8 Mart 2010 Pazartesi

Cumartesi sabahı bi yedik bi yedik..Her zaman sağlıklı anne olmak hem beni sıkar hem meleği..

Acaip sağlıksız ama mutluyduk kahvaltıda..Nutella nutella olalı böyle eziyet görmedi :)








haftasonu çok bişey yaptım..yaptık..

Cuma akşamı bigün öncenin uykusuzluğu gece 12 gibi çöreklendi..3 saatlik uyku yetmedi 48 saate..ama yine de;





Bi de;







Benim için Marilyn Monroe vazgeçilmezdir..Evet orda Audrey var, Elizabeth var , Jane var ama ben M.M derim başka bişi demem..

Bu resim Cuma akşamı masada bi ara göründü dayanamadım çektim..Yatarken ne giyersiniz sorusuna sadece chanel no 5 demiş bir sarışın o...Muhteşem bir ses'dir aynı zamanda..Kadın sesi..Herşeyini severim..


izlemeden olmaz,





Marilyn benim için sadece seksi bir sarışın değildir..Hatta benim için o değildir..Çok çok daha fazlasıdır..O nasıl anlatsam norma jean baker'dır..Çok masum,çok zeki..Çok acı dolu..





Ölümünde ise aldığı ilaçların sonunu getirdiğini söylerler..Oysa otopside çıkan bir sürü şey hasıraltı edilmiştir.Çok sonraları otopsisini yapan doktor barbiturat ve nembutal'in kolonuna lavman ile boşaltılmış olduğunu farkettiğini söyleyecektir..Bilirsiniz belki Marilyn geceleri uyumak için librium alırmış..Bu da uyanmamasına neden olan şey işte..

Ben çok üzülüyorum hala..Çok etkileniyorum..

Bir ropörtajında, keşke marilyn adını kabul etmeseydim, jean monroe için ısrar etseydim" demişti, keşke biraz daha kendim olmak için ısrar etseydim derken.

ve bu cümle de çok şey açıklıyor aslında; ben küçükken kimse bana güzel olduğumu söylememişti. bütün kızlara güzel oldukları söylenmeli, gerçekte güzel olmasalar bile."

Bir filminin galasından hemen önce düşürdüğü bebeği onda,hayatında neler değiştirecekti acaba?

makyajsız ilah;





Aslında konuşacak çok şey var bu konuda evlilikleri , evlendiği adamlar ve sonuna sebep olanlar..

Bigün yeri gelirse daha çok konuşuruz..


Bu arada fransız yapımı bir belgesel var dailymotion'da..Altyazı yok ama gerek de yok ki!!

Toplamda 3 bölüm sanırım belgesel..



******************
ben neler yazacaktım neler oldu :)


Karatahta aldık evimize..Ben eve taşıyana kadar epey incindim ama deydi :))





Aklımda hala norma jean var..

Benim Kadınım Marilyn..Ben onun Kadınlar gününü kutlayacağım bugün..

5 Mart 2010 Cuma



İlk kadınlar günü kutlamamı sanal da olsa aldım...Çok möhüm bir web adresidir yabana atmayın zamanında elim ayağıma dolanırken az bilgi edinmedin buralardan..


anneyizbiz.com ....sizi gidi rahatımyerindeohh.com'cular siziiiii..
artık bende rahatım bi kerem..


ya napalım olum benim bi yıldızım fazla yapcak bişi yok taam mı??


bakın gelen tebrike ne cici...


an be an...

Saat 02.12...

Pencereden baktığımda dışarısı görünmüyor , çok karanlık...

Ama yağmur yağıyor sanırım...Sesini duyabiliyorum...



(Birmilyonkalem’den alıntıdır.)


Merhaba Birmilyonkalem Dostları,

1MKalem olarak, yaşları 18-25 arasındaki genç kızlarımıza hizmet amacıyla kurulmuş "Genç Kız Sığınma Evi Derneği" ile işbirliği yaparak, bu kızlarımızın yiyecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarına destek olmayı amaçlıyoruz.

Genç kız sığınma evinde toplam 20 civarında genç kızımız barınabiliyor. Özellikle bulunduğu çevrede bir şekilde mağduriyet yaşayıp, destek almak isteyen genç kızlarımız burada kalıyor. Bu nedenle "Güneş Evleri"nin adresi gizli tutuluyor.

