8 Mart 2010 Pazartesi
O kadar karışık ki başlığa ne yazsam bilemedim...
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Pazartesi, Mart 08, 2010Bi de;
Bigün yeri gelirse daha çok konuşuruz..
Karatahta aldık evimize..Ben eve taşıyana kadar epey incindim ama deydi :))
Etiketler: dünya kadınlar günü, haftasonu, marilyn monroe
5 Mart 2010 Cuma
Kadın olduğumuzu unutmayanlar unutturmayanlar için..Hala var onlardan çok şükür!
1 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mart 05, 2010Etiketler: 8 mart, ben, dünya kadınlar günü, kadın olmak
Saat 02.12...
Pencereden baktığımda dışarısı görünmüyor , çok karanlık...
Ama yağmur yağıyor sanırım...Sesini duyabiliyorum...
1 Milyon Kalem! "GUNEŞİN KIZLARI" için El ele Kampanyası...
0 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mart 05, 2010(Birmilyonkalem’den alıntıdır.)
Koşuyolu Mh. Çetin Gümeç Sk. Başkanlar Sitesi A6-Blok Daire: 10 Koşuyolu- Acibadem / İSTANBUL
Etiketler: güneşin kızları
bu saatte beni uyandıracak tek şey! Millettt uyuyor musunuzz?? :) ehe
2 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Mart 05, 20104 Mart 2010 Perşembe
Etiketler: ben.çalışmak
Ben ve Ciddi maddesel bağlantı bozukluklarım..
9 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Mart 04, 2010Etiketler: ben
2 Mart 2010 Salı
Etiketler: ben, çin, deneyim, incelikler yüzünden, sertab erener, şirinim
1 Mart 2010 Pazartesi
Epey önce yine bir taksim akşamı , bi arkadaş usuldan kanyak şişesi uzattı bana doğru ..Sokakta yürüyoruz hava da epey soğuk.."Bilmem ki acıdır be o" dedim.."Isıtır çek bi yudum" dedi...
Sonra güldük kendi kendimize "film repliği yaptık olum" dedim "yenisin sen galiba" dedi bana muhtehzi muhtehzi gülümsüyordu bıyık altından :) İyi madem ,ver bakalım dedim..
Ba-yıl-dım!
Söz vermiştim alcam kendime bi şişe diye..
Yaptım geçtiğimiz cuma akşamı..Bir şişe tekel kanyağı aldım..Yanına çikolata ve bi paket sigara..
Önce Scala'da film izledik..Kandahar..Filmle ilgili ayrıntıları vereceğim sonra..Ama kısaca kadın olmak, Afgan kadını olmak, özgürlük, umut'la ilgili çok acaip deneyimler sunuyor film..
Bakınız;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kandahar_(film)
Film bitti..Ahali nereye dağıldı bilemem ama ben güvenli kollarda kanyağa doğru hızlı bir dalış sergiledim:)
Barın dışında elimde şişe otururken olduğumuz mekandan Metin Üstündağ ve eşi çıktı..Beni ve kanyağı görünce oo dedi asıl muhabbet burdaymış..:))
güzeldi..
Etiketler: ben, film, kandahar, metin üstündağ, scala, tekel kanyak
26 Şubat 2010 Cuma
İlk Gençlik yılları,"şimdi"nin ağırlığı ve son hikayem...
3 yorum Gönderen Umudum zaman: Cuma, Şubat 26, 2010Nasılsınız millet?
Ben keyifliyim..
Ama başım ağrıyor bi kaç gündür..
Her gün hap atıyorum Nazan'cım iki gözüm sağolsun..Bi de öksürüyorum sıkça..Sigarayı mı arttırdım acaba??
Öksürmeye başlayınca kızlar koşa koşa su yetiştiriyorlar bana..Azcık rahatlıyorum..Seviyorlar beni..Ben de onları..Bak içlendim yine..Kaçık kız grubu seviyorum olumm sizi ben..
Neyse işte..
Bu sabah ilk gençlikte dinleyip dinleyip bıyıkları yeni terlemeye başlayan oğlan çocuklarına aşık olduğumuz -olduğumuzu düşündüğümüz- zamanlardaki şarkılar var kulağımda..Ne çok acı çekerdik o zamanlar..Biz küçüktük acılar mı büyük geliyordu şimdi büyüdüğümüz için acılar mı küçüldü yoksa hayat daha geniş şimdi o genişlikte acılar mı az yer kaplıyor?
Büyüdük mü dersiniz?Büyüyünce hayat ve acı daha mı katlanılır oluyor?
Yoksa hayata karşı sağlam durmak mı benim yaşadığım?
