3 Aralık 2010 Cuma

Ve en nihayet uzun senelerdir istediğim Konya yolculuğumun zemanı geldi..

Şeb-i Aruz'da Konya'da olacağım..

Niyetim trenle yata yata gitmekti aslında ama orda daha çok vakit geçireyim diye uçakla gitmenin daha mantıklı olduğuna karar verdim..

Şeb-i aruz törenine bu saatten sonra bilet bulmak imkansız gibi bişi dedi Konya'daki dost Ahmet..Ama temem dedi imkansızı başaralım senin için..Sağol dostum :)

Halit'le konuşurken de bütün türbeleri gezdireceksiniz bana dedim..en güzellerini..Umud dedi türbenin güzeli mi olur?? Bi düşündüm...Taam dedim değiştiriyorum en mübareklerini gezdirin o zeman..:) gezeriz durmadan dedi merak etme sen..

Şinci ne isterseniz Mevlana topraklarından deyin?


Şu motifi seyrediyorum dünden beri;


1.Baş kısmı; Edeb ya hü"
2.kalp kısmı "Allah (cc)"
3.sırt-göğüs kısmı:"Ah mine-l aşk"
4.sağ etek kısmı "Ya Hazreti Mevlana"
5.sol etek kısmı: "Bu da geçer ya hü"
6.sağ etek iç kısım:"Hoş gör"

Ve Aşk'tan unutamadığım bir replik;

“Bila noksan, eksiksiz bir hayattır sürdüğün. Ya da öyle sanırsın. Alışkanlıklara ayak uydurur, tekrarlara kapılırsın. Şimdiye değin nasıl yaşadıysan, gene öyle yaşayacaksın sanırsın. Sonra beklenmedik bir anda biri çıkar gelir. Etrafındaki kimseye benzemez. Kendini bu yeni insanın aynasında görmeye başlarsın. Var olanı değil, sende eksik olanı gösteren sihirli bir aynadır o. Ve sen bunca zaman aslında hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığını, bilmediğin bir şeye hasret çektiğini anlarsın. Şamar gibi iner hakikat suratına. Sana içindeki boşluğu gösteren bu kişi bir pir, üstad, arkadaş, yoldaş, eş ya da bazen bir çocuk olabilir. Önemli olan seni tamamlayacak ruhu bulmandır. Her peygamberin verdiği öğüt aynıdır: Sana ayna olacak insanı bul! İşte o ayna benim için Şems’dir.”

Çok heyecanlıyım a dostlar..Belki de orda karşılaşacağım şey kendimin aynasıdır?
Olamaz mı?

Benim gibi sonda söyleyeceğini başta söyleyenlere şöyle buyurmuş canım efendim;

"yaydan fırlayan ok gibidir ağızdan çıkınca bir söz.
ve hiç geri dönmüş değildir atıldıkta sonra bir ok.
seli başından bağlar ileriyi gören kişi.
ve geçtiği yerleri harap eder baştan bağlanılmayan sel.
ne tükenmez hazinesin sen ey dil ve ne devasız bir dert!"

Ve "gönül,gönül verilerek alınır"deyü buyurmuş..Başka söze ne hacet!

Bu arada az önce yemek yediğimiz yerde nasıl bir tesadüf (tesadüf diye bişey var mı ki?) taksim trio çaldı...




Selametle












Bu 28 derecelik sıcak günü fırsat bildik..Tülay ve Nazo 'yla attık kendimizi plazadan dışarı..

Küfte ekmek-ayran...sonna birer çay..ohh missss....

kızlar zevkti...



Hindi Zahra - Beautiful Tango

2 Aralık 2010 Perşembe




Dün Ahmet'in doğum gününü kutladık...Ahmet,gel yafu kafan dağılır deyince kıramadım onu..Gittim..Ama sanırım onların arasında azcık sönük kaldım...Hepsi birden beni teselli etmeye çalıştılar,güldürdüler,azcık içirdiler :)kendi sıkıntılarını paylaştılar..Millet teşekkür ederim ben de sizi seviyorum(Handan,Ayça,Oya,Ahmet,Meriç,Pınar,Selmin,Fırat,Josef) ...