Birmilyonkalem (1MK) olarak, bu kampanyada sadece ihtiyaçları sahiplerine ulaştırmak değil, aynı zamanda toplumsal ihmal, istismar ve şiddete karşı bir duyarlılık hareketi de başlatmak istiyoruz. Huzurlu ve mutlu bir toplum olabilmek için birbirimizin ihtiyaçlarına duyarlı, komşusu açken uyuyamayan, kendi değerlerinin farkında bir toplum olduğumuzu hep birlikte yeniden anımsamak istiyoruz.

Her zaman olduğu gibi 1MKalem olarak yardımları biz kabul etmiyoruz. Sizler doğrudan ilgililere ulaştırıyorsunuz. Biz sadece duyarlılığınıza sesleniyoruz.


Saygılarımızla.

Yardım etmek ve daha ayrıntılı bilgi almak isteyen dostlar için adres:





GENÇ KIZ SIĞINMA EVİ DERNEĞİ
Koşuyolu Mh. Çetin Gümeç Sk. Başkanlar Sitesi A6-Blok Daire: 10 Koşuyolu- Acibadem / İSTANBUL

Duyarlılığınız için çok teşekkür ederiz.

BİR MİLYON KALEM Web Sitesi Yönetimi

4 Mart 2010 Perşembe


Bu saatte işte olmaktan daha kötü ne olabilir??

Bilen var mııııı?

mutsusuuummmm...






Bi fotograf makinem var fena bişi değil..Yani bana yetiyor..


Bi aydır , o kadar olmasa da 15 gündür kullanamıyorum.Açılmıyordu..Luna'ya verdim Eminönü'ne götürdü kuzum tamire Erkayalar'a..
Dün telefon geldi bunun pillerini değiştirin diye...!!

Çok utanıyorum :)))))))))

***az önce utanırken çekilen resimler dumanı üstünde..
Tabi ki Luna!

2 Mart 2010 Salı

İnce iş!



İncelikler yüzünden..

Çok acaip şarkıdır bu..Ta yüreğime dokunur..O küçük kız çocuğu benim bazen..Bazen kızım..
Yaşamadan anlayamadım..Tecrübe dedikleri şeyi..Acıta acıta, kanata kanata öğreniyorsun..ama sonunda hayat sen istemezsen yaralayamıyor artık seni.."Büyük laf" diye yazdım Gökçe'me az önce..


Tesadüfen mi bilemem ama karşılaşıyorsun istersen içinde kendinle..Minicik kız çocuğu duruyor ve sen anlatamıyorsun gördüklerini o'na..


Ben ne kadarını nasıl anlatabileceğim meleğe?


Bana anlatanlar oldu çok şükür..Hala bıkmadılar anlatıyorlar fısır fısır..Ürkütmeden
korkutmadan ama..Benim de öyle yapmam lazım..Ürkütmemek lazım kuşu zira,ince iş :)

********

Ya şimdi aradı Şirinella beni.Emziğini arıyorlarmış bulamamışlar "nereye sakladın emziğimi?" diye hesap soruyor bana zilli :)) Ben neler düşünüyorum o bana ne soruyor :)) Ay çok absürt oldu bu şimdi :))) Ben şinci ciddi de olamam :))))))

Neyse işte..Öğrenecek aramasını da bulmasını da diye bağlayayım ben bu iç dökme şeysini :)


Bi de dün yine Çin yemeği yedim üzerinize afiyet..Acaip bi şey önerdi Okan bana..Yemek olarak! :)

"General çikın.."
Bakınız bu..Çok acaipti çokkk..Hem tatlı hem acı..Değişik..




Bu da içinden ben çıkmış hali ve Luna ve nilo :)


Görüşürüz.

1 Mart 2010 Pazartesi

Epey önce yine bir taksim akşamı , bi arkadaş usuldan kanyak şişesi uzattı bana doğru ..Sokakta yürüyoruz hava da epey soğuk.."Bilmem ki acıdır be o" dedim.."Isıtır çek bi yudum" dedi...


Sonra güldük kendi kendimize "film repliği yaptık olum" dedim "yenisin sen galiba" dedi bana muhtehzi muhtehzi gülümsüyordu bıyık altından :) İyi madem ,ver bakalım dedim..


