21 Mayıs 2010 Cuma

Haftasonu için keyifli 2 öneri belki 3...

İlki bu akşam için ;

Çorlulu Ali paşa medresesinde..Ahmet'cim haber verdi bana da..Konu şu imiş ; Dumanın müziği...

İnternetten biraz arattım ama çok ayrıntılı bişiye de rastlamadım..Ahmett? Beni duyuyor musun nedir? Bilgilendir hadi bizi...
Sadece medrese ile ilgili ekşi sözlükten şunu edindim..Hoşuma gitti;

bu mekanda nargile icecekler icin dikkat edilmesi gereken bir iki husus, uyulmasi gereken bir kac racon vardir. mekan yasini basini almis nargilecilerle doludur ve rezil olmanin hic manasi yoktur netekim.

kural bir: icemeyecegin seyi ismarlama.
kural iki: marpucu toy asiklarin opustugu gibi vantuzlama. emmeyeceksin, yalnizca gerektigi kadar dokunacak, icine cekeceksin.
kural uc: atesi asla sondurme.
kural dort: sakin ha marpuca uflemeye kalkma. atesi sondurmenin en isabetli yolu budur. ayrica, opusmek gibidir demedik mi?
kural bes: nargile icerken sigara yakmak da ne oluyor! hic mi ortam gormedin?
altin kural: acele etme. nargilenin adabi budur. kimse acele etmez. icilir, konusulur, susulur, sonra yine icilir. her sey muthis bir yavaslikla yurutulur. ne olursa olsun tevekkulle karsilanir. sesler yukseltilmez. yangin bile ciksa mekan agir agir terkedilir.
Keyifli geliyor değil mi kulağa :) Bakalım...Ahmettt?? Dumanın müziği nedir canım yaa?




İkinci önerim;

Pazar günü Caddebostan sahiledeyizzzzz...Hadi sizde gelin...Şirinella çok şaşkın olcak bu resimdekileri görünce :))





son öneri;

Havalar ısındı ama yine de sinema keyfi diye bişi var ;


Beyaz perde.com dan alınan film künyesi..


Gösterim Tarihi : 21 Mayıs 2010
Yönetmen : Mike Newell
Yapım : 2010, ABD
Oyuncular
Jake Gyllenhaal (Prince Dastan) , Gemma Arterton (Tamina) , Ben Kingsley (Nizam) , Alfred Molina (Sheik Amar) , Toby Kebbell , Reece Ritchie
Haylaz bir prens olan Prens Dastan, istemeden de olsa gizemli bir prensesle güç birliği yapar. Birlikte, zamanı tersine çevirebilen Zamanın Kumları 'nı açığa çıkarabilecek ve sahibinin dünyaya hükmetmesini sağlayabilecek olan eski bir hançeri korumak üzere karanlık güçlere karşı bir yarış içine girerler.Köstebek, Dört Nikah Bir Cenaze ve Harry Potter ve Ateş Kadehi'nden tanıdığımız Mike Newell'ın yönettiği Pers Prensi: Zamanın Kumları, Mayıs 2010'da sinemaseverlerle buluşacak.Marakeş, Ouarzazate ve Erfoud, Fas'ta ve İngiltere'deki Pinewood Studios'daki büyük ölçekli bir platoda çekilen filmin yapımcısı olan Jerry Bruckheimer Films yapımları pek çok ödülün ve ödül adaylığının yanısıra, 41 kez Oscar ödülüne aday gösterilmiş ve 6 Oscar kazanmıştır. Ayrıca 23 kez Altın Küre'ye aday gösterilmiş ve dört kez ödül almışlardır.

Biz Luna ile Jake Gyllenhall'i pek beğeniris...Luna Donnie Darko'dan hayrandır kendilerine..Di mi kuzum??
Sonra Jake öyle bi kişilik ki Nathalie Portman ile falan sevgili oluyor..Bi de utanmadan Kirsten Dunst'tan felan ayrılıyor..Öyle işte..Luna???
Bu filmde bi değişik..Kıslar??Ne zaman gidiyorus??
İyi tatillerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr...............

