şehirden,üstümden geçen kuş fısıldayacak çılgın kalabalığın geride kaldığını..Rakılı akşamlarda çocuk gibi ağlayacağım sevdiğimin yanıbaşında sessiz sakin.Ama mutlu,havada anason kokusu...
İstanbul'da kalan hiç birşeyin olmadığından emin yeni günü kucaklayacağım...


Mutlulukla...

;;