Josef bana azcık kızdı ama "sen josef abisin Meriç ; Meriç işte" deyince..
ehe :)

Güzel bi meyhane..modern meyhane yapmışlar...ferah ferah...Beyaz örtüler güler güzlü çalışanlar..Sevdim ben..Giderim yine..Ben bişi yemedim ama midyeli sarması ve karides güveci ve zahterli sigara böreği 10 numaraydı..(ayça'nın "aç içme ye şunlardan" deyip ağzıma tıkıştırdıklarından anladığım kadarıyla) Fonda Erkin Koray'da çaldılar Ebru Gündeş'in damar yakan şarkılarından da..Ama mekan kaldırıyor..E bi de ben seviyorum ya arabesk...güzel gitti...Bi de şu şarkıyı çaldılar aklımda kaldı dünden beri takıldım.. Biri benlen dalga mı geçiyor ülen?? Ciks olduk bu yaştan sonna :))




1 Aralık 2010 Çarşamba



Gidişinin birinci ayı doldu ilk göz ağrım..

Sen benim çocukluğumdun..

Gökçe'nin dediği gibi çocukluğum kapandı sen gidince..

Senin yanında uyumak bir zamanlar arzuladığım , beni ısıtan tek şeydi..

O kocaman yatağımızda sıcacık sarmalardın beni...Matematik dersinden aldığım ilk zayıfım , ilk aşkımı rüyalarımda görüşüm , sabah uyandığımda çocukluktan çıkmış olmamın işaretlerinden ufacık pembe leke..hepsinde yanımda sen vardın..Usulca okşardın yanaklarımı, kuzum daha neler yaşayacaksın unutacaksın bunları derdin..İnanırdım ben de sana..Kimseye inanmadığım kadar çok inanırdım..Beni senden çok seven oldu mu hala bilmem!

Anneannemdin..Ama annemdin..Yıllar sonra kucağına yumru yumru bir bebek vermişlerdi..Oysa sen 6 tane hayatta kalan 10'a yakın da kaybettiğin çocuklarından sonra epey bi ara vermiştin bebek bakma işine..Ama tereddüt bile etmedin şimdi bile eminim..Beni sıcacık büyütmeyi gönüllü kabullenmiştin sen...Annem olmayı...

Seni çok özlüyorum..Hiç ara vermeden orda huzur içinde ol diye ben burda her gece uzun uzun dualar ediyorum...Ama çok zor geliyor..Bu özlem hep yalnızken yakalıyor beni annem...Bi de acılarım dinmiyor..Sen olsan bana kızardın şimdi..Üzme kendini deli misin kızım sen diye..Pembe topuklu kızım benim derdin..Sarılırdın ve her zaman bana sarıldığında söylediğin gibi seni çok seviyorum umudum derdin..Seninle gurur duyuyorum kızım derdin..Şimdi görsen bu kadar acı çektiğimi yine gurur duyar mıydın benimle??

okuyunca kötü olacaksınız biliyorum ama yazmam lazım..Yoksa içimde büyüdükçe beni de bu ızdırap bitirecek..Her geçen gün -tıpkı evlat sevgisi gibi-özlem de büyürmüş,azalmazmış..Çok fenaymış..

Hep aklımda radyoda dinlediğimiz sanat müziği..Ve sen illaki evi temizliyor olurdun yine,yemenin başında..Yorulunca bi sigara tellendirirdin ben o zamanlar içmezdim..Sonraları beraber tellendirdik efkarlanınca..Şarap içmişliğimiz var deme annecim..Yüzünü ekşitirdin bi önce..Sonra kan yaparmış bu deyip devam ederdin..Rakıdan hazzetmezdin hiç..Kokusu eski zemanları hatırlatırdı sana...Ben hala severim rakıyı..

Hep haklı haksız kadın'ların yanındaydın..Tanıdığım ilk feministtin sen..8 Mart'ta Berin'le gittiğiniz Kadın yürüyüşünde yine hayran bırakmıştın kendini..Ben neden yoktum ki? Okulda falandım zahir..

Biliyor musun -çocuk aklı işte-annemler bu gece evde kalacaksın anneanneye gitmek yok dediklerinde uyumadan ağlardım hep sessiz sessiz..Senle uyuyamayacağım ya..Ben de kahverengi bi ayıcığım vardı ona senin başörtünü bağlardım..Kokunu çeke çeke uyurdum..Sabah ilk işim sana sarılmak olurdu..

Annem;zor zamanlar geçiriyorum...Kendimi eksik hissettiğim zamanlar..Geçecek diye bekliyorum..Umudumu kaybetmek ayıp geliyor ama..du bakalım..

Ben senden öğrendim güçlü durmayı en çok da gururu...Nolur bırakma beni..Son bir aydır her gece rüyamda olduğu gibi bana yol göster annecim..