20 Mayıs 2010 Perşembe

Yeşilin her tonunun olduğu bir yer burası...Esen rüzgar üşütmekten ziyade haz veriyor bedenime! Rüzgarın sesi ile karışan acıklı viyalonsel sesi tuhaf bir sükunete sebep!

Çıplak bacaklarıma örttüğüm battaniyede ki rengarenkliğe inat gözümün gördüğü sadece yeşil...

Arada yüzünü utangaç bir kız çocuğu gibi gösteren güneş tıpkı hayatta olduğu gibi bazen güzel şeylerin de olabileceğinin umudu...

Ahşap iskelenin üzerinde tek tük insanlar..Sanıyorum onlarda sadece "durmak" için burdalar...


Henüz hayattaki ilk yılını tamamlayamamış gün sayan melek bile artık oksijen çarpmasından mıdır , durmanın zevkini keşfettiğinden midir sesini çıkarmadan babasının güvenli kollarında poz verdi,"gık" demedi inanamazsınız! :)

Bulutlar ayrı bir terane zaten..Yağmur yüklü olanlarla , "dağılın olumm bahar bitecek nerdeyse geçti sizin fiyakanız" diyenler sürekli didişme halindeler..

Biz hepsini kabullendik...

Önemli olan neye benzedikleri..Bazen kanatlı bir fok , bazen de bir japoncuk balıkçık...

Burda , şu anda tek derdimiz bu...

An itibariyle (antibiyotik diil doğru okuyunuz :)))) okuyamayanlar oldu zira.....(ehe)güneş galip..Sırtımı ısıtıyor tatlı tatlı...Burnumun ucunda missler gibi bir koku...Ben duruyorum...Uzun zaman sonra durabiliyorum...Mutluyum!


LUNA


Kafamda günlerdir dönen Özdemir Asaf şiiri..İsmi Yön..

"Sen bana bakma
Ben senin baktığın yönde olurum..."

Öyle işte..Başka nasıl anlatılır??

Sizin var mı bir şiiriniz??

Sevgiyle...

17 Mayıs 2010 Pazartesi




Gözüm aç benim...Aldım doldurdum tabağı bi de yanına insaflı davranıp yarım istedim sucuklu yumurtayı..Bitiremedim..Şimdi çok pişmanım :( Resimdeki hali bitmiş hali kahvaltımın..Yine Eminönü'nde Namlı'ya gittim..Gazetemi okudum, kahvemi içtim..Keyfim oldu 1500..


Sonraa bi sürü taş aldım...Kurukahveci Mehmet Efendi'den kahve aldım..Bi sürü saçmasapan şey daha..





Sonra evim Anadolu yakasına geçiş..Bu bankta oturup,


tam karşısındaki denizin bu rengini ,yaprağın bu kokusunu çekiyorsun...




Ne cici di mi?
Şirinella boyaları bıraktı şimdi ıslatıp ıslatıp el izini çıkarıyor duvarlara...


Bu sabah uzun yıllar sonra ilk kez kart aldım...Gökçe'm kart atmış Luna bize :)

Neler yapıyorsun sevgilim oralarda? Gözümde tütüyorsun..Bekliyorum ben burda..Beğendin mi denizatı mı? Espri yapmicam , o kadar özledim seni...
Öpüyorum hasretle...

