11 Mayıs 2011 Çarşamba
Etiketler: mango 2011
9 Mayıs 2011 Pazartesi
tenhalaştı...ortalık bi dağıldı ,tozlar kalktı bi , gözüne kaçtı hepsi..sonra tenhalaştı işte.
küçükken de oyuncak istemezdi zaten parası yoksa alamassa üzülür diye..
tenhalaştı ya ortalık...konuşası yok..gözlerinden akan uyku değil kırmızı...
suskun herkes,hiç kimse mi göremiyor yaz güneşini? ve ne çok gürültü var..
hükmen mağlup ne acıklı laf lan..!
6 Mayıs 2011 Cuma
hehehe..daaldım ben izlerken..olum çok komik bu yaa:))))
Etiketler: şanslı masa
5 Mayıs 2011 Perşembe
Bugün bu...
Etiketler: gülay, nefes bile almadan
3 Mayıs 2011 Salı
şimdi yekten şunu söylemek lazım..şurda iki satır bişiler yazmak için ıkınıyor sıkınıyor evirip çeviriyoruz..yalan mı? doğru! Adam kitap yazmış..175 sayfa..kimbilir kaç satır kaç paragraf..baştan kutlamak lazım..çalışkanlığını ve cesaretini....kendi adıma onu çok kıskanıyorum..Son okuduğum kitaplardan "Karanfiller Ölürken" Ve yazarı Can Lafcı..Bi kere isminin Can olması gözümde ayrı bi değere sahip olmasına sebep..Can ismi..tamam yani..Can'sa yakındır bende ki can'a :) Neyse laf kalabalığı yapıyorum..
Karanfiller Ölürken etkileyici bir roman..Erkek dünyasından bakışa biz kadınlar çok mesafeli dururuz bence..Okuruz,ah deriz ne acıklı,hatta nerdeyse anlar gibi olur; kesinlikle anlar gibi yaparız ama mesafemizi hep koruruz zira duyguları ile hareket etmeyen varlıklar erkeklerdir,ilişkinin en güzel yerinde sorun sende değil bende anla beni diyen canavar erkek cinsindedir,muhteşem bi gece geçirdik artık daha da yakınız zannedersin kabusun olur unutana kadar..
Bu kitabı okuduğumda olum dedim insan len onlarda..onlar da terk edilince bunalıma giriyorlar,arkadaşlarına anlatıyorlar,neden diye soruyor yafu,inanabiliyor musun neden sorusunıu soran erkekler var! (yok valla abartmıyorum çoğu soru sormaktan aciz..)
Kahramanını tanımayı -gerçekten tanımayı-çok isteyeceğim bir roman okudum ben...Soru soran,aşık olmaktan haz duyan,tanıştığı kızın naifliği karşısında erkek güdülerinden vazgeçen bir adam..genç bi adam..kendimi yakın hissettiğim bir "erkek kahraman" pek nadirdir..öyle oldu bu romanda..
Arka kapak yazısı;
"Değerli izleyenler bugün aşk soslu karanfil salatası yapacağız.
Malzemeler;
Kendisine ilk defa çiçek alınmış bir erkek.
Beş adet karanfil ve terk edilmiş bir sevgili.
Yavaşça yapraklarından başlayarak karanfillerimizi ince ince kıyıyoruz.Avucumuzun içini derin olmayacak şekilde keserek biraz kan ilave ediyoruz.Mutfak avucumuzun kanıyla kızıla boyandıktan sonra karanfillerin saplarını da doğrayıp bir çöp tenekesine atıyoruz.
Afiyet olsun."
Bence çok yaratıcı..Aşk'ın acıtan halini bir erkekten dinlemek çok keyif verdi bana..İntikam hissi mi? Sahi mi? Öyle mi düşündün hakkaten..bunu mu çıkardın yani söylediğim bunca şeyden..Yürü git!
Bakın romandaki iki erkeğin aşk hakkında fikirleri;
"...Eğilip ayağının altında duran şişelerden iki tanesini açtı.İşte şişelerden çıkan ikinci büyülü ses!Açıldıkları zamanki alkolün gelişini müjdeleyen ses!Bu sesi iki defa saygıyla dinledi.Açtığı şişeyi Özgür'e uzattı.Özgür şişeyi bacaklarının arasına koyup arabayı kullanmaya devam etti.Konuştukları konular sağa sola saptıktan sonra yeniden olması gereken yere,aşka geldi.Özgür kısa cümlelerle anlatmaya çalışıyordu aşkı.
"Aslında yaşanması gereken değil,yaşanmaması gerekene aşk denmeli.Her şey mantıklı ve yerli yerindeyken yaşanan ilişkiden aşk nasıl çıksın ki? Çile yok,ezilme yok,eziyet yok.Aşk buna denemez"
"Ulaşılamayanlar güzel olduğundan böyledir bu.Yaşanan aşk neden olmasın.Senin dediğinle ancak tek kişilik aşktan bahsedebiliriz."
"Aşk zaten iki kişilik olmaz.Tek bir insanın yaşadığına aşk diyorsak eğer,tesadüf eseri birbirlerine aşık olmuş insanların ilişkisinde de ortada iki aşk vardır.Bu aşkları birbirlerine doğrultmuşlardır belki ama ortada tek bir aşk yoktur,olamaz"
"İyi de birbirlerine aşık olmayanların ilişkileri nasıl olacak.O zaman onlar birlikte değiller.Aşık olup birinin peşinden ağlamak ve ona ulaşamamak mıdır aşk?"
