21 Mayıs 2010 Cuma

Beyaz perde.com dan alınan film künyesi..
Oyuncular Jake Gyllenhaal (Prince Dastan) , Gemma Arterton (Tamina) , Ben Kingsley (Nizam) , Alfred Molina (Sheik Amar) , Toby Kebbell , Reece Ritchie
20 Mayıs 2010 Perşembe
Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur...Ö.Asaf..
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Mayıs 20, 2010Yeşilin her tonunun olduğu bir yer burası...Esen rüzgar üşütmekten ziyade haz veriyor bedenime! Rüzgarın sesi ile karışan acıklı viyalonsel sesi tuhaf bir sükunete sebep!
Çıplak bacaklarıma örttüğüm battaniyede ki rengarenkliğe inat gözümün gördüğü sadece yeşil...
Arada yüzünü utangaç bir kız çocuğu gibi gösteren güneş tıpkı hayatta olduğu gibi bazen güzel şeylerin de olabileceğinin umudu...
Ahşap iskelenin üzerinde tek tük insanlar..Sanıyorum onlarda sadece "durmak" için burdalar...
Henüz hayattaki ilk yılını tamamlayamamış gün sayan melek bile artık oksijen çarpmasından mıdır , durmanın zevkini keşfettiğinden midir sesini çıkarmadan babasının güvenli kollarında poz verdi,"gık" demedi inanamazsınız! :)
Bulutlar ayrı bir terane zaten..Yağmur yüklü olanlarla , "dağılın olumm bahar bitecek nerdeyse geçti sizin fiyakanız" diyenler sürekli didişme halindeler..
Biz hepsini kabullendik...
Önemli olan neye benzedikleri..Bazen kanatlı bir fok , bazen de bir japoncuk balıkçık...
Burda , şu anda tek derdimiz bu...
An itibariyle (antibiyotik diil doğru okuyunuz :)))) okuyamayanlar oldu zira.....(ehe)güneş galip..Sırtımı ısıtıyor tatlı tatlı...Burnumun ucunda missler gibi bir koku...Ben duruyorum...Uzun zaman sonra durabiliyorum...Mutluyum!
LUNA
Kafamda günlerdir dönen Özdemir Asaf şiiri..İsmi Yön..
"Sen bana bakma
Ben senin baktığın yönde olurum..."
Öyle işte..Başka nasıl anlatılır??
Sizin var mı bir şiiriniz??
Sevgiyle...
Etiketler: gitmek, özdemir asaf, rakı
17 Mayıs 2010 Pazartesi
Gözüm aç benim...Aldım doldurdum tabağı bi de yanına insaflı davranıp yarım istedim sucuklu yumurtayı..Bitiremedim..Şimdi çok pişmanım :( Resimdeki hali bitmiş hali kahvaltımın..Yine Eminönü'nde Namlı'ya gittim..Gazetemi okudum, kahvemi içtim..Keyfim oldu 1500..
Etiketler: ben, eminönü, gökçe özses, luna, namlı, şirinim, umud devrim tuna
14 Mayıs 2010 Cuma
Kıvama geliyor kızım :)
Etiketler: ben, çocuk, kızım büyüyor, şirinim
13 Mayıs 2010 Perşembe
Etiketler: ben, gücüm yetene kadar, şükriye tutkun, umud devrim tuna
Etiketler: ben, istanbul, mazhar alanson
10 Mayıs 2010 Pazartesi
Etiketler: esmeralda, piotr cugowski garu janowski
Moda'da Koço'ya kaçarız arada bi..Kışın içerde soluruz meyhane havasını yazın dışarda...Bu cumartesi "other" kız grubum ile koço'da idik.. Akıl sesim kalp gözüm ;Berin , Kısa saçları ile beni kıskançlıktan kıskançlığa gark eden ve her geçen gün güzelleşen Deniz'im , İnanılmaz çalışan beyni ve o beyin kıvrımları arasına fırlamalığı da sıkıştıran Yelda ve simsiyah gözleri ve cin bakışları ile gecenin tatlısı Şükran....Bi de ben işte...Sıfat yetmez yazdırmayın şinci :))) -abicim blog benim-
Şükran yapmış gene yapacağını :)
Sen de öyle tatlımmmmm....Güzel ama di mi tanımlamam Akıl sesim,kalp gözüm..Sensin o! :)
mımmmm...Şimdi olsa da yesem..
Eski balkonum o kadar büyüktü ki geçen yaz deli gibi çiçek ve saksı alıp balkonu bahçeye çevirmiştim..Şimdi ki balkonum geçen sene balkonum için aldığım masa kadar..Düşünün...Ama yine de balkon balkondur..Çiçekli balkon ise tadından yenmezdir..Hayat güzeldir ve herşey insanlar içindir.. :) Etiketler: ben, berin aral, çiçek, koço restaurant
7 Mayıs 2010 Cuma
senin şanına sade gelmek yaraşır dostum, senin şanına sade gelmek yaraşır...