Ve beni affet..

Mezar taşında sanırım şöyle yazacak annecim; "O sadece herkesi çok sevdi"

Not:Emine teyze'cim..Siz bu dünyada tanısaydınız annemle birbirinizi eminim çok severdiniz..Di mi Gökçem..Kuzum hepimize Allah sabır versin..
Emin amcam; o muhteşem kadınlar önce Allah'a sonra size emanet..Annem komik kadındır bakın çok gülceksiniz orda nurlar içinde..Benden demesi...

30 Kasım 2010 Salı




Kuran'ın 7.suresi..Bilen bilir..Cennet ile cehennem'in tam arasındaki tepedir..
Günahı ile sevabı eşit olanların Cennet ile Cehennem arasında sıkıştıkları yerdir..İkisine de giremezler..Burda kalmanın zorluğunu yaşayanlar bir adım öne...Kafası karışıklar...Bedeni havada uçanlar..

Ne ılık ne soğuk gibi di mi?

Ait hissetmeyenler!

Bi tarafı ile de iyi hissetmek mi? Ne hamur gibisin ne de kaskatı..

Zor ama...

Huzursuz mutluluk demiştim çok önce..Öyle gibi..

Araf'tayım...

29 Kasım 2010 Pazartesi

Güzel ve hareketli bir haftasonu daha..ve ben yine sislerle beraberims.

ilk gün body world'e gittik..Yafu ne acaip bişi o öyle; kaslar,yağlar,tendom muydu neydi adları ip gibi ip gibi..

İstanbul Modern'de sergi..Valla ben gidin derim..çok acaip bi deneyim..

sonna gece rüyama girdi ama kaslı kaslı insanlar..ama bu sefer kas derken gerçek kası kastediyorum...bildiğin çiğ et işte..

ya ben böyle annatıyorum ama siz gidin bak.. Kocaman bi atı soymuş sovana çevirmişler;





------
Sonra uzun yıllardır tanıdığım dostum...Filiz'cim..Hayatımda gördüğüm en iyi şoför..
Acaip güzel bi fikrimiz geldi haftasonu..Motor ehliyeti alacağız..Tanıdık ehliyet kursu bile bulduk :)

Ve benim bebeğim işte bu;








Kendisi aslında bir scooter olup bir arabanın 3/1 fiyatınadır..





Önümüzdeki günlerde kursla ve yaralarımla ilgili bilgileri sisinle paylaşıyor olurum :) ehe..





Sonra İspanyol sinemasının medarı iftiharı Almodovar'a ait (hem senarist hem yönetmenliğini yapmış filmin) los abrazos rotos'u izledim..Türkçe çevirisi;Kırık Kucaklaşmalar..










Los Abrazos Rotos - Trailer completo


Kırmızılarla dolu ,benim "üle keşke kitap okusaydım bu 100 küsür dekkada" demeden gönül rahatlığıyla izlediğim ve aslında çok da etkilendiğim şiir gibi bir Almodovar filmi...

Filmde sahneler öylesine doğal ve öylesine kendi akışında ki filmin üzerinde düşünüp , sonrasında sahneleri aklınıza getirdiğinizde yönetmenin şaheserine bir kez daha tanıklık etmiş oluyorsunuz...Anormal sanki onun filmlerinde normal...O kadar doğru veriyor ki bunu evet gayet normal bu da böyle olur zaten dedirtiyor izleyiciye..

Almodovar ile Özpetek ne kadar karşılaştırılmalıdır ya da doğru mudur bilmiyorum ama her ikisinin de filmlerin de kadınlar ve erkekler ve gayler vardır..Kadınlar konusunda ne denir bilinmez ama erkeklerin zayıflıklarını çok çarpıcı bir şekilde işliyorlar filmlerinde..

Kostümler (yönetmenin tüm filmlerinin kostümlerini Jean Paul Gaultier hazırlarmış ve o kaddarr muhteşem kii) ve dekorlar ilk bakışta evet bu bir almodovar filmi dedirtecek kadar "özgü"...
Ve kırmızı ve yeşil ve ispanya'nın rengarenk evleri,ve penelope.. :) Güzel Penelope...Ya Akdeniz kadını..Bu kadar...