Burnunu gürültülü biçimde çekip genzinde birikenleri yuttuktan sonra devam etti Özgür.
"Bazen öyle olduğu da olur.Yani aşık olunan kişinin bundan haberi dahi olmayabilir.Ama ortada bir aşk vardır ve gerçektir"
"Bence yoktur.Aşk bence yerine varması gerekli bir irade beyanıdır..Varmadı mı yok demektir.Daha oluşmamıştır.Ortaya çıkmamıştır.Hiçbir yerde de değildir."
"Ya ne ilgisi var?Mecbur mu adam aşkını açıklamaya?"
"Mecbur tabi.Öyle ona buna aşık olup aşık olduğu insanı habersiz bırakamazsın.Buna kimsenin hakkı yok"
"Ya siktirecen hakkını hukukunu şimdi.Hakla ilgisi ne bunun?Neymiş aşk önce sen onu söyle bakalım?"
"Ne lan bu mülakatta gibi."
"Uyumdur olum uyum.Dünyada yakaladığın uyuma denir."
"Hah işte tam dediğinin tersine vardın.Ben sana söyleyeyim.Aşk ortaklıklardan değil tam da iki insanın arasındaki farklardan kaynaklanır.Birbirlerinin farklarına aşık olur insanlar ve öyle dediğin gibi tek kişilik de değildir.İki kişiliktir aşk.Büyük kasaların iki anahtarı olması gibidir.İki kişi aynı anda orada olmazlarsa aşkın kilidi açılmaz"
Çok geçmeden felsefi bir tartışmaya evrilen konu yine keyifzadelerin dillerinde çürüdü ve ikinci cigaralığı yaktılar.Birkaç nefes çektikten sonra arabanın gidip gitmediğine dair ya da kaç kilometre hızla gittiğine dair sorulacak sorulara verecek cevapları kalmamıştı."
Romanı okurken arada yoklayan ve damağınızda kalan bukowski tadı da yazarın size hediyesi gibi..
Hım bu arada "Roman Kahramanları" isimli dergiyi duydunuz muydu? İstanbul merkezli bir dergi ve işte size link ; BURDAN ...Can Lafcı'nın bir yazısı olacakmış belki de son sayısında..Gördüğünüz üzre takipteyim..Bence siz de etmelisiniz...
Bu arada kitabın yayınevi;Phoenix...idefixe'den ve D&N'lardan kitaba ulaşmak mümkün...Okuyun tartışalım hadi kadını erkeği ve aşkı.. :) Heh..Var mı cesaretiniz Lafcı kadar?
Selametle..
Etiketler: can lafcı, karanfiller ölürken, roman kahramanları dergisi
28 Nisan 2011 Perşembe
27 Nisan 2011 Çarşamba
GİZ
Ey yar ; boynumun borcu
strateji ve taktikler burcu
anlat tabii
tek kişi çok kişidir
çöz gövdemin beyaz kimyasını
aklımın hizasını
kanat içimdeki uzayı , akşamın bahçelerini
söze söyle , yazıya dök beni
bir kucakla
bir imkansızlıkla
nasıl bilirsen onunla ilişkilendir
bir anlatana bir anlatılan gerekir...
BİRHAN KESKIN
Şiir hüzün demek biraz,mahsun olmak demek...böyle sanki bi sebepten açamayan tomurcuk gibi hissettiriyor okuduğum Keskin şiirleri..Tren garında bir dakkayla kaçırmışım gibi demir treni..Herkes girmiş ben dışarda kalmışım gibi sarı sıcak ışıldayan eve..
Ve fakat o tomurcuğa su veren de varmış gibi , gara benden sonra gelenin gözleri beni arıyormuş gibi , sarı pencereye bakarken ben, elimden tutup ısıtan varmış gibi de umutlanıyorum..
Çok şükür..
Böyle kayboluyorum kitabın içinde..
Rüyamda yunuslarla yüzdüm ben dün gece..mercanların içinden geçtim..muhteşem mavilikte elele idik..Her gece yatmadan şiir okusam yine gelir mi o yunuslar rüyamıza?Peki sen? Rüyamı gerçekleştirir misin? Ellerim ısınır mı güzel ellerinde? Treni kaçırdığımıza güler miyiz kahkahalarla? Usanmadan bıkmadan sular mısın o tomurcuğu kurumasın diye? Kaybolur musun mavilikler içinde? Şiir okusam yatmadan olur mu bunlar hep?
Etiketler: ben, birhan Keskin
26 Nisan 2011 Salı
Etiketler: efkan şeşen, renkler ve ıslıklar
25 Nisan 2011 Pazartesi
Berin'cim çok teşekkürler bizi tanıştırdığın için..Beni benden aldı..
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Nisan 25, 2011Etiketler: birhan Keskin
24 Nisan 2011 Pazar
Bu nası bi maçtı yaa..
Allamm kalbim olsa dururdu :)))
Etiketler: fenerbahçe
20 Nisan 2011 Çarşamba
sunta..Karanfil...hıdrellez,Nazan'ın çenesi...