Ba-yıl-dım!


Söz vermiştim alcam kendime bi şişe diye..


Yaptım geçtiğimiz cuma akşamı..Bir şişe tekel kanyağı aldım..Yanına çikolata ve bi paket sigara..


Önce Scala'da film izledik..Kandahar..Filmle ilgili ayrıntıları vereceğim sonra..Ama kısaca kadın olmak, Afgan kadını olmak, özgürlük, umut'la ilgili çok acaip deneyimler sunuyor film..


Bakınız;


http://tr.wikipedia.org/wiki/Kandahar_(film)










Film bitti..Ahali nereye dağıldı bilemem ama ben güvenli kollarda kanyağa doğru hızlı bir dalış sergiledim:)

Barın dışında elimde şişe otururken olduğumuz mekandan Metin Üstündağ ve eşi çıktı..Beni ve kanyağı görünce oo dedi asıl muhabbet burdaymış..:))

güzeldi..


26 Şubat 2010 Cuma


Hikayeyi tamamlamicam..Canım istemiyor.Keyfim yok şimdi.


Bugünün şarkısıı...




akşam dans etcem deli gibi karar verdim..Görüşürüz....


ayıp not: Hımm bu arada.




Nasılsınız millet?
Ben keyifliyim..
Ama başım ağrıyor bi kaç gündür..
Her gün hap atıyorum Nazan'cım iki gözüm sağolsun..Bi de öksürüyorum sıkça..Sigarayı mı arttırdım acaba??
Öksürmeye başlayınca kızlar koşa koşa su yetiştiriyorlar bana..Azcık rahatlıyorum..Seviyorlar beni..Ben de onları..Bak içlendim yine..Kaçık kız grubu seviyorum olumm sizi ben..

Neyse işte..

Bu sabah ilk gençlikte dinleyip dinleyip bıyıkları yeni terlemeye başlayan oğlan çocuklarına aşık olduğumuz -olduğumuzu düşündüğümüz- zamanlardaki şarkılar var kulağımda..Ne çok acı çekerdik o zamanlar..Biz küçüktük acılar mı büyük geliyordu şimdi büyüdüğümüz için acılar mı küçüldü yoksa hayat daha geniş şimdi o genişlikte acılar mı az yer kaplıyor?

Büyüdük mü dersiniz?Büyüyünce hayat ve acı daha mı katlanılır oluyor?

Yoksa hayata karşı sağlam durmak mı benim yaşadığım?

Kendime çok mu misyon yüklüyorum? Öyleyse bile iyi idare ediyorum :)

Aslında ben başka bişi yazacaktım döküldüm dimi? :)

******

Çarşamba Scripta vardı..Scala'daki yazı grubu

Bu arada scripta nerden geliyor bilen vardır ama bilmeyenler için;

"Verba volant scripta manent" yani "söz uçar yazı kalır"..Hoş dimi?

O gün bi çalışma yaptık..

10 kişilik bi grup düşünün bir kişinin cümlesi ile başlıyor çalışma..Sonraki cümleyi başka birisi söylüyor..Sıra falan yok..Ama tabi anlamı bozmayacak cümleler sıralanıyor..Bu şekilde bir pragraf yaratıldıktan sonra herkes kendine göre tamamlıyor hikayeyi..

Çok enteresan hikayeler çıktı..Ne kadar kişiysen o kadar değişik sonla karşılaşıyorsun..

Hikayenin başlangıcını ve benim hikayemin sonunu yazacağım ben şimdi;

Ağır adımlarla gecenin sisinde ilerledi.Bir adım ötesini bile göremiyordu.Ne yapacağını bilmez bir şekilde bir süre bekledi. O esnada sisi yırtan canhıraş bir çığlık işitildi.Sokak lambasının altından bir silüetin koşarak geçtiğini gördü.Bu o muydu acaba?Gerçek miydi , her zaman ki halisünasyonlardan biri mi?Başının ağrımaya başladığını , nabzının düştüğünü ve gözlerinin karardığını hissetti..

