6 Mayıs 2011 Cuma
hehehe..daaldım ben izlerken..olum çok komik bu yaa:))))
Etiketler: şanslı masa
5 Mayıs 2011 Perşembe
Bugün bu...
Etiketler: gülay, nefes bile almadan
3 Mayıs 2011 Salı
şimdi yekten şunu söylemek lazım..şurda iki satır bişiler yazmak için ıkınıyor sıkınıyor evirip çeviriyoruz..yalan mı? doğru! Adam kitap yazmış..175 sayfa..kimbilir kaç satır kaç paragraf..baştan kutlamak lazım..çalışkanlığını ve cesaretini....kendi adıma onu çok kıskanıyorum..Son okuduğum kitaplardan "Karanfiller Ölürken" Ve yazarı Can Lafcı..Bi kere isminin Can olması gözümde ayrı bi değere sahip olmasına sebep..Can ismi..tamam yani..Can'sa yakındır bende ki can'a :) Neyse laf kalabalığı yapıyorum..
Karanfiller Ölürken etkileyici bir roman..Erkek dünyasından bakışa biz kadınlar çok mesafeli dururuz bence..Okuruz,ah deriz ne acıklı,hatta nerdeyse anlar gibi olur; kesinlikle anlar gibi yaparız ama mesafemizi hep koruruz zira duyguları ile hareket etmeyen varlıklar erkeklerdir,ilişkinin en güzel yerinde sorun sende değil bende anla beni diyen canavar erkek cinsindedir,muhteşem bi gece geçirdik artık daha da yakınız zannedersin kabusun olur unutana kadar..
Bu kitabı okuduğumda olum dedim insan len onlarda..onlar da terk edilince bunalıma giriyorlar,arkadaşlarına anlatıyorlar,neden diye soruyor yafu,inanabiliyor musun neden sorusunıu soran erkekler var! (yok valla abartmıyorum çoğu soru sormaktan aciz..)
Kahramanını tanımayı -gerçekten tanımayı-çok isteyeceğim bir roman okudum ben...Soru soran,aşık olmaktan haz duyan,tanıştığı kızın naifliği karşısında erkek güdülerinden vazgeçen bir adam..genç bi adam..kendimi yakın hissettiğim bir "erkek kahraman" pek nadirdir..öyle oldu bu romanda..
Arka kapak yazısı;
"Değerli izleyenler bugün aşk soslu karanfil salatası yapacağız.
Malzemeler;
Kendisine ilk defa çiçek alınmış bir erkek.
Beş adet karanfil ve terk edilmiş bir sevgili.
Yavaşça yapraklarından başlayarak karanfillerimizi ince ince kıyıyoruz.Avucumuzun içini derin olmayacak şekilde keserek biraz kan ilave ediyoruz.Mutfak avucumuzun kanıyla kızıla boyandıktan sonra karanfillerin saplarını da doğrayıp bir çöp tenekesine atıyoruz.
Afiyet olsun."
Bence çok yaratıcı..Aşk'ın acıtan halini bir erkekten dinlemek çok keyif verdi bana..İntikam hissi mi? Sahi mi? Öyle mi düşündün hakkaten..bunu mu çıkardın yani söylediğim bunca şeyden..Yürü git!
Bakın romandaki iki erkeğin aşk hakkında fikirleri;
"...Eğilip ayağının altında duran şişelerden iki tanesini açtı.İşte şişelerden çıkan ikinci büyülü ses!Açıldıkları zamanki alkolün gelişini müjdeleyen ses!Bu sesi iki defa saygıyla dinledi.Açtığı şişeyi Özgür'e uzattı.Özgür şişeyi bacaklarının arasına koyup arabayı kullanmaya devam etti.Konuştukları konular sağa sola saptıktan sonra yeniden olması gereken yere,aşka geldi.Özgür kısa cümlelerle anlatmaya çalışıyordu aşkı.