Başladı di mi hafta?? Ben hala dündeyim ama....Geçemedim bu tarafa....
Cheers! (Gökçe :)

14 Mayıs 2010 Cuma

Kıvama geliyor kızım :)


Makyaj malzemelerimi yoklayarak başladı süreç..Yok anne ben verim sana 'lar , yok bunun adı ruj mu annecim'ler..:)

Geçen gün "Lila" oje sürmüş diyerek geldi eve...Yok artık dedim yafu bu çocuklar daha süt kokuyor ne ojesi?? En kesin ve en kendimden emin tavrımla çocukların makyaj yapamayacakları, "oje de neymiş allah allahhh" temalı bir nutuk çektim..Beni kessen çocuğa oje sürmem , ben saçlarını bile toplamıyorum doğru düzgün , çocuğu "hanım hanımcık kız çocuğu" yapmamak -aşılamamak için- Pembe olan tek şey evdeki Pembe panter..:) Ya tamam abarttım ama hakkaten pembe giydireyim diye bi derdim yok..Zaten Şirinella'nın şimdi en sevdiği renk mavi..Bayılırım maviye!

Bu sabah ben deli gibi evden çıkmaya çalışırken ayakkabılarımı almış , giymeye çalışıyordu..

Dayanamadım öyle şeker görünüyordu ki...



13 Mayıs 2010 Perşembe



Hüzünlü biraz karanlık hissettiğim bir sabah yaşıyorum...

Mutsuz değilim fakat..Sadece biraz hüzünlü biraz karanlık sanki pencerenin dışı...
Hava sıcak Şirinella'nın 7 cm lik ayağı da , denizatımın şaşkın suratı da gayet özgürler..

Kulaklığımın ucunda Mazhar Alanson'un son albümünden şarkılar var ;"Benim hala umudum var" Bi de "Ah bu ben"

Luna turkuaz ayakkaplarını gösteriyor..Kırmızı renk parmakları oynuyor ayakkabının içinde..O da mutsuz değil ama özgür olmak için kafasından geçen tilki sayısını o bile bilmiyor bence..
kabullenilmiş esaretlikler yaşıyoruz hayatlarımızda..Yapabilene kıskançlık-hayranlık arası bi duygu besliyoruz...Bundan kimse sorumlu değil biliyorsunuz di mi?Kendi tercihleriniz,kendi tercihlerimiz..Ve evet aynı kaçınılmaz son ; Her seçiş bir vazgeçiş...Günlük hayatı idame ettirmek için ruhların hapsi!

E napalım bizim de kaderimiz de oksijensiz , penceresiz , yaka kartları olmadan adım atamayan insan guruhu için de...offf...noluyo ya sabah sabah..Luna hep senin yüzünden olumm...Öyle işte..

Dün attım dilek kağıdımı denize..İçinde iyi dileklerim vardı..Deniz suyu da doldurdum..Leş gibi kokuyor su ama olsun..İstanbul pis biliyorsunuz di mi?Havası da pis suyu da..İnsanı da..Dün Caddebostan sahilde davul-zurna çalıyordu!!! Sonra birileri kavga etti yaka-paça!! Hani gitsen azcık deniz havası soluyayım desem bir kadın olsan ya da erkek olsan neyse yürüsen akşamın 10.30'unda..I-ıh...Zor!! Profil haftasonu sereserpe çimenlere yayılan kimsenin kimseyle ilgilenmediği profilden çok çok farklı...Ben ürktüm kendi adıma...Pis yani İstanbul...

Ama dilek kağıdım şimdi güneşin altında mavi denizde...Silinmiş midir çizdiklerim?

Yafu dilek kağıdı denizde yüzüyor ben boş bi kağıt gibi oturdum koltuğa..ofisteyim..Bi terslik??
Ana! Yalnızlar Garındayım..Çalıyor..

sensizliği bitmedi gecelerimizin
farkına varamadım rutbelerimizin
dervişler devran ederken gecelerde
ben toy bir mehtap, kelimeler birer varsayım
ana yalnızlar garındayım,
ana yalnızlar garındayım...
evden sokağa zorlanmış kızgınlıklarım
de hele kurbanım n'olacak halim
çocuklarım, karım, kağıt kalem gitarım için
onca çileye katlandım
ana yalnızlar garındayım
ana yalnızlar garındayım,
ana yalnızlar garındayım

sensizliği bitmedi gecelerimizin
farkına varamadim aile çay bahçelerinin
radyasyon bulutları geçti gecelerden
ben toy bir mehtap, kelimeler birer varsayım
ana yalnızlar garındayım, ana yalnızlar garındayım...

sert di mi??