-bundan sonrası benim-

Gözlerini açtığında loş bir odada , nemli bir şilte üzerindeydi.İçerki odadan ufak tıkırtılar geliyor,birisi sanki bişeyler arıyordu..Yattığı yerden doğrulmaya çalıştı..O sırada kolu şiltenin yanında duran lambaya çarpınca loş sessizlik parçalandı.

Odadan koşarak geldi adam.
-Nasıl oldun? diye sordu.
Selma,
-Daha iyiyim dedi belli belirsiz.

Daha iyi miyim gerçekten?

Kemal'i tanımıştı daha nasıl oldun der demez.
Bunca yıl sonra diye geçirdi aklından.Başı korkunç derecede ağrıyor sabit tutmakta zorlanıyordu kendini..
Sonra birden farketti ki onca sene gördüğünü düşündüğü şeyleri görmüştü gerçekten..Halisünasyon değildi demek!

Yaşadıkları tutkulu aşkı düşündü.İçi acıdı..Nasılda yıkılmış , nasıl dağılıp paramparça olduğunu ve çok uzun yıllar evet yıllar kendine gelmek için ne büyük çabalar sarfetmişti..Aldığı antidepresanların haddi hududu yoktu..Bu sebepten halisünasyonlar gördüğünü düşünmüştü yıllarca.Ama işte gerçek tam karşısında duruyor sevecen ama ezilmiş gözlerle ona bakıyordu..

Selma ne hissetmesi gerektiğini düşündü bir an..Öfke , kin? Özlem ? Korku?
Çözemedi..Kendini çözemedi..Uzun yıllardır olduğu gibi..Bu duygusu çokça tanıdıkdı zaten..

Yıllar önce Kemal' e çok yalvarmış bırakma beni nolur yapamam sensiz demişti..Kendini küçülttüğünü hiç düşümemişti..Aşkla tutkuyla seviyordu Kemal'i..Yalvarmıştı..Ama Kemal dönmemişti..Selma dönmediğini düşünmüştü yada....

Odadan gelen ses irkilmesine neden oldu adamın..Uyanmış mıydı Selma? Hemen bıraktı elindekileri..Evet işte uyanmış , kolu ile çarptığı lambaya boş gözlerle bakıyordu..

Nasıl oldun dedi..Çıkan ses sanki ona ait değildi.Daha iyiyim dedi kadın..Daha iyi miydi gerçekten?

Kemal utanıyordu..Koşup Selma'yı kollarına alıp "seni çok özledim,seni hiç unutmadım" demek istiyor ama Selma'nın gözlerinde bir türlü çözemediği gel-git ler engel oluyordu buna.

Yıllar önce Selma'yı terketmiş ve bunun o zaman için doğru bir karar olduğunu düşünmüştü..Anlatsa kadına anlamayacağını ve ona düşman olacağından emindi..Sonuçta yine de düşman etmişti kadına kendini..Selma çok yıkılmış kabullenememişti ayrılığı..Nasıl da ağlamıştı günlerce gecelerce..Ama kemal içi de erise kararından geri dönemiş bırakmıştı Selma'yı..Şimdi dönüp baktığında belki bir çıkar yol bulabilirdim diye düşünüyordu..Ama artık herşey için çok geçti..Selma onu asla affetmeyecek bir daha asla ona eskiden baktığı gibi bakmayacaktı..

Selma kendine gelmeye başlayınca odayı ve neden bu odada olduğunu sordu kendine..Sonra Kemal'e..
-Ne işim var benim burda? Senin ne işin var burda? Neden burdayız??

Kemal bu soruya nasıl cevap vereceğini düşünmemişti hiç..Selma'yı son 4 aydır takip ettiğini beni affet demek için geri döndüğünü onu hiç unutmadığını nasıl anlatabilirdi ki?

Bu dökündü odayı kiralamıştı hapisten çıktıktan sonra..Selma'yı içerde olduğu her gün her saat aklında çıkarmamış,çıkaramamıştı..
Yıllar önce bir anda sebepsiz terkinin de sebebi buydu..Aranılıyordu Kemal..Üstü örtülmüş bir dava tanıklardan birinin bir süre sonra konuşmasıyla tekrar açılmış ve Kemal her yerde aranılır olmuştu..


****

Biraz işim var ama hikayeyi bugün tamamlayacağım...Valla!