Kendime çok mu misyon yüklüyorum? Öyleyse bile iyi idare ediyorum :)
Aslında ben başka bişi yazacaktım döküldüm dimi? :)
******
Çarşamba Scripta vardı..Scala'daki yazı grubu
Bu arada scripta nerden geliyor bilen vardır ama bilmeyenler için;
"Verba volant scripta manent" yani "söz uçar yazı kalır"..Hoş dimi?
O gün bi çalışma yaptık..
10 kişilik bi grup düşünün bir kişinin cümlesi ile başlıyor çalışma..Sonraki cümleyi başka birisi söylüyor..Sıra falan yok..Ama tabi anlamı bozmayacak cümleler sıralanıyor..Bu şekilde bir pragraf yaratıldıktan sonra herkes kendine göre tamamlıyor hikayeyi..
Çok enteresan hikayeler çıktı..Ne kadar kişiysen o kadar değişik sonla karşılaşıyorsun..
Hikayenin başlangıcını ve benim hikayemin sonunu yazacağım ben şimdi;
Ağır adımlarla gecenin sisinde ilerledi.Bir adım ötesini bile göremiyordu.Ne yapacağını bilmez bir şekilde bir süre bekledi. O esnada sisi yırtan canhıraş bir çığlık işitildi.Sokak lambasının altından bir silüetin koşarak geçtiğini gördü.Bu o muydu acaba?Gerçek miydi , her zaman ki halisünasyonlardan biri mi?Başının ağrımaya başladığını , nabzının düştüğünü ve gözlerinin karardığını hissetti..
-bundan sonrası benim-
Gözlerini açtığında loş bir odada , nemli bir şilte üzerindeydi.İçerki odadan ufak tıkırtılar geliyor,birisi sanki bişeyler arıyordu..Yattığı yerden doğrulmaya çalıştı..O sırada kolu şiltenin yanında duran lambaya çarpınca loş sessizlik parçalandı.
Odadan koşarak geldi adam.
-Nasıl oldun? diye sordu.
Selma,
-Daha iyiyim dedi belli belirsiz.
Daha iyi miyim gerçekten?
Kemal'i tanımıştı daha nasıl oldun der demez.
Bunca yıl sonra diye geçirdi aklından.Başı korkunç derecede ağrıyor sabit tutmakta zorlanıyordu kendini..
Sonra birden farketti ki onca sene gördüğünü düşündüğü şeyleri görmüştü gerçekten..Halisünasyon değildi demek!
Yaşadıkları tutkulu aşkı düşündü.İçi acıdı..Nasılda yıkılmış , nasıl dağılıp paramparça olduğunu ve çok uzun yıllar evet yıllar kendine gelmek için ne büyük çabalar sarfetmişti..Aldığı antidepresanların haddi hududu yoktu..Bu sebepten halisünasyonlar gördüğünü düşünmüştü yıllarca.Ama işte gerçek tam karşısında duruyor sevecen ama ezilmiş gözlerle ona bakıyordu..
Selma ne hissetmesi gerektiğini düşündü bir an..Öfke , kin? Özlem ? Korku?
Çözemedi..Kendini çözemedi..Uzun yıllardır olduğu gibi..Bu duygusu çokça tanıdıkdı zaten..
Yıllar önce Kemal' e çok yalvarmış bırakma beni nolur yapamam sensiz demişti..Kendini küçülttüğünü hiç düşümemişti..Aşkla tutkuyla seviyordu Kemal'i..Yalvarmıştı..Ama Kemal dönmemişti..Selma dönmediğini düşünmüştü yada....
Odadan gelen ses irkilmesine neden oldu adamın..Uyanmış mıydı Selma? Hemen bıraktı elindekileri..Evet işte uyanmış , kolu ile çarptığı lambaya boş gözlerle bakıyordu..
Nasıl oldun dedi..Çıkan ses sanki ona ait değildi.Daha iyiyim dedi kadın..Daha iyi miydi gerçekten?
Kemal utanıyordu..Koşup Selma'yı kollarına alıp "seni çok özledim,seni hiç unutmadım" demek istiyor ama Selma'nın gözlerinde bir türlü çözemediği gel-git ler engel oluyordu buna.
Yıllar önce Selma'yı terketmiş ve bunun o zaman için doğru bir karar olduğunu düşünmüştü..Anlatsa kadına anlamayacağını ve ona düşman olacağından emindi..Sonuçta yine de düşman etmişti kadına kendini..Selma çok yıkılmış kabullenememişti ayrılığı..Nasıl da ağlamıştı günlerce gecelerce..Ama kemal içi de erise kararından geri dönemiş bırakmıştı Selma'yı..Şimdi dönüp baktığında belki bir çıkar yol bulabilirdim diye düşünüyordu..Ama artık herşey için çok geçti..Selma onu asla affetmeyecek bir daha asla ona eskiden baktığı gibi bakmayacaktı..