9 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Nisan 20, 2011**az önce sunta yedim..e ama tadı sunta gibi..var ya altınbaşak felan bişiler..
**o kadar sıkıldım ki soğuktan çorapların üstüne yeni aldığım sandaletlerimi giycem..Kavacık'ın delisine çıkcak adım..dişlerimden bi kaçını da söktük mü..heh..benim o...
**masamdaki tespihi biri elimden alır mııı?
**allığım kırıldı..yani allık almak için bahanem var..hadi bana güsel bi allık önerin..ciddiyim..hadi önerin alcam..
**Can Lafcı'nın ilk kitabını okudum.."Karanfiller Ölürken" akşam eve gidim..kitabın bende uyandırdığı halet-i ruhiyeyi paylaşcam..
**Şimdi de şey okicam ; Kadın öykülerinde Ankara..Sel yayıncılıktan çıkmış kitap ve öykücüler arasında;Adalet Ağaoğlu,İnci Aral,Sevgi Soysal,Nazlı Eray,Füruzan var..Bakalım nası annatmışlar Ankara'yı..
**5 Mayıs'da Hıdrellez var.11 yıldır her yıl o gün kutlanıyor..Geçen sene gidememiştik Nazan'ın dilinden kurtulamadık aylarca..Bu sene gitcez artık..(Nazan'a not ; Gitcez taam olum yaaa...) Yannız bi tuhaflık var..Bilet alcaksınız diyolar..Nası ya? Ya 10 liraymış bilet ama ossun yani allann sokağına girmek için yani...neblim..al bi de link sana;
http://web03.biletix.com/etkinlik/MKHR1/TURKIYE/tr
14 Nisan 2011 Perşembe
12 Nisan 2011 Salı
Etiketler: anadolunun kayıp şarkıları, barış, japonya, nükleer
8 Nisan 2011 Cuma
haftanın son şarkısı..amy geliyomuşşşş....allammm geliyomuş yaaa....
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Nisan 08, 2011Etiketler: amy winehouse
4 Nisan 2011 Pazartesi
Haftasonu raporu-5 ve bana mor yazmaaa..umut kaya..cici...
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Nisan 04, 2011Şirin'e bayılıyorum.. Artık evde sıkıldığımızda "hadi çıkalım ya" diyebileceğim bi arkadaşım var benim..Bu, kızım 4 yaşına girdiğinden beri böyle olmaya başlamıştı ama artık gerçek bir arkadaşa sahibim.. Tanrının şanslı kullarındanım..Cumartesi sabah yataktan "bugün tatillll" diyerek zıpladı :) Eh tamam erken bi saatti ve dünya dönüyordu hala bana ama onun o bıcır bıcır hali kopardı beni sıcak haftasonu yatağından..gık demedim :) Önce Berin ile kahve-muhabbet zamanı..Erenköy Beyaz Fırın yanınızda minik bir insan da varsa çok uygun bir buluşma noktası..İçerde sıcak bir ortam ve büyük koltuklar v.s var..Büyükçe bir masada da çocuklu büyüklü insanlar ya kitap okuyorlar ya da boya v.s şeyler yapabiliyorlar.. Şirinella yan masada oturan abileri bu haliyle çok güldürdü..Ekranı göremeyen abiler (o sırada dinazor oyunu oynuyordu) Şirin'in ciddiyeti karşısında kesin önemli bişi yapıyo olum diye düşünmekte haksızlar mı? Bakar mısınız?
Bitti mi? Hayır bitmediii...Kuaförden sonra süslü püslü bowling oynamaya gittik..Bi de su tosbaası aldık kuzeni Ege'ye doğum günü hediyesi..Şirin ben de istiyorum demedi şaşırttı beni..Sonra çıktı kokusu olayın..Efenim o su kaplunbağası istemiyormuş bildiğin kara kaplumbağası istiyormuş..Kocamanından..te allamm..Geçiştirdim tabi ama takıldı bi miktar üzerime gelecek belli.. :) Ve en nihayet karanlık çöktüğünde babası ile buluşma ve eve dönüş zamanı.. Cumartesi akşamı Nazan'lar da parti vardı...Gökçe'nin özgürlüğünü kutladık hep beraber..Osman bize gitar çaldı..Hep beraber söyledik..Çok keyifli çok eğlenceli bi akşamdı..Nazom güzel ev sahibi:) güzel mutlu mesut yaşayın güpgüzel evinizde bir ömür.. Pazar sabahı ailenin kadınları kahvaltı yaptık...Kahveler içildi fallar bakıldı..Sonra çok özlediğimiz sevgilimizi ziyaret ettik hep beraber..Tam onu ziyarete yakışır gibi gittik..O'ndan bahsedip yaptığı komiklikleri düşündük..Duamızı ettik,ne kadar özlediğimizi fısıldadık içimizden.. Ve Şirinella ile kavuşma zamanı..Market alışverişinde satın alınan en sefimli şeye bakar mısınız?
Akşam olunca Şirinella uykunun kollarına ben dexter'a doğru yollandım..
Dexter enteresan bi adam...Ama başka bir yazının konusu..Biraz daha tanımamız gerekiyor birbirimizi :)

Bu arada ciddi bi fenerbahçe taraftarı yetişiyo..haberiniz ola..