24 Şubat 2010 Çarşamba

Dün akşam gezenti blog sahibi Moda'da idi..Keyifli bir eve davetliydik..

Evin sahibi zat-ı şahaneleri teyzem olur Berin Aral , çıtır yakışıklı Can Aral ve içerde o gece kaderinde Gökçem ile İngilizce çalışmak olan Billur Aral..Ha onlar hallerinden pek memnundu o ayrı..

Çok eğlendik..Bir fotoroman yaptık..Aslında önce biz Can'la dans etmeye başladık ve herşey böyle başladı sanırım.."Papatya gibisin beyaz ve ince" diye söylemeye başlayınca ben, yakışıklı kuzenim Can beni dansa davet etti..

Sonra fotograflar birbirini izledi..Teyzee! eyvallah :)

Can ile benim hikayemi de anlatayım da tam olsun madem..Can'ın ilk sevgilisi benim efenim..Bu velet daha 3 yaşındayken başladı bizim hikayemiz..Aslında elime doğdu diyebilirim ama neyse abi kendini bildi bileli beni beğenir..Bilirim..O çok demez sulandırmaz ama ben bilirim :)

Hatta Can'ın benim evleneceğim gün nikah dairesinde olay çıkarmışlığı vardır..Bildiğin ortalığı birbirine kattı...Acaba bana bişey mi demek istemiş o zamandan çocuk :))


neyse..


Can Aral..


Seni seviyorum yakışıklı çıtırım benim..


1-Kadın ve erkek helecan içindedirler.

Gözler telefonda,akıl hep ondadır.
Nazenin halet-i ruhiyeler ve kalplerde pır-pır kuşu!
Aşkın "başlangıç" hali.
En çok bu halini severim aşkın!



2-Kadın ve erkek ; artık sevgilidir onlar.
Minicik sahiplenişler,kadının aklı gelecekte , erkeğin aklı kadındadır.

Rahatlamıştır pır-pır kuşu.
Aşkın "uçarı" hali.
En çok bu halini severim aşkın!




3-Kadın ve erkek pır-pır'a uyum sağlamışlardır.
"Kendileri gibi olmaya"en nihayet başlamışlardır..
Kadının aklı hala gelecekte , erkeğin aklı akşam film sonrasındadır.

Aşkın "olgunluk"hali..





En çok bu halini severim aşkın..


4-Kadın ve erkek aynı evi paylaşıyorlardır artık.

Evli yada ev'siz farketmez.

Pır-pır kuşunu gören var mı?
Aşkın "tadından yenmez hali"hatta "yemede yanında yat hali"
Herkes kendi işiyle ilgilenirken diğerinin ne yaptığını yan gözlerle değil alenen izlemektedirler.
En çok bu halini severim...




5- Kadın ve erkek artık hareket çekebilecek kadar rahatlamışlardır.

"Kendisi olmanın" doruklarındadırlar..

Kadının aklı gelecekte erkeğin aklı kimbilr nerde?

Bir zamanlar , neydi o kuşun adı?

Aşkın "Gerçek"hali!

En çok...




Can sevgilim..

23 Şubat 2010 Salı



Soul Kitchen bir Fatih Akın filmi.

İzleyeli epey oluyor ama ben yeni yazıyorum :(

Film şahane baştan onu diyeyim..Bu kadar eğlenip koltukta mıkırdadığım film azdır..Ben genelde film izlerken susarım..Tıp! Ama bu filmde yerimde duramadım şaşırdım,kahkaha attım,üsüldüm sonra yine güldüm felan işte..

Hatta şunu düşünüyorum filmin orjinalini alıp sesini açıp hem dansedip hem filme takılmak zira filmin müzikleri beni deli etti:) Muhteşem! Edinilesi benden demesi...

Ve ne fena biliyor musunuz? Film Türkiye de 69 bin , Almanya'da 1 milyon civarında kişi tarafından izlenmiş..Umudumu yitirmeye başlayacağım yakında..:(

Ben bi de en çok neden sevdim biliyor musun bu filmi?
Film günümüzdeki çarçabukluğu,kardeşine bile güvenmeyeceksin kardeşimciliğe inat dost olmaktan,yemeğin gerçekten yemek gibi yenmesi ve tadına varılmasından ve vefadan bahsediyor..İşte ben sırf bu iyi niyetleri yüzünden bile severim soul kitchen'ı ve Fatih Akın'ı..
Ama benim tek sebebim bu değildi filme aşık olmam için..Sebeplerimden biri de;

Şimdi hazır mısınız?