Sert...evet...

İçimde ki umutla yaşıyorum...İsmimden memnun-mesut...

"Benim hala umudum var"

Ha gayret az kaldı...

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Moda'da Koço'ya kaçarız arada bi..Kışın içerde soluruz meyhane havasını yazın dışarda...Bu cumartesi "other" kız grubum ile koço'da idik.. Akıl sesim kalp gözüm ;Berin , Kısa saçları ile beni kıskançlıktan kıskançlığa gark eden ve her geçen gün güzelleşen Deniz'im , İnanılmaz çalışan beyni ve o beyin kıvrımları arasına fırlamalığı da sıkıştıran Yelda ve simsiyah gözleri ve cin bakışları ile gecenin tatlısı Şükran....Bi de ben işte...Sıfat yetmez yazdırmayın şinci :))) -abicim blog benim-


Koço'ya gittiniz..Balık yiceksiniz zaten o cepte..Onun dışında Ciğeri enfes..Kalamarı tadından yenmiyor..Bi de kabak kızartması getirdiler rakı ile yememiştim ben hiç..Muhtaşem oluyor yanına bol yoğurt..Üfffff.....


Şükran yapmış gene yapacağını :)



Rakılı güzel...




Ne tatlı görünüyor di mi?


Sen de öyle tatlımmmmm....Güzel ama di mi tanımlamam Akıl sesim,kalp gözüm..Sensin o! :)

Gecenin sonu...


mımmmm...Şimdi olsa da yesem..



Eski balkonum o kadar büyüktü ki geçen yaz deli gibi çiçek ve saksı alıp balkonu bahçeye çevirmiştim..Şimdi ki balkonum geçen sene balkonum için aldığım masa kadar..Düşünün...Ama yine de balkon balkondur..Çiçekli balkon ise tadından yenmezdir..Hayat güzeldir ve herşey insanlar içindir.. :)
Balkondaki nane kokusu...Şirinella elleriyle ekti...Can sularını verdik beraber...
Can suyum...
İki gözüm...
Bu hafta böyle başlasın bakalım...

7 Mayıs 2010 Cuma


Bu haftayı böyle kapatıyorum ben...


İyi tatiller millet....



"kusuruma bakmayın benim canlar bağışlayın beni
ben davullara bayraklara aldırmayan bir padişahın yoluna deli divane olmuşum
cok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben ,çok uzaklardan geçen bir hayal gibi
hadi ben bensiz geleyim, hadi sen sensiz gel
tenden azade ne varsa şu ırmağın içinde, soyunalım iki can dalalım şu ırmağa haydi
bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük, bu kupkuru yerde zulümden gayri ne gördük
bu ırmakta ne ölmek var bize ,ne gam var, ne dert ne keder
bu ırmak alabildiğine yaşamaktan, iyilikten ,cömertlikten ibaret
durma, çabuk ol gelemem deme, ne evet demek yaraşır sana ,ne hayır
senin şanına sade gelmek yaraşır dostum, senin şanına sade gelmek yaraşır "


Hz.Mevlana






Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme


Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

6 Mayıs 2010 Perşembe

**sigarayı bıraktım...Bu konuda yorum yapmak istemiyorum ama bir an deliler gibi tütün arıyorum bi an sanki hiç içmemiş gibiyim...Kaç gün oldu saymıyorum ama doymadım doyamadım sevmeleri onu ben :((

***Dövme yaptırdımmmm!! Çağatay eline sağlık abicim, on numara iş çıkardın yine... Benim kolumdaki Şirinella ayağı da Çağatay'ın eseri idi..Şimdi denizatım ve yıldızım da öyle...







Dövme sonrası sigara içmedim ya...Valla bana pravoo!!