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mayıs 07, 2010
Gökçee olummm ben seni çok özledim beaaaaa!! :((
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mayıs 07, 2010
Etiketler: gökçe özses
6 Mayıs 2010 Perşembe
beyaz plastik poşetteki bahar ve denizatım...
5 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Mayıs 06, 2010**sigarayı bıraktım...Bu konuda yorum yapmak istemiyorum ama bir an deliler gibi tütün arıyorum bi an sanki hiç içmemiş gibiyim...Kaç gün oldu saymıyorum ama doymadım doyamadım sevmeleri onu ben :((
***Dövme yaptırdımmmm!! Çağatay eline sağlık abicim, on numara iş çıkardın yine... Benim kolumdaki Şirinella ayağı da Çağatay'ın eseri idi..Şimdi denizatım ve yıldızım da öyle...
Dövme sonrası sigara içmedim ya...Valla bana pravoo!!
Nilo' nun doğum gününü dün ahırkapı'da kutlayacaktık..Özel sebeplerle gidemedim Ahırkapı'ya..Üsgünüm :( Artık seneye insallah...Söz verdiğim resimleri de çekemedim :( Yalancı çıktım size..Ama yakınlarda yine ufak bi seyehat düşünüyorum..O zamana bir sürü fotograf olcak, sürpriz!
****Baba tarafından Trakya'lıyım ben...Büyükbabam ve babaannem (Hasan bey ve Naile hanımlar) Selanik göçmenidir...Şimdi ben nasıl yadsıyayım DNA'ya ,kalıtıma , genetiğe?? Kızım en afillisinden Trakyalı!! Yafu çevresinde bi üj-bej diyen yok kızım şiveli konuşuyor!!
Geçen gün güneş gözlüğünü taktık tıkır mıkır yuvaya gidiyoruz...Bana dedi ki; Avalı oldum di mi anne??
Yafu noluyooo :)))
Zaten ağzından hayır duyamassınız "ayır" o....Sabah evden çıkıyoruz ava güsel di mi annee??
Bak yaa :))
****Deniz Karan biliyor musun teyzecim dünyalar tatlısı, sana tapan ve aklı sürekli sen de olan bir annen var..30 'u devirdi...Sen ve 30 'lar hemen hemen üstüste geldiniz pek de iyi ettiniz zira bir kadın için hem 30'u geçmek hem de anne olmak tahmin edilemez bir deneyim...
Bu sebepten Nilo gittikçe güzel oluyorsun...Bi kaç seneye dadından yinmezsin kuzum sen..Habo benden demesi toprağım :)) Sizin cephede ne var ne yok?? :)
Bi de son olarak biz zavallı plaza insanı iki gram çiçek ot görünce kendimizden geçiyoruz ya..Biz Deniz ve Nilo geçtik...
Beyaz plastik poşetlerin içinde ki bahar ;
Bakiim başka bişi var mı?? Neyse sonra annatırım...
Etiketler: bahar.hayat, ben, çağatay ateş, dövme, negatif tattoo
4 Mayıs 2010 Salı

Heyooo...
Yarın Ahırkapı'dayız..
Hıdrellezi kutlicaz...Gelsenize...
Gördüklerimi yaptıklarımı perşembe anlatcam..Resimler de...
http://www.hidrellez.org
Bu arada hıdrellezin bir seramonisi var bakın anlatayım siz de yapın;
Hıdrellez günü yani yarın iyi dileklerini boş bir kağıda -ama çizgi bile olmaması gerekiyor kağıtta- çiziyorsunuz..
Sonra o dileklerin olduğu kağıdı bir gül ağacının altına ertesi sabah güneş doğmadan hemen almak üzere gömüyorsunuz...
Sabahın o köründe aldığınız kağıdınızı alıp bir deniz kenarına yollanıyorsunuz..Sonra içinizdeki iyi dilekleriniz eşliğinde denize atıyorsunuz dilek kağıdını...
Bitmedi...O denizden bir miktar suyubir şişeye yada kavanoza dolduruyorsunuz..Eve gidip o suyu evinize serpiyorsunuz..Koltuklara,minderlere,halılara,lavabolara her bi yere işte..
Bir sonra ki seneye kadar o su size bereket ve şans getirecek...Sağlıkla mutlulukla geçen bir senenin ardından varolan dilekleriniz eşliğinde yenileri için aynı seramoniyi tekrar edeceksiniz...
Ben yapcam..Benden demesi..
İzlenimleri yazacağım ayrıca..Gelirseniz görüşürüz...Nasıl tanıyacaksınız?? En deli çingeneyi arasın gözleriniz :))))
not:Ayrıntılı seramoni için Nilo teşekkürler bebek...