Filmde benim takıldığım noktaya??





Bir adam bu kadar mı ......... .............. ..... .... ..... ............................. ............... ............. olur yafu??

Bittim.Bu kadarım ben:)) Derin duygular besliyorum biline..

Sirtaki en seksi oyunmuş onu farkettim.:)

Taam susuyorum artık yoksa...Sustuuummm...

Filmde oyunculuğunu konuşturan kişi uzak ara moritz dir..Evet evet benim derdim sadece sinemasal anlamda bir yorumda bulunmak...Yoksa adam seksiymiş hani şöyleymiş böyle de bakılırmış gibi bir derdim zinhar yok!! Olmadı dimi?? :))) Ben bile inanmadım oğlum kendime:))

Neyse işte..Gidin izleyin bence..Büyük eğlenceyi kaçırmayın..

Hım bu arada müzikleri dedim ya şahane diye;filmin iki cd lik bir soundtracki var efenim..

1. rated x – kool & the gang
2. hicky burr – quincy jones
3. i don't know – ruth brown
4. brown bag – boogaloo joe jones
5. we got more soul – dyke and the blazers
6. get the money – mongo santamaria
7. don't do it - syl johnson
8. get down – curtis mayfield
9. to sxoleio – the olympians
10. i want to be your man – zapp & roger
11. the creator has a master plan – louis armstrong
12. it’s your thing – the isley brothers
13. disko – jan delay

1. walking in dub – burning spear
2. soundhaudegen – sillywalks movement
3. fragosiriani – locomondo
4. manolis o hasiklis – shantel
5. mission of love – love ravers
6. sing song girl – er france
7. moon shayn – bad boy boogiez
8. arcilla – steven pfeffer
9. to blues tou paliokaravou – pavlos sidiropoulos
10. steve's la paloma – steve baker
11. sisters keepers dub – turtle bay country club
12. gang & gaebe - broke but busy
13. das letzte hemd hat leider keine taschen - hans albers


bi de filmin resmi sitesi müsikleri burdan da dinleyebilirsiniz..

http://www.soulkitchenfilm.com/

22 Şubat 2010 Pazartesi

Bu haftasonu planladığım ufak yolculuğumu işlerin yoğunluğu sebebiyle bir hafta ertelemek zorunda kaldım..Olsundu..Mutlu olmak için uzaklara gitmem gerekmiyordu. (Avutuyorum kendimi bozmayınız lütfen) Hem Mart daha güzel bi aydı seyahat için..(hala avutuyorum evet :)

Hastasonu yine sokaklarda geçti :)



Şirin cumartesi sabahı anneannesine kahvaltıya giderken..Halinden pek memnun görünmüyor dimi? Sabah mahmurluğu diyelim..






Sonra keyfi yerine geldi ama..Pikniğe gittik,ağaçlara tırmantık (bize deli bunlar diyenler oldu bozmadık hiç kendimizi ama biz:)


Şirin ağaca sarılıyor evet,sevdik ağacı benden öğrendi ağaca sarılmayı..:) Ehe ehe..



Oturduk piknik yaptık,kedileri besledik keyfimiz iyice yerine geldi..Çimlerde yuvarlanırken bu da..Pek romantiğiz dimi? :))





Cumartesi bol temiz hava bol kahkahalı geçti günümüz..


******
Pazar sabahı evden çıktığımızda yağmur başlamıştı ama biz vazgeçmedik sabah kahvaltısını ne olursa olsun açık havada deniz kıyısında yapacaktık..Kıçımız dondu mu dondu ama olsundu keyifliydik..Tarihi fırından aldığımız simitler sıcacık ve çıtır çıtırdı..



Akşam oldu Şirin uyudu erkenden,oksijeni niye verdim sanıyorsunuz :))
Sevdiklerim ve benim muhabbet saatimiz..


19 Şubat 2010 Cuma



Bugün öğlen itibariyle benim baharım geldi!

Kaçamak yaptım..İşten bi kaç saatliğine de olsa ,koşarak uzaklaştım...