Mor yazma bekleyen bana ; Umut Kaya - Mor Yazma (2009) by Aluxton Aluxton69
Etiketler: beyaz fırın erenköy, dexter, fenerbahçe, london, şirinella
1 Nisan 2011 Cuma
ya bu reklam çok güzel ya...kız arabaya binerken çocuğun harekete dikkat! Bi ara penguen oturuyor yan koltukta??
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Nisan 01, 2011Etiketler: reklam
Hayat, durmadan dayat
Bir ben daha çıkar körelmiş içimden
Ya bu deve güdülür ya bu diyar terkedilir hayat
Hayat hiç sormadan dayat
Bir ben daha eksilt tükenmiş içindem
Yerime yeni bi ben ya da beni gel alıver hayat
Yazılmış yalanlar, seni hep bulurlar
Kendine biçtiğin sonsuz yalnışlıklar
Hayat sen hep dayat
Hayat bu yüzden dayat
Yoksa bulamazsın saklı halini
Yoksa göremezsin gerçek dengini
Kanat içini, sök at yanlış kendini..
Etiketler: hayat dayat, jehan barbur
31 Mart 2011 Perşembe
bir vardı bir yoktu...
kış geçmiş dereler coşar, ılık rüzgarlar eser olmuştu..
olduğu yere sığmayan bişi vardı..
gittikçe genişlemiş büyümüş ve olduğu yer dar gelir olmuştu..
bütün bir kış onu saran sarmalayan bu küçük yuvayı terketme zamanıydı...
ve işte ona sesleniyordu hayat...
şimdi güzelliklerini gösterme zamanı idi..
açtı kollarını rengarenk..
kocaman güneş vardı...
kısıp gözlerini selam verdi usul...
ufakça bi ürperdi..
bir vardı hiç yoktu..
uzun zamandır susmuştu..
şimdi kendi sesini merak ediyor ama korkuyordu..
çıkan sesin ne diyeceğini bilmiyordu..
o kadar uzun zaman mı kalmıştı kendiyle?
o kadar uzun zaman birlikte kalıp uzaklaşmış mıydı sesinden..?
ne anlatırdı sahi kendiyleyken sesi ona?
hiç vardı o yoktu..
şimdi artık dedi sesini duyarak, ışıldama zamanı..
fısır fısır zamanı geçti..
mırıl mırıl öpüşme zamanı..
güneş güldü..
ışık vardı bulut yok..
Etiketler: gökçe özses
29 Mart 2011 Salı
Etiketler: ahmet demirhan, fotograf atölyesi, gökçe özses
28 Mart 2011 Pazartesi
bazı şeyler için diyorsun ki "ne kadar geç keşfetmişim"..üzülüyorsun felan.. sonra diyorsun ki "len ya hiç farketmeseydim?? " ben de onu farkettim.. hani burdayım çalışıyorum ama o beni alıp uçuruyor.. sessizce ama çok keskin cümleler kuruyor kulaklarıma..üflüyor..fısır fısır..fısır fısır.. Biri de; Jehan Barbur..Bir video benden..gerisi sizden artık... Düşünsene pazar sabahı..kapı pencere açık,üstünde hırka..güneş ve biz bu albümle kahvaltı yapıyoruz..Pöhüüüü..... Gökten düşmüş yerlere dağılmışım Büyümemiş küçük bir kadınmışım Bazıları için uzak bir rüyaymışım Sonunda senin gibi insanmışım Ama yolum çok, yolum çok uzun Ama yolumda küçüçük sokaklar.. Görebilir misin içimin rengini Bulabilir misin zamanın rengini Yürüyüp geri gelsen Yamacımda dinlensen Aklımda masal olmuş Günlerimi getirsen
Etiketler: jehan barbur
26 Mart 2011 Cumartesi
bahar geldi farkında mısınız?
erik ağaçları çiçek açıyor ,pencereden gelen baharın serin kokusunu duymak umut veriyor bana..artık daha geç karanlık iniyor şehre..
gelsin bahar..o ilk zamanlarındaki uyuşukluk halini , çağlayı tuza banmayı , erik çıksa da yesek sohbetlerini pek özledim...
hem bahar "yeni" de demek değil mi?.. adımı seviyorum :)
baharın ilk günlerinin tadını çıkaralım hadi..
Etiketler: bahar.hayat, umut
23 Mart 2011 Çarşamba
TNK - ZEHİRLİ SARMAŞIK (Bugün sanırım bununla bitecek)
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Mart 23, 2011Etiketler: TNK, Zehirli sarmaşık
17 Mart 2011 Perşembe
Etiketler: charles bukowski
16 Mart 2011 Çarşamba
şimdi de fotograf çekiyor...hem de acaip...buna da el attı..elini attı mı en iyisini yapmaya çalışan bir ayrıntıcı o! Ama sonunda ortaya çıkan şeye baktığında diyorsun ki "evet la bu işte böyle yapılır zaten"
Biberli görüyor..hatta geçenlerde bi yarışma için gel dedi seni de bi göreyim;
yakında biberli oksijen alabilecek..artık özgür bir fotografçı olcak...Eğer ihtiyacınız olursa neblim bi düğün olur bi nişan olur bi doğum günü şeysi olur..valla bak benden demesi arayın biberli'yi..sizden çok heyecan yapcak güzel olsun fotograflar diye..bildiğin seratonin salgılıyo kadın fotograf çekerken görüyosun ya seratonini :)) öyle gaza getiriyo adamı...hehe
hain planlarım var...
sonra demedi demeyin...vay ben görmedim vay ben duymadım..
biberli biberli...hadi içten tekrar..neymiş? biberli....