Ve almodovar'ın kadınları her koşulda sağlam ve ne istediğini bilen kadınlar..Ve bu benim yönetmeni şahane bulmam için yeterde artar bi sebep!! Yine bir homoseksüel ve yine kadın duyarlılığının son noktası...Benim artık inancım gerçekten çok diplere çökmüş durumda..Heteroseksüel bir erkeğin olması imkansız bir durum mudur bu?? :( Çok betbahtım..

İşte tam bu yüzden Almodovar Can'dır... Biz kadınların göz bebeğidir..

Filme ilgili bişiler anlatasım var ama şimdi izlemeyenler için bunu spoiler olmadan nasıl yaparım bilemedim..Yok annatmiyim ben..Ama fragmanını vercem filmin...İzleyin...

Ama son sahnede mateo'nun ellerini lena'nin son görüntüsü üzerinde gezdirişi ve filmin bitiş müziği...Olağanüstü!

Bi de film müzikleri muh-te-şemmmm...dinleyin...



26 Kasım 2010 Cuma


peki madem;












Kumdan Kaleler – Bu Aşk Burada Biter

Üniversiteye hazırlanırken bu albümü o kaddar çok dinlemiştim ki..O zamanlar Tuna Kiremitçi müzik yapıyordu ne de güzel yapıyordu keşki hep öyle kalsaydı..Tatlı mı tatlı bir karısı vardı..."Gamzelerin evliliği" gerçekleşmemişti henüz..Ben ne de aşıktım..Ve ne çok gençtik..
Bu şarkıyı dinlerdik dinlemesine,tek kulaklık iki kişi..Her şeyi paylaşırdık o zaman..Bu şarkının hüznünü görmezden gelirdik..Olmayacak gibi..yok sayar gibi...

eski zemanlar..

Kediler öldüklerinde gözleri açık mı ölürler? Kapatamazlar mı?O zaman hep bişiler yarım kalmış mı olur? Ben neden böyle saçma sorular soruyorum kendime?
Bu kediyi nerdeyse eve getiriyordum geçen cumartesi..Aşık oldum resmen...Bertuğ inceden iki kediye hazır mısın olayına girdi..Az daha düşüncem şimdi..yeri yurdu belli nasılsa pisiciğin..





Dün gece bi film izledim..Greenberg..2010 yapımı..Noah Baumbach yönetmeni..
IMDb 6.4 vermiş.Ben Stiller başrolde.. Fragmanı burdan..








Roger Greenberg bir çoğumuz gibi kafayı dağıtmış bi amca..Kafası biraz daha fazla karışmış bizden..Öyle ki L.A gelmeden önce bi ara hastane de bile yatmış...İşte benden bi kaç adım uzakta :))
Hem insanların onun hakkında düşündüklerini merak ediyor , öğrenince inkar ediyor ve sinirleniyor mesela..Ya da yoldan geçerken araba durup yol vermediği için arabanın tamponuna vurup arabanın durduğunu görünce topukluyor hemen..Her erkek kadar kalp kırıyor,saçmalıyor..Ama yine de bi farklılığı var..İzleyince göreceksiniz..Eski sevgilisinden yıllar sonra şefkat bekliyor ama o kadar farklı yerlerdeler ki..Sürekli şikayet mektupları yazıyor filmin sonlarına doğru epey bi deste birikmişti elinde..

Ben seviyorum böyle filmleri..Kafamı karıştırsın beni rahatsız etsin..Olduğum yerde azcık kıpraşayım..

Günlerdir kafamda ufacık bir kelimecik dolanıyor; içgörü..Ne mühim geliyor kulağa di mi? İÇGÖRÜ...Düşünüyorum üzerinde..yazarım tamamlanınca..

Star da bi dizi var..Behzat Ç..Ben izlemedim hiç ama bundan sonra izleyeceğim sanırım.. Bu fragmanı izleyin mutlaka!! Seviyorum Ankara havasını :) Pek ağır..













Behzat Ç. - Bir Ankara Polisiyesi

Aslında kitaptan uyarlanmış bir dizi..Kitabın yazarı Emrah Serbes..-Berin sen Enes deyip duruyordun ya- Yazarın kitapları "son hafriyat" "her temas iz bırakır" ve şiddetle okumak istediğim :) "Erken kaybedenler"

bi de -Stardust sen pek seversin şahsı- İ.Melih'e epey saydırma varmış kitapta hımm..Dizide de var aynından??

İdefix'de sanal kitap fuarı başlamış.. Ay başı geliyor...iyidir iyi...