Selma kendine gelmeye başlayınca odayı ve neden bu odada olduğunu sordu kendine..Sonra Kemal'e..
-Ne işim var benim burda? Senin ne işin var burda? Neden burdayız??
Kemal bu soruya nasıl cevap vereceğini düşünmemişti hiç..Selma'yı son 4 aydır takip ettiğini beni affet demek için geri döndüğünü onu hiç unutmadığını nasıl anlatabilirdi ki?
Bu dökündü odayı kiralamıştı hapisten çıktıktan sonra..Selma'yı içerde olduğu her gün her saat aklında çıkarmamış,çıkaramamıştı..
Yıllar önce bir anda sebepsiz terkinin de sebebi buydu..Aranılıyordu Kemal..Üstü örtülmüş bir dava tanıklardan birinin bir süre sonra konuşmasıyla tekrar açılmış ve Kemal her yerde aranılır olmuştu..
****
Biraz işim var ama hikayeyi bugün tamamlayacağım...Valla!
Etiketler: öykü.ben
24 Şubat 2010 Çarşamba
Gerçek bir kadın Gerçek bir erkek ve zavallı pırpır kuşunun hazin hikayesi!
6 yorum Gönderen Umudum zaman: Çarşamba, Şubat 24, 2010Rahatlamıştır pır-pır kuşu.
Etiketler: Aşk, aşkın evrimi, ben, berin aral, can aral
23 Şubat 2010 Salı
İzleyeli epey oluyor ama ben yeni yazıyorum :(
Film şahane baştan onu diyeyim..Bu kadar eğlenip koltukta mıkırdadığım film azdır..Ben genelde film izlerken susarım..Tıp! Ama bu filmde yerimde duramadım şaşırdım,kahkaha attım,üsüldüm sonra yine güldüm felan işte..
Hatta şunu düşünüyorum filmin orjinalini alıp sesini açıp hem dansedip hem filme takılmak zira filmin müzikleri beni deli etti:) Muhteşem! Edinilesi benden demesi...
Ve ne fena biliyor musunuz? Film Türkiye de 69 bin , Almanya'da 1 milyon civarında kişi tarafından izlenmiş..Umudumu yitirmeye başlayacağım yakında..:(
Ben bi de en çok neden sevdim biliyor musun bu filmi?
Film günümüzdeki çarçabukluğu,kardeşine bile güvenmeyeceksin kardeşimciliğe inat dost olmaktan,yemeğin gerçekten yemek gibi yenmesi ve tadına varılmasından ve vefadan bahsediyor..İşte ben sırf bu iyi niyetleri yüzünden bile severim soul kitchen'ı ve Fatih Akın'ı..
Ama benim tek sebebim bu değildi filme aşık olmam için..Sebeplerimden biri de;
Şimdi hazır mısınız?
Filmde benim takıldığım noktaya??



Bir adam bu kadar mı ......... .............. ..... .... ..... ............................. ............... ............. olur yafu??
Bittim.Bu kadarım ben:)) Derin duygular besliyorum biline..
Sirtaki en seksi oyunmuş onu farkettim.:)
Taam susuyorum artık yoksa...Sustuuummm...
Filmde oyunculuğunu konuşturan kişi uzak ara moritz dir..Evet evet benim derdim sadece sinemasal anlamda bir yorumda bulunmak...Yoksa adam seksiymiş hani şöyleymiş böyle de bakılırmış gibi bir derdim zinhar yok!! Olmadı dimi?? :))) Ben bile inanmadım oğlum kendime:))
Neyse işte..Gidin izleyin bence..Büyük eğlenceyi kaçırmayın..
Hım bu arada müzikleri dedim ya şahane diye;filmin iki cd lik bir soundtracki var efenim..
1. rated x – kool & the gang
2. hicky burr – quincy jones
3. i don't know – ruth brown
4. brown bag – boogaloo joe jones
5. we got more soul – dyke and the blazers
6. get the money – mongo santamaria
7. don't do it - syl johnson
8. get down – curtis mayfield
9. to sxoleio – the olympians
10. i want to be your man – zapp & roger
11. the creator has a master plan – louis armstrong
12. it’s your thing – the isley brothers
13. disko – jan delay
1. walking in dub – burning spear
2. soundhaudegen – sillywalks movement
3. fragosiriani – locomondo
4. manolis o hasiklis – shantel
5. mission of love – love ravers
6. sing song girl – er france
7. moon shayn – bad boy boogiez
8. arcilla – steven pfeffer
9. to blues tou paliokaravou – pavlos sidiropoulos
10. steve's la paloma – steve baker
11. sisters keepers dub – turtle bay country club
12. gang & gaebe - broke but busy
13. das letzte hemd hat leider keine taschen - hans albers
bi de filmin resmi sitesi müsikleri burdan da dinleyebilirsiniz..