Etiketler: biberli foto
14 Mart 2011 Pazartesi
Hay sıçtığımın bilogırı...ben bu ülkenin deee,bu dötlerin deeee,bu akıl almaz fikir yürütülmez adam bozuntularının daaa taaaa!!!!
ya bloguma yazı giremiyorum şirketten...Bulduk tabi bi yolunu şimdi giriyoruz...iyi güzel taam..yazalım..heves etmişim..haftasonu aldığım kitabı yazcam filmi yazcam yok behzat ç yazcam kitabı bitirdim dicem size övcem kitabı..
yokkk...olur muu? Koduumun memleketinde güzel olan ne varsa yasaklayın...istedğimiz şeyi yapmaktan aciz bırakılan insancıklarız...sosyalleşemeyen azcık bi hamlede sirk hayvanından farksız engellenen bişileriz biz..
ya en baştan hata yemeseydi bu kadar irkiltici yazmicaktım..hevesim de kaçtı...al işte;
***Filmin orjinal ismi,Darjeeling limited..Küs kardeşler limited şirketi olarak türkçeleştirilmiş...Haftasonu migrosta 2.99/10.00 liralık film standıydaydı..Filmi izlemedim tabi daha ama vikipedi'de böyle yazıyor;
Birbirleriyle görüşmeyen ve soğuk bir iletişimleri olan üç kardeş (canlandıranlar Owen Wilson, Adrien Brody ve Jason Schwartzman) babalarının ölümünden sonra, kendilerini bulmak ve yeniden biraraya gelmek için Hindistan'a gitmeye karar verirler. Uzun mesafeli yolculuklar düzenleyen Darjeeling Limited ile anlaşan birbirinden farklı bu üç kardeş, Himalayalar'dan Hindistan'a uzanan huzurlu bir yolculuk planlamışlardır. Ancak yolda başlarına gelen aksi tesadüflerle kendilerini bir anda çölün ortasında bulurlar. Amara Karan, Anjelica Huston, Natalie Portman ve Bill Murray filmde yer alan diğer oyuncular.
fragmanının linki (muhtemelen kodumun kodu işlemeyecek)
http://www.sinemalar.com/film/1372/Kus-Kardesler-Limited-Sirketi/
fragmanı;
***bu kitabı okumayan varsa okusun..Nasıl eğlenceli nasıl zevkle okunan ve devamı hemen edinilesi bi kitap..
Yukardaki kitabı cumartesi akşamı bitirince dedim ben gideyim alayım Son hafriyat'ı..Lan oğlum bendeki şansa bak.Koskoca İnkilap kitabevinde benim istediğim sırf onun için evden çıktığım ve inatla pazar akşamını onunla geçirmek istediğim kitap YOK...Ama neymiş hayat benim için ağlarını örmekte ve beni güzel bir züprize hazırlamaktaymış..Ta taa! Alper Canıgüz'le tanıştım..Yani kitabıyla..yani bakınırken kitap ilgimi çekti görevli çocuk da Canıgüz sever çıktı...başladık muhabbette..velhasıl pazar akşamı "Tatlı Rüyalar" ile geçirdim...Bi kısmını :) Henüz başladım kitaba ama zekice ve yaratıcı kurgusu beni benden aldı bile..Artık Serbes-Canıgüz-Menteş arasında bi süre dolanırım ben...Bu siteyi not edin kopyalayın bişi yapın;
http://www.afilifilintalar.com/
***Elimdeki kitapta Tatlı Rüyalar - Psiko absürd romantik komedi...değişik bişiler okumak için...
ya aslında eğlenceli bi yazı olcaktı daha da çok yazcaktım ama hevesimi kaçırdı işte sıyrık ülkemin bok yiyen sistemi...
hadin eyvallah...
Etiketler: bok yiyenlerin ülkesi
8 Mart 2011 Salı
Kadınlar günü..
Elbette Nazım'ın Kadınlar için yazdığı muhteşem şiirleri okuyoruz..evet gayet romantiğiz..Emekçiyiz taam..Yaşasın Kadın dayanışması peki..
Fekat benim bu sefer kadınlar günü hediyem bi başka..en başta bana ve umudunu kaybetmeyen kadınlara..Bir sürü ricky var klipte..belki de biri ifne diildir?
:)) hehe...Haydi bakalım..iyi seyirler...
Etiketler: 8 mart, ricky martin
28 Şubat 2011 Pazartesi
Çok cici...
Zaz à Montmarte : Les passants
Etiketler: Zaz à Montmarte : Les passants
Sana Geliyorum
I.
Benim sabah keyfim
yeni açmış bir gülü
insanların gülücüklerine yerleştirmektir.
II.
Sana karlı bir günde geleyim
saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla
üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula
uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan
sobanın çıtırtılarına dalalım
sana küçük törenlerimizde şarki söyleyeyim
içki içelim güneşle başbaşa
saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim
gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar
bir gece şelalesi gibi
damarlarıma akıp yankılan yüreğimde.
III.