Çengelköy'e gelmiş Berin'le Beyhan..Durur muyum ben? Atladım taksiye doğru Çengelköy'e, Çınaraltına:)




Güneş sıcacık ısıttı beni..Orta şekerli kahvemi denize bakarak içtim bugün..



Bahar geldi bana bugün..Sadece bu keyfi yaşadığım için, sadece o an orada güneş beni ısıttığı için mutlu oldum..Daha büyük bir sebep aramadan..


Takside camı açtım hemen bahar kokusunu çektim içime içime...Denizin kenarında büyük konaklara imrenerek baktım...İsmi "Saadet Yalısı" olan 27 numerolu beyaz konağı daha bi kıskandım ne yalan diyeyim?
Balık tutan amcayla sohbet ettim..Her öğlen gelirmiş amca balığa..77 yaşındaymış..Emekli olduktan sonra kahveye gideceğine balığa geliyormuş..Hem akşamları "Gülsüm teyzenle balık yiyoruz işte fena mı" dedi..Gülsüm teyze'ye hürmetlerimi ilettim yanından istemeden ayrılırken balıkçı dedenin.
Onlarda kaldı aklım..
Menemen yedim öğlen yemeğinde..ellerimle..ekmek bana bana:)
Bakın bahsi geçen menemen;



Öyle işte..Ben çabuk davranıp rol çaldım bu öğlen..İçim kıpır kıpır..Baharım geldi..

ekşimtrak!



ekşi sözlüğe sıklıkla girerim..

Bugünün açılış yazısına bayıldım :)))

paylaşamdan edemicim;


seks ile savaş arasındaki benzerlikler

ikisinde de kaba kuvvet degil, gelismis teknik kazanir.



utangaç not:öhöm :)

18 Şubat 2010 Perşembe

Önceki ruh halinden sıyrılmış sayılmam...Ama gerçek hayata da dönmek lazım değil mi?


Acaip bi site var.Çok eğlenceli hediyelikler satılıyor..
Veya kendiniz için dimi ama?
Bi de hani bana belki sürpriz yapmak istersiniz...kiki :)
Ya da iyi taam napiyim sefgilinize alın..Bu kıyağımı da unutmayın..

Bilenler vardır..Luna bilir misal..Bi ara göndermişti sanırım dimi kıslar??


BULDUMBULDUM


ben bi kaç tanesini çok sevimli buldum..


İşte beklenen an geldi! Bu barbekü kılıcıyla artık sosislere savaş açabilirsiniz. Bundan sonra tüm mangal partilerinin kahramanı siz olacaksınız! Hem de özel maskeniz ile gerçek kahramanlar gibi kimliğinizi de kimseye belli etmeyeceksiniz! Tüm sosisler artık sizden korkacak!





İnsanlığı suyun üzerinde yürüme hayaline biraz daha yakınlaştıran bu icat, sizin zıplama hareketinizle suyun ittirme gücünü kullanarak ilerlemenizi sağlıyor. Suda yüzmeyin. Suya dalmayın. Suyun üstünde pedal çevirerek gitmeyin. Suyun üstünde ZIPLAYIN. Sadece zıplayın. * Cihaz ile yapılan dünya hız rekoru 27 mildir.






Normal bir insanın hayatında 4200 saatini tuvalette oturarak geçirdiğini düşünürsek son derece faydalı bir buluş... Gerçek sudoku bağımlılıarı için mükemmel bir hediye!







Siz onu yakalayıp susturana kadar o durmayacak!Bu alarm saat malesef sus değince susan çal diyince çalan o bildiğiniz masum saatlerden değil. Bu deli canavar saat alarm saati geldiğinde sizin onu koyduğunuz masadan ya da komidinin üstünden kendini atarak deli gibi koşmaya başlıyor ve kendini sizden saklayacak bir yer arıyor. Siz de o güzel uykunuzdan kalkıp onu yakalayana kadar susmuyor!








Hepimiz güzel prensesin çirkin kurbağayı öpmesiyle kurbağanın prense dönüştüğü o güzel masalı biliriz. Size bu masalı gerçeğe dönüştürme şansınızın olduğunu söylesek? Evet doğru, fanusun içindeki bu sihirli kurbağayı ıslatınca kurbağa yakışıklı bir prense dönüşecek.