http://www.soulkitchenfilm.com/
Etiketler: fatih akın, moritz bleibtreu, soul kitchen
22 Şubat 2010 Pazartesi
Etiketler: bahar.hayat, ben
Bu haftasonu planladığım ufak yolculuğumu işlerin yoğunluğu sebebiyle bir hafta ertelemek zorunda kaldım..Olsundu..Mutlu olmak için uzaklara gitmem gerekmiyordu. (Avutuyorum kendimi bozmayınız lütfen) Hem Mart daha güzel bi aydı seyahat için..(hala avutuyorum evet :)
Hastasonu yine sokaklarda geçti :)
Şirin cumartesi sabahı anneannesine kahvaltıya giderken..Halinden pek memnun görünmüyor dimi? Sabah mahmurluğu diyelim..
Sonra keyfi yerine geldi ama..Pikniğe gittik,ağaçlara tırmantık (bize deli bunlar diyenler oldu bozmadık hiç kendimizi ama biz:)
Şirin ağaca sarılıyor evet,sevdik ağacı benden öğrendi ağaca sarılmayı..:) Ehe ehe..
Oturduk piknik yaptık,kedileri besledik keyfimiz iyice yerine geldi..Çimlerde yuvarlanırken bu da..Pek romantiğiz dimi? :))
Cumartesi bol temiz hava bol kahkahalı geçti günümüz..
19 Şubat 2010 Cuma
Bugün öğlen itibariyle benim baharım geldi!
Kaçamak yaptım..İşten bi kaç saatliğine de olsa ,koşarak uzaklaştım...

ekşi sözlüğe sıklıkla girerim..
Bugünün açılış yazısına bayıldım :)))
paylaşamdan edemicim;
seks ile savaş arasındaki benzerlikler
ikisinde de kaba kuvvet degil, gelismis teknik kazanir.
utangaç not:öhöm :)
Etiketler: ben, ekşi sözlük
18 Şubat 2010 Perşembe
Önceki ruh halinden sıyrılmış sayılmam...Ama gerçek hayata da dönmek lazım değil mi?
Acaip bi site var.Çok eğlenceli hediyelikler satılıyor..
Veya kendiniz için dimi ama?
Bi de hani bana belki sürpriz yapmak istersiniz...kiki :)
Ya da iyi taam napiyim sefgilinize alın..Bu kıyağımı da unutmayın..
Bilenler vardır..Luna bilir misal..Bi ara göndermişti sanırım dimi kıslar??
BULDUMBULDUM
ben bi kaç tanesini çok sevimli buldum..
İşte beklenen an geldi! Bu barbekü kılıcıyla artık sosislere savaş açabilirsiniz. Bundan sonra tüm mangal partilerinin kahramanı siz olacaksınız! Hem de özel maskeniz ile gerçek kahramanlar gibi kimliğinizi de kimseye belli etmeyeceksiniz! Tüm sosisler artık sizden korkacak!
İnsanlığı suyun üzerinde yürüme hayaline biraz daha yakınlaştıran bu icat, sizin zıplama hareketinizle suyun ittirme gücünü kullanarak ilerlemenizi sağlıyor. Suda yüzmeyin. Suya dalmayın. Suyun üstünde pedal çevirerek gitmeyin. Suyun üstünde ZIPLAYIN. Sadece zıplayın. * Cihaz ile yapılan dünya hız rekoru 27 mildir.
Normal bir insanın hayatında 4200 saatini tuvalette oturarak geçirdiğini düşünürsek son derece faydalı bir buluş... Gerçek sudoku bağımlılıarı için mükemmel bir hediye! 
Siz onu yakalayıp susturana kadar o durmayacak!Bu alarm saat malesef sus değince susan çal diyince çalan o bildiğiniz masum saatlerden değil. Bu deli canavar saat alarm saati geldiğinde sizin onu koyduğunuz masadan ya da komidinin üstünden kendini atarak deli gibi koşmaya başlıyor ve kendini sizden saklayacak bir yer arıyor. Siz de o güzel uykunuzdan kalkıp onu yakalayana kadar susmuyor! 
Hepimiz güzel prensesin çirkin kurbağayı öpmesiyle kurbağanın prense dönüştüğü o güzel masalı biliriz. Size bu masalı gerçeğe dönüştürme şansınızın olduğunu söylesek? Evet doğru, fanusun içindeki bu sihirli kurbağayı ıslatınca kurbağa yakışıklı bir prense dönüşecek.
Hanımelilerin bayıltıcı tatları..Ve benim bahçem..
8 yorum Gönderen Umudum zaman: Perşembe, Şubat 18, 201017 Şubat 2010 Çarşamba
Etiketler: ben, closer, depresifim
Etiketler: Aşk, ben, yalnızlıklar




.jpg)