Sana yağmurlu bir günde geleyim
parkta ıslanalım birlikte
gürültüler toprağın kokusunda erisin
kentin görüntüsü değişirken bulutlarla
duraksamadan parlayan gözlerin
ve ıslaklığınla sar beni
en koyu kızıllığında dudaklarının
kıralım demir parmaklı pencereleri
önlerine ortanca saksıları yerleştirelim
ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza.
IV.
Sana güneşli bir günde geleyim
ışıklı yollara halılar serelim
birlikte aşkınlığa yükselelim,
okyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla
mücevher gibi parlayan adada,
ben hep iskeleye demir atmış
beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm
tuzlu dudaklarını yakmak için
sana kendi yaptığım güneşleri getireyim.
Etiketler: A.Kadir
27 Şubat 2011 Pazar
Payı tü girifteem nedarem zi tü dest,
Derman zi ki cuyem ki dilem mihri tü hast,
Mi ta'ne zeni ki ber ciger abet nist,
Ger ber cigerem nist çi şüd ber müje hest.
Senin ayağına sarılmışım,elini
tutamıyorum , senden medet
isteyemiyorum; kimden derman
arayayım? Gönlüm senin muhabbetinle hastadır..
Hey gafil, "Ciğerinde su yoktur ,
hasta değilsin" diye bana sitem ediyorsun; sanki ciğerimde su yoksa
ne olmuş...Kirpiklerimde var ya!"
Hazret
Etiketler: hazreti mevlana
24 Şubat 2011 Perşembe
düşünmeye çalıştı..Tüm duygularından arınarak düşünmek..
İki seçenek dedi..
kalktı oturduğu koltuktan..kucağındakiler yere saçıldı..bakmadı,üstlerine basarak yürüdü..
kahve mi alkol mü? Karar verdi..Doldurdu bardağa..düşenlerin üstlerine basarak yerleşti koltuğa..
düşünmesi gerektiği kadar düşünmek istedi..yapması gerektiği kadarını yapmak..ağlaması gerektiği kadar ağladı sonra..bardak boştu şimdi..ne içtiğini hatırlayamadı..
oyun dedi..müzik kutusunu açtı biri?
büyük bir nefes sigaradan..büyük iç çekişler daralan hayatlar dedi..yine büyük bir nefes..dumanı hapsetti içine..dumandı şu dakkada artık..
olması gerektiği kadar oldu sonra..
23 Şubat 2011 Çarşamba
NE MUTFAĞA NE FABRİKAYA! BÜTÜN KADINLAR SOKAĞA!!
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Şubat 23, 20115 Mart'ta ben Kadıköy'de olacağım elbette...Kadın olduğunun ve Türkiye'de kadın olmanın ne demek olduğunun farkında olanlar...Bence siz de sokakta olmalısınız...
http://kadinlarsokakta.org/a/
Etiketler: 8 mart, dünya kadınlar günü, kadınlarsokakta.org
22 Şubat 2011 Salı
Etiketler: bugün, şebnem ferah
21 Şubat 2011 Pazartesi
e özledim ama ben buralarııı yaa....yaz gelsin artıkkk..
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Şubat 21, 2011Mavi gibi..Deniz gibi...Bulut gibi...Ay gibi..
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Şubat 21, 2011Etiketler: ben, bülent ortaçgil
20 Şubat 2011 Pazar
ya ne dense kabulüm..zira kuyruğu yanmış gibi gezdim haftasonu..
cumartesi "bi ordaydım bi burdaa hayaller ortasındaaa"
anne tarafından adanalı olduğumuzdan kelli, de ki "gel kebap var" :) Uçarak gelmessem n'olayım...hele içli köfte efendime diyeyim şalgam ne bileyim halka tatlısı var de..Canımı al..
e gittik tabi maaile..Adanalı erkekler takımlı ve göbenkli, Adanalı hatunlar süslü ve bol takılıydı..Sanki Nişantaşı'nın göbeende değildim de adeta Adana'da arz-ı endam ediyordum..Öyle ele geçirilmiş bir durum vardı ortamda..
neyse geçelim..zira önemli olan yediğimiz içtiğimiz..Ceyhan'dan getirtilen kebap ustası abi tüm hünerini konuşturmuş ve parmaklarımızı yememize sebep accaip bi kebap hazırlamıştı..cazır cuzur ettikçe o ızgara benim de içim erimekte acaba bu kebapçı abi beni de yanında ceyhan'a götürür ömür boyunca ona köle olmam karşılığında hergün bana kebap yedirir miydi? Teklif etsem yapardı bence :) sence? (ehe)
Valla fotograf desen utangaç bi biçimde başımı öne eğerim zira unutmuşum!! Fotograf çekmeyi unutmuşum..İnanamadın mı? İnan..öyle.. Masadaki hummus-kebap-bol yeşillik ve içli köfte bana benliğimi unutturdu sen bana fotograf için hesap soruyorsun..Sorma..O günü hastanede bitirmedim ya..bana bişi olmaz artık..
ordan sonra dedik yafu azcık öğütmek lazım bu şaane şeyleri..Gittik dolmabahçe'ye..deniz kenarındaki şu meşhur çay bahçesine..bak böyle işte;
bitti mi? hayır..