Son olarak ; sabah serviste şiş gözlerle kırıldım gülmekten..Met-üst ne demiş bilin mi?

kimi kadınlar turşu kurmuyor / adeta empati kuruyor / hıyarla lahanayla!



iyi hafta sonları...


25 Kasım 2010 Perşembe

çok güzel bir haber aldım...
I.üzüm ameliyat olmuş ve şu an çok sağlıklıymış..
güzel şeyler de oluyor bazen...

Nazan beni günlerdir deli gibi ,manyak gibi , aklını yitirmiş gibi güldürüyor..

bak duyuyorum ,hala yapıyor... buraya geleceğim tekrar..

yaaa Cem Yılmaz...

Konu bu..Bu adam var ya bu adam...ne diyim bilmem ki?? Gökçe ne disem?? Demeyeyim ayıp kaçmasın...etrafta çoluğu var çoğcuğu var..

Ama bu mu ;





Bu mu deseler;






aslında açık ara Cem Yılmaz diyecektim..Fekat ellamm Eric Bana'nın nasıl bir fotografını seçmiş benim gafil gözlerim..Ama yok yok..kararım kat'i...Cem Yılmaz baba...Ya seçim yapmak zorunda mıyımm??? ehe..Taam Cem...


Bak şimdi doğrudan söyleyeyim Gora'yı izledim..Yaniii...Benim aklımda kalan tekrarlı sahne (böyle bir terim muhtemelen yok ben dötümden uydurdum) "Kimsin sennn,çık dışarııı" idi..Arog'u izlemedim..İzlemedim napiyim??Bakma kötü kötü..

"Her şey çok güzel olacak" Şukela film...Defalarca izlesem yine defalarca izlerim :))
Altan işte ya..


"Tolga naber??" güzeldi di mi?








Sonna Hokkabaz...Aslında nasıl içli film di mi? Detay film bence ...Bi kere izlemekle olmaz en az iki..Ben izlerken çok içlenmiştim ve tabi ki ağladım sonunda..soru mu bu da şimdi??

Filmin ilk sahneleri..Nasıl naif ve o zamanlardan di mi?




O beni en çok güldüren o repliği aradım ama bulamadım bi türlü ; "Sen de sabahtan beri dikkat çekmek için org çalıyorsun orda'dır..ve nasıl doğrudur..Hatırlayan var mı?

Ve Yahşi batı..Filmi izlerken çok güldüğümü hatırlıyorum...Ayaklarımı koltuğa vura vuraaa..Ama bazı yerler var ki işte Nazan burda devreye giriyor ve bizi günlerdir aynı tonlama ve birebir aynı kelimelerle yerle yeksan ediyor.. Çahhh...:))Bu sefer essahtan çah!

Bana hatırlattığı replikler buyrun burdan yakın;





Bi de tabii efsane yalan olayı var Cem Yılmaz'ın ki dadından yinmez..


































Bu da yanına cabası...



23 Kasım 2010 Salı






Deniz olumm bu lafım sana..Şarkıyı dinle yarına kadar hazırlan sınav yapcam oğa göre...

Resimler de sana bişi anlatıyor bak..

oooo sallaya sallayaaaaaaa,ooooooo bak takıl bana,hepsi boşu boşunaaaaa




Bu da benim payıma düşen... :)


enercik miyim niyim ??

noldu böyle?

masamda oturuyorum..belden yukarısı sabit..ciddi basbaya lam !
masamda oturuyorum..belden aşşası allam nasıl biliyor musun? deli ... gibi :) (edo?)

athena günü bugün..t ile..

ooooooo......fırtınalar esiyooooo....artık gönül iflah olmuyoooooooo :))

çok eğleniyorum...

masanın altında kalanlar..
masanın üstünden görünenler..off acıyor ya...




22 Kasım 2010 Pazartesi

Allamm çok güzel...

sürekli Hümeyra dinniyorum..

çok naif...pek kırılgan...sonsuzzz romantikkkkk....

kendimi şöyle hayal ediyorum...ben bir bar taburesi üzerindeyim..bir ayağım taburenin kenarına dayalı..bir ayağım yerde..mümkünse serin bir yaz akşamı..kalabalık değil..ama siz varsınız işte..küçük bir orkestra...açık hava..uzun zamandan sonra esinti çıkmış bu akşam..

ben söylüyorum..sus duymasınnn....



sus duymasın_hümeyra video.mynet.com

19 Kasım 2010 Cuma

Işıklı bir sabahta kahvaltı sonrası serilmek gibisi yok..
Gökçe'min akşam bana verdiği tişört ne manidar çıktı yafu :) Bilerek vermediyse ne olimm :))



şimdiki istikamet çıplak ayakla çimenlere basabileceğim herhangi bi yer..hava çok güzelllll....