30 Nisan 2010 Cuma
Etiketler: ben, celta.özel ingilizce dersi, gökçe özses, ingiltere seyahati
29 Nisan 2010 Perşembe
Issızlıkların kesiştirdiği ruhlar barında...
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Nisan 29, 201028 Nisan 2010 Çarşamba
Ama Türkiye'de kadın olmanın dışında ,Türkiye'de mini etek giyen kadın,Türkiye'de saçlarını sarıya boyatan kadın,Türkiye'de sokakta sigara içen kadın,Türkiye'de üniversitede okuyan ve yalnız yaşayan kadın zorluklarını deneyimlemiştim..Kadınlığın "farklı" bir halinin zorluklarını ilk kez deneyimliyorum..Sanırım tek çıkar yolu "salak ve çılgın" olmaktansa , "akıllı ve çılgın" olmak..Söylediğim şeyi anlayabiliyor musunuz??
Geçen Pazar pikniğe gittik Şirinella ve diğerleri :) Oksijenden başımız döndü...Çok eğlendik...
Etiketler: ben, boşanma, kadın olmak, şirinim, türkiye
21 Nisan 2010 Çarşamba
**Bu arada Şirinella ilk kuaför deneyimini yaşadı...Yaşadığı her şeyi bu resimdeki gibi keyifle tadını çıkara çıkara yaşasın İnşallah..Yüzündeki keyfi gördünüz di mi?

**Bir fincan kahvenin kırk yılsa hatrı , koca galonla içilen kahve ne olcak?
**Bu resmimi sevdim..Kocaman yaptırıp yatağım başına asayım diyorum..
Çiçek gibiyim :) aman nazar deymesin..

19 Nisan 2010 Pazartesi
zor bir gün bizim için...
dualarınızı esirgemeyin lütfen...
13 Nisan 2010 Salı
"Başlamak mühimdir"diye başlıyordu vakti zamanında yazdığım bir yazılardan biri..
Son dönemlerde başlayabildiğim çok fazla şey oldu pek de memnunum bu durumdan.
Uzun süre durunca tabi!
Şimdi başlangıçlara çok taze bişey daha ekledim.Baharla birlikte geldi taze başlangıcım..
Kafamdan geçirdiğim bişey sözlerime de yansıdı geçen gün..."Aslında bir tarafıyla da zorluklar barındırıyor içinde"
Hayatını istediğin gibi yaşamanın yanında hayatına yeni bir yön vermen gerekliliği, kariyerinde yeni bir atak yapma cesaretinin yanında sevdiğin iş arkadaşlarından ayrılmanın zorluğu,anneliğin sonsuz hazzının yanında sorumluluğun ağırlığı,yeni bir ilişkiye başlamanın heyecan dolu anlarının yanında ilişkiyi tanıma zorluğu..
Bu saydıklarım eğer hazırsan elbette karşı konulamaz bir coşku yaratıyor hayatında..Hazırsan elbette ama bir tutam korkuyu ve/veya çekinceyi beraberinde getirmediğini kimse söyleyemez sanırım..
a-a evde Miller varmış ne hoş...Soğuk değil ama olsun bütün istediklerin aynı anda olmuyor di mi?
Coşkuyla başlayamadığın başlangıçlardan bahsediyorduk.
Zor konuymuş!
Hayatında seni ve söylediklerini bağlayan şeyler olduğu sürece cesur olmak,cesurca cümleler kurmak hadi bol keseden atmak diyelim eskisi gibi kolay olmuyor.
İşte tam burda şunu düşünüyorsun ; cesur ataklar mı yapmalı, yoksa varolanı- seni saran pamuğu sonsuza kadar korumalı mı? Seni sonsuza kadar içinde tutacağını bile bile!
Zor seçim!
Başlangıçlar dedik , cesur hamleler dedik.Ve aynı cümleler içinde zorlanmaları koyduk..
Derin kazılar yapıyorum son bir senedir..Kazdıkça yeni karmaşalarla karşılaşıyorum.Çok şükür karşılaştıklarım arasında daha da derine inmiyor olmama neden olacak bir vukuatla karşılaşmadım.
-henüz-
Ama o derinliğe sahip olabilmek daha derine inmemi sağlayacak şeyler tam da bu benim korktuğum başlangıçlar.Bahar başlangıcında salgılanan hormonlarım , kendini koruma içgüdülerimle savaşıyor.
Ben durup izliyorum.Kendimi bu kadar dışarda tuttuğum hiç olmamıştı.Hep tuttuğum bir taraf olurdu benim.Bazen içgüdülerim oldu bu bazen de hormonlarım..(Canım hormonlarım)
Şimdi ilk kez "tarafsız bölgedeyim" Ama burası ilk kez karşılaştığım bi yer...Yabancısıyım buraların..
Gözlerimi karanlığa alıştırır gibi kıstım bekliyorum...
13 Nisan 2010
Moda
Etiketler: başlangıçlar, ben



