Akşam sevgili Esra'nın doğumgünü için Kuzguncuk'daki Olcay'daydık.."Olcay apla" şarkı söylemek için dünyaya geldiğini düşünen ama çok yanılan bir mekan sahibi..imiş..saz heyeti sanatlarını icra ederken bi ses duyduk..allahım bu ne? Ne derken hakkaten "NEE?" yafu Olcay abla valla bak sen mekanı işlet paraları say ama yapma gözünü sevvim ablam..kıyma bize..Hayır ben bi de onun mekan sahibi olduğunu bilmeden garsona "biz rahatlayalım diye gelmiş idik bu ablanın elinden alınız şu mikrofunu derken de aklımın ucundan geçmediydi inadına devam edeceği :))
Masamızda Bilkent'te müzik öğretmenliği yapan ve profesyonel olarak şarkı söyleyen Elif'ciğimize bu kadar yalvaran gözlerle bakmamış olsak dün geceyi eminim farklı hatırlayacaktık..Elif şarkı söylerken ben de mutlu mesutken;
Elif muhteşem bi ses ve şekerpare gibi bi hatun..Nerde ne zamanlar çıktığını dün işitir gibi oldum ama emin olmak lazım..Öğreneyim dinlemeye gideriz hep beraber bi akşam...Hımm?
Esra ve Sümer..Çok tatlı çok aşıksınız..Size imrenmemek elde değil..İnsallahh uzun sürsün aşkınız..Esra'cım bu arada; Zahidem'i öğrenmeye başladım..O türküyü sana söylicem ama dün akşam ki sözün söz mu cancağzım? :)))
Seni çok sevdim..sık sık görüşelim olmaz mı? Ve yine iyi ki doğmuşsun..Sümer ve sana, henüz tanışamadığım muhteşem köpeğinizle uzun ve aşk dolu bir ömür diliyorum..
Hımm Sümer fotografları mailleyeceğim sana..unutmadım..

e öyle böyle derken sabaha yaklaşırken yollandık evlere...Rakı tadı ve keyifli muhabbet kar kaldı..
Güzel insanlar,güzel zamanlar...
15 Şubat 2011 Salı
"Her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına..."
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Salı, Şubat 15, 2011Sonbahar filminin yönetmenliğini Özcan Alper yapmış..Film 2007 yılında çekilmiş ve En iyi film ve En iyi yardımcı kadın oyuncu (Megi Kobaladze) ödülleri almış Koza Film Festivalinde..Daha bir sürü festivalden de bir çok ödülle çıkmış Sonbahar..
Konusu ile ilgili çok ayrıntı vermek niyetinde değilim...Kısaca merak edenler için; Yusuf henüz 23 yaşındayken siyasi tutuklu olarak cezaevine girer..Sosyalizm gelecektir onlara göre ve bu uğurda gerekiyorsa canlarını vermeye hazırdırlar..Yusuf büyük umutlar ve büyük hayal kırıklıkları içinde tam 10 sene yatar..2000 yılında F tipi cezaevlerine karşı yapılan eylemler de Yusuf içerdedir ve ölüm orucuna yatarak eyleme destek verir..."Hayata Dönüş Operasyonlarında" can verenlerin dışında ölüme hazırlananlardan sadece biridir Yusuf..
Filmde Türkçe,Hemşince ve Gürcü'ce konuşuluyor..Hopa'nın muhteşem güzelliğini ,her bir karenin içinize işleyen sonbahar renklerini, filmin müziklerini ve Onur Saylak'ın oyunculuğunu görmezseniz çok yazık olur..Çok ciddiyim..Bu film sessizce yaklaşan ve arkasından bir balyoz yemişcesine sizi darmadağın eden bir etkiye sahip..Bana öyle oldu en azından..
Ve filmin içinde ıslıkla başlayıp geçmiş zamanı yansıtan bir sahne var ki..
Sonbahar film fragmanı
Yükleyen blogabi. - Tüm sezonlar ve tüm bölümler
ve o ağıt;
Kızlarrr...Kime ne düşerse artık...haydii yandannn....
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Salı, Şubat 15, 2011Etiketler: müslüm gürses
10 Şubat 2011 Perşembe
Etiketler: hadi ben güldür biraz, ogün şanlısoy
Bu sabah Şirinella şaşkınlıktan şaşkınlığa savurdu durdu beni..Gün hızlı başladı..Sabah kalkmamız gereken saatten tam 45 dakka sonra kalktık..
Nasıl oluyor bilmiyorum ama ben ve Şirin 10 dakika sonra dışarı atmıştık kendimizi..Ben şık,şirinella kalın giyinmişti..Ama sorsan o 10 dakikayı tamemen bilinç kaybı!
Hatırlamıyorum..
Yolda durup dururken "Dışarda çok küçük oluyorum" dedi. "Nasıl?" dedim.. "Küçük hissediyorum işte!" dedi..
"Dışarda herşey çok fazla büyük..Ben de öyle hissediyorum zaman zaman" dedim..Gözlerim doldu len...Ona baktım sakindi..
Sonra yürümeye devam ettik..Dün akşam yuvadan çıkarken öğretmenine tuvalete gitmem lazım demiş..Sanırım o da üşenmiş götürmemiş...Üstünde mont falan filan..