18 Kasım 2010 Perşembe

şımşım ben..
























Tolgi'nin falıııı...

















Moda parkında sırnaşık kedi..






Moda parkında kış...







Moda parkında uyuyan lokum..



























"Biz burdayız kızım" demişti Tolga o akşam..Sonra da üçümüz kocaman sarılmıştık birbirimize..



Güzel bir gün geçirdik hep beraber..."Dememiş miydim kızım biz burdayız diye sana" diye hatırlattı Tolga...Gökçe'nin gururlu gözleri sevgilisinde,bir eli benim elimin üzerindeydi..



Seviyorum huleynn..

bi de tolga bugün fall baktırdıı,tol-gaaa fal baktırdıııı..ehe..

17 Kasım 2010 Çarşamba























Bugün Ahmet Altan Taraf'ta çok güzel yazmış..

HAYAT NEDİR?

Bütün bir gündür rüyamda gördüğüm "özgür"isimli kişiyi düşünüyorum.Hem de kim biliyor musunuz? Çok güzel hareketler bunlar'daki çocuk var ya -ismi aslında eser'miş ama benim rüyamda ismi Özgür..-saçma evet ama rüya bu-Rüyama girmiş,tanımam etmem.Çanakkale'deydik..Bir sürü insan daha.Karışık bir rüya anlattırmayın..Ama şimdi farkettim Özgür aslında bir kişiyi ifade etmiyor rüyamda o bir durumu ifade ediyor."Özgür" işte anlasana.Sanırım kısa bir tatile çıkmalıyım..Nereye gideceğimi bilmiyorum..Ama trenle gitmek istediğime eminim..Öylesi daha özgür gibi..

Kitap çok iyi gidiyor..

Müthiş zamanlama!!

İnanmayı seviyorum..Ve ismimi..UMUD..

Gelecek günler kimbilir ne heyecanlı ve mutlu zamanlara gebe!

İşte olmak istediğim insan!

Temiz bir uykuyu hakettim bugün..

tatlı rüyalar..(Rüyamdaki Özgür tanıdığım Özgür'ler içinde en tatlı olanıydı.İsmi eser olsa bile..Demeden edemedim)

16.11.2010

14 Kasım 2010 Pazar

Dua et..


Sanki Tanrı gerçekten sorduğum sorulara yanıt veriyor gibi yada en azından cevapları bulmamı sağlıyor..Her an,her nefesimde yanımda olduğunu hissettirdiğin için teşekkürler...

Ye,Dua et,Sev kitabından;(biliyor musunuz filminden çok daha derin bir kitap bu..ve bana şimdi çok iyi geldi)

"...Saygılı aklı başında ve makul bir şekilde, her zaman belirgin olan uyuşmazlıklarımızı küçülten mantıklı bir planla "yeniden deneme" konusunu tartışıyorduk..Bunu çözmeye kendimizi fazlasıyla adamıştık.Çünkü,birbirine delicesine aşık olan iki insan nasıl olurda mutlu sona eremezdi?Bu işe yaramalıydı.Yaramadı mı?Yepyeni umutlarla yeniden bir araya gelerek,birkaç çılgıncasına mutlu gün yaşıyorduk.Hatta bazen haftalar.Fakat nihayetinde David benden bir kez daha uzaklaşırdı ve ben ona bağımlı hale gelirdim (ya da ben ona bağımlı hale gelirdim ve o uzaklaşırdı;hangisinin diğerini tetiklediğini asla çözemedik) ve sonunda ben perişan,o yine gitmiş olurdu.."(sayfa;42)

Yanıt gibi di mi?

Evim ne kadar da sessiz..Ve bu nasıl güzel!

Koltukta beyaz battaniyem ayaklarımı örterken yanıbaşımda masa lambası sadece kitabımı aydınlatıyor.Pc ayak ucumda.O kadar sakin bir uykudaki.

Evim ne kadar da sessiz..Ve bu nasıl huzurlu!

Bu gece uzun zaman sonra Tanrı'ya tekrar şükrediyorum.
Beni iyileştirmeye başladığı için...

Evim de o kadar hareket yok ki..

Ve bu o kadar...

kendini duyabilmek için yalnız olmak sanırım en doğru yol..Bu yolu seviyorum..

;;