Nilo' nun doğum gününü dün ahırkapı'da kutlayacaktık..Özel sebeplerle gidemedim Ahırkapı'ya..Üsgünüm :( Artık seneye insallah...Söz verdiğim resimleri de çekemedim :( Yalancı çıktım size..Ama yakınlarda yine ufak bi seyehat düşünüyorum..O zamana bir sürü fotograf olcak, sürpriz!


****Baba tarafından Trakya'lıyım ben...Büyükbabam ve babaannem (Hasan bey ve Naile hanımlar) Selanik göçmenidir...Şimdi ben nasıl yadsıyayım DNA'ya ,kalıtıma , genetiğe?? Kızım en afillisinden Trakyalı!! Yafu çevresinde bi üj-bej diyen yok kızım şiveli konuşuyor!!

Geçen gün güneş gözlüğünü taktık tıkır mıkır yuvaya gidiyoruz...Bana dedi ki; Avalı oldum di mi anne??

Yafu noluyooo :)))


Zaten ağzından hayır duyamassınız "ayır" o....Sabah evden çıkıyoruz ava güsel di mi annee??

Bak yaa :))


****Deniz Karan biliyor musun teyzecim dünyalar tatlısı, sana tapan ve aklı sürekli sen de olan bir annen var..30 'u devirdi...Sen ve 30 'lar hemen hemen üstüste geldiniz pek de iyi ettiniz zira bir kadın için hem 30'u geçmek hem de anne olmak tahmin edilemez bir deneyim...

Bu sebepten Nilo gittikçe güzel oluyorsun...Bi kaç seneye dadından yinmezsin kuzum sen..Habo benden demesi toprağım :)) Sizin cephede ne var ne yok?? :)

Bi de son olarak biz zavallı plaza insanı iki gram çiçek ot görünce kendimizden geçiyoruz ya..Biz Deniz ve Nilo geçtik...


Beyaz plastik poşetlerin içinde ki bahar ;






Bakiim başka bişi var mı?? Neyse sonra annatırım...

4 Mayıs 2010 Salı



Heyooo...

Yarın Ahırkapı'dayız..

Hıdrellezi kutlicaz...Gelsenize...

Gördüklerimi yaptıklarımı perşembe anlatcam..Resimler de...


http://www.hidrellez.org

Bu arada hıdrellezin bir seramonisi var bakın anlatayım siz de yapın;

Hıdrellez günü yani yarın iyi dileklerini boş bir kağıda -ama çizgi bile olmaması gerekiyor kağıtta- çiziyorsunuz..

Sonra o dileklerin olduğu kağıdı bir gül ağacının altına ertesi sabah güneş doğmadan hemen almak üzere gömüyorsunuz...


Sabahın o köründe aldığınız kağıdınızı alıp bir deniz kenarına yollanıyorsunuz..Sonra içinizdeki iyi dilekleriniz eşliğinde denize atıyorsunuz dilek kağıdını...

Bitmedi...O denizden bir miktar suyubir şişeye yada kavanoza dolduruyorsunuz..Eve gidip o suyu evinize serpiyorsunuz..Koltuklara,minderlere,halılara,lavabolara her bi yere işte..

Bir sonra ki seneye kadar o su size bereket ve şans getirecek...Sağlıkla mutlulukla geçen bir senenin ardından varolan dilekleriniz eşliğinde yenileri için aynı seramoniyi tekrar edeceksiniz...

Ben yapcam..Benden demesi..


İzlenimleri yazacağım ayrıca..Gelirseniz görüşürüz...Nasıl tanıyacaksınız?? En deli çingeneyi arasın gözleriniz :))))

not:Ayrıntılı seramoni için
Nilo teşekkürler bebek...

30 Nisan 2010 Cuma



kuzum;

ayrılığın kısası uzunu olmaz imiş..

Sen gidiyorsun ya bana uzun olacak biliyorum...