Bugün hafifim bi..

Dünki depresif halim kalmadı..Yerini tatlı bir kabullenişe bıraktı..Neyi kabullendiğimi bilemiyorum ama halimden memnunun şimdilik..
Tatlı,hafif ve ılık bir rüzgar var şimdi saçlarımı uçuşturan...

Yanaklarımı usul usul okşar durur..

Burnuma küçük kıyı kasabalarında birdenbire karşımıza çıkan hanımelilerin bayıltıcı kokuları geliyor...Bugün ki ödülüm bu diyorum kendime..

Çok katlı ve oksijen yoksunu plazalarda can çekişen ben bu ödülü dibine kadar yaşıyorum an itibariyle..

Kulağımda ney çalıyor...Habire Hz.Mevlana'nın ettiği kelamları okuyorum..Burnumda hala hanimeli kokusu...Hanımelinin balını emerken hayal ediyorum kendimi..Ayaklarım çıplak kırmızı oje bile sürmemişim,ellerim bisikletimin selesinde..Dünden kalma topraklar tırnaklarımın içine girmiş.Ne gam!!

Uzun etekle bisiklete binmeyeceğim bir daha diye okkalı bi küfür savuruyorum..Sonra komik geliyor kendime küfretmek, gülümsüyorum..

Yolun karşısında hasır tabure de oturan Salih bey amca "bu kız yine güler durur kendi kendine şimdi ne geldi acaba aklına" diye geçiriyor ak kafasından..

Herkesin kafa "ak" buralarda..Kötülük geçmiyor aklından hiç kimsenin..Haftalık 35 kişilik sıkıcı toplantılar yok,şirket karı yok,kişisel hedeflerini tutturma telaşı hiç yok!

Ayşe teyzenin akşama yemek yetiştirme telaşı,bisiklet tamircisi Hasan ustanın ufaklıklara bisiklet tamir etme telaşı var..

Benim yaşama telaşım bile kaybolmuş..Yaşıyorum yeri geldiğince..Gelmezse duruyorum..Sahiden duruyorum ama..Bahçem var bi sürü yeşillik-ot yetiştiriyorum bahçemde...

En güzel hanımelleri benim bahçemde..En çok mis kokan bahçe benim bahçem..Tek hırsım yetiştirdiklerim..Onlar da üzmüyor beni..Birbirleriyle yarış edercesine uzuyorlar göğe..

Saçlarımı kendim kesmeyi öğreniyorum..Yüzüm güneşten kızarmış hafif çillenmişim bile..

Burnum şeftali rengi..Boya deyince aklıma gelen şey artık taş evin dökülen sıvaları..

Ayaklarım çıplak hala..Upuzun beyaz şalvarımla kendimi hiç olmadığım kadar "güzel" hissediyorum..Hissetmesem ne gam!!

Bahçedeki salkım söğütlerin altında tahta sedire akşamüstleri hafif soğutulmuş şarabımı alıp kuruluyorum..Ne kitap var elimde ne toprak..Duruyorum yine ben..Beklemeden duruyorum..

Hayat bana geliyor burda..Ben duruyorum..

Işıl ışıl gözlerle duruyorum..

Şeffaf olmuşum beni gören içimi de görüyor..Pürüpak duruyorum..

Hafiflemişim ayaklarım yerden kesilmiş..Asılı duruyorum..

Kendimi böyle görüyorum..An itibariyle..

Dua etmediğim tek gün yok...Orda olmak için yaşıyorum..




18 Şubat 2010
İstanbul
14.56



17 Şubat 2010 Çarşamba

Uzun zamandır izlemiyorum..Bi dönem ardarda izlemiştim..

Böyle bi film nasıl dağıtırsa bende öyle dağılmıştım o zaman..

Şimdi fragmanı izledim yine dağıldım..Tekrar,bi kez daha,sıklıkla seyretme zamanı gelmiş..



Bu şarkıyı bu sesten kaç kez ardarda dinlediğimi hatırlamıyorum bile..
"till i find somebody" dimi? :)

depresifim,depresifsin,depresifler...
böyle iyi,böyle olmak da iyi,böyle de olmak lazım arada...
hadi akşam olsun eve gidip....

;;