Fekat anneannesi ile çıkıp markete gittiklerinde olay patlak vermiş..Zor durumda kalmış minnoş anlayacağın :)
Yolda "öğretmenin ile konuşmamı ister misin dünle ilgili" dedim.."Hayır" dedi..Acaba muhteşem hayalgücü mi çalıştı "çiş konusunda" diye düşünürken , "tartışmanı istemiyorum öğretmenimle" dedi.."Pekii" "O zaman tartışmadan konuşmama ne dersin" dedim..(aslında öyle bir tartışma yaşamadım hiç ben öğretmeni ile ama sanırım öyle bişeye tanık oldu arkadaş) "Sadece soracağım" "tamam" dedi..Sor!
Artık yuvaya gelmiştik ve maalesef örtmen Duygu gelmemişti..Ama çok da mühim değildi..Duygu iyi bir kız..Mutlaka bir açıklaması vardır..Bu tür konular çok büyütülmemeli genel huzur açısından bence..
Şirineye kocaman sarıldım..
"Seni öyle çok seviyorum ki..
Seni öyle çok seviyorum ki..
Seni öyle çok seviyorum ki.. dedim çıldırmış gibi..Tahmin bile edemezsin.." "Ediyorum" dedi sakince..
Sanırım bugün akşam olmayacak...
9 Şubat 2011 Çarşamba
Bugün sabah yürürken güneş vardı ve ben kulağımda kulaklıkla düşünerek yürüyordum...
Aniden çıktı karşıma...
8 Şubat 2011 Salı
"Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika'nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış... Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı... "Merhaba balıkçı" diye seslenmiş, "... Bu balıkları kaç zamanda tuttun?" "Bir iki saatimi aldı" demiş balıkçı... İştahlanmış bizim işadamı; "E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?" diye sormuş. "Bu kadarı bize yetiyor da ondan" diye omuz silkmiş balıkçı. Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; "Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki" diye üstelemiş. Balıkçı, özetlemiş bir gününü: "Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içer, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor". Gerinmiş Amerikalı: "Bak" demiş "... ben sana yardımcı olabilirim.. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede tuttuğun balıkları doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun". Balıkçı merakla "Bunları yapmak kaç sene alır sinyor" demiş:"15-20 yılda halledersin" demiş Amerikalı, "Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın." "Milyonlar ha..." diye tekrarlamış balıkçı... "Eeee... sonra?" "Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla şarap içip gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl...? Mükemmel değil mi? "Balıkçı cevap vermiş,"Ben zaten şu anda o işi yapıyorum,bu kadar telaşa ne gerek var..."
Bir an olsun durup düşünseniz; "Bütün bu telaş ne için...?" Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitar çalıp şarap içemeyecek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var? Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa,bu yarışa ne gerek var?"
C.Dündar
Yazıyı okuduktan sonra "len napiyorum len ben!" diyor di mi insan?O yüzden yazmış zaten yazan.Ben niye yazıyorum peki? Okuduklarım bana ne hissettiriyor?
İçinden "siesta","balık tutmak","meksika'yı" seçiyor onların sersemletici hazzıyla asıl anlatılmak isteneni kaçırıyor olabilir miyim? Yazar burda ne anlatmak istemiş gerçek bir soru oluyor,yurdumun salak sınav sorusu kalıbından bağımsız..
Hayatı senin istediğin çizgide çizebilmek..Okuyunca ne kadar basit geliyor di mi?Oysa ne çok şey var yolumuzdan sapmamıza sebep olan.İstek ve kararlılıkla başladığın yol bir süre sonra "başkalarının" kararlarına uyduğun ve "onlar" ne derse yaptığın istemsiz reflekslere dönüşüyor..Para kazanmak,hayat standartlarını yükseltmek,sosyal bir hayat edinmek,iş hayatında saygınlık kazanmak...
Oysa ilk gençliğimizde okulu bitirip "iyi" bir meslek sahibi olmak nasılda hayati idi hatırlasanıza..Ne değişti peki? Ya da değişti mi bişiler? 30'larda olduğumuz için hayatın elimizden kaçtığını düşünüp korkaklaşmaya mı başladık?
Cesur olmayı seçmek lazım..Cesaret gerek şimdi bize..Hayattan ne çalarsan o kar..Hayattan çalmak lazım..İstemediğin hiçbir şeyi yapmamayı seçebiliyor olmak lazım..Zor mu? Bunu kendimize yapan bizleriz hadi itiraf edelim..
Hayal ettiğim şu an yaşanılması imkansız mı geliyor kulağa? Şair benden önce istemiş yazmış...
gün doğmadan,
deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola.
kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,
içinde bir iş görmenin saadeti,
gideceksin;
gideceksin ırıpların çalkantısında.
balıklar çıkacak yoluna, karşıcı;
sevineceksin.
ağları silkeledikçe
deniz gelecek eline pul pul;
ruhları sustuğu vakit martıların,
kayalıklardaki mezarlarında,
birden,
bir kıyamettir kopacak ufuklarda.
denizkızları mı dersin, şenlikler cümbüşler mi?
gelin alayları, teller, duvaklar, donanmalar mı?
heeeey!
ne duruyorsun be, at kendini denize;
geride bekliyenin varmış, aldırma;
görmüyor musun, her yanda hürriyet;
yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol;
git gidebildiğin yere.
Etiketler: hürriyete doğru, orhan veli, yol ve ben
