"Aslında yaşanması gereken değil,yaşanmaması gerekene aşk denmeli.Her şey mantıklı ve yerli yerindeyken yaşanan ilişkiden aşk nasıl çıksın ki? Çile yok,ezilme yok,eziyet yok.Aşk buna denemez"
"Ulaşılamayanlar güzel olduğundan böyledir bu.Yaşanan aşk neden olmasın.Senin dediğinle ancak tek kişilik aşktan bahsedebiliriz."
"Aşk zaten iki kişilik olmaz.Tek bir insanın yaşadığına aşk diyorsak eğer,tesadüf eseri birbirlerine aşık olmuş insanların ilişkisinde de ortada iki aşk vardır.Bu aşkları birbirlerine doğrultmuşlardır belki ama ortada tek bir aşk yoktur,olamaz"
"İyi de birbirlerine aşık olmayanların ilişkileri nasıl olacak.O zaman onlar birlikte değiller.Aşık olup birinin peşinden ağlamak ve ona ulaşamamak mıdır aşk?"
Burnunu gürültülü biçimde çekip genzinde birikenleri yuttuktan sonra devam etti Özgür.
"Bazen öyle olduğu da olur.Yani aşık olunan kişinin bundan haberi dahi olmayabilir.Ama ortada bir aşk vardır ve gerçektir"
"Bence yoktur.Aşk bence yerine varması gerekli bir irade beyanıdır..Varmadı mı yok demektir.Daha oluşmamıştır.Ortaya çıkmamıştır.Hiçbir yerde de değildir."
"Ya ne ilgisi var?Mecbur mu adam aşkını açıklamaya?"
"Mecbur tabi.Öyle ona buna aşık olup aşık olduğu insanı habersiz bırakamazsın.Buna kimsenin hakkı yok"
"Ya siktirecen hakkını hukukunu şimdi.Hakla ilgisi ne bunun?Neymiş aşk önce sen onu söyle bakalım?"
"Ne lan bu mülakatta gibi."
"Uyumdur olum uyum.Dünyada yakaladığın uyuma denir."
"Hah işte tam dediğinin tersine vardın.Ben sana söyleyeyim.Aşk ortaklıklardan değil tam da iki insanın arasındaki farklardan kaynaklanır.Birbirlerinin farklarına aşık olur insanlar ve öyle dediğin gibi tek kişilik de değildir.İki kişiliktir aşk.Büyük kasaların iki anahtarı olması gibidir.İki kişi aynı anda orada olmazlarsa aşkın kilidi açılmaz"
Çok geçmeden felsefi bir tartışmaya evrilen konu yine keyifzadelerin dillerinde çürüdü ve ikinci cigaralığı yaktılar.Birkaç nefes çektikten sonra arabanın gidip gitmediğine dair ya da kaç kilometre hızla gittiğine dair sorulacak sorulara verecek cevapları kalmamıştı."
Romanı okurken arada yoklayan ve damağınızda kalan bukowski tadı da yazarın size hediyesi gibi..
Hım bu arada "Roman Kahramanları" isimli dergiyi duydunuz muydu? İstanbul merkezli bir dergi ve işte size link ; BURDAN ...Can Lafcı'nın bir yazısı olacakmış belki de son sayısında..Gördüğünüz üzre takipteyim..Bence siz de etmelisiniz...
Bu arada kitabın yayınevi;Phoenix...idefixe'den ve D&N'lardan kitaba ulaşmak mümkün...Okuyun tartışalım hadi kadını erkeği ve aşkı.. :) Heh..Var mı cesaretiniz Lafcı kadar?
Selametle..
Etiketler: can lafcı, karanfiller ölürken, roman kahramanları dergisi
28 Nisan 2011 Perşembe
27 Nisan 2011 Çarşamba
GİZ
Ey yar ; boynumun borcu
strateji ve taktikler burcu
anlat tabii
tek kişi çok kişidir
çöz gövdemin beyaz kimyasını
aklımın hizasını
kanat içimdeki uzayı , akşamın bahçelerini
söze söyle , yazıya dök beni
bir kucakla
bir imkansızlıkla
nasıl bilirsen onunla ilişkilendir
bir anlatana bir anlatılan gerekir...