Birbirinize iyi bakın oralarda..Kıymet bilirsiniz siz ya, daha da kıymetlenin birbirinize...

Aklım sende kalmayacak ama yürekten bi parça sana emanet...Gelene kadar eksik işte..!

Güzel dostum benim ; çok istediğin bi şeyi yapıyorsun helali hoş olsun sana...Hadi bakalım..Hayırlısıyla...

eyvallah..

29 Nisan 2010 Perşembe


Yine tercih edilmiş yalnızlıklar akşamlarından biri..

Onsuz eksik olacağını düşündüğüm koca şarap kadehimde şarabım eşlik ediyor bana...

Birlikteliğimizin en güzel zamanında aramız artık tatsızlaşmasın diye severek ayrılacağımız sigaram yanıyor..

Biliyorum özleyecek o beni...Nefesimi..Ama karar karardır..Aldığım kararları uygulayabilme lüksünü bi nikotin bağımlılığına satmam..

Çalan müzikte genizden acısını haykıran adam aklımı başımdan alıyor..

Gözlerimi kapatıp latin kokusunun genzimi yaktığı , loş ve nemli bir barda hayal ediyorum kendimi..Esmer tenli , yüreği yanık latin erkeği aşkını haykırıyor..

Hava çok çok sıcak..Bembeyaz tiril elbise çekiyor tenimdeki nemi..Saçlarım tepeden tutturulmuş handiyse hapsedilmiş..

İçim alabildiğine özgür..Bedenim ve ruhum birbirleriyle yarış halinde..Sevecen ve fakat teslim olmuş gözlerimle onları izliyorum..Ne derlerse yapacağım.İtirazım yok! Ne söze ne yemine prim vermeyeceğim and içtim..

Buz gibi biramdan koca bir yudum , ilk kez alkolün etkisi olmadığını biliyorum ruhumun cüretine sebep olan şeyin..

Bar ne çok kalabalık ne de sakin..

Kimsenin birbiriyle bi işi yok..

Issızlıkların kesiştirdiği ruhlar barında esmer tenli erkek içini dökercesine, boşalırcasına haykırıyor..Ağlasak mı , mutlu mu olsak bilemeyeceğimiz bir yerdeyiz..

Adamın acısını tüm kalbimle hissediyorum..

Kaç kişinin acısını taşıyoruz kendimizde?
Kaç kişinin daha acısını taşıyacağız??


Sessiz sakin bir mutluluksa aradığımız, bu kadar çabanın bu kadar zahmetin ne gereği var?

Şarkısını bitiriyor esmer tenli erkek şarkıcı , sessizce iniyor sahneden...

Nerdeyse yığılacak kadar yorgun..

Yanıma gelince adımları iyice yavaşlıyor , anlıyorum ben onu.

Beyaz eteklerimi toplayıp, kan çanağı gözlerimle kolunun altına giriveriyorum...

Yavaş adımlarla , hiçbişey düşünmeden çıkıyoruz loş , nemli bardan..
bitiyor hayat!


2010 Nisan

İstanbul

28 Nisan 2010 Çarşamba


selam millet!
Sabah şirinella yatakta dönüp duruyor,canlandırın gözünüzde ağızda emzik yatağın içi sıccacık ve o missss gibi hala bebek kokan ayakları çıplak ve artık rengi ruhu kaçmış giyilecek hali kalmamış kuzulu pijaması dizlerine kadar sıyrılmış şöyle bişey çıktı ağzından "off anne bi kalkabilsem" :=))))
Kızım büyüyorrrrr:)




Bi de sabah anneler günü mü bugün diye sordu yuvada sanırım hazırlıklar başlamış...Mayıs'ın 2.pazarına kadar her sabah bu soru gelecek belli! Hazırım ben ama...Demirden korksak trene binmezdik di mi ama ??
Anneannesi güneş gözlüğü almış zilliye akşam onunla gezip durdu evde..Akşam!! :)) Bi de "ne kadar karanlık bu ev" diye bana söylendi iki saat...Açıklamadım ben de kıllığına ama anladı...
Dün Nazo'nun doğduğu gündü...Güzel gözlüm koskocaman bir kadın tamm 24 yaşındaaaa :))
Çocuk ; iyi ki doğdun..Seni seviyorum...
Resimdeki çiçekler bu ofis ortamını bile güzelleştirdi..Edo çiçek kokmuyo len bunnar parfüm bu diyor ama olsun güzel işte..
Osman kibar çocuksun olumm :)) Benden duymuş ol , Nazan tapıyor sana!!


Hayat öyle böyle geçiyor işte...Bazı anlar karanlık bazı anlar alabildiğine aydınlık...Arada gözlerimin ışıktan kamaştığı da oluyor , karanlıkta parladığı da..Her iki durumda da net görememek huzursuzlanmama neden oluyor...
Hareketli dönemler yaşıyorum...Ama bu kadar aksiyona rağmen bazen kendimi dışarda durup olayları sadece seyreden kişi olmaktan kurtaramıyorum..Bu kötü mü? Bir yorumum yok sanırım..




Ama Türkiye'de kadın olmanın dışında ,Türkiye'de mini etek giyen kadın,Türkiye'de saçlarını sarıya boyatan kadın,Türkiye'de sokakta sigara içen kadın,Türkiye'de üniversitede okuyan ve yalnız yaşayan kadın zorluklarını deneyimlemiştim..Kadınlığın "farklı" bir halinin zorluklarını ilk kez deneyimliyorum..Sanırım tek çıkar yolu "salak ve çılgın" olmaktansa , "akıllı ve çılgın" olmak..Söylediğim şeyi anlayabiliyor musunuz??





Bu arada saçlarımı yine kestirdim durduramıyorum kendimi artık ben?? Ensem açıkta..Bakın eşek şakası hiç sevmem diyim ben size...Ona göre!!

Geçen Pazar pikniğe gittik Şirinella ve diğerleri :) Oksijenden başımız döndü...Çok eğlendik...











Bi de zencefilli kurabiye denediniz mi hiç?? Tadından yenmiyor diyim ben :))
Herkese eyvallah..

21 Nisan 2010 Çarşamba

Moda..Hüzünlü bir moda..




**Deniz'im, çocukluğumun en tatlı,en heyecanlı en panik dönemlerinin yoldaşı....

Zor günler geçirdik son bi kaç haftadır..Ama biliyor musun hiç tökezleyeceğini düşünmedim, "bir insana tüm kalbinle nasıl güvenilir" kanıtımsın sen benim...

Şimdi bundan sonra hayatınla ilgili , hayatımızla ilgili farklı bir bakış açısına gereksinimimiz var biliyorsun di mi sevgili? Konuşacağız bunları..Sen bi kalk hele...


Seni kardeşim gibi , yüreğim gibi , yarım gibi seviyorum...




***Benim kızım normal poz veremiyor artık...Kafasından neler geçiyor kim bilir?Neler oluyor o sırada? Evet evet biliyorum anasına bak kızını al:))




**Bu arada Şirinella ilk kuaför deneyimini yaşadı...Yaşadığı her şeyi bu resimdeki gibi keyifle tadını çıkara çıkara yaşasın İnşallah..Yüzündeki keyfi gördünüz di mi?


**Pamuk şekerim lollipop'um...


**Bir fincan kahvenin kırk yılsa hatrı , koca galonla içilen kahve ne olcak?

**Bu resmimi sevdim..Kocaman yaptırıp yatağım başına asayım diyorum..


Çiçek gibiyim :) aman nazar deymesin..



19 Nisan 2010 Pazartesi

...

zor bir gün bizim için...

dualarınızı esirgemeyin lütfen...

13 Nisan 2010 Salı

"Başlamak mühimdir"diye başlıyordu vakti zamanında yazdığım bir yazılardan biri..
Son dönemlerde başlayabildiğim çok fazla şey oldu pek de memnunum bu durumdan.