BİRHAN KESKIN
Şiir hüzün demek biraz,mahsun olmak demek...böyle sanki bi sebepten açamayan tomurcuk gibi hissettiriyor okuduğum Keskin şiirleri..Tren garında bir dakkayla kaçırmışım gibi demir treni..Herkes girmiş ben dışarda kalmışım gibi sarı sıcak ışıldayan eve..
Ve fakat o tomurcuğa su veren de varmış gibi , gara benden sonra gelenin gözleri beni arıyormuş gibi , sarı pencereye bakarken ben, elimden tutup ısıtan varmış gibi de umutlanıyorum..
Çok şükür..
Böyle kayboluyorum kitabın içinde..
Rüyamda yunuslarla yüzdüm ben dün gece..mercanların içinden geçtim..muhteşem mavilikte elele idik..Her gece yatmadan şiir okusam yine gelir mi o yunuslar rüyamıza?Peki sen? Rüyamı gerçekleştirir misin? Ellerim ısınır mı güzel ellerinde? Treni kaçırdığımıza güler miyiz kahkahalarla? Usanmadan bıkmadan sular mısın o tomurcuğu kurumasın diye? Kaybolur musun mavilikler içinde? Şiir okusam yatmadan olur mu bunlar hep?
Etiketler: ben, birhan Keskin
26 Nisan 2011 Salı
Etiketler: efkan şeşen, renkler ve ıslıklar
25 Nisan 2011 Pazartesi
Berin'cim çok teşekkürler bizi tanıştırdığın için..Beni benden aldı..
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Nisan 25, 2011Etiketler: birhan Keskin
24 Nisan 2011 Pazar
Bu nası bi maçtı yaa..
Allamm kalbim olsa dururdu :)))
Etiketler: fenerbahçe
20 Nisan 2011 Çarşamba
sunta..Karanfil...hıdrellez,Nazan'ın çenesi...
9 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Nisan 20, 2011**az önce sunta yedim..e ama tadı sunta gibi..var ya altınbaşak felan bişiler..
**o kadar sıkıldım ki soğuktan çorapların üstüne yeni aldığım sandaletlerimi giycem..Kavacık'ın delisine çıkcak adım..dişlerimden bi kaçını da söktük mü..heh..benim o...
**masamdaki tespihi biri elimden alır mııı?
**allığım kırıldı..yani allık almak için bahanem var..hadi bana güsel bi allık önerin..ciddiyim..hadi önerin alcam..
**Can Lafcı'nın ilk kitabını okudum.."Karanfiller Ölürken" akşam eve gidim..kitabın bende uyandırdığı halet-i ruhiyeyi paylaşcam..
**Şimdi de şey okicam ; Kadın öykülerinde Ankara..Sel yayıncılıktan çıkmış kitap ve öykücüler arasında;Adalet Ağaoğlu,İnci Aral,Sevgi Soysal,Nazlı Eray,Füruzan var..Bakalım nası annatmışlar Ankara'yı..
**5 Mayıs'da Hıdrellez var.11 yıldır her yıl o gün kutlanıyor..Geçen sene gidememiştik Nazan'ın dilinden kurtulamadık aylarca..Bu sene gitcez artık..(Nazan'a not ; Gitcez taam olum yaaa...) Yannız bi tuhaflık var..Bilet alcaksınız diyolar..Nası ya? Ya 10 liraymış bilet ama ossun yani allann sokağına girmek için yani...neblim..al bi de link sana;
http://web03.biletix.com/etkinlik/MKHR1/TURKIYE/tr
14 Nisan 2011 Perşembe
12 Nisan 2011 Salı
Etiketler: anadolunun kayıp şarkıları, barış, japonya, nükleer
8 Nisan 2011 Cuma
haftanın son şarkısı..amy geliyomuşşşş....allammm geliyomuş yaaa....
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Nisan 08, 2011Etiketler: amy winehouse
4 Nisan 2011 Pazartesi
Haftasonu raporu-5 ve bana mor yazmaaa..umut kaya..cici...
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Nisan 04, 2011Şirin'e bayılıyorum.. Artık evde sıkıldığımızda "hadi çıkalım ya" diyebileceğim bi arkadaşım var benim..Bu, kızım 4 yaşına girdiğinden beri böyle olmaya başlamıştı ama artık gerçek bir arkadaşa sahibim.. Tanrının şanslı kullarındanım..Cumartesi sabah yataktan "bugün tatillll" diyerek zıpladı :) Eh tamam erken bi saatti ve dünya dönüyordu hala bana ama onun o bıcır bıcır hali kopardı beni sıcak haftasonu yatağından..gık demedim :) Önce Berin ile kahve-muhabbet zamanı..Erenköy Beyaz Fırın yanınızda minik bir insan da varsa çok uygun bir buluşma noktası..İçerde sıcak bir ortam ve büyük koltuklar v.s var..Büyükçe bir masada da çocuklu büyüklü insanlar ya kitap okuyorlar ya da boya v.s şeyler yapabiliyorlar.. Şirinella yan masada oturan abileri bu haliyle çok güldürdü..Ekranı göremeyen abiler (o sırada dinazor oyunu oynuyordu) Şirin'in ciddiyeti karşısında kesin önemli bişi yapıyo olum diye düşünmekte haksızlar mı? Bakar mısınız?
Bitti mi? Hayır bitmediii...Kuaförden sonra süslü püslü bowling oynamaya gittik..Bi de su tosbaası aldık kuzeni Ege'ye doğum günü hediyesi..Şirin ben de istiyorum demedi şaşırttı beni..Sonra çıktı kokusu olayın..Efenim o su kaplunbağası istemiyormuş bildiğin kara kaplumbağası istiyormuş..Kocamanından..te allamm..Geçiştirdim tabi ama takıldı bi miktar üzerime gelecek belli.. :) Ve en nihayet karanlık çöktüğünde babası ile buluşma ve eve dönüş zamanı.. Cumartesi akşamı Nazan'lar da parti vardı...Gökçe'nin özgürlüğünü kutladık hep beraber..Osman bize gitar çaldı..Hep beraber söyledik..Çok keyifli çok eğlenceli bi akşamdı..Nazom güzel ev sahibi:) güzel mutlu mesut yaşayın güpgüzel evinizde bir ömür.. Pazar sabahı ailenin kadınları kahvaltı yaptık...Kahveler içildi fallar bakıldı..Sonra çok özlediğimiz sevgilimizi ziyaret ettik hep beraber..Tam onu ziyarete yakışır gibi gittik..O'ndan bahsedip yaptığı komiklikleri düşündük..Duamızı ettik,ne kadar özlediğimizi fısıldadık içimizden.. Ve Şirinella ile kavuşma zamanı..Market alışverişinde satın alınan en sefimli şeye bakar mısınız?
Akşam olunca Şirinella uykunun kollarına ben dexter'a doğru yollandım..
Dexter enteresan bi adam...Ama başka bir yazının konusu..Biraz daha tanımamız gerekiyor birbirimizi :)

Bu arada ciddi bi fenerbahçe taraftarı yetişiyo..haberiniz ola..
Mor yazma bekleyen bana ; Umut Kaya - Mor Yazma (2009) by Aluxton Aluxton69
Etiketler: beyaz fırın erenköy, dexter, fenerbahçe, london, şirinella
1 Nisan 2011 Cuma
ya bu reklam çok güzel ya...kız arabaya binerken çocuğun harekete dikkat! Bi ara penguen oturuyor yan koltukta??