Uzun süre durunca tabi!

Şimdi başlangıçlara çok taze bişey daha ekledim.Baharla birlikte geldi taze başlangıcım..

Kafamdan geçirdiğim bişey sözlerime de yansıdı geçen gün..."Aslında bir tarafıyla da zorluklar barındırıyor içinde"

Hayatını istediğin gibi yaşamanın yanında hayatına yeni bir yön vermen gerekliliği, kariyerinde yeni bir atak yapma cesaretinin yanında sevdiğin iş arkadaşlarından ayrılmanın zorluğu,anneliğin sonsuz hazzının yanında sorumluluğun ağırlığı,yeni bir ilişkiye başlamanın heyecan dolu anlarının yanında ilişkiyi tanıma zorluğu..

Bu saydıklarım eğer hazırsan elbette karşı konulamaz bir coşku yaratıyor hayatında..Hazırsan elbette ama bir tutam korkuyu ve/veya çekinceyi beraberinde getirmediğini kimse söyleyemez sanırım..

a-a evde Miller varmış ne hoş...Soğuk değil ama olsun bütün istediklerin aynı anda olmuyor di mi?

Coşkuyla başlayamadığın başlangıçlardan bahsediyorduk.

Zor konuymuş!

Hayatında seni ve söylediklerini bağlayan şeyler olduğu sürece cesur olmak,cesurca cümleler kurmak hadi bol keseden atmak diyelim eskisi gibi kolay olmuyor.
İşte tam burda şunu düşünüyorsun ; cesur ataklar mı yapmalı, yoksa varolanı- seni saran pamuğu sonsuza kadar korumalı mı? Seni sonsuza kadar içinde tutacağını bile bile!

Zor seçim!

Başlangıçlar dedik , cesur hamleler dedik.Ve aynı cümleler içinde zorlanmaları koyduk..

Derin kazılar yapıyorum son bir senedir..Kazdıkça yeni karmaşalarla karşılaşıyorum.Çok şükür karşılaştıklarım arasında daha da derine inmiyor olmama neden olacak bir vukuatla karşılaşmadım.
-henüz-

Ama o derinliğe sahip olabilmek daha derine inmemi sağlayacak şeyler tam da bu benim korktuğum başlangıçlar.Bahar başlangıcında salgılanan hormonlarım , kendini koruma içgüdülerimle savaşıyor.

Ben durup izliyorum.Kendimi bu kadar dışarda tuttuğum hiç olmamıştı.Hep tuttuğum bir taraf olurdu benim.Bazen içgüdülerim oldu bu bazen de hormonlarım..(Canım hormonlarım)

Şimdi ilk kez "tarafsız bölgedeyim" Ama burası ilk kez karşılaştığım bi yer...Yabancısıyım buraların..

Gözlerimi karanlığa alıştırır gibi kıstım bekliyorum...

13 Nisan 2010
Moda


içimden geldi eskilerde bi hatırlatma yaptım,yazının tamamı;



Sana ayna olan ve aynada sana yansıttığı görüntüyü senin çok daha güzelin kılan kişiyi bulmak yada aşk'ı ne dersen,neye yüklersen o'nu- zira bence çok büyük bir fark yok-sanıyorum herkesin harcı olmuyor..

Ya da buluyorsun ama görmüyorsun..Ziyan olup gidiyor elinde kolay bulunamayan şey...Kaybettiğinle kalıyorsun ve fakat birgün tokat gibi çarpıyor yüzüne kaybettiğin!

Allah kimsenin gözlerini kapatmasın ki aşk'ı görebilsin yada kaybettiği şeyle birgün karşı karşıya bırakmasın ki renkleri göremeden,kör olarak da olsa nefes alabilsin...
not:resim michael kenna..Bizatihi benim için çekiyor sanki..Depresif ve sorgulayıcı..

;;