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Nisan 01, 2011Etiketler: reklam
Hayat, durmadan dayat
Bir ben daha çıkar körelmiş içimden
Ya bu deve güdülür ya bu diyar terkedilir hayat
Hayat hiç sormadan dayat
Bir ben daha eksilt tükenmiş içindem
Yerime yeni bi ben ya da beni gel alıver hayat
Yazılmış yalanlar, seni hep bulurlar
Kendine biçtiğin sonsuz yalnışlıklar
Hayat sen hep dayat
Hayat bu yüzden dayat
Yoksa bulamazsın saklı halini
Yoksa göremezsin gerçek dengini
Kanat içini, sök at yanlış kendini..
Etiketler: hayat dayat, jehan barbur
31 Mart 2011 Perşembe
bir vardı bir yoktu...
kış geçmiş dereler coşar, ılık rüzgarlar eser olmuştu..
olduğu yere sığmayan bişi vardı..
gittikçe genişlemiş büyümüş ve olduğu yer dar gelir olmuştu..
bütün bir kış onu saran sarmalayan bu küçük yuvayı terketme zamanıydı...
ve işte ona sesleniyordu hayat...
şimdi güzelliklerini gösterme zamanı idi..
açtı kollarını rengarenk..
kocaman güneş vardı...
kısıp gözlerini selam verdi usul...
ufakça bi ürperdi..
bir vardı hiç yoktu..
uzun zamandır susmuştu..
şimdi kendi sesini merak ediyor ama korkuyordu..
çıkan sesin ne diyeceğini bilmiyordu..
o kadar uzun zaman mı kalmıştı kendiyle?
o kadar uzun zaman birlikte kalıp uzaklaşmış mıydı sesinden..?
ne anlatırdı sahi kendiyleyken sesi ona?
hiç vardı o yoktu..
şimdi artık dedi sesini duyarak, ışıldama zamanı..
fısır fısır zamanı geçti..
mırıl mırıl öpüşme zamanı..
güneş güldü..
ışık vardı bulut yok..
Etiketler: gökçe özses
29 Mart 2011 Salı
Etiketler: ahmet demirhan, fotograf atölyesi, gökçe özses
28 Mart 2011 Pazartesi
bazı şeyler için diyorsun ki "ne kadar geç keşfetmişim"..üzülüyorsun felan.. sonra diyorsun ki "len ya hiç farketmeseydim?? " ben de onu farkettim.. hani burdayım çalışıyorum ama o beni alıp uçuruyor.. sessizce ama çok keskin cümleler kuruyor kulaklarıma..üflüyor..fısır fısır..fısır fısır.. Biri de; Jehan Barbur..Bir video benden..gerisi sizden artık... Düşünsene pazar sabahı..kapı pencere açık,üstünde hırka..güneş ve biz bu albümle kahvaltı yapıyoruz..Pöhüüüü..... Gökten düşmüş yerlere dağılmışım Büyümemiş küçük bir kadınmışım Bazıları için uzak bir rüyaymışım Sonunda senin gibi insanmışım Ama yolum çok, yolum çok uzun Ama yolumda küçüçük sokaklar.. Görebilir misin içimin rengini Bulabilir misin zamanın rengini Yürüyüp geri gelsen Yamacımda dinlensen Aklımda masal olmuş Günlerimi getirsen
Etiketler: jehan barbur
26 Mart 2011 Cumartesi
bahar geldi farkında mısınız?
erik ağaçları çiçek açıyor ,pencereden gelen baharın serin kokusunu duymak umut veriyor bana..artık daha geç karanlık iniyor şehre..
gelsin bahar..o ilk zamanlarındaki uyuşukluk halini , çağlayı tuza banmayı , erik çıksa da yesek sohbetlerini pek özledim...
hem bahar "yeni" de demek değil mi?.. adımı seviyorum :)
baharın ilk günlerinin tadını çıkaralım hadi..
Etiketler: bahar.hayat, umut
23 Mart 2011 Çarşamba
TNK - ZEHİRLİ SARMAŞIK (Bugün sanırım bununla bitecek)
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Mart 23, 2011Etiketler: TNK, Zehirli sarmaşık






